Anahtar kelimeler: Mahkûm Müteakip Yaptırmamak Kasıtlı Adalet Görüşü Başvuran Direnme Hakaret Suçlar
4. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI : ████████ E.- ████████ K.
    SUÇLAR :Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
    İNCELEME KONUSU
    KARAR : Mahkumiyet
    KANUN YARARINA
    BOZMA YOLUNA
    BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
    Hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanığın cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Yerel Mahkeme kararının 22.07.2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi nedeniyle, hakkındaki hükümlerin açıklanmasına, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından cezalandırılmasına yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve ██████████ sayılı istem yazısı Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    I. İSTEM
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
    "...Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2010 tarihli kararının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre sanığın farklı adresine █████/2010 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de,
    1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, öncelikle sanığın bilinen son adresi olan "Uydukent Mah. 117 Sk. 112 Blok Kat:1 Afyonkarahisar" adresine tebligat çıkarılması gerekirken, farklı adrese 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği ve tebligat mazbatasında haber verilen komşu isminin de yer almadığı anlaşıldığından yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu haliyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suçların işlendiği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
    2-Kabule göre de;
    Dosya kapsamına göre, sanığın eylemlerine uyan anılan suçlar için kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu █████/2008 tarihinde işlediği, █████/2010 tarihinde Mahkemece savunmasının alındığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı █████/2010 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı █████/2021 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
    II. GEREKÇE
    7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10. maddesi;
    "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
    (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmünü içermektedir
    Bu açıklamalara göre; 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese tebligat çıkarılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
    Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından sanık hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun’un 66. maddesi;
    "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
    a)Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
    b)Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
    c)Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
    d)Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
    e)Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.
    (2)Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
    (3)Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
    (4)Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
    (5)(Değişik fıkra: █████/2005-5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
    (6)Zamanaşımı tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
    (7)Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz." şeklinde,
    Anılan Kanun'un 67. maddesi;
    "(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
    (2) Bir suçla ilgili olarak;
    a)Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
    b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
    c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
    d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
    halinde, davazamanaşımı kesilir.
    (3)Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
    (4)Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." biçiminde düzenlenmiştir.
    Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 67/2. maddesinde, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
    Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un ██████. maddesi uyarınca hükmün açıklanabilmesi için usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir kararın bulunmasının gerektiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik gerekçeli kararın 7201 sayılı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca bilinen en son adrese tebliğ edilmesi gerekirken, farklı bir adrese aynı Kanun’un 21/1. maddesi uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bu nedenle kesinleşmediği ve denetim süresinin de işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli 2017/8-952 Esas ve ████████ Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın savunması olduğu anlaşıldığından, sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun'un 265/1 ve 125/3.a maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine ve 22.03.2010 tarihli savunmasına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1.(e) maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin karar tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu belirlendiğinden kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
    III. KARAR
    1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
    2. Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
    3. Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun'un 309/4.(d) maddesi uyarınca Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; sanık hakkında, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından açılan kamu davalarının, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.04.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!