Anahtar kelimeler: Alıkoyduğunun İtirazname Alıkonulması Barındırarak Kaçırılması Evinde Kızı İnceleyen Rızası Süreç

İtirazname No : ███████████KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 693-578I. HUKUKÎ SÜREÇÇocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/1, 109/3-f, 43/1, 62 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Kahramanmaraş 8. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.06.2015 tarihli ve 693-578 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 18.05.2022 tarih, 10631-7387 sayı ve "İddianamedeki anlatımda 'şüphelinin müştekinin rızası dışında müştekinin kızı olan mağduru evinde barındırarak alıkoyduğu'nun belirtilmesi, mağdur ve sanığın anlatımlarına göre de mağdurenin değişik zamanlarda birden fazla kez sanığın evine gidip orada kaldığının kabul edilmesi ve Mahkemece duruşmada ilk defa ortaya çıkan durum nedeni ile TCK'nın 43. maddesi gereğince ek savunma verilerek ceza arttırımı yapılmış olması nedeni ile tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir." açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.06.2022 tarih ve 334639 sayı ile; 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesinde yer alan 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.' şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu gözetildiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen iddianamede tek eylemden dolayı kamu davası açıldığı, atılı suçun zincirleme şekilde işlendiğine dair anlatım da bulunmadığı hâlde, yazılı şekilde ek savunma hakkı verilerek sanık hakkında belirlenen cezada TCK'nın 43. maddesi uyarınca arttırım yapılmasının hukuka aykırı olduğu" düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 28.09.2022 tarih ve 2911-13062 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianamedeki anlatıma göre, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu değişik zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla işlediği iddiası ile açılmış bir kamu davası bulunup bulunmadığının, bu bağlamda sanığın cezasından TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca artırım yapan Yerel Mahkeme kararının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.09.2014 tarih ve 4400-1942 sayı ile sanık hakkında; "Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelinin müştekinin rızası dışında müştekinin kızı olan mağduru evinde barındırarak alıkoyduğu, böylece şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği," açıklamasına yer verilen iddianame ile kamu davası açılırken, suç tarihinin "2014", suç yerinin "Kahramanmaraş", sevk maddelerinin "TCK 234/3, 53/1" olarak gösterildiği ve eylemin "Çocuğun Alıkonulması" olarak nitelendirildiği, Sanığa 10.12.2014 tarihli oturumda eyleminin sübutu hâlinde TCK'nın 109/1-3-f, 43 ve 53. maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen CMK'nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı verildiği, Anlaşılmıştır.V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarKonu ile ilgili düzenlemeler şöyledir:Anayasa"A. Hak arama hürriyetiMadde 36 – Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.",İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi madde 6"Adil Yargılanma hakkı...3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek,...",5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisiMadde 225- (1) "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. (2) - Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.","Kamu davasını açma göreviMadde 170- (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;a) Şüphelinin kimliği,b) Müdafii,c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,g) Şikâyetin yapıldığı tarih,h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,j) Suçun delilleri,k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,Gösterilir.(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.","Suçun niteliğinin değişmesiMadde 226 - (1) "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.",Türk Ceza Kanunu"Zincirleme suçMadde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır...","Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaMadde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir....(3) Bu suçun;f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır...","Çocuğun kaçırılması ve alıkonulmasıMadde 234- (1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2) Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır...".Ceza kovuşturmasının başlaması ve yargılamanın icrası, usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir iddianame ya da iddianame yerine geçen belgenin varlığına, yani açılmış bir kamu davasının mevcudiyetine bağlıdır. Zira davasız yargılama olmaz. Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir (CMK madde 170/1). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa, Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler (CMK madde 170/2). İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır (CMK madde 170/4). Yasanın öngördüğü şartlara uygun olarak düzenlenmiş bir iddianame/dava açan belge, davayı hem açar hem de sınırlarını tayin eder. Yargılama ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında icra edilir. Hüküm de iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir (CMK madde 225).Anılan düzenlemeler, bir yönüyle yargılamanın konu ve sınırlarını belirlerken diğer yandan da adil yargılanma hakkı (Anayasa madde 36, İHAS madde 6/3-a) bağlamında savunma hakkının etkin kullanılabilmesinin teminatlarını oluşturur.Şöyle ki; herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir (Anayasa madde 36). Bir suç ile itham edilen herkes kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek (İHAS madde 6/3-a) hakkına sahiptir. Savunma hakkı, öncelikle ithamın öğrenilmesi ile mümkün olur ve etkili biçimde kullanılabilir. Bu durumda Sözleşmenin, ithamı öğrenmenin asgari standardını, yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinin, ayrıntılı ve anlaşılabilir bir dille açıklanması olarak belirlediği söylenmelidir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin istikrar kazanmış uygulamalarına göre ve tartışma konusu bağlamında iddianamede eylemle ilgili olarak açılmış bir davanın varlığından bahsedebilmek için; isnat edilen fiil (suç), fiilin dayandığı maddi olgular (İnceoğlu Sibel Adil Yargılanma Hakkı s. 315 Ofner and Hopfinger/Austria, Appl. No ██████ ██████ 23.11.1962) ile bu maddi olguların hukuki nitelendirilmesine (İnceoğlu age s. 315 Brozicek/Italy) açıkça ve anlaşılır biçimde (CGK 06.11.2007 tarihli ve 213-224, 16.4.2013 tarihli ve 49-146 sayılı) yer verilmesi gerekir. Hukuki nitelendirme/vasıflandırma; isnat edilen fiilin (suçun), maddi olgularla birlikte açıkça ve anlaşılır biçimde anlatılmak ön şartıyla, suç adının ve/veya sevk maddesinin gösterilmiş olmasını da zorunlu kılar (CGK 10.5.2022 tarihli ve 495-317).Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararlarına (CGK 13.5.1997 tarihli ve 76-114, 13.3.2018 tarihli ve 902-97, 24.3.2022 tarihli ve 527-208 sayılı) göre, bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan dolaylı olarak söz edilmesi, o olay hakkında dava açıldığını göstermez. İddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olay bağlamında değil doğrudan ve bağımsız olarak açıklanması gerekir.Mamafih, fiille bağlı olan mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir (CMK madde 225). Davaya konu edilen ve sabit görülen fiilin hukuki vasıflandırılması mahkemeye ait bir yetkidir. Ancak sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez (CMK madde 226). Bu nedenle mahkeme, sübut bulan fiilin, iddianamede anlatılan suçu değil ve fakat bir başka suçu oluşturduğu düşüncesinde ise CMK'nın 226. maddesi gereğince durumdan sanığı haberdar edip (ek) savunmasını sormalıdır. Her halûkârda, hukuki vasfı değiştiği kabul edilen fiilin, öncelikle yukarıda yer verilen usule uygun biçimde iddianamede anlatılmış olması gerekir. Aksi hâlde iddianamede usulünce anlatılmayan bir fiille ilgili olarak CMK'nın 226. maddesi gereğince sanığa (ek) savunmasının sorulması suretiyle hüküm kurulamaz (CGK 09.10.2007 tarihli ve 44-200, 20.01.2004 tarihli ve 313-6 sayılı).Öte yandan, TCK'nın 43. maddesinin ilk fıkrasındaki düzenlemeden anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda artırılmaktadır. TCK'nın 43. maddesinin ilk fıkrasına göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,B. Somut Olayda Hukuki DeğerlendirmeKahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.09.2014 tarih ve 4400-1942 sayı ile sanık hakkında; "Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelinin müştekinin rızası dışında müştekinin kızı olan mağduru evinde barındırarak alıkoyduğu, böylece şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği," açıklamasına yer verilen iddianame ile kamu davası açılırken suç tarihinin "2014", suç yerinin "Kahramanmaraş", sevk maddelerinin "TCK 234/3, 53/1" olarak gösterildiği ve eylemin "Çocuğun Alıkonulması" olarak nitelendirildiği; sanığa 10.12.2014 tarihli oturumda eyleminin sübutu hâlinde TCK'nın 109/1-3-f, 43 ve 53. maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen CMK'nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı verildiği anlaşılan olayda;İnceleme konusu iddianamede sanığın suç oluşturan alıkoyma eyleminin temadi eden tek fiil olarak açıklanması, TCK'nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek şekilde eylemin aynı mağdura yönelik olarak değişik zamanlarda işlendiğine ilişkin bir anlatımın bulunmaması ve hükmün konusunu ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiilin oluşturabilecek olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu değişik zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla işlediği iddiası ile açılmış bir kamu davası bulunmadığı, bu bağlamda iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkarak sanığın cezasından TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca artırım yapan Yerel Mahkeme kararının isabetli olmadığı kabul edilmelidir.Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 18.05.2022 tarihli ve 10631-7387 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,3- Kahramanmaraş 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2015 tarihli ve 693-578 sayılı hükmünün, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu değişik zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla işlediği iddiası ile açılmış bir kamu davası bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.