Anahtar kelimeler: Mağdura Anadolu Görüşü Adalet Başvuran Hakaret Cezalandırılmasına İstemi İstanbul Sayisi
4. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARLARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI : ████████ E.- ████████ K., ███████ E.-████████ K.
    SUÇ : Hakaret
    İNCELEME KONUSU
    KARARLAR : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
    KANUN YARARINA
    BOZMA YOLUNA
    BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
    Hakaret suçundan sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 125/1-4, 62. ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddeleri gereğince 1.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2022 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ve aynı sanığın aynı mağdura karşı hakaret suçundan 5237 sayılı Kanunun 125/1-4, 62. ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddeleri gereğince 1.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. uyarınca da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2022 tarihli ve ███████ E., ████████ K. sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.02.2025 tarih ve █████████ sayılı istem yazıları ile Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    I. İSTEM
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
    "...Dosyalar kapsamına göre, İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ esas sayılı dosyasındaki sanığın katılan ...'a yönelik olarak ''Hadi sen ne o...pu çocuğusun, kimin köpeğisin köpek" şeklindeki sosyal medya üzerinden yapılan hakaret eylemi ile ilgili suç tarihinin █████/2021, iddianame düzenleme tarihinin ise █████/2022 olduğu, İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasındaki sanığın anılan katılana yönelik olarak "Hadi adi o...pu çocuğu" şeklindeki hakaret eylemi ile ilgili suç tarihinin █████/2021, iddianame düzenleme tarihinin ise █████/2022 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, her iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde kararlar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
    II. GEREKÇE
    5237 sayılı Kanun'un “Zincirleme Suç” başlıklı 43/1. maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden fikri içtima kuralı düzenlenmiştir.
    5237 sayılı Kanun'un sistematiğinde, kural olarak yasadaki suç tanımına uygun her bir netice ayrı bir suç oluşturmasına karşın, bu kuralın istisnalarına, 5237 sayılı Kanun'un “Suçların içtimaı” bölümünde, 42, 43 ve 44. maddelerine yer verilmiştir. Aynı nev’iden fikri içtima halinde, fiil yani hareket hukuksal anlamda tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Bu durumda hareket tek olduğu için, fail hakkında tek bir ceza verilecek, ancak bu ceza mağdur sayısı fazla olduğu için, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacaktır. (Ceza Genel Kurulunun 05.06.2012 tarih ve ██████-219 sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
    Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145, 08.07.2003 gün ve 189-207, 13.10.1998 gün ve 205-304, 20.03.1995 gün ve 48-68 ile 02.03.1987 gün ve 341-84 sayılı kararlarında "Aynı suç işleme kararı" kavramından, Kanun"un aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir.
    Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2016 tarihli ve ███████-847 Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur. Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir. Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
    Zincirleme suçla bağlantılı olması nedeniyle "Hukuki kesinti" kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır. Başka bir anlatımla sanık hakkında iddianame düzenlendikten sonra, sanık tarafından aynı suçun tekrar işlenmesi durumda, yeni ve ayrı bir suç söz konusu olacaktır. Buna karşın işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, sanığın aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura karşı yeniden suç işlemesi durumunda, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu ahvalde sanığın her suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmeyecek, sanığa bir suçtan ceza verildikten sonra hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasında artırım yapılacaktır. Buna göre, soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda, soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması halinde ise hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır.
    Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın, mağdura karşı 16.06.2021 tarihinde işlediği hakaret eylemi nedeniyle 04.01.2022 tarihinde iddianame düzenlendiği, İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2022 tarihli ve ███████ E., ████████ K. sayılı ilamıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve 25.01.2023 tarihinde bu kararın kesinleştiği, yine aynı sanık hakkında aynı mağdura karşı aynı suç tarihinde işlediği hakaret eylemi nedeniyle 10.03.2022 tarihinde iddianame düzenlenip İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2022 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı ilamıyla mahkumiyet kararı verildiği ve 08.06.2022 tarihinde kesinleştiği, her iki iddianameye konu eylemlerin, ilk iddianame tarihi olan 04.01.2022 tarihinden önce işlendiği, dava konusu suç içeren paylaşımların hangi saatte yapıldığı tespit edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı veya bu eylemlerin tek suç oluşturup oluşturmadığı araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinin gerektiği anlaşılmakla kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
    III. KARAR
    1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
    2. Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2022 tarihli ve ███████ E., ████████ K. sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2022 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
    3. Aynı Kanun maddesinin 4 (a) fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!