Anahtar kelimeler: Makatında İtirazname Nevşehir Çokluğu Mağdurdan Kan Annesi Olaydan Görmesi İnceleyen

İtirazname No : ███████████KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ağır CezaSAYISI : 280-36I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis; cezaları ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.02.2015 tarihli ve 280-36 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 22.02.2024 tarih, 5108-1498 sayı ve oy çokluğu ile; "Katılan mağdurun annesi ...'in, katılan mağdurun makatında kan görmesi ile olaydan haberdar olup babası ...'i de haberdar etmesi üzerine katılan mağdurdan eylemi gerçekleştiren kişinin suça sürüklenen çocuk ... olduğunu öğrenmelerini müteakip ...'in suça sürüklenen çocuk ...'ı sıkıştırdığında eylemi kendisinin değil sanık ... ile suça sürüklenen çocuk ...'ın gerçeleştirdiğini belirtmesi şeklinde gerçekleşen intikal, orta derecede mental retardasyon ve epilepsi hastası olan katılan mağdurun yer, zaman, ayrıntı içermeyen, başka delille doğrulanmayan soyut beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanık ile suça sürüklenen çocuğun üzerilerine atılı suçları işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,Daire Başkanı ... ve Üyesi...; "İhtiyaçları anne ve babası tarafından karşılanan orta düzeyde mental retardasyon ve epilepsi rahatsızlıkları nedeniyle akıl hastası ve zeka geriliği bulunan mağdur yönünden kovuşturma evresinde beyanının tespiti esnasında hazır bulunan pedagog bilirkişinin, mağdurun böyle bir olayı kurgulamasının orta düzeyde zekası gelişmiş birisi için mümkün olmadığına yönelik görüşü, mağdurda kronik livata bulgusu olduğuna dair rapor, mağdurun annesi ...'in olaydan haberdar olması ile mağdura suça sürüklenen çocuk ... dışında başkaca eylemde bulunan olup olmadığını sorması üzerine mağdurun sanık ... ile suça sürüklenen çocuk ...'ın da yaptığını söylemesi, akabinde mağdurun babası ...'in ... ile görüşmesinde ...'ın kendisinin bir şey yapmadığını ... ile ... yaptığını bildirmesi ile beyanların bu şekilde örtüşüp doğrulanması karşısında, sanık ... yönünden verilen mahkumiyet hükümlerinin onanması, suça sürüklenen çocuk ... yönünden ise işlemiş olduğu suçun tarihinin belirlenmesi açısından bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.06.2024 tarih ve 157302 sayı ile; "...İtiraz konusu, atılı suçların somut olayda sübut bulduğuna ilişkindir. Şöyle ki; sanık ... ile mağdur ... Acıgöl ilçesi ... Köyünde oturdukları için önceden bir birlerini tanımaktadırlar. Mağdur █████/19.. doğumludur ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının █████/2014 tarihli raporuna göre orta derecede Mental Retardasyon ve Epilepsi hastası olması nedeniyle ruhsal yönden kendisini savunamayacak durumdadır ve aynı rapora göre mağdurun beyanları itibar edilebilir niteliktedir. █████/2013 günü akşam saatlerinde mağdurun kişisel temizliğini yapan annesi müşteki ..., mağdurun makat kısmında kan görür. Bunun nasıl olduğunu sorduğunda mağdur, poposunun ağrıdığını, bunu kendisine SSÇ ...'ın yaptığını söyler. Müşteki ... bu şekilde başkalarının da yapıp yapmadığını sorduğunda ise mağdur, sanık ...'nin ...'a ait metruk evde, SSÇ ...'ın ise ...'e ait metruk evde poposuna organ sokmak suretiyle istismarda bulunduklarını anlatır. Bunun üzerine mağdurun anne ve babası olan müştekiler ... ve ... ertesi gün Jandarma Karakoluna giderek şikayetçi olurlar. Nevşehir Devlet Hastanesince düzenlenen █████/2013 tarihli raporda, mağdurun yapılan anal muayenesinde saat 12 hizasında anal fissurun mevcut olduğu, sfinkter tonusunun gevşek olduğu, cilt pililerinde ve kıllarda düzleşme olduğu, bu bulguların kronik livatayı düşündürdüğü belirtilmiştir. Sanık ve müdafisi aşamalardaki savunmalarında atılı suçların işlenmediğini savunmuşlarsa da, mağdurun duruşmada tutarlı beyanlarda bulunması, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının █████/2014 tarihli raporuna göre beyanlarının itibar edilebilir nitelikte olması, mağdurun beyanlarının alındığı oturumda hazır bulunan Pedagog Bilirkişi ...'in mağdurun orta derecede Mental Retardasyon hastası olması nedeniyle olayları kurgulamasının mümkün olmadığını ve gerçekle bağlantısının mevcut olduğunu beyan etmesi, mağdurun anal muayenesi sonucu düzenlenen adli raporda kronik livata bulgularının varlığının tespit edilmesi, mağdurun annesi ...'in olaydan haberdar olması ile mağdura suça sürüklenen çocuk ... dışında başkaca eylemde bulunan olup olmadığını sorması üzerine mağdurun sanık ... ile suça sürüklenen çocuk ...'ın da yaptığını söylemesi, akabinde mağdurun babası ...'in ... ile görüşmesinde ...'ın, kendisinin bir şey yapmadığını ... ile ... yaptığını bildirmesi ile beyanların bu şekilde örtüşüp doğrulanması, sanıkla mağdur arasında iftira atmayı gerektirir nitelikte bir husumet bulunmaması ve müştekilerin olayın sabahında Jandarmaya olayı intikal ettirmesi karşısında atılı suçların somut olayda sübut bulduğunun kabulü ile verilen mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına ilişkin Yüksek Daire kararının hukuka aykırılık oluşturduğu kanaatine varılmıştır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9.Ceza Dairesince 07.11.2024 tarih, 5483-9650 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSUİtirazın kapsamına göre inceleme sanık ...’un katılan mağdura yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılmıştır.Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan mağdura yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;14.03.2013 tarihinde Dr. İ. Şevki Atasagun Devlet Hastanesince katılan mağdur hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporuna göre; epilepsi ve orta düzeyde mental retardasyon bulunan katılan mağdurun %87 oranında engelli olduğu, 14.02.2013 tarihinde Nevşehir Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğince katılan mağdur hakkında düzenlenen genel adli muayene raporuna göre; saat 12 hizasında anal fissür bulunduğu, sfinkter tonusu gevşek olup cilt pililerinde ve kıllarda düzleşmenin mevcut olduğu, kronik fiilî livatanın bulunduğunun düşünüldüğü, ancak akut fiili livatanın saptanmadığı,11.02.2014 tarihinde Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının katılan mağdur hakkında düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre; beyanlarına itibar edilebileceği ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu,13.02.2013 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen yer gösterme tutanağına göre; katılan mağdurun, sanık tarafından tarihi ve saati belli olmayan bir zamanda ... köyü ... mevkiinde katılan mağdurun evine kuş uçuşu 500 metre güney istikametinde yer alan, yakınında başka bir ev bulunmayan, ... isimli şahsa ait, kullanılmayan, harabe, iki katlı betonarme yapının birinci katında cinsel saldırıda bulunulduğunu beyan ederek yer gösterdiği,11.11.2013 tarihinde Nevşehir Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğince katılan mağdur hakkında düzenlenen genel adli muayene raporuna göre; ruhsal açıdan kendisini savunamayacak durumda bulunduğu,11.11.2014 tarihinde katılan mağdurun duruşmada beyanının alınması sırasında hazır bulunan pedegog; duruşma öncesi katılan mağdurla görüştüğünü, katılan mağdurun, sanıklara karşı öfke taşıdığını, ifadelerine bu hâliyle itibar edilebileceğini, kendisine yönelik eylemleri utanması nedeniyle tam olarak anlatıp ifade edemediğini, böyle bir olayı kurgulamasının orta düzeyde zekâsı gelişmiş birisi için mümkün olmadığını, katılan mağdurun epilepsi hastası olduğu ve kendisinde orta derecede zihinsel gerilik gözlemlendiğini, ancak psikotik bir durumunun mevcut olmadığını, gerçekle bağlantı kurabildiğini beyan ettiği,Anlaşılmaktadır.Katılan mağdur mahkemede; sanığı ve suça sürüklenen çocukları tanıdığını, aynı köyde olduklarını, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın hayvan otlattığı sırada arazide kendisine pislik yaptığını, pantolonunu indirdiğini ve arkasından pislik yaptığını, kendisini yüzüstü yatırıp arkasına geçtiğini ve poposuna bir şey girdiğini hissettiğini, o sırada yanlarında kimsenin olmadığını, yine inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın kendisini köy içerisinde yerini bilmediği bir yere götürerek aynı şekilde bir kez poposundan cinsel organını sokmak istediğini ancak az yaptığını, bir kez yaptığını, sanık ...'nin ise yine kendisini köyde bilmediği bir yere götürüp arkasına geçip poposundan organını soktuğunu, iki kez yaptığını, kendisini belirtilen şekilde sadece üç kişinin istismar ettiğini, köydeki başka gençler ve çocukların bir şey yapmadıklarını, bunları annesine anlattığını, onlara karşı koymadığını, şikâyetçi olduğunu, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın ve sanığın kendisini götürdüğü yerleri jandarmaya gösterdiğini, yine gösterebileceğini, Katılan ...; oğlu olan katılan mağdurun zihinsel özürlü olduğunu, 12.02.2013 tarihinde kendisine "Anne, ... beni ahıra götürdü ve itti." dediğini, "itti" kelimesinin köy yerinde tecavüz etti anlamında kullanıldığını, devamında katılan mağdura “Seni başkaları da itti mi?” diye sorduğunu, katılan mağdurun ... ve ... isimli çocukların da yaptığını. söylediğini, bir yıldan beri bu şahısların katılan mağdura tecavüz ettiğini, Katılan ...; inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın itiraza konu olaylarla ilgili "Ben yapmadım. ... ile ... yaptılar." dediğini, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... aşamalarda; suçlamaları kabul etmediğini, katılan mağdurun zihinsel engelli olduğunu bildiklerini, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın kendisinin arkadaşı olduğunu ve birliktelerken katılan mağdurun yanlarına geldiğini, birlikte oturduklarını ancak bir yere gidip gelmediklerini, 11.02.2013 tarihinde ahırdan koyunları çıkarırken yanında kardeşi ...'in de olduğunu ve o sırada katılan mağduru gördüklerini, ancak katılan mağdurun ahıra gelmediğini, aralarındaki mesafenin 10-15 metre olduğunu,İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... aşamalarda; suçlamaları kabul etmediğini, katılan mağdur ile evlerinin uzak olması sebebiyle kendisiyle geçirdiği vaktin sınırlı olduğunu, katılan mağdurun çocuklar arasında bilinen biri olduğunu ve birçok kişiye cinsel anlamda sarkıntılık yapıp parmak attığını, bazen gezmek için yanlarınada geldiğini, ...'in evini bildiğini ve orada sigara içtiklerini, kesinlikle katılan mağduru oraya götürmediklerini,Beyan etmişlerdir.Sanık ... aşamalarda; en son 2012 yılında köye gittiğini ve katılan mağduru görmediğini, katılan mağdurun zihinsel engelli olduğunu ve köydeki çocukların onunla dalga geçtiklerini, suçlamaları kabul etmediğini, katılan mağdurun herkesin ismini verdiğini, 13.02.2013 tarihinde İstanbul’a çalışmaya gittiğini, savunmuştur.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin GörüşlerAnayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve AİHS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.B. Somut Olayda Hukuki NitelendirmeSanığın, orta düzeyde mental reterdasyon ve epilepsi rahatsızlıkları nedeniyle algılama yeteneği gelişmemiş ve ruhsal bakımdan kendisini savunamayacak durumda bulunan katılan mağduru, olay tarihinde ...’a ait metruk eve götürdüğü ve pantolonunu indirip anal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olayda; Katılan ...'in, kişisel temizliğini yaptığı sırada anal bölgesinde kan gördüğü katılan mağdura bu durumun sebebini sorması ve katılan mağdurun cinsel istismara uğradığını beyan etmesiyle olayın adli makamlara intikal ettirilmesi, katılan mağdurun babası katılan ...'ın, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'tan eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğini öğrendiğini belirtmesi, katılan mağdurun ifadesi sırasında hazır bulunan pedagogun da orta düzeyde zekâya sahip katılan mağdurun böyle bir olayı kurgulamasının mümkün olmadığı kanaatini bildirmesi hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; sanığın katılan mağdura yönelik eylemlerinin sabit olduğu kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın katılan mağdura yönelik eyleminin sabit olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesince verilen 22.02.2024 tarih ve 5108-1498 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 05.03.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.