Anahtar kelimeler: Bddk Bankacılık Zimmet Sayı Süreç Cezasıyla Denetleme Kurumu Beraatine Fıkraları

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 169-48I. HUKUKİ SÜREÇSanıkların zimmet suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince 02.02.2010 tarih ve 11-7 sayı ile; eylemlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/1-2. fıkraları kapsamında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın gönderildiği Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince 12.11.2013 tarih ve 73-542 sayı ile; sanık ...’ın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanık ...’ün ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin verilen hükümlerin, katılan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Cumhuriyet savcısı ve sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 7. Ceza Dairesince 30.05.2022 tarih, 27010-10269 sayı ve oy çokluğu ile; "...Sanık ... tarafından zimmete konu promosyon bedeli olan 1.500.000 TL'nin 11.02.2008 tarihinde Şube ana kasasından çıkışının yapıldığı, 20.07.2007 tarihli genelgenin 4. maddesi uyarınca 500.000 TL'nin Belediye tarafından kullanılmak üzere ayrılabileceği, geri kalan 1.000.000 TL'nin ise aynı genelgenin 5. maddesindeki düzenlemeye göre... ... Şubesi tarafından Belediye personeli adına açılan hesaba yatırılması gerektiği halde sanık ...'ın, özellikle müfettişlik ifadesinde de beyan ettiği şekilde, piyasadan temin edilen ve gerçek bir alım satımı ihtiva etmeyen ve tamamı... ... Şubesi adına düzenlenen sahte faturalara istinaden ilk önce fatura düzenleyicisi firmaların mevduat hesaplarına tahsilat ve hemen ardından da tediye işlemi gerçekleştirilerek fiktif kayıtlar oluşturmak suretiyle sanki fatura bedelleri tahsil edilmiş gibi işlem yaptığı, daha sonra muvazaalı işlemlerden doğan ve dosyada mevcut 'Vergi Suçu Raporlarına' göre de sahte olan fatura bedellerinden oluşan 180.000 TL'lik KDV tutarının 8 adet firma sahibine ödenmek suretiyle banka zararına neden olduğu, sanık ...'ın bu şekilde muvazaalı bir yol izleyerek fatura karşılığı mal alımı suretiyle ödenmesi gereken promosyon tutarının yapılan fiktif muhasebeleştirme işlemleri ile nakde çevirdiği ve banka parasının nakit olarak Şube'den çıkarılabilmesini kolaylaştırdığı, daha sonra Şube müdürü sanık ...'ın diğer 3 banka çalışanı ile birlikte geri kalan 1.320.000 TL'yi ... Belediyesi Mali Hizmetler Müdür vekili ...'e elden teslim ederek ödemeyi gerçekleştirdiği, sanık ...'ın söz konusu ödemeyi gerçekleştirirken herhangi bir imza ya da belge almadığı, sadece 1.508.931 TL ödemeye ilişkin bir icmal listesi düzenleyerek ... Belediyesine verdikleri, ancak bu icmal listesinin belediyeye ne zaman ve kim tarafından götürüldüğünün belirsiz olduğu, sanık ... aşamalardaki savunmalarında her ne kadar ödemenin yapıldığı 11.02.2008 tarihinde Belediye Başkan yardımcısı ... tarafından imzalanan icmal listesini gördüğünü ve bu belgenin altında 'fatura bedelleri... tarafından ödenmiştir' yazısına istinaden kuşku duymadan parayı teslim ettiğini savunmuş ise de, ... Belediye Başkan yardımcısı ...'nın promosyon parasının... tarafından ödendiğini gösterir icmal listesi altındaki imzasının 06.11.2009 tarihli ekspertiz raporuna göre ... elinden çıkmayıp sahte olarak atıldığının bildirildiği, yine ödemenin yapıldığı 11.02.2008 tarihi itibarıyla ...'nın emekliye ayrıldığının ve bu duruma ilişkin ... Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün 05-07-4781 sayılı yazısının... ... şubesi operasyon servisine gönderildiği, söz konusu yazının ise şube arşivinde bulunduğu anlaşılmakla sanık ...'ın icmal belgesi üzerindeki yazıdan şüphelenmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, bununla birlikte sanığın ... Belediyesi çalışanı ...'e 1.320.000 TL promosyon ödemesini elden teslim etmesi ancak yapılan ödemenin sanık ... tarafından tüm aşamalarda inkar edilmesi karşısında, sanık ...'ın banka çalışanları ..., ..., ... ve ... ile birlikte imza altına aldıkları 11.02.2008 tarihinde düzenlenen tutanağın ödemeyi teslim alan sanık ... tarafından imzalanmaması ve zimmete konu miktarın sadece sahte imzalı bir icmal listesine dayanılarak teslim edilmesi nedeniyle de sanık ...'ın eyleminin, bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı bir şekilde banka parasının sanık ...'e teslim edilmesi dolayısıyla banka zimmeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği cihetle, sanık ...'ın basit zimmet suçundan mahkumiyeti yerine, sanığın suça doğrudan iştirak ettiğine ya da diğer sanık ...'ün eylemine yardım ettiği konusunda yeterli delil bulunmadığı şeklindeki dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle beraatine karar verilmesi, Sanık ... açısından ise; yukarıda anlatıldığı gibi banka kasasından usulsüz şekilde çıkışı yapılan promosyon ödemesinin, olay günü sanık ...'e teslim edildiğinin, tanıklar ..., ..., ... ve ...'nun aşamalardaki beyanları, dosyada mevcut HTS kayıtları, teşhis tutanakları ve 11.02.2008 tarihinde sanıklar ... ile ... arasında 4 kez yapıldığı belirlenen telefon görüşme kayıtları birlikte değerlendirildiğinde sabit olduğu, bu nedenle sanık ...'ün... ... Şube müdürü olan ... ile olayın başından beri fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde atılı suçu işlediği anlaşılmakla, sanık ...'ün azmettiren konumunda olması nedeniyle TCK'nun 40/2. maddesi yollamasıyla 5411 sayılı Yasanın 160/1. maddesi uyarınca cezalandırılması ve zimmet konusu eylemin tamamından sanıkların birlikte müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği gözetilmeden suçun vasıflandırılmasında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiş,Daire Üyesi ...; Tüm deliler birlikte değerlendirildiğinde; bankanın somut bir zararının olmadığı, ... Belediye Başkanlığının da bankadan talep edebileceği bir bedel de olmaması nedeniyle ortada banka zimmet suçunu oluşturacak bir eylem de bulunmadığından her iki sanığın atılı suçtan beraatlerine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaati ile sanık ...'ın atılı suçtan cezalandırılması gerektiği nedeniyle beraatına yönelik kararın bozulmasına ve sanık ...'ün de nitelikli zimmet suçuna iştirak ettiği nedeniyle cezalandırılması yönündeki sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum." düşüncesi ile karşı oy kullanmıştır.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi 31.01.2023 tarih ve 169-48 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanık ...'ın beraatine, sanık ...'in ise mahkûmiyetine karar vermiştir.Direnme kararına konu bu hükümlerin Cumhuriyet savcısı, ... Belediyesi Başkanlığı vekili, sanık ... müdafii ve katılan BDDK vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2023 tarihli ve 50784 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 20.11.2013 tarih, 10108-11169 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;1- Sanık ...’ün eyleminin TCK’nın 247/1. maddesinde düzenlenen zimmet suçunu mu yoksa 5411 sayılı Kanun’un 160/1. maddesinde düzenlenen zimmet suçunu mu oluşturduğunun, 2- Sanık ...’ın eyleminin sabit olup olmadığının,Belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle; a- ... Teftiş Kurulu Müdürlüğünce düzenlenen 05.02.2009 tarihli ve 17-3-74 sayılı yazı içeriğinde bahsedilen 04.08.2006 tarihli ve ██████ sayılı sanık ...’ün görev tanımına ilişkin belge içeriğinde sanığın promosyon sözleşmesi yapma ya da promosyon sözleşmesi sonucu Bankaca yapılan ödemeleri kabul etme yetkisinin bulunmadığının belirtildiği, ancak dosya içerisinde yer alan 04.08.2006 tarihli ██████ sayılı görev tanım belgesinde anılan hususa yer verilmemesi karşısında çelişkinin ilgili kurumdan sorularak giderilmesi gerekip gerekmediği, b- Suç tarihi ve öncesinde... - ... Şubesinin kurumlara promosyon ödemelerini elden ödeme şeklinde gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin ve anılan yöntemin bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun olup olmadığı, c-Dosyada bahsi geçen icmal belgesinin suç tarihinde sanık ... tarafından gündüz saatlerinde imzalanmak üzere Belediyeye gönderdiğine ilişkin savunması karşısında anılan belgeyi gönderdiği personelin kimliği tespit edilip bu belgeyi kime teslim ettiğine ilişkin ayrıntılı beyanının alınması gerekip gerekmediği, d-Sanık ...’ın savunmasında geçen Banka şoförüne Belediye’de görevli veznedarın "Kamera veya başkaları görmesin diye sizi o kapıdan aldılar." şeklinde beyanı olduğu iddia edilen veznedarın kimliği tespit edildikten sonra olaya ilişkin bilgi ve görgüsünün sorulması, e-Bankanın suç tarihi ve önceki tarihlerde katılan kurum ile başkaca kurumlara promosyon ödemesi yapıp yapmadığı, yapmış ise hangi usulle ödemelerin gerçekleştirildiği, Hususlarına ilişkin eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Suç tarihinde sanık ...'ın... ... Şubesinde Şube Müdürü, sanık ...'in ise ... Belediyesi Başkanlığında Mali Hizmetler Müdür Vekili (... İşleri Müdürü) ünvanlarıyla görev yaptıkları, sendika yetkililerinin Belediye çalışanlarının promosyon ödemesi alamadıklarına ilişkin şikayetleri üzerine İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerince hazırlanan 15.12.2018 tarihli rapor uyarınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,... ile... ... Şubesi arasında 15.02.2005 ile 15.02.2008 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 3 yıllık maaş protokolü imzalandığı, söz konusu protokolün süresi dolmadan 04.04.2007 tarihli olan ve ... adına Başkan Yardımcısı ..., sanık ... ve dava dışı Banka Şubesi Müdür Yardımcısı ...’in imzalarının bulunduğu ek protokol ile; 15.02.2008 sona erme tarihli ana protokolün aynı şartlarda 15.02.2011 tarihine kadar uzatılmasına karar verildiği, anılan ek protokol kapsamında da 1.500.000 TL promosyon bedelinin ödenmesi konusunda anlaştıkları, ek protokol metninin 10.01.2008 tarihinde Kurum Maaş Ödemeleri Başkanlığı tarafından hazırlandığı ve Şubeye mail ortamında gönderildiği, protokol metninde "Promosyon tutarının tamamı fatura karşılığı kuruma peşin ödenecektir." ibarelerine yer verildiği ve 24.01.2008 tarihinde Banka Yönetim Kurulunca promosyon bedelinin ödenmesine izin verildiği,Suç tarihi olan 11.02.2008 tarihinde saat 13.45'de Şubenin ana kasa hesabından 1.500.000 TL'nin "Hesaba borç kaydı." yazılmak suretiyle çıkışının yapıldığı, işleme ait 90***997 numaralı fişin açıklama kısmında "353 Şubenin 1128 numaralı protokolünün şubeye mali (... Belediyesi Başkanlığı Kurumunun)" yazdığı, aynı gün inşaat malzemesi satan 8 adet firmanın bir kısmının mevcut mevduat hesabına, bir kısmının ise yeni açılan mevduat hesaplarına promosyon tutarı olan 1.500.000 TL’nin yatırılıp hemen ardından çekildiği, bu yöntemle 180.000,00 TL’nin katma değer vergisi (KDV) adı altında firmalara ödendiği, kalan 1.320.000 TL’nin ise sanık ...'ın elden ödenmek üzere Şube Müdür Yardımcısı ..., Banka güvenlik görevlisi ... ve Banka şoförü ... ile birlikte ... Belediyesinde sanık ...'e makamında teslim edildiği, sanık ...’ın gün içerisinde Belediyeye gönderdiği icmal belgesini dava dışı ... adına atılan taklit imzayla imzalanmış şekilde sanık ...’den aldığı, dava konusu paranın faturalar karşılığı Şube tarafından ödendiğine ilişkin icmal belgesini sanık ...’in imzalamak istememesi üzerine sanık ...’ın Bankaya döndüğünde Banka Müdür yardımcısı ..., şoför ..., güvenlik görevlisi ... ve sanık ... tarafından paranın sanık ...’e teslim edildiğine ilişkin tutanak düzenleyip imzaladıkları, icmal belgesinin altındaki imzanın kriminal incelemesinde dava dışı ...’nın el ürünü olmadığının, sanıklar tarafından da atıldığına dair bir bulguya rastlanmadığının belirtildiği ve sanıklar hakkında dava konusu paranın sahte fatura ve belgelerle zimmetlerine geçirildiği iddiası ile kamu davası açıldığı, BDDK uzmanlarınca düzenlenen 17.01.2011 tarihli raporda; ... Belediyesi yetkilileri ile Banka Şubesi yönetim biriminin anlaşarak firma sahiplerine sadece KDV ödenerek muvazalı işlem gerçekleştirdiğinin, mal alımı suretiyle ödenmesi gereken promosyon tutarının ise yapılan fiktif muhasebeleştirme işlemleri ile nakde çevrilerek Şubeden çıkışının sağlandığının belirtildiği,Şube kayıtlarının yapılan incelemesinde; 11.02.2008 tarihinde saat 14.08'de Şubeye merkez vezneden 900***06 numaralı fiş ile 1.320.000 TL tutarındaki paranın grup tarafından bırakıldığının, bahse konu tutarın Şube kasasından 13.45’te çıkışı yapılmış gibi görünsede fiilen akşam saatlerinde çıkışının yapıldığının belirlendiği,... Belediye Başkanlığınca 22.10.2007 tarihli... ... Şubesine hitaben yazılan müzekkerede; ...’nın 22.10.2007 tarihinde emekliye sevk edildiğinin ve 22.10.2007 tarihinde fiilen kaydının kapatıldığının ifade edildiği,Türkiye... Bankası Türk Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Başkanlığının 12.04.2010 tarihli cevabi yazısında; Banka tarafından katılan ... Belediyesine karşı ek protokol yükümlülüğünün yerine getirildiğinin, bankanın zararının olmadığının belirtildiği,Dosya içerisinde yer alan 04.08.2006 tarihli ve ██████ sayılı "İlgili Makama" başlıklı yazıda "Belediyemiz ... İşleri Müdürü olarak görev yürüten ... ...’nin başka bir göreve atanması nedeniyle Belediyemiz mali konularıyla ilgili iş ve işlemlerde, kamu kurum ve kuruluşları ile 3. şahıslara çek ve talimat ile ödeme yapmaya, bankalara ödeme emri göndermeye, ödeme emri ve tahsilatlar ile teminat mektuplarını nakde çevirme işlemleri ile ilgili imza yetkili personel görevlendirmeye aşağıda tatbik imzası bulunan ... İşleri Müdür Vekili ... yetkili kılınmıştır." şeklinde sanık ...’in görev tanımının yapıldığı, dosya içerisinde yer alan 05.02.2009 tarihli ve 17-3-74 sayılı ... Teftiş Kurulu Müdürlüğünce hazırlanan belgede ise; sanık ...'in görev ve yetki çerçevesinin 04.08.2006 tarihli ve ██████ sayılı yazıya göre yapıldığı ancak devamında sanığın promosyon sözleşmesi yapma ve promosyon sözleşmesi sonucu Bankaca yapılan ödemeleri kabul etme yetkisinin bulunmadığına ilişkin ayrıntıya yer verildiği,Türkiye... Bankası Genel Muhasebe ve Mali İşler Başkanlığının 28.01.2008 tarihli yazısında, "... bünyesinde görev yapmakta olan 3029 personelin 5.478,161 TL tutarındaki maaş ödeme işlemlerinin Bankamız aracılığıyla yapılabilmesi için Kurumda çalışan personelin tamamına Bankamızın yatırım hesabı, bireysel kredi, düzenli ödeme, internet 7/24 gibi ürün hizmetlerimizin pazarlaması yapılarak mevzuatımız doğrultusunda kredilendirilmesinde sakınca bulunmayan personelin tamamına mutlak suretle birer maaş tutarında kredili bankomat ve kredi kartı verilmesi, ayrıca üç yıllık protokol imzalanması kaydıyla Kurumsal Maaş Ödemeleri Başkanlığınca ... - Ankara Şubesine 1.500.000 TL’nin bildirilecek hesaba veya fatura benzeri harcama belgesi karşılığında protokol süresince harcama yetkisi verilmesi uygun görülmüştür." bilgilerine yer verildiği ve belgenin altında "Promosyon tutarının tamamı fatura karşılığı kuruma peşin olarak ödenecektir." notunun yer aldığı,10.03.2009 tarihli HTS inceleme tutanağına göre; sanık ...'ın sanık ...'i 11.02.2008 tarihinde 10.09, 15.57, 18.16 ve 18.35 saatlerinde aradığı ve sanıkların 10 saniye ile 39 saniye arasında değişen kısa süreli görüşmeler yaptıkları,Anlaşılmaktadır.Tanık ...; ... Belediyesinde 2004-2009 yılları arasında Belediye Başkanı olarak görev yaptığını, ... ... Şubesi ile maaş ödemeleri karşılığında yapılan sözleşmeye bağlı olarak ilk defa verilen promosyonun Belediyeye ait spor kulübüne bağış makbuzu karşılığında ödendiğini, 2007 yılında Banka ile yapılan maaş ödeme sözleşmesinin uzatılmasına ilişkin ek protokol uyarınca ... anılan Şubesinden kredi çektiklerini, promosyon ödemesinin yapılmadığını, 1.500.000 TL parayı Belediyenin almadığını, Tanık ...; ... Belediyesinde Başkan Yardımcısı olarak görev yaparken 04.10.2007 tarihinde emekliye sevk edildiğini, Bu tarihten 2 ay öncesinden itibaren izin aldığını, izninin bittiği gün belediye ile ilişiğinin kesildiğini, ... ... Şubesindeki maaş hesabının 22.10.2007 tarihinde kapatıldığını, ... Belediyesi ile Banka arasında maaş ödemelerine ilişkin ek protokolü kendisinin yaptığını, icmal belgesi altındaki imzanın yapılan kriminal inceleme neticesinde kendisine ait olmadığının tespit edildiğini,Tanık ...; ... ... Şubesinde suç tarihi ve öncesinde Müdür yardımcısı ünvanıyla görev yaptığını, promosyonla ilgili Genel Müdürlüğün gizli emri olduğunu, Belediyenin gönderdiği faturalar karşılığında promosyon bedelinin ödenmesi talimatının kendilerine geldiğini, olay günü öncesinde sanık ...'ın kendisine verdiği faturalara istinaden icmal belgesini sistemde hazırladığını, kendilerine gönderilen talimat uyarınca parayı sanık ...'e makamında teslim ettiklerini,Tanık ... ve ... benzer beyanlarında; olay tarihinde ana vezneden parayı teslim aldıklarını ve sanık ..., banka çalışanları tanık ... ve ... ile birlikte ... Belediyesine gittiklerini, parayı sanık ...'e makamında teslim ettiklerini, paranın tesliminden sonra dışarı çıktıklarını, tanık ... ve sanık ...'ın kısa bir süre içeride kaldıklarını,Beyan etmişlerdir.Sanık ...; olay tarihinde ... Belediyesinde ... İşleri Müdürü ünvanıyla görev yaptığını, Belediyenin gelirlerinin ve giderlerinin toplanması konularında görev ve yetkisinin olduğunu, Belediyenin yaptığı harcamalara ait belgelerin muhasebeleştirilmesi işlemlerini yaptığını, Belediye çalışanlarına maaş ödemesi ile ilgili protokollerin yapılması ve buna dayanarak promosyon sözleşmelerinin icrasının görev ve yetki kapsamının dışında kaldığını, sanık ...'ın sözünü ettiği şekilde Başkan Yardımcısı ... tarafından 04.04.2007 tarihinde yapılan maaş ödemesi protokolüne istinaden yapılmış bir promosyon sözleşmesi olmadığı gibi, promosyon bedeli olarak gösterilen 1.500.000 TL tutarındaki parayı teslim almadığını, öte yandan sanık ... ile işi gereği sık sık telefon görüşmesi yaptığını, olay günü hangi konuda görüştüklerini hatırlamadığını, kendisinin böyle bir parayı almaya yetkisinin olmadığını, paranın Belediyenin veznedarına teslim edilmesi gerektiğini, böyle bir promosyon sözleşmesi varsa o zaman bu paranın 2008 yılında çıkartılan Başbakanlık Genelgesi uyarınca personelin hesabına yatırılması gerektiğini,Sanık ...; ... ... Şubesinde Müdür ünvanıyla görev yaptığını, ... Belediyesi ile Banka Şubesi arasında maaş ödemelerine ilişkin bir protokol imzalandığını, bu protokol kapsamında Banka tarafından 1.500.000 TL bedelinin ödenmesi hususunda taahhütte bulunulduğunu ve Belediye ile anlaştıklarını, ancak Genel Müdürlük tarafından gönderilen talimat uyarınca anılan paranın fatura ya da bağış makbuzu karşılığı ödenebileceğini Belediyeye ilettiklerini, sanık ...'in bağış makbuzu ya da fatura veremeyeceğini, Belediyenin hesabına da yatırılmamasını, nakit ödenmesini istediğini, ... imzasıyla 1.500.000 TL bedelli Banka Şubesi adına düzenlenen 29 adet faturanın sanık ... tarafından Bankaya gönderildiğini, faturaların sağlamlığını kontrol ettikten sonra faturaları düzenleyen firmalar adına ... açıp fatura bedellerini yatırdıklarını, devamında KDV'lerini ayırdıklarını ve kalan 1.320.000 TL'yi firma yetkililerinin bilgisi dahilinde hesaplarından çektiklerini, aynı gün parayı Belediye ... İşleri Müdürü sanık ...'e heyet hâlinde götürüp teslim ettiklerini, parayı verdikten sonra işlem yaptıkları faturaların dökümünün yer aldığı icmal belgesini gündüz saatlerinde imzalanmak üzere Belediyeye gönderdikleri için sanık ...'den paranın tesliminden hemen sora zarf içerisinde geri aldıklarını, anılan belgeyi incelediğinde ... tarafından imzalanmış olduğunu gördüğünü, sanık ...'den kendisininde bu belgeyi imzalamasını istediklerini, ancak kabul etmediğini, hakkında soruşturma başlatıldıktan sonra Banka şoförünün Belediyeye gidip geçtikleri yerleri kontrol ettiğini ve kamera olmadığını tespit ettiğini, hatta Belediyedeki veznedarın şoföre "Kamera veya başkaları görmesin diye sizi o kapıdan aldılar." şeklinde bir söylemde bulunduğunu,Savunmuşlardır.V. GEREKÇEA. Ön Soruna İlişkin Hukuki AçıklamalarAnayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma; "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.B. Ön soruna ilişkin Hukuki Nitelendirme Sanık ...'ın piyasadan temin edilen, gerçek bir alım satımı ihtiva etmeyen ve tamamı... ... Şubesi adına düzenlenen sahte faturalara istinaden ilk önce fatura düzenleyicisi firmaların mevduat hesaplarına tahsilat ve hemen ardından da tediye işlemi gerçekleştirerek fiktif kayıtlar oluşturmak suretiyle zimmete konu promosyon bedeli olan 1.500.000 TL’nin 180.000,00 TL’sini fatura düzenleyicisi olan sekiz firmaya KDV bedeli olarak ödendikten sonra 11.02.2008 tarihinde kalan 1.320.000 TL'nin Şube ana kasasından çıkışını yapıp üç banka çalışanı ile birlikte sanık ...'e makamında herhangi bir imza ya da belge almadan elden teslim ettiği iddia edilen olayda;... Belediyesi Başkanlığı Teftiş Kurulu Müdürlüğünce düzenlenen 05.02.2009 tarihli ve 17-3-74 sayılı yazı içeriğinde bahsedilen 04.08.2006 tarihli ve ██████ sayılı sanık ...'in görev tanımına ilişkin belge içeriğinde "...sanığın promosyon sözleşmesi yapma ya da promosyon sözleşmesi sonucu Bankaca yapılan ödemeleri kabul etme yetkisinin bulunmadığının," belirtilmesi, ancak anılan belgeye dayanak gösterilen 04.08.2006 tarihli ve ██████ sayılı görev tanım belgesinde sanığın ... Belediyesi adına bankalarla promosyon sözleşmesi yapma ya da promosyon sözleşmesi sonucu yapılan ödemeleri kabul etme yetkisinin olmadığına dair bir yetki sınırlamasının olmadığının görülmesi karşısında; anılan çelişkinin giderilip sanığın suç tarihi ve öncesinde bankalarla katılan kurum adına promosyon sözleşmesi yapma ya da anılan sözleşmeler neticesinde yapılacak banka ödemelerini kabul etme yetkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, dosyada bahsi geçen icmal belgesinin suç tarihinde sanık ... tarafından gündüz saatlerinde imzalanmak üzere Belediyeye gönderildiğinin iddia edilmesi nedeniyle; anılan belgeyi sanık ...'ın kiminle ve ne şekilde gönderdiği sanıktan sorulup, üçüncü bir kişi vasıtasıyla gönderdiğinin anlaşılması hâlinde bu kişinin kimliği tespit edilerek aynı hususlarda ayrıntılı beyanının alınması, yine sanık ...’ın savunmasında geçen Banka şoförüne Belediyede görevli veznedarın "Kamera veya başkaları görmesin diye sizi o kapıdan aldılar." şeklinde beyanı olduğu iddia edilen veznedarın kimliği de tespit edildikten sonra olaya ilişkin bilgi ve görgüsü sorulup, suç tarihi ve öncesinde... ... Şubesinin katılan kurum ile başkaca kurumlara promosyon ödemesi yapıp yapmadığı, yapmış ise hangi usulle ödemeleri gerçekleştirdiği, promosyon ödemelerinin elden ödeme şeklinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve elden ödeme yönteminin bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun olup olmadığı hususlarının araştırılması ve buna bağlı olarak sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma sonucunda karar verildiği kabul edilmelidir.Bu itibarla, Ankara 2. Ağır Ceza mahkemesinin direnme kararına konu hükümlerinin eksik araştırmaya dayalı olarak sanık ...'in beraatine, sanık ...'ın ise mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Eksik araştırmayla karar verilmediği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARARAçıklanan nedenlerle; 1- Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, 2- Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin direnme kararına konu 31.01.2023 tarihli ve 169-48 sayılı hükümlerinin eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde yapılan müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 19.02.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.