Anahtar kelimeler: Gününün Davetiye Günde Dinlenerek Birleşen Sözlü Dinlenildikten Avukat Kesinlik Şartı
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından duruşmasız, davacılar vekili ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen asıl ve birleşen davada davacılar vekili Avukat ..., asıl ve birleşen davada davalı ... vekili Avukat ... ile birleşen davada davalı .... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili; davacı ...'nin 23.02.2010 tarihinde tuvalet ihtiyacını gidermek için girdiği trafo binasında elektrik akımına kapılarak ağır şekilde yaralandığını ve iki kolunu kaybettiğini, davacının %100 malul kaldığı olayın meydana gelmesinde gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalı şirketin kusurlu olduğunu, kaldı ki tehlike arz eden yapı eserinin fena yapılmasından, bakımı ve işletilmesindeki eksikliklerden davalının kusursuz sorumlu bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik davacılardan ... için bakıcı gideri nedeniyle 2.500,00 TL maddi, tedavi gideri olarak 2.500,00 TL maddi ve sürekli iş gücü kaybı nedeniyle 5.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, Mehmet'in anne ve babası olan davacılar Ayşe ve Musa'nın her biri için 15.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden; davacı ...'nin hırsızlıkla suçlanması nedeniyle tüm davacılar için 5.000,00 TL manevi tazminatın ise şikayet tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Bozma sonrası birleşen davada davacı vekili; aynı vakıalara dayanarak, asıl davada davalıların kusurlarının bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek; iş gücü kaybı nedeniyle 367.133,76 TL maddi, bakıcı gideri olarak da 633.263,66 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili; dava konusu olay ile müvekkili şirketin faaliyetleri arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığını, davacı ...'nin yaşamını ve bedensel bütünlüğünü tehlikeye atmak suretiyle dava konusu olayın meydana gelmesine ve zararın oluşmasına sebebiyet verdiğini, ceza mahkemesince verilen beraat kararının gerekçesinde görüldüğü üzere, davacının savunmasında bahsettiği hususların ihtimal dahilinde olmasından bahisle verildiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı ...; olayın meydana gelmesinde tarafına sorumluluk yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece verilen 03.12.2014 tarihli kararla; 12.09.2014 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davaya konu olayın meydana gelmesinde davacıların %70, davaya feri müdahil olarak katılan ...'nin %30 oranında kusurlu olduğu, davalı şirkete kusur atfedilemeyeceği, davalı şirketin davacı ... hakkındaki suç duyurusunun şikayet hakkı sınırları içerisinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 27.09.2016 tarihli ilamla; davacıların sair temyiz itirazları reddedildikten sonra; "(...) Diğer bir anlatımla, enerji tesisini işleten davalı şirket, tehlike arzeden bu yapı eserinin bakımı ve işletilmesindeki eksiklikler nedeniyle Borçlar Yasasının 58. maddesi uyarınca sorumludur. Bu sorumluluk hukuki niteliği itibariyle kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluktur.
Bundan ayrı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sorumluluğun, davalı şirketle arıza bakım ve onarım sözleşmesini yapan feri müdahil şirkete ait olduğu bildirilmiştir. Feri müdahil ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin 18. maddesinde yapılan işlerin davalı şirketçe denetlenip kontrol edileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan madde uyarınca davalı şirket, meydana gelen kaza nedeniyle zarar görenlere karşı feri müdahil şirket ile birlikte zincirleme sorumludur.
Buna göre Mahkemece; akıl hastası olan davacı ...'in, anne ve babası olan diğer davacılar tarafından gerekli denetim ve gözetim görevinin yerine getirilmemesi nedeniyle kazanın meydana geldiği yönündeki davalı savunması üzerinde durulması ve bu durumun davacı taraf yönünden bölüşük kusur oluşturup oluşturmayacağının tespiti amacıyla mahallinde konunun uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu refakate alınarak keşif yapılması, sonrasında ise meslekte kazanma gücü kaybı konusunda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle görevli İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna davacı ...'le ilgili tüm rapor ve bilgiler gönderilmek suretiyle evrak üzerinden alınacak raporla iş göremezlik oranı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre zarar kapsamının belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçesiyle, bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 10.09.2021 tarihli kararla; olayın meydana gelmesinde tarafların kusur durumunun tespiti için farklı heyetlerden alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık oldukları, hesap raporu ile belirlenen bakıcı giderine yönelik tazminat bedelinden %30 oranında hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiğinden bahisle; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, asıl davada davacılardan ... için 5.000,00 TL iş göremezlik tazminatı, 2.500,00 TL bakıcı gideri, 1.050,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 8.550,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, ... ve ...’nın her biri için 7.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hırsızlık suçlaması nedeniyle talep edilen manevi tazminat isteminin reddine; birleşen davada davacı ... için 367.133,66 TL işgöremezlik tazminatı ile 431.784,10 TL bakıcı giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 21.06.2022 tarihli ilamla; "Somut olayda; Mahkemece, olayın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının tespitine yönelik, farklı heyetlerden birden fazla bilirkişi raporu alınmış ise de, işbu kusur raporlarından hangisinin kabul edilerek hükme esas alındığı hususunda herhangi bir açıklama ve gerekçe bulunmadığı, davacı ... lehine hüküm altına alınan maddi tazminat miktarlarına ne şekilde ulaşıldığı anlaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca; yasanın aradığı anlamda ve denetime uygun gerekçeli bir karar bulunmaması nedeniyle, Mahkemece verilen karar usul ve kanuna uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, davalıların sair, davacıların tüm temyiz itirazları incelenmeden kararın davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; akıl zayıflığı olması nedeniyle sonradan kısıtlandığı davacı vekilince bildirilen davacı ...'nin, tuvalet ihtiyacını gidermek için davalı şirkete ait trafo binasına girmesi sonucunda elektrik akımına kapılıp yaralandığı, gerekli ve yeterli önlemin alınmamış olması sebebiyle davalı şirketlerin kusurunun ve ihmalinin bulunduğu, davalılar arasındaki bakım ve onarım sözleşmesinin 18. maddesi uyarınca yapılan işlerin davalı şirketçe denetlenip kontrol edileceği hüküm altına alındığından, anılan madde uyarınca davalı şirketlerin birlikte müteselsil sorumlu oldukları, her iki dava tarihi yönünden de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, 26.11.2018 tarihli ATK raporuna göre davacı ...'nin %100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu, kusur durumu ve oranına dair dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında farklı görüşler sunulmuş ise de, kusura dair alınan son raporda irdelemelerin daha isabetli ve somut olaya, hakimde oluşan vicdani kanaate, dinlenen tanık beyanlarından edinilen kanaate daha uygun olması, heyet üyelerinin Ankaradaki üniversitelerde halen çalışan alanında uzman bilirkişiler olması nedenleriyle 08.02.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporundaki davacılara (kazazede ve anne babası) %40, davalılara %60 kusur verilmesi şeklindeki görüşün hükme esas alındığı, davacı ... için iş göremezlik zararının toplamda 1.038.556,11 TL olarak, toplam bakıcı giderinin ise AGİ hariç asgari ücretler üzerinden 949.906,91 TL olarak hesaplandığı, olayda davacı tarafın (çocuk ve anne/babası) kusur oranı %40 olarak esas alındığında davalıların müteselsil kusur oranına (%60) denk gelen bakıcı giderinin 569.944,14 TL, iş göremezlik zararının ise 623.133,67 TL olduğu, yine tıp doktoru bilirkişinin 7.3.2021 tarihli raporuna göre davacı tarafça talep olunan ilaç, pansuman ve yol giderleri yönünden Medula kayıtları kapsamı dışında yapılmış olması muhtemel giderlerin toplam 1.050,00 TL'ye tekabül edebileceği, asıl davada 10.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiş olup ıslah yapılmadığı, birleşen davada ise iş gücü kaybı zararı bakımından 367,133,66 TL ve 633.263,66 TL bakım gideri zararının talep edildiği, olay tarihinde davacı ...'nin çocuk yaşta olması, anne ve babanın çocuğu bakım, koruma, gözetim yükünün bulunması, çocukta zaten akıf zayıflığının da bulunduğunun davacı vekilinin dilekçesinde de ifade edilmiş olması ve somut olay koşulları dikkate alındığında, birleşen davadaki sürekli bakıma muhtaç kalınması nedeniyle istenen bakım gideri zararı yönünden %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, olay nedeniyle manevi tazminat talep şartlarının oluştuğu, davalı şirketin hırsızlık iddiası ve davacı çocuk hakkında açılan ceza davası nedeniyle manevi tazminat talebinin ise reddi gerektiğinden bahisle; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne asıl davada 5.000,00 TL iş gücü kaybı, 2.500,00 TL bakım gideri, 1.050,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplamda 8.550,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacılar Ayşe ve Musa için 7.000,00'er TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı şirketlerin haksız ve hukuka aykırı olarak hırsızlık ve mala zarar verme şikayeti ve suçlaması nedeniyle davacıların kişilik haklarını ağır bir biçimde ihlali nedeniyle talep olunan manevi tazminat talebinin ise reddine, birleşen davada taleple bağlı kalınarak 367.133,66 TL iş gücü kaybı maddi tazminatının ve %30 hakkaniyet indirimi uygulanarak 431.784,10 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili; asıl davada hükmedilen manevi tazminat miktarlarının davaya konu olay nedeniyle davacıların uğradığı manevi zararı karşılamaktan uzak olduğunu, yine davacı ... hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan şikayet nedeniyle kişilik haklarının ağır ihlal edildiği açık olmasına rağmen bu nedenle talep edilen manevi tazminatın reddi kararının da hukuka uygun olmadığını, birleşen davada ise davacı ...'nin alınan rapora göre sürekli bakıma muhtaç hale geldiği belli olduğundan hesaplanan bakıcı giderinden davacının belirlenen kusuru oranında (% 40) indirim yapıldıktan sonra ayrıca %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının dosya kapsamına, hakkaniyette ve hukuka uygun olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili; dava konusu olay haksız fiil niteliğinde olup 23.02.2010 tarihinde meydana geldiğinden, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın en az kusur oranı üzerinden değerlendirildiği rapor dayanak alınarak karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu olay ile müvekkili şirketin faaliyetleri arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı hakkında ceza dosyası üzerinden verilen beraat kararının kesin masumiyet karinesine dayanmadığının gözetilmediğini, olay öncesinde akıl hastalığı ve zayıflığı olan vesayet altındaki davacının bu olay olmasa idi dahi bakıma muhtaç olduğu ve ailesinin bakım yükümlülüğü bulunduğu hususu dikkate alınmadan davacı lehine bakım gideri hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca aile içi bakım dayanışması göz önüne alınarak %50 indirime gidilerek hesaplama yapılması gerekirken bu hususa riayet edilmemesinin de hatalı olduğunu, yine zaten akıl hastalığı nedeniyle ailesinin bakımına muhtaç olan ve çalışma gücü bulunmayan vesayet altındaki davacı için işgörmezlik tazminatı hesaplanmasının hakkaniyete de aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
3. Birleşen davada davalı .... vekili; birleşen davanın zamanaşımına uğradığını, asıl davada kusur yönünden aldırılan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden son raporun hükme esas alındığını, olay öncesinde zaten akıl hastalığı nedeniyle ailesinin bakımına muhtaç olan ve çalışma gücü bulunmayan vesayet altındaki davacı için işgörmezlik tazminatı hesaplanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, işgörmezlik tazminatına hükmolunması haksız olduğu gibi bakım giderlerine hükmolunmasının da haksız olduğunu, zira olay öncesinde akıl hastalığı ve zayıflığı olan vesayet altındaki davacının bu olay olmasa idi dahi bakıma muhtaç olduğu, ailesinin bakım yükümlülüğü bulunduğu hususunun dikkate alınmadığını, en azından aile içi bakım dayanışması göz önüne alınarak %50 indirime gidilerek hesaplama yapılması gerekmekteyken %30 oranında yapılan hakkaniyet indiriminin kabulünün mümkün olmadığını, hükmolunan manevi tazminatların da yüksek olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada elektrik çarpmasına bağlı yaralanma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, kusur ve zarara ilişkin hükme esas alınan raporların denetime elverişli bulunmasına, hükmedilen manevi tazminatların hakkaniyete uygun olduğunun ve bakıcı giderinden yapılan hakkaniyet indiriminin aile içi bakım dayanışması nedeniyle değil, davacının zaten bakıma muhtaç olması nedeniyle yapıldığının, asıl davada tek davalı olmasına rağmen asıl dava yönünden hükmedilen tazminatların davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olmasının maddi hataya müstenit olup mahallinde her zaman düzeltilebileceğinin anlaşılmış olmasına göre; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden birleşen davada davalılara yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcın istek halinde temyiz eden asıl davada davacılara iadesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!