Anahtar kelimeler: Gününün Gebze Sakarya İstemli Davetiye Günde Dinlenerek Sözlü Hastanede Dinlenildikten
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Tüketici Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı asil ... ve davacılar vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ..., davalı asil ... ve vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkili ...'un tüm takibinin davalı hastanede doktor ... tarafından yapıldığını, müvekkilinin Polycysticovary hastalığı olduğu için doğal yollardan hamile kalamadığını, tıbbi müdahale ile gebe kaldığını, müvekkilinin doğal doğum riski fazla olmasına rağmen sezaryen öngörülmediğini ve müvekkilinin normal doğuma hazırlandığını, müvekkilinin 07.07.2011 tarihinde aşırı sancı ve sonrasındaki sıvı kaybı sebebi ile takibi yapılan hastaneye saat sabah 02:00 sıralarında müracaat ettiğini, müvekkilinin uzun süre doğuma alınmayarak bekletildiğini ve 04:30-05:00 sıralarında normal doğum için doğumhaneye alındığını, bebeğin kalp atışlarının dinlenmediğini, kalp atışlarında azalma olması halinde bebeğin doğum kanalına girmesi beklenmeksizin sezaryen ile doğumun gerçekleştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin rahim ağzı açıklığının 6 cm olmasına rağmen davalı doktor tarafından doğuma alındığını, müvekkilinin doğumda zorlanınca hemşirelerden birinin müvekkilinin üstüne çıkarak rahime baskı uyguladığını bu baskıdan sonra bebeğin rahim kanalına sıkıştığını ve oksijensiz kaldığını, bebeğin rahim kanalından çıkarılamadığını ve vakum kullanılarak bebeğin rahimden çıkarılmaya zorlandığını, bebeğin çıkarılamadığını, vakum nedeniyle bebeğin beynine hasar verildiğini, doğumun uzun sürmesinden dolayı müvekkilinin ıkınma yeteneğini yitirdiğini, aşırı yorgunluktan bayıldığını, bebeğin ölü doğduğunu, kalp masajı ile kalbinin atmaya başladığını, çocuk doktoru tarafından el yazılı ve ıslak imzalı, bebeğin beyin kanamasına ve boğulma neticesi oksijensizliğe bağlı nöbet geçirdiğine dair veli bilgilendirme notu olduğunu, doktorun ve hastanenin hatalar silsilesi bebek ...'un sağlığında ağır hasarlara neden olduğunu, ...'un %99 engelli olduğunu, zihin gelişiminde ağır gerilik ve serebral palsi olduğunu, genetik bir hastalığı olmadığını, ...'un görme yeteneği olmadığını, ellerini ve ayaklarını kullanamadığını, yutma ve çiğneme yeteneği olmadığını, ancak sıvı ve püre kıvamındaki besinler ile zorlukla beslendiğini, yoğun kasılmaları olduğunu, kafasını tutamadığını, oturmadığını yattığı yerden sağa sola dönemediğini, beslenme ve su ihtiyacını giderirken yutma yeteneği olmadığından sürekli nefes borusuna kaçtığını ileri sürerek; davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00 TL davacı ... için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatı ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile, ...'un beden gücü kaybı sebebi ile 2.500,00 TL, ömür boyu bakıma muhtaç ...'un bakım giderleri için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı hastane vekili; davacı ... tarafından müvekkiline pcos hastası olduğuna dair bilgi verilmediğini, davacının acil gelmiş olması nedeniyle normal doğuma hazırlandığını, hastanın müracaatı neticesinde kendisinin hemen doğuma alındığını, bebeğin nst'sinin çekildiğini, doğum sırasında davacı ...'un üstüne çıkıldığı iddiasının asılsız olduğunu, yapılan işlemin hastanın doğum yapmasına yardımcı olmak için el-kol ile karna baskı yapmak olduğunu, birçok doğumda bu şekilde destek olunduğunu, vakum sisteminin bebeğin doğum kanalına sıkışması sonucu uygulanan bir işlem olduğunu, doğum sırasında ...'un bayılmadığını, bilincinin hep açık olduğunu, sezaryen işleminin annenin ve daha sonra bebeğin hayati tehlikesi dikkate alınarak yapıldığını, dava dosyasına sunulan raporda engel durumunun %96 yazmasına rağmen dava dilekçesinde engel durumunun %99 yazdığını, engel durumu ve oranının tespiti gerektiğini, davacı hastada doğum sürecine özgü risklerin ortaya çıktığını, müvekkilleri tarafından bu risk gözlenerek gerekli zamanda hastaya müdahale edilerek hastanın zarar görmesinin azami şekilde engellendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; ...'un hastalığında müvekkili hekimin herhangi bir kusuru olmadığını, davacının doğum sancılarının başlaması üzerine hastaneye geldiğini, yatışı yapılarak hastanın normal doğuma yönlendirildiğini, hastanın gebelik süreci boyunca ... tarafından takip edildiğini, şehir dışında olması sebebiyle müvekkili tarafından doğum eyleminin gerçekleştirildiğini, doğumda vakum uygulaması yapılmadığını, bu nedenle serebral palsinin doğuma bağlanmasının hatalı olduğunu, doğum eyleminde uzama olmadığını, bebeğin 4 saat 20 dakikada doğduğunu, hastanın gebelik sürecinde gerekli test ve tetkikleri yapmadığını, hastanın pcos tedavisi görmediğini, bebekte görülen serebral palsinin sebebinin doğum eylemi olmadığını, çoğu vakada beyin hasarına neyin neden olduğunu ya da ne yapılsaydı hasarın önlenmiş olacağının bilinmesinin ve tespit edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu olayda davalıların kusurunun bulunmadığının raporlarda tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekillinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama sırasında alınan birbirini teyit eden bilirkişi raporları ile yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekilinin temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; bilirkişi raporunun Sakarya BAM 7. HD'nin 12.04.2019 tarihli kararında belirtilen hususlara dair inceleme yapılmaması sebebiyle rapora karşı itirazda bulunduklarını, İlk Derece Mahkemesince 02.02.2021 tarihli duruşmada Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi kararında incelenmesi istenilen hususları belirterek ek rapor alınmasına karar verildiğini, ancak Antalya Tüketici Mahkemesi tarafından raporu hazırlayan bilirkişilerin .... Üyeliğinden istifa ettiği, bu sebeple istenen ek raporun hazırlanamadığının belirtilmesi üzerine üzerine ... Tüketici Mahkeme celse arasında 04.06.2021 tarihinde ara karar oluşturulduğunu ve dosyanın bu kez Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesine yazılacak talimat ile ... Tıp Fakültesi'nden oluşturulacak yeni bilirkişiye heyetine tevdii edilerek rapor alınmasına karar verildiğini, Ankara Tüketici Mahkemesi tarafından verilen cevapta bilirkişi görevlendirilmelerinin asıl mahkemesince yapılması gerektiği bildirilerek dosyanın iade edildiğini, bunun üzerine 08.12.2022 tarihli 10. celsede ... Üniversitesi'ne yazı yazılarak bir bilirkişi heyeti oluşturulmasının istenildiğini, ancak bir sonraki duruşma olan 11.05.2023 tarihli 11. celsede ... Üniversitesine yazılan müzekkereye henüz cevap verilmeden dosya kapsamındaki raporlar esas alınarak ara karadan rücu edildiğini, mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına aykırı hareket edildiğini, ... Üniversitesinden alınan bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olmadığını, söz konusu rapora dayalı olarak verilen kararın hatalı olduğunu, davacı ...'un doğuma alınana kadarki süreçte bebeğin düzenli olarak kalp atışlarının takip edilmediğini, davalı doktorun düzenli olarak kalp atışını takip etmediği için bebeğin kalp atışının dakikada 120'nin altına düştüğünü fark etmediğini, sezaryen kararının alınmasına geç kalındığı bu nedenle davalıların kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen bu iddialarının incelenmediğini, vakum cihazını hatalı kullanan davalı doktorun ağır kusurlu olduğunu, bebekteki serebral palsinin doğumdan kaynaklandığını, bu durumun raporla sabit olduğunu, müvekkili ...'un gebelik dönemindeki tüm takiplerinin davalı hastanede yapıldığını, müvekkilinin normal doğuma elverişli olmadığının gebelik takibini yapan hekim tarafından bilinmekte iken doğumun başladığı gece saatlerinde hastanede çalışmayan yani müvekkilin gebelik geçmişi hakkında bilgisi olmayan davalı hekimin hastanede nöbetçi olduğunu, davalı hekim tarafından müvekkilinin gebelik geçmişine dair hastane kayıtlarına bakılmaksızın ve gebelik takibini yapan doktordan bilgi almaksızın müvekkilini normal doğum için zorladığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı hekimin, davalı özel hastanede gerçekleştirdiği normal doğum sırasında bebekte oluşan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda; dosya kapsamında alınan raporlarda ve karara esas alınan bilirkişi raporunda; hastada görülen nöromotor gelişme geriliğinin hastanın hipoksiye (oksijensiz kalmaya) maruz kalmasından kaynaklandığı; bu hipoksinin doğum sırasında veya doğumdan hemen sonra gelişebileceği gibi doğum eylemi başlamadan öncede olabileceği ve bu durumun kesin ayırt edilemeyeceği, hastanın ilk kan değerlerine bakıldığında organ yetmezliğinin olmaması ve BK değerinin yüksek olmaması ve 2. günde ateşinin gözlenmiş olması öncelikli intrapartum süreç etkilenimini daha fazla düşündürdüğü, doğum sırasında olmuşsa da tıbbi bir hatadan değil doğumun istenmeyen ancak beklenen bir komplikasyonu olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı doktorun bir kusurunun bulunmadığı belirtilmekle, maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusur, zarar ve illiyet bağının bir arada olması gerektiği, bebekte ortaya çıkan durumun komplikasyon olarak nitelendirilmekle ortada kusur bulunmadığının açık olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!