Anahtar kelimeler: Yaz Olunmadığının İstemli Hakediş Ara Menfi Tedbir Takibi İzmir İhtiyati
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : █████████KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N ABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████DAVA TARİHİ : 27.05.2025ARA KARAR TARİHİ : 28.05.2025DAVA : Menfi Tespit (Alt Yüklenici Sözleşmesine Bağlı Olarak Düzenlenen Hakediş Bedeli İçin Yapılan İcra Takibi Nedeniyle Borçlu Olunmadığının Tespiti İstemli) İSTEM : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 10.07.2025KARARIN YAZ. TARİH : 11.07.2025 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasından verilen 28.05.2025 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.İSTEM:Davacı vekili 27.05.2025 tarihli ihtiyati tedbir istemli dava dilekçesinde özetle; Davalı - alacaklı tarafından İzmir 23. İcra Dairesi Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında 2.909.352,19 TL bedelli takip yapıldığını, takibin dayanağı olarak 10.09.2019 tarihli hakediş raporu gösterildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında inşaat yapımına ilişkin olarak yapılmış herhangi bir sözleşme ve müvekkili şirket adına kesilen herhangi bir fatura bulunmadığını, yine müvekkilinin defterlerinde bu tür bir kayıt da bulunmadığını, davalı yanın, müvekkiline herhangi bir sözleşme ile herhangi bir inşaat faaliyetinde bulunmadığını, özetle müvekkilinin davalıdan aldığı bir mal veya hizmet söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ile dava dışı bir kısım arsa sahipleri arasında İzmir 14. Noterliği'nin 15.02.2017 tarih ve 1821 yevmiye nolu .... İli, .... İlçesi ... Mahallesi, . ... Mevki, ...Pafta, ...ve ... parsellerde kayıtlı (tevdit edilmekle ... ada,...parsel olduğu) taşınmaza ilişkin Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin devrine ve tadiline yönelik olarak İzmir 14. Noterliği'nin 02.10.2018 tarih ve 09870 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Devir ve Tadil Sözleşmesi yapıldığını, devir ve tadil sözleşmesi sözleşmesi hükümleri uyarınca müvekkili şirketin yüklenici olarak İzmir 14. Noterliği'nin 15.02.2017 tarih ve 1821 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesini devir aldığını, müvekkili şirketin devir aldığı ve eski hissedar .....'un imzaladığı İzmir 14. Noterliği'nin 15.02.2017 tarih ve 01821 yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ve bu sözleşmeyi devir ve tadil eden İzmir 14. Noterliği'nin 02.10.2018 tarih ve 09870 yevmiye numaralı sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, eski paydaş Mehmet Karakuş'un taşınmazdaki 1/8 oranındaki hissesini.....'ye sattığını, .... ile müvekkili şirket arasında Turgutlu 4. Noterliği'nin 13.09.2024 tarih ve 6215 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Tadil Sözleşmesi imzalandığını, sonuç olarak tüm arsa sahipleri ile müvekkili şirket arasında noterde kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili ... .. Limited Şirketi'nin, 29.06.2017 tarihinde tescil edildiğini, 05.07.2017 tarih ve 9360 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilerek kurulduğunu, kuruluş tarihi itibariyle şirketin tek ortağı ve müdürünün .... olduğunu ....'in şirket paylarının tamamını İzmir 38. Noterliği'nin 09.01.2023 tarih ve 850 yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ile ......'a devir ettiğini, şirket müdürlüğünden ve ortaklığından ayrıldığını, 13.01.2023 tarih ve 10747 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan şirketin genel kurul kararı ile .....'in şirket müdürü olarak seçildiğini, şirket ortağının ve müdürünün değişmesi neticesinde birçok firmanın alt taşeron olarak inşaat yapım işini üstlendiğini beyan ettiğini, müvekkili şirket yetkilileri tarafından firma taleplerinin alındığını ve bazı firmalar ile protokoller yapıldığını, akabinde inşaat yapımı faaliyetinde bulunmayan bazı firmaların hukuka aykırı ve gerçek dışı hakediş raporları ve icra takipleri ile müvekkili firmayı borçlandırdığının tespit edildiğini, ayrıca söz konusu inşaatın bulunduğu yere ilişkin olarak ..... Konut Yapı Kooperatifi kurulduğunu ve söz konusu kooperatif tarafından bazı firmalar ile sözleşmeler imzalandığını, dava dışı kooperatif ile.. ... Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan sözleşmeye istinaden ..... Tic. Ltd. Şti'nin Kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazdan inşaat faaliyetinde bulunduğunu belirterek müvekkili şirket aleyhine dava açtığını, ayrıca Turgutlu 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.iş esas nolu başvurusu ile delil tespiti talebinde bulunduğunu,..... Tic. Ltd. Şti. tarafından Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ karar numaralı dava dosyalarında açılan davaların tarafların karşılıklı anlaşması ile son bulduğunu, söz konusu ....Tic. Ltd. Şti. haricinde davalı şirket ve ....'te inşaat yapım işi nedeniyle müvekkili şirketten alacak talebinde bulunduğunu, müvekkili şirket yetkilileri tarafından yapılan araştırma üzerine davalı şirketin herhangi bir alacağının bulunmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, müvekkili şirket yetkilileri kasıtlı olarak yanıltılarak sürekli olarak birçok kişi ve firma alacak veya karşılığında bağımsız bölüm talebinde bulunduğunu, halbuki yapılan işin karşılığında ..... Tic. Ltd. Şti'ne ödeme davalıdan ise yaptığı iş ve sözleşmesi sorulmuş ise de davalının bir kısım gerçek dışı beyanlar ile müvekkili şirketi yanılttığını ancak gerçek ortaya çıktığından davalının bir hakkı ve alacağı olmadığının anlaşıldığını, sonuç olarak müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, menfi tespit davalarında ispat yükünün yer değiştirdiğini, bu nedenle davalının alacağının mevcudiyetini ispat külfetinin mevcut olduğunu, bu bakımdan da davalının alacağının mevcudiyetini miktar itibariyle ancak yazılı delille ispatının lazım geldiğini, öte yandan müvekkili şirketin asla kabul etmemek üzere velev ki davalının bir alacağı bulunsa dahi davalının iddia ettiği kadar bir alacağının olup olmadığının da tahkiki gerektiğini ve davalının iddia ettiği kadar alacağını da ispat etmek zorunda olduğunu, son olarak ayrıca asla kabul anlamına gelmemek üzere velev ki davalının takiple iddia edilen tutarda bir alacağı bulunsa dahi takip öncesi herhangi bir temerrüt söz konusu olmadığından takip öncesi faiz yönünden de müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının açık olduğunu, bu bakımdan müvekkilinin davalıya asıl alacak dışında takip öncesi işletilmiş faiz yönünden zaten bir borcunun olmasına imkan da olmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle telafisi güç zararlar doğmaması ve hak kaybı yaşanmaması için davalının faturasının yahut sözleşmesinin dahi bulunmadığı gözetilerek öncelikle ve teminatsız olarak İzmir 13. İcra Dairesi Müdürlüğü █████████ Esas sayılı takibin durdurulması, bu taleplerinin reddi halinde veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini ve davalının haksız ve kötüniyetli olduğu açık olduğundan dolayı fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal hakları saklı kalmak kaydıyla davalının takip çıkış miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata mahkum edilmesi için başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, ticari uyuşmazlıklardan kaynaklı menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartı olduğundan, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama olarak neticelendiğini (Arabuluculuk Numarası: ██████████). Arabuluculuk anlaşamama tutanağınun dava dilekçeleri ekinde sunduklarını, yukarıda kısaca arz ettikleri ve resen nazara alınacak nedenlerle; öncelikle ileride telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla; İzmir 23. İcra Dairesi Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı takip dosyasnın dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına bu taleplerinin reddi halinde veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi, davanın kabulüne, İzmir 23. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı icra takibinden dolayı takip konusu iddia edilen alacak nedeniyle müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve yersiz açılan icra takibi nedeni ile takip çıkış tutarı üzerinden hesaplanacak %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyasından verilen 28.05.2025 tarihli ara kararında özetle; davaya konu icra takibinin 19.02.2022 tarihinde yapılmasına rağmen dava tarihinin 27.05.2025 tarihi olup, davanın, icra takibinden sonra açılan menfi tespit talepli dava olmasına göre İİK'nun 72(2). maddesi hükmü uyarınca icra takibinin durdurulması konusunda karar verilmesi mümkün bulunmadığından davacı tarafın bu konudaki ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın icra takibinin durdurulması talebinin reddine karar verilmesi halinde İİK'nun 72(3). maddesi hükmü uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunmuşsa da, açıklanan yasal hükümler uyarınca davacı tarafın yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için mahkemede kanaat uyandıracak nitelikte delil ve belgelerini dava dilekçesi ile birlikte sunmasının zorunlu bulunmasına rağmen dava dilekçesine ekli olarak sunulan eklerin, ihtiyati tedbir kararının kabulünü gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte olmadığı, dava dilekçesinde taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığının iddia edilmesine rağmen davaya konu icra takibinin dayanağı belgenin taraflar arasında düzenlenen bir nolu hakediş belgesi olup, bu belgedeki imzanın inkar edilmediği, icra takip tarihinin 19.02.2022 olup, davacı tarafa ödeme emirlerinin 29.03.2022 ve 30.03.2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 3 yılı aşkın süreden sonra taraflar arasında bir ticari ilişki olmadığı iddia edilerek dava açıldığı birlikte değerlendirildiğinde, İİK'nun 72(3). maddesi hükmü uyarınca talep edilen ihtiyati tedbire ilişkin yasal koşulların oluşmadığı dikkate alınarak, davacı tarafın bu konudaki ihtiyati tedbir talebinin de reddine dair gerekçelerle davacı tarafın İİK'nun 72(2) ve 72(3).maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi isteminin reddine dair karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili 03.06.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 23. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı dosyası ile başlatılan hukuka aykırı icra takibine ilişkin öncelikle veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi yolunda ihtiyati tedbir kararı verilerek davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile %20'den az olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talepli olarak açtıkları menfi tespit davasında mahkemece ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı - alacaklı tarafından İzmir 23. İcra Dairesi Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında 2.909.352,19 TL bedelli takip yapıldığını, takibin dayanağı olarak 10.09.2019 tarihli hakediş raporu gösterildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında inşaat yapımına ilişkin olarak yapılmış herhangi bir sözleşme ve müvekkili şirket adına kesilen herhangi bir fatura bulunmadığını, yine müvekkilinin defterlerinde bu tür bir kayıt da bulunmadığını, davalı yanın, müvekkiline herhangi bir sözleşme ile herhangi bir inşaat faaliyetinde bulunmadığını, özetle müvekkilinin davalıdan aldığı bir mal veya hizmet söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ile dava dışı bir kısım arsa sahipleri arasında İzmir 14. Noterliği'nin 15.02.2017 tarih ve 1821 yevmiye nolu .... İli, .... İlçesi .... Mahallesi, .... Mevki,...Pafta, .... ve .... parsellerde kayıtlı (tevdit edilmekle .... ada, ... parsel olduğu) taşınmaza ilişkin Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin devrine ve tadiline yönelik olarak İzmir 14. Noterliği'nin 02.10.2018 tarih ve 09870 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Devir ve Tadil Sözleşmesi yapıldığını, devir ve tadil sözleşmesi sözleşmesi hükümleri uyarınca müvekkili şirketin yüklenici olarak İzmir 14. Noterliği'nin 15.02.2017 tarih ve 1821 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesini devir aldığını, müvekkili şirketin devir aldığı ve eski hissedar .....'un imzaladığı İzmir 14. Noterliği'nin 15.02.2017 tarih ve 01821 yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ve bu sözleşmeyi devir ve tadil eden İzmir 14. Noterliği'nin 02.10.2018 tarih ve 09870 yevmiye numaralı sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, eski paydaş ......'un taşınmazdaki 1/8 oranındaki hissesini .....'ye sattığını, ....ile müvekkili şirket arasında Turgutlu 4. Noterliği'nin 13.09.2024 tarih ve 6215 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Tadil Sözleşmesi imzalandığını, sonuç olarak tüm arsa sahipleri ile müvekkili şirket arasında noterde kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili .... Limited Şirketi'nin, 29.06.2017 tarihinde tescil edildiğini, 05.07.2017 tarih ve 9360 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilerek kurulduğunu, kuruluş tarihi itibariyle şirketin tek ortağı ve müdürünün .... olduğunu.....'in şirket paylarının tamamını İzmir 38. Noterliği'nin 09.01.2023 tarih ve 850 yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ile .....'a devir ettiğini, şirket müdürlüğünden ve ortaklığından ayrıldığını, 13.01.2023 tarih ve 10747 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan şirketin genel kurul kararı ile .....'in şirket müdürü olarak seçildiğini, şirket ortağının ve müdürünün değişmesi neticesinde birçok firmanın alt taşeron olarak inşaat yapım işini üstlendiğini beyan ettiğini, müvekkili şirket yetkilileri tarafından firma taleplerinin alındığını ve bazı firmalar ile protokoller yapıldığını, akabinde inşaat yapımı faaliyetinde bulunmayan bazı firmaların hukuka aykırı ve gerçek dışı hakediş raporları ve icra takipleri ile müvekkili firmayı borçlandırdığının tespit edildiğini, ayrıca söz konusu inşaatın bulunduğu yere ilişkin olarak ..... Konut Yapı Kooperatifi kurulduğunu ve söz konusu kooperatif tarafından bazı firmalar ile sözleşmeler imzalandığını, dava dışı kooperatif ile .... Ltd. Şti arasında imzalanan sözleşmeye istinaden .... .. Ltd. Şti'nin Kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazdan inşaat faaliyetinde bulunduğunu belirterek müvekkili şirket aleyhine dava açtığını, ayrıca Turgutlu 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.iş esas nolu başvurusu ile delil tespiti talebinde bulunduğunu, ..... Ltd. Şti. tarafından Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ karar numaralı dava dosyalarında açılan davaların tarafların karşılıklı anlaşması ile son bulduğunu, söz konusu ...... Ltd. Şti. haricinde davalı şirket ve.....'te inşaat yapım işi nedeniyle müvekkili şirketten alacak talebinde bulunduğunu, müvekkili şirket yetkilileri tarafından yapılan araştırma üzerine davalı şirketin herhangi bir alacağının bulunmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, müvekkili şirket yetkilileri kasıtlı olarak yanıltılarak sürekli olarak birçok kişi ve firma alacak veya karşılığında bağımsız bölüm talebinde bulunduğunu, halbuki yapılan işin karşılığında ..... Ltd. Şti'ne ödeme davalıdan ise yaptığı iş ve sözleşmesi sorulmuş ise de davalının bir kısım gerçek dışı beyanlar ile müvekkili şirketi yanılttığını ancak gerçek ortaya çıktığından davalının bir hakkı ve alacağı olmadığının anlaşıldığını, sonuç olarak müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, menfi tespit davalarında ispat yükünün yer değiştirdiğini, bu nedenle davalının alacağının mevcudiyetini ispat külfetinin mevcut olduğunu, bu bakımdan da davalının alacağının mevcudiyetini miktar itibariyle ancak yazılı delille ispatının lazım geldiğini, öte yandan müvekkili şirketin asla kabul etmemek üzere velev ki davalının bir alacağı bulunsa dahi davalının iddia ettiği kadar bir alacağının olup olmadığının da tahkiki gerektiğini ve davalının iddia ettiği kadar alacağını da ispat etmek zorunda olduğunu, son olarak ayrıca asla kabul anlamına gelmemek üzere velev ki davalının takiple iddia edilen tutarda bir alacağı bulunsa dahi takip öncesi herhangi bir temerrüt söz konusu olmadığından takip öncesi faiz yönünden de müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının açık olduğunu, bu bakımdan müvekkilinin davalıya asıl alacak dışında takip öncesi işletilmiş faiz yönünden zaten bir borcunun olmasına imkan da olmadığını, tüm bu açıklamalarına rağmen itiraza konu kararla ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar verildiğini, mahkemenin hak ediş belgesinin varlığını ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dayanak yaptığını, oysa yukarıda da belirttikleri gibi müvekkili şirket ile davalı arasında inşaat yapımına ilişkin olarak yapılmış herhangi bir sözleşme ve müvekkili şirket adına kesilen herhangi bir fatura bulunmadığını, yine müvekkilinin defterlerinde bu tür bir kayıt da bulunmadığını, bu duruma rağmen salt hak ediş belgesinin varlığının ret kararına gerekçe yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin ödeme emirlerinin tebliğinden yaklaşık 3 yıl sonra dava açılmış olmasını da ret gerekçesi olarak belirttiğini, yukarıda da belirttikleri üzere İzmir 38. Noterliği'nin 09.01.2023 tarih ve 850 yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ile müvekkili şirketin hisselerinin .....'a devredildiğini, bu devirden sonra birçok farklı kişinin usulsüz olarak müvekkili şirketten alacak iddiasında bulunduğunu, yukarıda belirtildiği üzere müvekkili şirketin uzun süre bu iddiaların hukuka aykırı olduğunu ispatla uğraştığını, uyuşmazlık konusu takibin hisse devrinden önce yapıldığını, hisse devrinden sonra oluşan bu haksız taleplerin incelenmeye başlandığını ve bu doğrultuda davalının talebinin de dayanaksız olduğunun tespit edildiğini, bu hususun tespit edilmesi üzerine de gerekli hazırlıklar yapılarak bakılmakta olan davanın açıldığını, hisse devrinden sonra yeni hissedarın uzun süre haksız taleplerle uğraşmak zorunda kaldığını, bu nedenle ödeme emirleriyle açılan davanın arasında geçen sürenin 3 yıldan fazla olması, müvekkili şirketin borcu kabullendiği anlamına gelmediğini, salt hak ediş belgelerinin varlığının müvekkili şirket ile davalı arasında ticari bir ilişki olduğunu göstermeyeceğini, eğer ticari bir ilişki varsa bu hak ediş belgesinin dayanağı da olması gerektiğini, oysa davalı tarafın hak ediş belgesinin dayanağına ilişkin hiçbir açıklama yapamadığını, bu hususa ilişkin hiçbir belge sunamadığını, hak ediş belgesinin salt şirketten usulsüz şekilde para koparabilmek amacıyla şirketteki hisse devrinden önce gerçek duruma aykırı olarak düzenlendiğinin açıkça görüldüğünü, yukarıda açıklanan nedenlerle telafisi güç zararlar doğmaması ve hak kaybı yaşanmaması için davalının faturasının yahut sözleşmesinin dahi bulunmadığı gözetilerek öncelikle ve teminatsız olarak İzmir 23. İcra Dairesi Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı takibin durdurulması, bu taleplerinin reddi halinde veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu belirterek yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına ve yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde ivedilikle ihtiyati tedbire karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı tarafça, icra takibinin durdurulması, olmadığı taktirde veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş olup, mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesinde: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. HMK'nın 390/3. maddesinde; "tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Anılan yasal düzenlemelere göre; hukuki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce ya da dava sırasında geçici hukuki koruma olarak istenen ihtiyati tedbir kararının yasal koşulları olarak; "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğması" olasılıkları belirtilmiştir. İİK 72/3. maddesine göre, "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararı karşılamak ve alacağın alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Somut olayda; Davacı vekili, davalı ile aralarında yapılan herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirket adına kesilen her hangi bir fatura olmadığını, buna rağmen 10.09.2019 tarihli hak ediş raporuna dayalı olarak, müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek açtığı menfi tespit davasında icra takibinin durdurulması olmadığı taktirde icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemez. İcra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin talep yönünden ise; davacı vekili tarafından sunulan delillerin yaklaşık ispat ölçüsünde ihtiyati tedbir talebinin haklılığını ispat etmeye yeterli olmadığı, talebin yargılamayı gerektirdiği bu kapsamda mevcut ve muaccel bir alacağın varlığı ile bu hususta yaklaşık ispattan söz edilemeyeceğinden somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararda usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasından verilen 28.05.2025 tarihli ara kararının, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.013,90 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile kalan 398,50 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca kesin olmak üzere, 10.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!