Anahtar kelimeler: Tüpünün Patladığını Ormana Giderken Sirayet Yangınına Yangının Duyurusunda Eskişehir Savcılığa

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı hakkında 24.09.2020 tarihinde çıkan orman yangınına sebebiyet verme suçunu işlediği iddiası ile idare personeli tarafından suç tutanağı düzenlendiğini, davalının suç tutanağı ile tespit edilen beyanına göre ...'ye giderken aracının tüpünün patladığını ve çıkan yangının ormana sirayet ettiğinin tespit edildiğini, davalı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve akabinde ceza davası açıldığını, Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda beraat kararı verildiğini ancak kesinleşmediğini, orman yangınının davalının arabasından kaynaklandığının sabit olduğunu, olayda Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içinde bulunan 21,91 ha orman alanının yandığını, yangının söndürülebilmesi için yapılan çalışmada işçi prim giderleri, arazöz, su ikmal aracı, ilk müdahale araç gideri, pick-up gideri, dozer, treyler, helikopter, uçak masrafları ve ağaçlandırma masrafi olmak üzere toplam 2.583.084,18 TL idare zararı oluştuğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kaydıyla, 2.583.084,18 TL'nin 24.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini, yangının çıkış sebebinin belirlenemediğini, Belediyenin İtfaiye Yangın Raporuna göre yangının ihbarının 24.09.2020 tarihinde yapıldığını, yangının çıkış sebebinin ise belirlenemediğinin kayıt altına alındığını, yangının çıkış noktası müvekkiline ait araç ise de aracın tüm bakımlarının zamanında yapıldığını ve fenni muayenesinin tam olduğunu, aracın bakımı ve sürücünün kullanımı ile ilgili bir kusur bulunmadığını, davacı Kurum ve diğer İdari Kurum ve kuruluş görevlilerince olay yerinde ve müvekkili adına kayıtlı olan araç üzerinde teknik ve fiziki incelemeler yapması ve ele geçen delillerin ayrı ayrı fotoğraflanması gerekirken bunun yapılmadığını, müvekkili seyir halinde ilerlediği sırada motor kaputunun içinden ve el freni kutusundan duman gelmeye başladığını fark etmesi üzerine aracını yolun sağı ve solunun orman olması ve araçtan kaynaklı herhangi bir yangın oluşması durumunda ormanın etkilenmemesi maksadıyla yolun sağına ve soluna en uzak olacak şekilde yolun tam ortasında aracını durdurduğunu, araçtan inip aracın altına baktığı sırada o anın gösterdiği panik ile araçtan benzin aktığını ve alev aldığını gördüğünü, panik ve korku ile araçtan uzaklaşarak vakit kaybetmeden yardım çağırdığını, yardım çağırmasının akabinde ise aracın ön motor kısmında patlama meydana gelmesi suretiyle aracın her yerini alev kapladığını, aracın bagaj bölümünde bulunan LPG tankının yüksek bir sesle ve etrafa saçılarak güçlü bir patlama yarattığını, bu patlama sırasında araca yaklaşık 4-5 metre mesafede bulunan çalılıklara ateş düştüğünü, mevsim kaynaklı olarak havanın sıcaklığı ve otların kuruluğu nedenleri ile ormanlık alanın zeminde bulunan çalıların alev aldığını, müvekkilinin etrafta bulduğu yanmayacak çalı çırpılar ile ormanlık alanın zeminindeki yangını söndürmeye çalıştığını, yine mevsim koşulları gereği havanın rüzgarlı olması nedeniyle yangın yayılmaya başladığını ve vahim bir kaza olayının meydana geldiğini, müvekkilinin aracı yangın olayından 6 ay önce satın aldığını, satın alırken kontrol ettirdiğini, yangının başlangıç noktası olan yerin araçlara tahsis edilmiş aktif kullanılan kara yolu olması nedeniyle ormanın yanmasının müvekkilinin aracında kusur izafe edilmeksizin çıkan yangın arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırdığını, dava konusu olaya ilişkin aynı tarihli iki ayrı hasarat raporu bulunduğunu, hasarat raporları arasında toplam 629.182,47 TL fark bulunduğunu, bu nedenle davacı İdarece düzenlenen hasarat raporuna itibar edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; olay günü davalının, sevk ve idaresindeki aracı ile yayla yolunda seyir halinde iken aracının birden alev aldığı, devamında LPG tankının patladığı, patlamanın etkisi ile alevin yola 4-5 metre uzakta bulunan ormanlık alana düştüğü, burada kızılçam ve meşe ağaçlarının yanmaya başladığı olayda, kesinleşen Ceza Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere araçta çıkan yangında davalının dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahsedilemeyeceği, araçta çıkan yangın ve patlamanın tamamen davalının iradesi dışında gerçekleştiği, yangının ilk başlamasından sonra büyümeye devam edeceğini öngören davalının vakit kaybetmeden ilgili kurumlara haber verdiği, davalının kasten ya da dikkatsizlik sonucu orman yangınına sebebiyet verdiğine ilişkin dosyada bir delil mevcut bulunmadığı, yangının davalının eylemi sonucunda çıktığına ilişkin davalıyı tazminatla sorumlu tutmaya yeterli kesin ve net delil bulunmadığı gerekçesiyle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının aracı ile seyir halindeyken araçtan önce dumanlar çıkmaya başlaması, sonrasında aracın alev alarak LPG tüpünün patlaması ile ormana yayılan parçalardan orman yangının başlamış olması, davalının aracın tüm muayenelerini zamanında yaptırarak aracın trafiğe çıkmasına engel bir durumunun bulunmaması, yangının davalının iradesi dışında ve bilinmeyen bir sebepten başlaması, davalının iradesi ve kusuru dışında meydana gelen yangında hemen gerekli yerleri bilgilendirdiğinden yangının çıkmasında hukuka aykırı ve kusurlu davranışının bulunmadığı gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; orman yangınına davalının aracında meydana gelen yangının neden olduğunu ve müvekkili İdarenin yüklü miktarda zararı doğduğunu, davalının kusuru olması gerekmediğini, kusursuz sorumluluk ilkelerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, davalının yangının söndürülmesinde ve daha fazla yayılmamasında etkili olmasının Ceza Mahkemesinde değerlendirilebileceğini, davalının aracından çıkan ve yayılan yangın dolayısıyla zararın oluştuğunu, yine Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/5 maddesine göre de araç sahibinin, her türlü kusurdan kendi kusuru gibi sorumlu olacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, orman yangınına neden olma iddiası ile maddi tazminat istemine ilişkindir. 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266/1 maddesi uyarınca, Mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Taraflar bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (m. 281/1). Mahkeme bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir ( m. 281/2). Mahkeme gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar incelemede yaptırabilir ( m. 281/3). Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir ( m. 282/1). Bilirkişi raporlarına itiraz halinde HMK’nın 281. madde hükümleri dikkatle uygulanmalı, uyuşmazlığın miktarı ve niteliği gözetilerek gerçeğin ortaya çıkması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin düzenleme nazara alınmalıdır ( m. 281/son). 2. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanunun 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı için kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda tarafın sunduğu uzman görüşünü dava konusu ile ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise, uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı Kanunun 27, Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanması hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı ihlal edilmiş olabilecektir. 3. Somut olayda; dosya kapsamında yer alan 01.10.2020 tarihli suç tutanağı incelendiğinde, davalının beyanına göre, 24.09.2020 tarihinde davalının aracı ile yayla yolunda seyir halinde iken aracın el freni kutusunun yanından yanmaya başladığını, araçtan indiğinde ön kaputtan aracın tüpünün patladığı, sonrasında da yol kenarından ormanın yanmaya başladığını belirttiği, olaya ilişkin Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada ise araçta çıkan yangında davalının dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahsedilemeyeceği, zira davalının araçlara tahsis edilmiş karayolu üzerinde seyir halinde olduğu, araçta çıkan yangın ve patlamanın tamamen sanığın iradesi dışında gerçekleştiği, yangının ilk başlamasından sonra büyümeye devam edeceğini öngören sanığın vakit kaybetmeden ilgili kurumlara haber verdiği ve suç işleme kastı ile hareket etmediği gerekçesiyle sanığın üzerine atılı 6831 sayılı Orman Kanununa muhalefet suçuna ilişkin suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine elverişli her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delilin elde edilememesi nedeniyle hükmün düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilerek 12.10.2022 tarihinde kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, kesinleşen Ceza Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere araçta çıkan yangında davalının dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahsedilemeyeceği, araçta çıkan yangın ve patlamanın tamamen davalının iradesi dışında gerçekleştiği, yangının ilk başlamasından sonra büyümeye devam edeceğini öngören davalının vakit kaybetmeden ilgili kurumlara haber verdiği, davalının kasten ya da dikkatsizlik sonucu orman yangınına sebebiyet verdiğine ilişkin dosyada bir delil mevcut bulunmadığı, yangının davalının eylemi sonucunda çıktığına ilişkin davalıyı tazminatla sorumlu tutmaya yeterli kesin ve net delil bulunmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, bu karara yönelik istinaf başvurusu da aynı gerekçelerle esastan reddedilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan araç muayene raporu incelendiğinde; araçta yağ kaçağı bulunduğunun belirtildiği, yine bu nedenle aracın hafif kusurlu olarak muayeneden geçtiği görülmektedir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu araçtaki yağ kaçağı ve muayene raporunda hafif kusur olarak belirtilen hususların, araçta yangın çıkmasına neden olup olmayacağı konusunda alanında uzman bilirkişiden rapor alınmadan, delil yetersizliği nedeniyle verilen beraat kararı gerekçe gösterilerek davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; dosya kapsamında yer alan suç tutanağı, araç muayene raporları ve davalı tarafça ibraz edilen 30.07.2021 tarihli uzman görüşü, ceza dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler de incelenmek suretiyle, alanında uzman bilirkişi heyetinden araçta hafif kusur olarak belirtilen hususların yangına sebebiyet verip veremeyeceğinin değerlendirilmesi suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.