Anahtar kelimeler: Nüksettiğini Ağrısının Kalçasının Ağrısı Bel Bacak Belinden Söylendiğini Ameliyat Acil

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Tüketici MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili, davacının sol bacak ve bel ağrısı şikayetleri ile davalı şirket bünyesinde faaliyet gösteren hastaneye müracaatı üzerine 19.06.2014 tarihinde belinden ameliyat olduğunu, kısa bir süre sonra bel ağrısının yeniden nüksettiğini, davalı hastanenin acil bölümünden giriş yaptığını, ücretli muayene edilebileceğinin sigortasız muayene edilemeyeceğinin söylendiğini, sağ kalçasının da ağrımaya başlaması ve ağrıların katlanılamaz hale gelmesi neticesinde davacının 2015 yılı Ağustos ayında ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaatı üzerine beline takılan platinin kırıldığını öğrendiğini, davalı hastaneye başvurmasına rağmen davacıyla ilgilenilmediğini, tavsiyeler ve birtakım kremlerle geçiştirildiğini, yeni ameliyat ücretini karşılayacak durumu olmayan davacının 01.12.2015 tarihinde ... Hastanesinde ameliyat olduğunu, ilk ameliyat esnasında kullanılan ve kırılan vidanın büyük bir kısmı vücutta hassas bir noktaya saplandığından ve sinire de dokunduğundan çıkarılamadığını, halihazırda belinde büyük ve kırık bir vida parçasıyla yaşamaya devam ettiğini, belindeki ağrıdan kurtulmak bir yana ömür boyu katlanması gereken bel ağrısına mahkum edildiğini, hareketlerinin tamamen kısıtlandığını, aydınlatılmış onamın alınmadığını, özensiz ve kusurlu davranıldığını, davacının çalışma hayatının sona erdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ve iş gücü ve kazanç kaybı 10.000,00TL'nin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP1.Davalı şirket vekili, davacının operasyonunun başarı ile gerçekleştirildiğini ve 26.06.2014 tarihinde "şifa" ile taburcu edildiğini, sezaryen yöntemi ile doğum yapan hastanın ameliyattan 14 ay sonra 25.08.2015 tarihinde beyin ve sinir polikliniğine başvurduğunu, bele takılan vidaların kırılmasının sebebinin davacının ameliyattan sonra uzun süre kendisine bakmaması, kilo almaması gerekirken tam tersine gebelik sebebiyle hızlı ve fazla kilo alması ve gebelik süresince vücut bağ dokusunun geçirdiği değişiklik olduğunu; davacının 25.06.2014 tarihli bilgilendirilmiş onam formunu, aydınlatılmış onam formunu, hasta ve hasta yakınları hasta hakları bilgilendirme formunu imzalaması ile tıbbi müdahalede bulunulduğunu, davacının ilk başvurusundan son başvurusuna kadar geçen tüm süreçte kendisine günümüz tıbbın gereklerine uygun şekilde müdahalede bulunulduğunu, vida kırılması sonucu ile yapılan tıbbi müdahale arasında illiyet bağı ve davalıların kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.2. Davalı doktor, zamanaşımı def'inde bulunarak tüm süreçte davacıya günümüz tıbbın gereklerine uygun şekilde müdahalede bulunulduğunu, ameliyat sonrası bele takılan vidaların kırılmasının bir hata olmadığını, komplikasyon olduğunu, davacının doğum yaptıktan 6-7 ay ameliyatından ise yaklaşık 15 ay kadar sonra ilk kez 25.08.2015 tarihinde belinde ağrı başladığını ifade ederek tekrar başvurduğunda gerekli ilgi gösterilerek, gerekli muayene ve tetkiklerin yapıldığını, herhangi bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusunun tıbbi teknik bir konu olması nedeniyle bilirkişi incelemesi gerektirdiği, alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile yapılan işlemin tıbben kusurlu olmadığının tespit edildiği, mevcut delillere göre de davalıların kusurlarının tespit edilemediği, davacının davasının sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; üniversitede öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi kurulundan ve Adli Tıp Kurulu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan açıklayıcı ve denetime elverişli raporlarda davacının takip ve tedavisinin yapıldığı davalı doktor ve sağlık kuruluşunun uygulamalarında tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına aykırı bir husus saptanmadığından kusur izafe edilemeyeceği, reddedilen dava ile ilgili aleyhine hüküm verilen davacının yargılama giderinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; raporların dosyaya yenilik katmadığını ve yüzeysel olduğunu, ameliyattan hemen sonra ağrılarının artması üzerine davalılara başvurulduğunu ancak öneri ve kremlerle geçiştirildiğini, davalıların ticari zihniyeti sebebiyle gerekli kontrollerin yapılmadığını, ağrının kaynağının araştırılmadığını, ağrılar artmasına rağmen şikayette azalma olduğunu belirten bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, birçok kez başvuruya rağmen gerekli tetkikler yapılmayarak başka bir hastanede durumun fark edilmesinin dahi ihmali ortaya koyduğunu, aydınlatılmış onamın gerektiği gibi alınmadığını, matbu ve eksik olduğunu, illiyet bağının açıkça bulunduğunu, vidaların kullanımının kusur yaratıp yaratmadığı hususunda inceleme yapılması talep edilmesine rağmen resen vidaların vücuttan çıktığına ilişkin kan örneği testi yapılması masrafının davacıdan tahsilinin haksız olduğunu, gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile yukarıda yer verilen hukuk kurallarına ve mahkeme kararında belirtilen gerekçelere ve hükme esas alınan raporların taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, operasyon öncesi aydınlatılmış onamın alındığı ve davalıların özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.