Anahtar kelimeler: Eğitsel Kolej Anaokulun Anaokula Anaokulunu Kapatarak Dershanecilik İlkokul Adıyla Kurulacak

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; ... markasının yaklaşık 25 yıldır ... adıyla faaliyet gösteren müvekkili adına kayıtlı olduğunu, dershanecilik yapan davalının 2011 yılında ... ilkokul açtığını, taraflarca imzalanan 30.06.2013 tarihli adi ortaklık sözleşmesine göre ortaklık gereği kurulacak anaokulun idari ve eğitsel yönetiminde müvekkilinin söz sahibi olacağının, davalının kolej binasının kurulacak anaokula tahsis edileceğinin, karşılığında müvekkilinin işletmekte olduğu anaokulunu kapatarak tüm personeli, ekipmanları ve kayıtlı öğrencileriyle birlikte davalının binasına yerleşeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirip bir yıl boyunca okulun başarısı için çalıştığını ve %90 oranında kayıt başarısı sağladığını, ortaklık sözleşmesinde bu yönde kayıt bulunmamasına karşın müvekkilinin kendi servis aracını ortaklığa tahsis ettiğini, buna karşın davalının edimlerini yerine getirmediğini, müvekkili adına kayıtlı ... markasının anaokulunda kullanımına izin vermediğini, anaokulunun adının anlaşmaya aykırı olarak ... olarak belirlendiğini, müvekkilinin söz sahibi olması gereken alana davalının sürekli müdahale ettiğini, müvekkilinin rızası alınmaksızın anaokuluna personel ve müdür istihdam edildiğini, Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde %3 olarak belirlenen bedelsiz kontenjan bulundurma zorunluluğuna karşın davalı şirketin yönetici ve ortaklarının çocuklarına yasal oranın üzerinde kontenjan açılarak bazı velilere usulsüz şekilde indirim yapıldığını, böylece davalının adi ortaklığın zararına hareket ederek anaokulunun kârını azalttığını,müvekkilinin sözleşme gereği kendi işletmesini kapatması nedeniyle ... markasının değer kaybettiğini, zarar edildiği gerekçesiyle; müvekkiline kâr payı ödenmediğini, ████████ D.iş sayılı tespit dosyasına sunulan raporda iddialarının yerinde olduğunun belirlendiğini, davalının eylemleri nedeniyle adi ortaklık bozulduğundan sözleşmenin (8.) maddesi gereği davalının müvekkiline cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ile 50.000,00 TL cezai şart, 15.762,90 TL kar payı alacağı, aracın bir yıllık kira bedelinin yarısı olan 10.000,00 TL alacak, müvekkiline ait markanın değer kaybı nedeniyle 1.000,00 TL tazminat ve altsınırın üzerinde bedelsiz kontenjan açılması nedeniyle uğranılan zarar miktarı için 1.000,00 TL alacağın, tespit dosyası yargılama masraflarıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 15.12.2014 havale tarihli dilekçe ile marka değerindeki azalma nedeniyle talep ettikleri alacak kaleminden vazgeçtiklerini belirtmiş, 05.08.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; 15.762,90 TL olarak talep edilen alacak kalemini 54.580,30 TL olarak, bunun dışında değeri 52.803,00 TL olarak belirlenen ve müvekkilinin bedelsiz olarak davaya konu anaokuluna verilen demirbaşları davacının ortaklığın feshi nedeniyle geri alma hakkı olduğunun raporda belirlendiğini, söz konusu eşyalar kullanım nedeniyle değerini yitirdiğinden bu eşyaların değerinin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; ortaklığın devam etmesini imkansız kılan davranışlarda bulunan tarafın davacı olduğunu, ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ettiklerini, sözleşme gereği tazminat ödemesi gerekenin davacı olduğunu, hesap dönemi Eylül ayı olmasına rağmen davacının Ağustos ayında tespit yaptırarak eğitim kurumunun itibarını zedelediğini, davacının adi ortaklık dışında başka bir ana okulunu daha işlettiğini, adi ortaklığa kayıt için gelen öğrencileri kendi işlettiği anaokuluna yönlendirdiğini, adi ortaklıkta yönetici olmasına rağmen psikolog olduğunu, özel seanslara gelmelerini söyleyerek haksız kazanç peşinde olduğunu, eğitim kurumunu dışarda kötülediğini, günlük mesai saatlerine riayet etmediğini, aracın aylık 100,00 TL'ye kiralandığını, "..." isminin anaokulda kullanıldığını, davacının talebi ile ücretsiz öğrenci okutulduğunu, adi ortaklığın zarar ettiğini, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, eksik hesaplama yapıldığını, ücretsiz öğrenci konusunda üst sınırın olmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davada ise; davalının haksız eylemleri ve davranışları nedeniyle adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL zararının tazminini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla verdiği 09.07.2020 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin bedelsiz kontenjan tahsis ederek ortaklığın zarara uğramasına sebebiyet verdiği, davacıya ait "..." markasının davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak geri planda kullanıldığı, davacının taraflar arasındaki adi ortaklığın feshini talep etmekte haklı olduğu, davacının araç için yaptığı gideri kanıtlayamadığı, adi ortaklık sözleşmesinde düzenlenen cezai şart maddesinin tarafların aralarındaki sözleşmeyi feshetme hakkını kısıtladığı, fesih hakkının kullanılması halinde taraflara durumlarını ağırlaştıracak ek yükümlülükler getirdiğinden cezai şart maddesinin kesin hükümsüz olduğu, davacının ortaklığa tahsis ettiği ve bedeli 52.803,00 TL olarak belirlenen eşyayı ortaklığın feshi nedeniyle ücretsiz olarak geri alabileceği, davacının payına düşen 54.580,30 TL'yi tasfiye kapsamında davalıdan talep edebileceği, bilirkişi raporlarında davacının talebine konu bedelsiz kontenjan açılması nedeniyle uğranılan zarar miktarının da belirlenen bu rakamın içerisine dahil edildiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki 30.06.2013 tarihli sözleşmeye dayanan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, davacının cezai şart alacağı talebinin reddine, ortaklığın tasfiyesi nedeniyle davacı tarafça ortaklığa tahsis edildiği belirlenen eşyaların bedeli olan 52.803,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kâr payı alacağı ile bedelsiz olarak kontenjan açılması nedeniyle uğranın zarar bedeli toplamı olan 54.580,30 TL'nin 16.762,90 TL'sinin faizsiz olarak, ıslaha konu olan 37.817,40 TL'lik kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davacı tarafça adi ortaklığa tahsis edilen araca ilişkin kira bedeli alacağı talebinin ispat yokluğu nedeniyle reddine, davacı adına tescilli markanın değer kaybı nedeniyle talep edilen alacak kalemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli kararıyla; Mahkemece gösterilen gerekçeye ve davalı tarafın imzalanan sözleşme içeriğindeki yükümlülüklere aykırı davranışlar nedeniyle ortaklığın bozulduğunun ispatlanamadığı, her iki ortağın sözleşmenin tasfiyesini talep ettikleri, buna göre davacının cezai şart isteme koşullarının oluşmadığı, hükme elverişli kabul edilen bilirkişi raporuna göre ortaklığın zarar etmediği gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairece verilen 16.03.2023 tarihli ilamla; İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek asıl ve karşı davanın esası hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, kabule göre de; Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın, 24.09.2019 tarihli 15. celsesi Fikri ve Sinai Hukuk Mahkemesi sıfatıyla, 16.,17.,18 . ve 19. celseleri Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla, 20. celsesi olan karar duruşmasının da yine Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi sıfatıyla yapılmasının da yerinde görülmediği, bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyularak verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın gönderildiği Mahkeme'nin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas almaya yeterli görülen 10.04.2019 tarihli kök ve 19.12.2019 tarihli ek raporlarda yapılan tespitler doğrultusunda, davalı şirketin taraflarca ortak olarak işletilen anaokuluna Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 57 vd. maddelerine aykırı olarak bedelsiz kontenjan tahsis ederek ortaklığın zarara uğramasına sebebiyet verdiği, öte yandan davacıya ait ... markasının davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak geri planda kullanılıp ... unsurunun baskın unsur olarak kullanıldığı, bunun da taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 639 vd. maddeleri gereği taraflar arasındaki adi ortaklığın feshini talep etmekte haklı olduğu, davacıya ait aracın adi ortaklığa tahsis edilmesinin 6098 sayılı Kanunun 379. maddesi gereği kullanım ödüncü (ariyet) sözleşmesi kapsamında olduğu, aynı Kanunun 381/1 maddesi gereği ödünç sözleşmesinde olağan bakım ve masrafların ödüncü alanın sorumluluğunda olduğu, mevcut duruma göre davacının ancak araç için yaptığı giderlerin yarısını davalıdan talep edebileceği, davacının bu yönde yaptığı bir gideri kanıtlayamadığı anlaşılmakla söz konusu araca dair kira bedeli alacağı talebinde haklı olmadığı, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinde düzenlenen cezai şart maddesinin tarafların aralarındaki sözleşmeyi feshetme hakkını kısıtladığı, fesih hakkının kullanılması halinde taraflara durumlarını ağırlaştıracak ek yükümlülükler getirdiği, bu yüzden 6098 sayılı Kanunun 27. maddesi gereği cezai şart maddesinin kesin hükümsüz olduğu, davacının ortaklığa tahsis ettiği ve bedeli 52.803,00 TL olarak belirlenen eşyayı ortaklığın feshi nedeniyle ücretsiz olarak geri alabileceği, fakat aradan geçen bir yıllık kullanım süresi ve eşyanın niteliği nazara alındığında eşyanın aynen tesliminin davacının mağduriyetine ve belki de mevcut okulun düzeninin bozulması ihtimali sebebiyle davalının da mağduriyetine sebep olabileceği değerlendirildiğinden, davacının ıslah dilekçesiyle talep ettiği üzere söz konusu eşyanın bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin hakkaniyete uygun olduğu, tarafların ortaklık kapsamında birlikte faaliyet gösterdiği 01.07.2013- 30.06.2014 tarihleri arasında ... net işletme karının 61.745,79 TL olarak, aynı dönemde ortaklığın alımını yaptığı demirbaşların değerinin 47.414,82 TL olarak belirlendiği, bu duruma göre ortaklığın feshi ile birlikte davacının payına düşen 54.580,30 TL'yi tasfiye kapsamında davalıdan talep edebileceği, bilirkişi raporlarında davacının talebine konu bedelsiz kontenjan açılması nedeniyle uğranılan zarar miktarının da belirlenen bu rakamın içerisine dahil edildiği, karşı dava yönünden ise; karşı davacının ortaklığın feshini talep etme yönünde haklı nedeninin bulunmadığı, ayrıca ortaklığın karşı davaya konu olan dönemde zarar etmeyip bilakis kâr ettiği anlaşıldığından karşı davanın haklı olmadığı, davacı adına tescilli markanın değer kaybı nedeniyle talep edilen alacak kalemi yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 123. maddesi gereği davalı tarafça davanın geri alınmasına muvafakat edildiğinden bu alacak kalemine yönelik davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; asıl davada taraflar arasındaki 30.06.2013 tarihli sözleşmeye dayanan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, davacının cezai şart alacağı talebinin reddine, ortaklığın tasfiyesi nedeniyle davacı tarafça ortaklığa tahsis edildiği belirlenen eşyaların bedeli olan 52.803,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının kar payı alacağı ile bedelsiz olarak kontenjan açılması nedeniyle uğranın zarar bedeli toplamı olan 54.580,30 TL'nin 16.762,90 TL'sinin faizsiz olarak, ıslaha konu 37.817,40 TL'sinin ıslah tarihi olan 05.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafça adi ortaklığa tahsis edilen araca ilişkin kira bedeli alacağı talebinin ispat yokluğu nedeniyle reddine, davacı adına tescilli markanın değer kaybı nedeniyle talep edilen alacak kalemi hakkındaki davanın 6100 sayılı Kanunun 123. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili; Mahkemenin ortaklık payı ve iadesi lazım gelen eşyanın bedeline ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, bu yönlerden karara bir itirazları bulunmadığını, ancak cezai şarta ilişkin taleplerinin reddedilmesi ile müvekkilinin kâr payı alacağı ile bedelsiz olarak kontenjan açılması nedeniyle uğranılan zarar bedeli toplamı olan 54.580,30 TL'nin 16.762,90 TL'sinin faizsiz olarak ödenmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde faiz talebini unuttuklarını, bilirkişi raporu doğrultusunda 16.762,90 TL talebi 37.817,40 TL daha arttırarak 54.580,30 TL ortaklık payının davalıdan hak ediş tarihlerine göre işleyecek reeskont faiziyle tahsili şeklinde ıslah ettiklerini, müvekkilinin alacağı hak ettiği tarihin en nihayetinde dava tarihi olduğundan bu alacağın tamamına dava tarihinden faiz işletilmesi gerekirken alacağın 16.762,90 TL'sinin faizsiz ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kararda dava tarihi 29.12.2014 olarak gösterilmişse de davanın ilk olarak Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinde 31.10.2014 tarihinde açıldığını ve dava tarihine ilişkin hatanın da düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek; asıl davanın yukarıdaki nedenlerle bozulmasını istemiştir.2.Davalı-karşı davacı vekili; asıl dava yönünden Mahkeme kararında belirtilenin aksine, adi ortaklığın feshini talep etmekte haklı olan tarafın davacı değil müvekkili olduğunu, davacı tarafından ortaklığın feshi ve tasfiyesine dair gösterilen sebeplerin gerçek dışı olmasına karşın Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin taraflarca ortak işletilen anaokuluna Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğrenim Kanunları Yönetmeliği'nin 57 vd. maddelerine aykırı şekilde bedelsiz olarak kontenjan tahsisi ile ortaklığın zarara uğramasına neden olmadığını, davacının cezai şart alacağını talep hakkının bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin süresi içinde taraflardan birinin sözleşmeyi tek taraflı olarak bozması halinde karşı tarafa 50.000,00 TL ödemesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmeyi bozarak fesih ve tasfiye talebinde bulunan ilk tarafın davacı olduğu açık olmasına rağmen adi ortaklığın davacının davasına karşı müvekkilince açılan karşı dava ile sona erdiği yönündeki tespitin hatalı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin cezai şarta ilişkin sözleşme maddesinin geçerli olduğunu, Mahkemece davacının ortaklığa tahsis ettiği ve bedeli 52.803,00 TL olarak belirlenen eşyaların bedelinin müvekkilinden alınıp davacıya verilmesinin hakkaniyete uygun olduğunun belirtildiğini, sözleşme kapsamında davacının ortaklık hizmetine bedelsiz olarak verdiği eşyaların sahibi olarak sözleşmenin feshi ile geri alma hakkının bulunmadığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, söz konusu eşyaların ortaklık süresince ana okul öğrencilerince kullanıldığı nazara alınarak amortisman bedeli düşülerek hesaplama yapılması gerektiğini, Mahkeme kararında tarafların ortaklık kapsamında birlikte faaliyet gösterdiği 01.07.2013-01.07.2014 tarihleri arasındaki dönemde anaokulunun net işletme kârının 61.745,79 TL olarak, aynı dönemde ortaklığın alımını yaptığı demirbaşların değerinin 47.414,82 TL olarak belirlendiğinden bahisle ortaklığın feshi ile birlikte davacının payına 54.580,30 TL düştüğü ve bu bedelin müvekkilinden talep edebileceğini hükme bağlandığını, Mahkemenin bu kabulünün de hatalı olduğunu, bilirkişilerce hesap yapılırken gider kalemlerindeki bedellerin gerçeğe aykırı ve eksik hesaplandığını, 01.07.2013-01.07.2014 tarih aralığındaki personel giderinin 423.402,53 TL iken 344.946,62 TL olarak belirtildiğini, şirket Yönetim Kurulu üyeleri için ayrıca gider payı hesabının yapılmadığını, yine aynı şekilde elektrik, su, ısınma, iletişim, mutfak, temizlik, taşıma, ulaşım giderlerinin gerçek durumu göstermediğini, yine aynı tarih aralığında öğrencilerden tahsil edilmeyen 7.317,00 TL bulunmakta iken, net işletme kârının hesabında bunun da dikkate alınmadığını, Mahkemece karşı davanın reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin ortaklığın feshini ve tasfiyesini talep etmekte haklı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu, ortaklıktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının ortaklıkla haksız rekabet ettiğini, kararda belirtilenin aksine ortaklığın belirtilen dönemde zarar ettiğini ileri sürerek; asıl ve karşı davanın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl ve karşı davada adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ve alacak istemine ilişkindir.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davalının bedelsiz kontenjan tahsis ederek ortaklığın zarara uğramasına sebebiyet verdiği ve davacıya ait markanın davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak geri planda kullandığı nazara alındığında, davacının taraflar arasındaki adi ortaklığın feshini talep etmekte haklı olmasına, davacının araç için yaptığı gideri kanıtlayamamasına, taraflar arasında düzenlenen ortaklık sözleşmesi ve dosya kapsamındaki deliller de dikkate alındığında davacının cezai şart istem koşullarının oluşmamasına, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 10.04.2019 tarihli kök ve 19.12.2019 tarihli ek raporlara göre davacının ortaklığa tahsis ettiği ve bedeli 52.803,00 TL olarak belirlenen eşyalar yönünden davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınarak bedelinin davalıdan tahsiline hükmedilmesinin yerinde bulunmasına, ortaklığın feshi ile birlikte davacının payına düşen 54.580,30 TL'yi tasfiye kapsamında davalıdan talep edebileceğinin açık olmasına, davacının dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmayıp ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunduğu dikkate alındığında Mahkemece faiz yönünden yapılan değerlendirmenin de doğru bulunmasına, karşı dava yönünden ise davalının ortaklığın feshini talep etmek yönünde haklı nedeni bulunmadığından ve ayrıca ortaklığın karşı davaya konu olan dönemde zarar etmeyip kâr ettiği anlaşıldığından karşı davanın reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 uyarınca ONANMASINA,Fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.