Anahtar kelimeler: Muratpaşa Usûlü Artırma Onüçüncü İhalenin Parselde Süreci Gayrimenkul Satışına İli

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:█████████Karar No:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı (...) VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca █████/2023-█████/2023 tarihlerinde açık artırma usûlü ile gerçekleştirilen Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın satışına ilişkin ihalenin ve ihale neticesinde imzalanan █████/2023 tarihli sözleşmenin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; uyuşmazlığa konu ihalenin █████/2023 tarihinde dört ayrı ulusal gazetede ilan edildiği, ihale neticesinde █████/2023 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinin imzalandığı, davacının da arasında yer aldığı kişilerin █████/2023 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na başvurarak davalı idare ve ihale üzerinde bırakılan dava dışı şirketin bahse konu taşınmazda işgalci olduğu, söz konusu taşınmazın edinilmesi, ihale ile satışına karar verilmesi, satılması ve devir işlemlerinin iptalinin talep edildiği, Bakanlık tarafından 30 gün içerisinde cevap verilmemesi üzerine ... tarihinde (dilekçe ret kararı öncesinde E:... sayılı dosyaya kayden) işbu davanın açıldığı; Olayda, taşınmazın satışına ilişkin ihalenin ve ihale neticesinde imzalanan sözleşmenin iptali istenildiğinden, davanın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi gereğince ivedi yargılama usûlüne tâbi olduğu, 30 günlük dava açma süresinin ihalenin ve sözleşmenin ilgililer tarafından öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı ve davacının da içerisinde yer aldığı kişiler tarafından yapılan █████/2023 tarihli başvuru dilekçesinin içeriği incelendiğinde, davacının █████/2023 tarihinde uyuşmazlığa konu ihaleden ve sözleşmeden haberdar olduğunun anlaşıldığı, ivedi yargılama usûlüne tâbi davalarda 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uygulanamayacağı, bir başka ifadeyle bu kapsamda idareye yapılan başvurunun, işlemeye başlayan dava açma süresini durdurmayacağı açık olduğundan, uyuşmazlığa konu taşınmazın satışına ilişkin ihale ve ihale neticesinde imzalanan sözleşmeden █████/2023 tarihinde haberdar olunduğu hâlde bu tarihten itibaren 30 gün içinde en son (son günün hafta sonuna gelmesi sebebiyle) █████/2023 tarihine kadar dava açılması gerekirken, söz konusu başvurunun zımnen reddi üzerine █████/2023 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idari işlemlerde başvuru süresi ve başvuru yerinin gösterilmesi gerektiği, dava açma süresinin başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimle başlayacağı, bunun dışındaki yazılı bildirimlerin dava açma süresini başlatmayacağı, yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tâbi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hâllerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği yönünde Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı bulunduğu, █████/2023 tarihinde idareye yapılan başvuruya herhangi bir cevap verilmediği, bunun üzerine süresinde olacak şekilde █████/2023 tarihinde işbu davanın açıldığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY : Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir. █████/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usûlü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır. Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, █████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usûlünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usûlü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usûlünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar da ivedi yargılama usûlünün uygulanacağı işlemler arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen, uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlüne tabi olduğu, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca itirazda bulunmasının dava açma süresini durdurmayacağı, doğrudan dava açması gerektiği bildirilmeyen ilgililerin hangi yargılama usûlünün uygulanacağı ve hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir. Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ████████ başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usûl kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil, açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir. Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun █████/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Olayda, davacının, █████/2023 tarihli dilekçe ile, uyuşmazlığa konu taşınmazın ihaleye çıkarılması kararının, ihalenin ve devir işlemlerinin iptali talebiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na başvurduğu anlaşıldığından, davacının davaya konu ihaleden █████/2023 tarihi itibarıyla haberdar olduğunun kabulü gerekmekte olup dava konusu işlemlere karşı dava açma süresinin, █████/2023 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı açıktır. Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu, uygulanan bu usûlde idareye yapılan başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının, açacağı davada hangi yargılama usulüne tâbi olduğu noktasında tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel dava açma süresinin değil, genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği, davanın ihaleden haberdar olduğu tarihten (█████/2023) itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde (█████/2023) açıldığı sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, ihalenin öğrenildiği tarihten itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde kalan █████/2023 tarihinde davanın açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.