Anahtar kelimeler: İto İnerken Gemisinde Gemisinin Ambar Düşerek Yük Merdivenlerden Dengesinin İhyası

T.C.
İSTANBUL7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Şirketin İhyasıDAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...Ltd. Şti.'nin (İTO Sicil No....) bünyesindeki ... daha sonraki ismi ... isimli kuru yük gemisinde 10.02.2005 tarihinden 23.10.2014 tarihine kadar, hizmet akdi uyarınca ...olarak çalıştığını, ... isimli kuru yük gemisinin ...bulunduğu sırada 20.10.2009 tarihinde saat 22.00’de ambar temizliği için merdivenlerden inerken dengesinin bozulması üzerine düşerek ağır yaralanan müvekkilinin %18,20 oranında sürekli iş göremez duruma düştüğünü, İşçilik Alacakları ve İş Kazasından doğan Tazminat alacakları için ... 18. İş Mahkemesinin 11.11.2014 tarihinde dava açıldığını, işçilik alacaklarına ilişkin dava tefrik edilerek 04.06.2018 tarih,... E. ve ... K. sayıyla karara bağlanarak davalılar mahkum oldukları tazminatı 10.08.2018 tarihinde ödediğini, aynı Mahkemenin 27.05.2021 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararıyla, İş Kazası nedeniyle de tazminata mahkum edilen ...Şti. İTO Sicil Kayıtlarına göre ortaklar Kurulunun 27.08.2013 tarihli kararı ile tasfiyesinin başlatılmasına karar verilerek ... tasfiye memuru tayin edildiğini, tasfiyenin başlatıldığına dair bu karar 16.09.2013 tarihinde tescil edildiğini, İhya davasında husumetin şirketin bağlı olduğu ticaret sicil müdürlüğü ile birlikte şirketin Tasfiye Memuruna da yöneltilmesi gerektiği Yargıtay İçtihatları ile sabit olduğunu, ... 18. İş Mahkemesinde 11.11.2014 tarihinde açtığımız ... E. v... K. Sayılı dosyamızda davalı “... Tic. Ltd. Şti.” vekil ile temsil edilmiş olup, o tarihte şirket devam etmekte ve iş bu davada vekil ile temsil edildiğini, şirket terkin edilmeden önce hakkında açılan bir alacak davası bulunduğunu, tasfiye memurunun bu davadan haberdar olduğunu, şirketin sorumlu tutulmasını gerektirecek bir durum olup söz konusu dava sonuçlanıp kesinleştikten sonra tasfiye işleminin yapılmasının gerektiğini, terkin tarihinde yürürlükte olan 6762 Türk Ticaret Kanununun 445/3. maddesinde yer alan şirketin muaccel olmayan borçlarıyla münazaah bulunan borçlarına tekabül edecek bir para dahi kezalik notere tevdi olur hükmü, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 541/3. maddesinde yer alan şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir hükmü uyarınca, gerekli tedbirleri almak suretiyle tasfiyenin gerçekleştirilmiş olması gerektiğini, eksik işlemler neticesinde tasfiyenin hukuken sonuçlandığı kabul olunamayacağını, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakıldığından şirketin ticaret sicilindeki terkin kaydının kaldırılması ve yeniden ticaret siciline kaydedilmesi gerektiğini, şirketin ihyasına ilişkin karar, 6102 sayılı TTK’nın 547. maddesi uyarınca ek tasfiye niteliğinde olduğundan, aynı Kanunun 547/2 maddesinde yer alan Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. hükmü uyarınca şirketin ek tasfiye işlemlerini yerine getirmek üzere tasfiye memuru tayin edilerek ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiğini, ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... Sicil No. ve ... Mersis No.lu sicilinde kayıtlı ...Ltd. Şti. unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, Ek Tasfiye işlemlerini yerine getirmek üzere tasfiye memuru tayin edilerek ticaret siciline tescil ve ilanına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirerek sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m. 32) yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiğini, Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, kasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere müvekkilinin tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yaptığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun kusurundan dolayı ticaret sicili müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK. M. 547/2. gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK. M. 536.'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin türkiye'de bulunması şart olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurları olduğunu, yasal hasım konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Tasfiye Memuru davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ...Ltd. Şti.'nin yeniden tescili ve ek tasfiye işlemleri için tasfiye memuru atanması talepleri ile huzurda açılan davada gerek maddi olaylar gerekse de hukuki yönleri itibariyle dayanağı bulunmayan davanın reddi gerektiğini, şirket bünyesinde bulunan “...” eski adıyla “Kaptan Yılmaz 1” isimli gemide usta gemici olarak çalışan davacının 2009 tarihinde ambar temizliği yapmak üzere merdivenlerden indiği sırada dengesini kaybederek düşmesi sonucu ağır şekilde yaralandığı ve bu nedenle %18,20 oranında sürekli iş göremezlik raporu aldığı ileri sürülmüş ise de bu kazaya dayalı olarak ... 18. İş Mahkemesi’nin ... E., ... K. sayılı dosyasında işçilik alacakları talebiyle, ayrıca aynı mahkemenin ...E., ...K. sayılı dosyasında iş kazasına dayalı tazminat talepli olmak üzere iki ayrı dava açıldığı, tazminat davası sonucunda şirket aleyhine 151.452,95 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 20.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiğini, davacı lehine hükmedilen işçilik alacakları davacının da dava dilekçesinde belirttiği üzere 10.08.2018 tarihinde davacıya ödendiğini, iş kazasına ilişkin diğer dosya olan ... E.,... K. sayılı dosya ise 27.05.2021 tarihinde sonuçlandığını, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilen karar taraflarca istinaf edildiğini, şirketin tasfiye süreci, 30.06.2012 tarihinde tasfiyeye girmiş, 26.07.2012 yılında tasfiye kararı tescil edildiğini, Ticaret Sicil Gazetesinde alacaklılara ilk ilan 10.08.2012 tarihinde, ikinci ilan 17.08.2012 tarihinde ve son olarak üçüncü ilan 24.08.2012 tarihinde yapıldığını, ilanlarda da belirtildiği üzere şirketin alacaklısı olunması halinde üçüncü ilanın yayımlanması akabinde en geç 1 yıl içerisinde ilanda belirtilen adreste bulunan tasfiye memuruna müracaat etmeleri ve kendilerini bildirmeleri gerektiğini, bir yıllık süre sonunda davacı tarafından herhangi bir alacak iddia edilmediği ve tasfiye memurluğuna başvurulmadığını, 3. ilandan 1 yıl geçmesinin ardından ortaklar kurulu tarafından 27.08.2013 tarihinde tasfiye işlemlerine başlanıldığını, işbu karar 16.09.2013 tarihinde tescil edilmiş ve bu tarihte sicilden terkin edildiğini, 20.09.2013 tarihinde ise şirketin tasfiye ve terkin edildiği Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, davacı tarafından ise her iki dava da 11.11.2014 tarihinde ikame edildiğini, davaların ikame edildiği tarihte dahi Şirket tasfiye edildiği ve sicili terk edildiğini, şirketin sicili terkinden dahi 1 yıl sonra ikame edilen davadan da alacaktan da daha öncesinde şirketin haberdar olması mümkün olmadığını, tasfiye ve terkinden sonra ikame edilen ve doğan alacaklar için, şirketin ihyası talebinin abes olduğunu, tasfiye süreci hukuka uygun olarak yapıldığını, davacı tarafından ek tasfiye talep edilmekte olup ek tasfiye için kanunda öngörülen şartlar oluşmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, şirketin tasfiyesi hukuka uygun olarak tamamlanmadığı varsayımında bile her halükarda davacı tarafından talep edilen ihya zamanaşımına takıldığını, haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. DELİLLER:Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğüne, ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne ve ... Ticaret sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır.... 18. İş Mahkemesinin ...ssas sayılı dosyası ile ... 18. İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir. Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin 27.08.2013 tarihinde tasfiye kararı aldığı, 16.09.2013 tarihinde tasfiyesinin sona erdiğinin tescil edildiği görülmüştür. Dava, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.TTK’nın 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir.Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122).Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır. Bu aşamada uyuşmazlıkla ilgili olarak terkin edilmiş olan bir şirketin bir davada taraf olarak yer alabilmesi bağlamında ek tasfiyenin rolü üzerinde de durulmalıdır. Yukarıda bahsi geçen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise hukuken var olan bir tüzel kişiliği gerektirmektedir. Oysaki ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, terkin işlemiyle birlikte sona erecektir (TTK m. 545). Buradan hareketle tasfiyesi tamamlanmış veya tamamlanmamış, bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK’nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülerek ihya edilen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukukî ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas,... Karar.)Somut olayda ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin hakkında ... 18. İş Mahkemesinin ... Esas, ... karar sayılı dosyası ile verilen kararın infazı işlemlerinin bulunduğu, TTK 547.maddesindeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan, tasfiye memuru olan ...'ın ise şirket hakkında açılan davanın █████/2013 tarihli tasfiyeden sonra █████/2014 tarihinde açıldığı, gerekli ilanların yapıldığı davalının da davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından , aleyhlerine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜNE, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı bulunup █████/2013 tarihinde tasfiye sonucu sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin 6102 sayılı TTK 547 maddesi gereğince ... 18. İş Mahkemesinin ... Esas, ...karar sayılı dosyası ve dosyanın infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline,2-Şirkete ...'ın (... Tc nolu) tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, 3-Karar kesinleştiğinde ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına, 4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harç bedeli alınmış olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 5-Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan, davalı tasfiye memuru ise davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhlerine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Dair, davacı vekilleri ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Başkan ... ¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdır Üye ...¸e-imzalıdır Katip ...¸e-imzalıdır "Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."