Anahtar kelimeler: İtirazname İnceleyen Sayı Süreç Siirt Dosyayı Hukukî Gaziantep Öldürme Yoksunluğuna

İtirazname No : █████████KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1720-540I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.05.2017 tarihli ve 260-186 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince yapılan duruşmalı inceleme sonunda 27.02.2018 tarih ve 1720-540 sayı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.Kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 30.09.2020 tarih ve 2378-2106 sayı ile; temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.01.2021 tarih ve 7568 sayı ile; isnat edilen suçun sanık tarafından işlendiğinin şüphede kaldığı, bu nedenle mahkûmiyet hükmünün bozulması gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.06.2022 tarih ve 5325-5129 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSUİtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında maktul ...’a yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Olay yeri inceleme raporundan; 31.03.2014 tarihinde saat 14.00 sıralarında Siirt ili, Merkez ilçesi, ... Caddesi’ndeki... numaralı apartmanın önünde kalabalık iki grup arasında kavga meydana geldiğinin bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, etrafta kalabalık bir grubun toplanmış olduğunun görüldüğü, kavga sırasında yaralanan birçok kişinin hastaneye kaldırıldığı, maktul ...’ın hastanede öldüğünün öğrenildiği, kavganın 7 katlı, 20 numaralı binanın önünde kaldırımda meydana geldiği, bina önünde çok sayıda kan damlası olduğu, bu damlaların ayakkabı sürtünmesiyle birbirlerine karışmış oldukları, 20/a numaralı iş yerinin giriş kapısı önünde 2 adet bahçıvan testeresi, demir saplı çalı tırpanı, sapından ayrılmış bir bıçak ağzı ile bıçak sapı, tornavida ucu, 50 cm uzunluğunda süpürge sapı parçası, 20/c numaralı iş yerinin önünde tornavida sapı, güzellik salonunun giriş kapısında bıçak, 53 cm uzunluğunda 3 cm çapında sopa ile kemer bulunduğu, muhafaza altına alınan bir bıçağın da Siirt Devlet Hastanesindeki görevlilerden teslim alındığı, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 28.04.2014 tarihli uzmanlık raporundan; olay yerinde bulunan bıçaklarda herhangi bir vücut izine rastlanmadığı, 31.03.2014 tarihli otopsi raporundan; 173 cm boyunda, 80-90 kg ağırlığındaki erkek cesedinde çene alt kısımda 4x3 cm boyutlarında kırmızı renkte sıyrıklı ekimoz olduğu, göğüs sağ kısımda 1,7 cm uzunluğunda bir ucu dar, bir ucu geniş açılı kesici delici alet yarası bulunduğu, bu lezyonlar dışında cesette herhangi bir darp, cebir, kesici ve delici alet, ateşli silah yarası, boğma ve telem izine rastlanılmadığı, maktulün sol 3, 11, sağ 6 ve 9. kostalarının kırık olduğu, bu kırıkların yeniden canlandırma işlemine bağlı olarak oluştuğunun düşünüldüğü, kalpte 0,7 cm uzunluğunda miyokart kesisi bulunduğu, bu yaranın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, çene alt kısımdaki küt travmatik lezyonun öldürücü nitelikte olmadığı, kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ kesilmesinden kaynaklanan iç kanama sonucu meydana geldiği,Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca düzenlenen 05.11.2014 tarihli rapordan; maktulün kaburga kırıklarının yeniden canlandırma işlemi sırasında oluşmasının mümkün olduğu, kişinin kesici delici alet yaralanması haricinde başkaca travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı,Siirt Devlet Hastanesince sanık hakkında düzenlenen 31.03.2014 tarihli rapordan; başın arka kısmında saçlı deride 2 adet 2 cm uzunluğunda, başın ön tarafında 1-2 cm uzunluğunda 1 adet laserasyon bulunduğu, başa 17 dikiş atıldığı; Muş Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27.06.2014 tarihli raporundan; sanıktaki yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,İnceleme dışı sanık ve mağdurlar hakkında düzenlenen adli raporlardan; ... ...’nun baş bölgesindeki yaralanmanın yüzde sabit ize neden olduğu, ...’nun orta (3) derecede kemik kırığına, hemotoraks ve pnömotoraksa yol açan yaralanmasının şahsın yaşamsal tehlike geçirmesine neden olduğu, ...’ın baş bölgesinde orta (3) derecede lineer kırığa, epidural kanamaya yol açan yaralanmasının şahsın yaşamını tehlikeye soktuğu, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, ..., ... ..., ... ve ... ...’nun baş bölgesindeki, ...’in el ve sırtındaki yaraların basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, ...’nun sol bacağında, ... ...’nun boyun ve baş bölgelerinde bıçakla meydana gelen yaraların da basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Polis Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 13.05.2024 tarihli rapordan; olay yerinde bulunan sapından ayrılmış bıçağın kesici kısmındaki kan örneği ile maktulün kan örneğinin genotipik olarak uyumlu oldukları, olay yerinde bulunan 50 cm uzunluğundaki ahşap süpürge sapının tutma yerinden alınan kan örneği ile maktulün pantolonundan alınan kan örneklerinin sanık ...’dan alınan kan örneği ile genotipik olarak uyumlu oldukları, maktulün çorabında, sanık ...’nun sağ ayakkabısında, ...’nun kazağındaki kan örneklerinin ...’dan alınan kan örneği ile genotipik olarak uyumlu oldukları, ... ve ...’in pantolonlarındaki kan lekelerinin ...’ndan alınan kan örneği ile genotipik olarak uyumlu oldukları, ...’a ait gömlekte bulunan kan örneğinin ... ...’ndan alınan kan örneği ile genotipik olarak uyumlu olduğu, ... ...’nun pantolonundan alınan kan lekesinin ...’ndan alınan kan örneği ile genotipik olarak uyumlu olduğu, olay yerinden alınan 9 ve 15 numaralı kan lekelerinin, olay yerinde bulunan sarı saplı testerenin sapından alınan kan lekesinin, maktulün ceketinde iki ayrı yerinde bulunan kan lekeleri ile maktulün kazağında bulunan kan lekesinin; maktulün ve sanığın yanı sıra inceleme dışı 19 ayrı mağdur ve sanıktan alınan kan örnekleri dışında, başka bir erkeğin kan örneği ile genotipik olarak uyumlu olduğu, tespit edilemeyen bu şahsa ait genotipin sarı saplı testere sapında ...’ın genotipiyle karışık olarak bulunduğu, turuncu saplı testere dişlerinden alınan örneklerde ... ile ...’nun genotiplerinin karışık olarak bulunduğu, olay yerinde bulunan Colombia marka bıçağın sap kısmındaki kan örneğinde ... ile ...’nun genotiplerinin karışık olarak bulunduğu, ... ...’nun pantolonundaki kan örneğinde, ... ile ... ...’nun genotiplerinin karışık olarak bulunduğu, 01.04.2014 tarihli güvenlik kamerası izleme tutanağından; kamera saatine göre saat 11.27.45’te, olay yerine doğru sağ elinde sopa olduğu hâlde giden kişinin ... ... olduğunun değerlendirildiğinin belirtildiği, Anlaşılmaktadır. İnceleme dışı sanık - katılan ... mahkemede; maktulün kardeşi olduğunu, olaydan bir gün önce yerel seçimlerin yapıldığını, belediye başkanı adayı olan abisi maktul ...’in seçimi kaybettiğini, olay sabahı kendisinin evde uyuduğu sırada evlerinin önünden geçen sanık ...’nun o sırada 7. kattaki balkonda bulunan eşi ...’ye parmak sallayarak tehdit ettiğini, eşinin olay çıkmaması için durumu kendisine haber vermediğini ancak yeğenlerini arayıp olanı bunlara anlattığını ve kendilerine dikkat etmelerini söylediğini, ...'in olay sırasında sanığın yanında olduğunu, olay çıkmaması için sanığı olay yerinden uzaklaştırarak evlerine götürdüğünü, akrabalarının evin önünde toplanmaya başlaması ile olaydan haberdar olduğunu, kendisinin de aşağıya indiğini, abisi maktulün belediye başkanı seçilen ... ...’nun telefonla aradığını ancak kendisine ulaşamadığını, ...’nun "Geliyorlar, kaçın!" diye bağırması ile kavga çıkacağını anladığını, kendilerine doğru gelen kalabalıkta sanık ... kardeşleri ..., ... ve ... ile makam şoförü ... ve babası ...’i gördüğün, ...'u olay yerinde görmediğini, fakat tanımadığı çok sayıda kişinin daha bu grupta olduğunu, bu kişilerin ellerinde bez ile sarılmış sopalar gördüğünü, kalabalık grubun ağabeyi maktul ...’e yöneldiğini, gelen şahısların ellerinde sopalar ve bıçaklar olduğunu, zarar gelmesin diye abisi maktulün önüne geçtiğini, inceleme dışı sanık ...’in kendisini karnından ve bacağından bıçaklayarak yaraladığını, arka taraftan başına ve sırtına da vurulduğunu, sırtındaki kemiklerin kırıldığını, yaralanınca yere düştüğünü, bu esnada abisi maktulün etrafında çok sayıda kişinin bulunduğunu, "Vuruldu, kaçalım!" diye bir ses işittiğini, kendisi bıçak yaralanınca ..., ..., ... ve sanık ... ile ...’in maktule saldırdıklarını, saldıranlar arasında tanımadığı insanların da bulunduğunu, İnceleme dışı sanık- katılan ... mahkemede; maktulün oğlu olduğunu, seçim günü sanık tarafıyla aralarında ufak çaplı bir arbede yaşandığını ancak bu olayın yatıştırıldığını, seçim akşamı cep telefonuna sanık ... tarafından gönderilmiş bir mesaj gördüğünü, mesajda sanığın babasına küfrettiği için kendisine göstereceğine ilişkin ifadeler bulunduğunu, sanığa, babasının kendisinin amcası olduğunu, amcasına küfredemeyeceğini belirten bir cevap gönderdiğini, sanığın bunun üzerine "O zaman bir yanlış anlaşılma olmuş." diye bir mesaj gönderdiğini, olay günü ...’nin kardeşi...'i telefonla arayıp sanığın evlerinin önünde dolaştığını ve kendilerine parmak sallayarak tehdit ettiğini söylediğini, bu durumu konuşmak için amcası ...’ın evinin önünde buluştukların, olay yerinde, kendisinden başka, kardeşi..., babası maktul ..., ..., ... ve ...’ın da bulunduğunu, maktulün birkaç kez belediye Başkanı ...'u aradığını fakat görüşemediğini, her iki tarafla akraba olan ...’in yanlarına gelip gittiğini, ...’in Arapça olarak babasına "Onları ben içeride tutuyorum." dediğini, kendilerinin ...'e "Aşağıya insinler, yoksa eşlerinin yanlarından alacağız." şeklinde bir cümle sarf etmediklerini, çıkan kavga sırasında ..., ... ve sanık ...’in kendilerine saldırdıklarını, hepsinin elinde bir cisim olduğunu, ...’in, tanımadığı ve profesyonel olduklarını tahmin ettiği bir grup ile birlikte babası maktule saldırdığını, maktule saldıranlar arasında elinde parlak bir cisim olan ...'u da gördüğünü, ..., ... ve sanık ...’in kendilerinden sonra maktulün olduğu tarafa yöneldiklerini, maktulün etrafında 10 kişi bulunduğunu, maktulün bir ara yere yığıldığını, yere yığılmadan önce ise ...’nın elindeki bir nesne ile maktulün göğsüne vurduğunu, ...'un arka tarafta parlak bir şeyler ile vurduğunu gördüğünü fakat bu nesneyi tam olarak hatırlamadığını, İnceleme dışı sanık – katılan... ... mahkemede; maktulün oğlu olduğunu, olay günü amcası ...’ın evinin önünde bulundukları sırada kendilerine bir grup insanın saldırdığını, grubun önünde, ..., ..., ... ve ...'ı gördüğünü, Belediye Başkanı ...'u olay yerinde görmediğini, olay yerinde tanımadığı birçok kişinin daha bulunduğunu, herkesin elinde bıçak sopa, satır vb. nesneler olduğunu fakat kimin elinde ne olduğunu hatırlamadığını, önce ... ile karşılaştığını, ...'nın elindeki sopa ile kendisine vurmaya çalıştığını, 5- 6 kişilik bir grubun ...’na sürekli vurduklarını, gruptakilerde sadece ...’i tanıdığını diğerlerinin yabancı olduklarını, sanık ...'in elindeki bıçağı ...'a salladığını gördüğünü, ...’in kendisini savunurken kayıp yere düştüğünü, sanık ... düşen ...'a tam bıçağı vuracağı sırada müdahale ederek sanığı iteklediğini, 2 metre uzağında maktulü gördüğünü, maktulün etrafında ..., ... ve ...’in bulunduğunu, her üçünde de bıçak olduğunu, her ne kadar ...’in maktulü bıçakladığını kabul etse de maktule saldıran grupta ...’i görmediğini, maktul yere yığıldığınca başında bulunan ..., sanık ... ve ...’ın hep beraber kaçtıklarını, İnceleme dışı mağdur sanık ... ... mahkemede; olay günü ...’ın evinin önünde toplandıklarını, ...'nun "Kaçın geliyorlar!" diye bağırması üzerine kaçmaya çalıştıklarını fakat başaramadıklarını, 20’den fazla kişinin kendilerine saldırdıklarını, hepsinin elinde bıçak ve sopalar bulunduğunu, kendisine ilk saldıranın ... ... olduğunu, ... ve ...'nın ellerindeki sopalarla kendisine vurduklarını, ...'nın elinde ayrıca bir bıçak olduğunu, bıçakla yaralandığını, daha sonra oğlu ...'ın yanına gittiğini, ardından ise maktul ...'in bulunduğu yöne gittiğini, ...’nın maktule bıçakla birkaç hamle yaptığını, maktul ...’in yanında ..., ... ve ...'in bulunduğunu, maktule kimin ne ile vurduğu görmediğini, ... ...’nun da olay yerinde elinde silahla durduğunu,İnceleme dışı mağdur sanık ... mahkemede; olay yerine gelen iki araçtan toplam 9-10 kişinin çıktığını, hepsinin ellerinde sopa ve bıçaklar olduğunu, maktul ...'e kaçalım dediğini, gelen şahıslardan önce ... ve ...’ın kendisine saldırdıklarını, her ikisinin elinde sopa olduğunu, ...'in elinde ayrıca bir bıçak da bulunduğunu, bu şahısların kendisini yaraladıktan sonra ...'a yöneldiklerini, ...’ı da darbettiklerini, olay yerinde ..., ..., ..., ..., sanık ... ve ...'u gördüğünü, fakat ...'un olaya karışmadığını, maktul bıçaklanıp yere düştükten sonra "Bırakın kaçın." diye ses işittiğini, başından 4 darbe aldığını, maktulü kimin bıçakladığını görmediğini, ..., ... ve ...'in maktul yere düştükten sonra onun yanından kaçarak uzaklaştıklarını gördüğünü, ...'i kaçanlar arasında görmediğini, maktul darbedildiği esnada kimseyi görmediğini çünkü o sırada kendisinin de darbedildiğini,İnceleme dışı mağdur ... mahkemede; ...’ın eşi olduğunu, olay günü kızı ile birlikte mutfakta bulunduğu sırada kızının mutfak camından aşağıya baktığını ve kendisine sanık ...'nun yukarı doğru bakarak parmak salladığını ve bir şeyler söylediğini ifade ettiğini, bunun üzerine camdan baktığını, sanık ...'nun kendisine parmak sallayarak "Bu yanınıza kalmaz." şeklinde bir şeyler söylediğini, kendisinin de parmak sallayarak sanığa aynı şekilde cevap verdiğini, sanığın yanına gelen ...’in ...'i kolundan tutup itekleyerek götürmeye çalıştığını, 15 dakika sonra çeşitli sesler işitince aşağıya baktığında 6-7 kişinin ...’nu dövdüklerini gördüğünü, olay yerine gittiğinde maktulü ve eşi ...’ı kan içinde yerde yatarken gördüğünü, maktulün etrafında bıçak, testere, sopa gibi cisimler olduğunu, eliyle toplayıp bu cisimleri bir kenara koyduğunu, Tanık ... istinabe olunan mahkemede; maktulün kardeşi ... ile aynı apartmanda oturduklarını, olay günü sesler duyması üzerine balkona çıktığında, ...’ın, maktul ...’in ve yanlarındaki 4 kişinin 10-15 kişilik bir grupla kavga ettiklerini gördüğünü, kalabalık gruptaki şahısların ellerinde sopalar ve palalar bulunduğunu, ... ile maktulün ellerinde bir şey görmediğini, 60 yaşlarında, koyu renk ceketli bir şahsın elindeki kalın tahta sopa ile maktulün başına, kulağının arka kısmına gelecek şekilde vurduğunu, maktulün sendelediğini, bu şahsın bir kez daha maktule vurduğunu, kendisinin içeri girip polisi aradığını, balkona çıkıp dışarı baktığında maktulü yerde gördüğünü,İnceleme dışı sanık ... ... mahkemede; 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerde ... Belediye Başkanı seçildiğini, evinin yakınında meydana gelen kavga sırasında olay yerinde bulunmadığını, kavga çıktığını duyan ev halkının evden çıkmasına izin vermediklerini,İnceleme dışı sanık ... mahkemede; belediye başkanı seçilen ...’un kardeşi olduğunu, olay günü evlerinin dışında kalabalık bir grubun toplandığını, dışarıda toplananların "Aşağıya insinler, yoksa yukarı çıkıp eşlerinin yanlarından onları alacağız!" şeklinde sözler söylediğine ilişkin birinin söz söylediğini, kendilerini güvende hissetmedikleri için kardeşleri sanık ... ve ... ile birlikte aşağıya indiklerini, sokağın başında abisi ...'yı gördüğünü, ... ile kendisin elinde doğalgaz borusu olduğunu, sanık ...'in elinde bir şey olmadığını, ...'nın elinde bir şey olup olmadığını hatırlamadığını, ..., ... ve ...'i olay yerinde gördüğünü, ...’in elinde testere, ...’ın elinde bıçak ve ... ve ...’ın ellerinde ise tahra olduğunu, önce ... ile karşılaştığını, sağ yanında maktul ...’in olduğunu, ...’ın bıçakla hamle yaptığı sırada kendisini korumak için geri çekildiğini, yerde sapı metal kısmından ayrılmak üzere olan bir bıçak gördüğünü, bıçağı alıp kendisini korumaya çalıştığını, ...’ın yere düştüğünü, ardından da maktul ...’in kendisinin üzerine bilerek ya da istem dışı düştüğünü, ağırlığın tesiri ile yere çömeldiğini, üzerinden atmak için sağ elinde bıçak olduğu hâlde, maktulü sol eli ile ittirdiğini, maktulü kasten bıçaklamadığını, ittirdiği esnada bıçağı fark etmediği için maktulün bu şekilde yaralanmış olabileceğini, bıçağın metal kısmının daha sonra sap kısmından ayrılıp düştüğünü, ...'ın kendisine doğru geldiğini fark edince bıçağın sap kısmını ...’a savurduğunu, olay yerinde sadece abisi ..., ... ve kardeşi ...'in olduğunu, ... ile abisi ...’u olay yerinde görmediğini, İnceleme dışı sanık ... ... mahkemede; sanığın kardeşi olduğunu, kavga sırasında ...’nun elinde paslı bir nacak gördüğünü, ... ...'nun elinde kemer, ... ...'nun elinde ise bıçak olduğunu, ... ile maktulün kavga ettiklerini, yanlarında ...’ın olduğunu, bunlarla aralarında yaklaşık 10 metre mesafe olduğu için herhangi bir temaslarının bulunmadığını, ...’ın ... ile kavga ettiğini, ... ...'i bıçaklamak isterken ...'ın eline paspas sopası ile vurduğunu, ..., ..., ...'i olay yerinde gördüğünü, olay yerine ... ve ... ile birlikte geldiğini, ...’in olaya hiç karışmadığını, ...'ın olaya dâhil olduğunu fakat kimle kavga ettiğini ve ne yaptığını bilmediğini, maktule karşı herhangi bir fiziki teması olmadığını, ... ...’nun kemerle kendisine vurmaya çalıştığını, kendisinin de süpürge sapı ile karşılık verdiğini, sol tarafında ise ...’in ...’la kavga hâlinde olduğunu, İnceleme dışı sanık ... mahkemede; sanığın kardeşi olduğunu, olay günü ... ve ...'in aşağıya indiklerini duyunca peşlerinden gittiğini, ...’in kalabalığı sakinleştirmeye çalıştığını, ...’nun nacakla bileğine vurarak kendisini yaraladığını, ardından ...’ın bıçak ile kendisine saldırdığını, isimlerini bilmediği genç şahısların ellerindeki testere ve kemerlerle kendisine vurduklarını, İnceleme dışı sanık ... mahkemede; belediye başkanının makam şöförü olduğunu, babası ..., ... ve ... ile birlikte başkanın oturduğu sokağa geldiklerinde kavga çıktığını gördüklerini, ...'nın olay yerine koştuğunu, peşinden kendisinin de gittiğini, ...’nun elinde nacak, tanımadığı birkaç gencin elinde ise bıçak ve nacaklar olduğunu, kendi elinde ise bir şey olmadığını, yerden aldığı bir sopa ile ...’na vurduğunu, ...’in ise nacakla koluna vurduğunu, başka kimse ile kavga etmediğini, kavga ettiği yer ile maktulün bulunduğu yer arasında 15 metre kadar mesafe olduğunu, maktule kimin vurduğunu görmediğini, İfade etmişlerdir.Sanık mahkemede; belediye başkanı seçilen ... ...’nun kardeşi olduğunu, seçim gününden sonra saat 12.30 sularında öğretmen arkadaşı ile spor salonunda buluşmak üzere sözleştiğini, maktulün kardeşi ...'ın evinin önünden geçtiği sırada en üst katın balkonundan ...’nin kendisine hitaben "Buralarda ne geziyorsun?" şeklinde sözler söylediğini duyduğunu, bunun üzerine "Ne konuşuyorsunuz, içeriye geçin." tarzında el işareti yaptığını, yolda eniştesi ...'i gördüğünü, ...’in kolundan tutarak kendisini eve geri götürdüğünü, evdeki konuşmalardan dışarıdaki kalabalığın dışarı çıkmaz iseler gelip kendilerini eşlerinin yanından evden alacaklarını söylediklerine ilişkin sözler işittiğini, bir anlık öfke ile kardeşi ... aşağıya indiklerini, köşeyi dönmeleri ile kavganın başladığını, ...'ı elindeki bıçakla ...’e doğru hamle yaparken gördüğünü, bir kişinin ...’in üzerine çullandığını, bu şahsın maktul ... olup olmadığını bilmediğini, olay esnasında kimseye vurmadığını, ...'ın elinde testere, ...'in elinde tahra olduğunu, kavga etme amacıyla gitmedikleri için ellerinde herhangi bir şey olmadığını, olay yerinde buldukları nesneleri alıp kullanmaya çalıştıklarını, ...’in tahra ile, ...’ın ise testere ile başına vurduğunu, üçüncü bir kişinin daha olduğunu ama bu şahsı hatırlamadığını, ...'ın elinde testere, ...'ın elinde tahra, ...'in elinde ise demirden bir cisim gördüğünü, bunlara doğru yöneldiğini ama temas etmediklerini, ... ağabeyinin bulunduğu yere yöneldiğini, kaldırıma adımını atamadan başına darbe aldığını, sonrasını hatırlamadığını savunmuştur.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konularına İlişkin GörüşlerAnayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak maddi sorunu çözecektir (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139.). Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357.).Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkânı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282.) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı karar.).Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı karar).Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanık ...’nun ağabeyi ... ... ile maktul ...’ın, 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerinde farklı partilerden Siirt iline bağlı ... ilçesi belediye başkan adayı olarak seçime katıldıkları, bu nedenle maktulün ailesi ile sanığın ailesi arasında gerginlik bulunduğu, olay günü maktul ...’in kardeşi ...’ın Siirt il merkezindeki evinin önünden geçen sanık ... ile ...’ın eşi ... arasında parmak sallama nedeniyle tartışma çıktığı, ...'nin telefonla araması ile olaydan haberdar olan maktul ... ve yakınlarının, ...’ın evinin önünde toplanmaya başladıkları, yakınlarda ikamet eden sanık ve kardeşleri ile inceleme dışı diğer sanıkların toplanan bu grubun yanına gitmeleriyle kavga çıktığı, sopa, bıçak ve testerelerin kullanıldığı kavga sırasında her iki taraftan çok sayıda kişinin yaralandığı, sanığın da aldığı darbelerle başında kesiler oluşacak şekilde yaralandığı, kavga sırasında maktul ...’in inceleme dışı sanık ... tarafından kalbinden bıçaklandığı, sanığın da ...’in bu eylemi sırasında maktule sopa ile vurarak fiil üzerinde hâkimiyet kurmak suretiyle öldürme suçuna iştirak ettiğinin iddia edildiği, olay yeri inceleme raporuna göre olay yerinde çok sayıda kan damlasının bulunduğu, kan izlerinin üzerlerine basılması nedeniyle birbirlerine karışmış olduğu, maktulün çene altında 4x3 cm boyutlarında sıyrıklı ekimoz bulunduğu, olay yerinde bulunan 50 cm boyundaki süpürge sapında ve maktulün pantolonunda sanığın kanına rastlandığı, olay yerinde bulunan sapından ayrılmış bıçakta maktulün kanının tespit edildiği, maktulün çorabında kardeşi ...’ın kanının tespit edildiği, maktulün ceketinin iki ayrı yerinde ve kazağında, zeminde iki ayrı yerde ve olay yerinde bulunan testere sapında sanık ve maktul ile kan örnekleri alınan inceleme dışı sanık ve mağdur dışında başka bir erkek kişinin kanı görüldüğünün belirtildiği, tanık ...’in mahkemede, koyu renk ceket veya mont giymiş 60 yaşlarında bir şahsın elindeki kalın tahta sopa ile maktul ...'ın kafasına iki kez vurduğunu ifade ettiği, sanığın suçlamaları kabul etmediği, sanıklar beraber haklarında maktulü öldürme suçundan dava açılan inceleme dışı sanığın kardeşleri ..., ... ve ... ile makam şoförlüğü yapan ... hakkında beraat kararları verildiği anlaşılan dosyada; Pantolonunda sanığın kanına rastlanan maktulün çenesinde 3x4 cm ebadında ekimoz bulunması, olay yerinde bulunan 7 numaralı delil olarak işaretlenen ahşap süpürge sapının tutma yerinde yine sanığa ait kan örneği görülmesi, sanığın meydana gelen kavga sırasında ahşap süpürge sapı kullandığını ikrar etmesi, ölenin kardeşi ...'ın, sanığın da maktule saldıran kişiler arasında bulunduğuna ilişkin beyanı ve kavgaya katılan ... ile ölenin oğlu...'in, maktul bıçaklanıp yere düştükten hemen sonra etrafından kaçışanlar arasında sanığın da bulunduğuna ilişkin anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanık ...'nun inceleme dışı sanık ... ile kavga sırasında aldığı suç işleme kararı doğrultusunda, maktule sopa ile vurmak suretiyle de fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurduğu, bu şekilde maktule yönelik kasten öldürme suçuna TCK'nın 37. maddesinde düzenlendiği şekliyle müşterek fail olarak iştirak ettiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Gerekçe bölümünde ayrıntılarına yer verilen açıklamalar doğrultusunda oluşturulduğu değerlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ileri sürülen nedenlerin yerinde olduğu anlaşılmakla; in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince derece mahkemelerinin ve Özel Dairenin kararlarında isabet bulunmadığını düşündüğümden Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifim."Bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşünceyle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde yapılan ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 05.03.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.