Anahtar kelimeler: Silindiğini Mehil İhyası Hasım Açmak Öğrenildiğini Vererek Teşkilinin Sicilinden Ştinin

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dosyada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şti. ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nı hasım göstererek ... 44. İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosya ile hizmet tespit davası açıldığını, ancak ... Ltd. Şti. adlı şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından ... 44. İş Mahkemesince müvekkilinine işbu davayı açmak için mehil verildiğini, ihyası istenen ... Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin ... olduğunu, şirket ticaret sicilinden █████/2023 tarihinde resen silindiğini, şirketin tasfiyesi ek tasfiyesi için karar vererek şirketle ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atanarak tescil ve ilan edilmesini, 6335 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen geçici 7. maddesi gereğince ''Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.'' şeklindeki hüküm gereğince huzurdaki davanın ikame edilmesinin gerektiğini, ... Ticaret Sicili Müdürlüğüne kayıtlı ... Ltd. Şti. unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf gerçek kişi üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dosyada Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü Ticaret Siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, TTK.'nın 32. Maddesi gereğince “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” hükmünün düzenlendiğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verilebileceğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedileceğini, Tasfiye memuru tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunda olduğunu, Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemleri müvekkili tarafından tespit edilmesinin mümkün olmadığını, davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkilinin uyacağını, müvekkilinin tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yaptığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun kanunla düzenlendiğini, Olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK. 547/2. maddesi gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosyada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Ltd. Şti. ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını hasım göstererek ... 44. İş Mahkemesi nezdinde ... esas sayılı dosyası ile hizmet tespit davası açtığını ancak ... şirketinin ticaret sicilinden resen terkin edildiğini yapılan yargılamada öğrendiğini, ... 44. İş Mahkemesince taraflarına iş bu davayı açmak üzere mehil verildiğini, taraflarınca ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasıyla şirketin ihyasına ilişkin dava açıldığını, söz konusu mahkemece taraflarına tasfiye memuruna ilişkin de dava açmak üzere süre verildiğini, iş bu dava dosyasının ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesini talep ettiklerini, ihyasını istedikleri şirketin ticaret sicilinde resen terkin edildiğinden bu davalarında husumetin sadece ticaret sicil müdürlüğüne yöneltmiş bulunduklarını, bu nedenlerle iş bu dava dosyasının ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan şirketin ihyası davasına konu edilen şirketin ortağı olduğunu, şirketin geçmişte kısa bir dönem sağlık alanında faaliyet gösterdiğini, davacının da pandemi döneminde sağlıkçı olarak kısa süreliğine bu şirkette çalıştığını, ancak şirketin faaliyetleri çok uzun süre önce sona erdiğini, herhangi bir faaliyeti, mal varlığı, geliri ya da devam eden bir hukuki ilişkisinin kalmadığını, şirketin herhangi bir borcunun da bulunmadığını, mali kayıtları ve ticaret sicili kayıtları incelendiğinde, şirketin alacaklılara veya devlete herhangi bir borcunun olmadığını, şirket usulüne uygun şekilde tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edildiğini, bu tasfiye sürecinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, davacı iddia ettiği gibi alacaklı ise bu hakkını zamanında ileri sürmediğini, uzun yıllar sessiz kaldığını, hiçbir başvuru yapmadığından hukuki yararın bulunmadığını, ihya talebinde hukuki bir yarar bulunmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masraflarının davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER:
... 44. İş Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası ile ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ve ... Ticaret sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı Tasfiye Halinde ...Ltd. Şti.'nin alacaklı olunduğu, borçlu şirket aleyhine alacağın tahsili amacıyla ... 44. İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden alacak davası açıldığını, yargılamaya devam edebilmeleri için şirketin ihyası gerektiğini belirterek eldeki davanın açıldığı, ihyası talep edilen şirketin sicil dosyasının incelenmesinde şirketin tasfiyesinin sona erdiği █████/2023 tarihinde sicil kaydının terkin edildiği, dolayısı ile terkin işleminin tasfiye nedeniyle yapıldığının anlaşıldığını, bu durumda husumetin ticaret sicil müdürlüğüne ve tasfiye memuruna yöneltilmesi gerekmekte olup, sicil dosyasından tasfiye memurunun olduğu anlaşılmakla davacı vekiline ilgili şirketin tasfiye memuru aleyhine mahkemede görülen iş bu dava ile birleştirme talepli dava açmak veya tasfiye memurunu davaya dahil etmek üzere süre verildiği, davacı tarafça tasfiye memuruna karşı açılan ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının mahkememiz dosyası ile birleştirilmiş olduğu görülmüştür.
Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen Tasfiye Halinde .... Ltd. Şti.'nin █████/2023 tarihinde tasfiye kararı aldığı, █████/2023 tarihinde tasfiyesinin sona erdiğinin tescil edildiği görülmüştür. Dava, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.
TTK’nın 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir.
Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir. (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122)
Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547. maddesinde de açıkça ifade edilmiştir. (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208) Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır.
Bu aşamada uyuşmazlıkla ilgili olarak terkin edilmiş olan bir şirketin bir davada taraf olarak yer alabilmesi bağlamında ek tasfiyenin rolü üzerinde de durulmalıdır. Yukarıda bahsi geçen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise hukuken var olan bir tüzel kişiliği gerektirmektedir. Oysaki ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, terkin işlemiyle birlikte sona erecektir (TTK m. 545). Buradan hareketle tasfiyesi tamamlanmış veya tamamlanmamış, bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK’nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülerek ihya edilen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukukî ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.
Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas, ... Karar)
Somut olayda ihyası talep edilen Tasfiye Halinde.... Ltd. Şti.'nin tasfiye memuru olan ...'in şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu ve şirket hakkında açılan █████/2021 tarihli davaya rağmen bu tarihten sonra tasfiye kararı alınarak şirketin tasfiyesinin sona erdirildiği, TTK 547.maddesindeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; ancak davacı tarafça açılan davadan haberdar olmasına rağmen şirket terkin edilmiş bulunduğundan davalı Tasfiye Memuru yargılama giderlerinden sorumlu tutularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen davanın KABULÜNE, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün... sicil numarasına kayıtlı bulunup █████/2023 tarihinde tasfiye sonucu sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... İnş. Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı TTK 547 maddesi gereğince ... 44. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline,
2-Şirketin tasfiye memuru ...'in (... Tc nolu) tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına,
3-Karar kesinleştiğinde ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına,
4-Asıl dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 615,40 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Birleşen dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 615,40 TL karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
6-Asıl dava yönünden yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına; birleşen dava yönünden davacı tarafça dava açılırken yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 210,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.528,3‬0 TL'nin davalı tasfiye memuru ...'ten alınarak davacıya verilmesine,
7-Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Birleşen dosya yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı tasfiye memuru ...'ten alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı birleşen dosya davacı vekilinin yüzüne karşı (e duruşma), davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!