Anahtar kelimeler: Bakılıp Nöroloji Reçete Yazısıyla Hasta Doktor Uzmanı Yazıldığının Muayene Batman
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında her yıl yenilenen sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, davalı Kurumun 11.06.2013 tarihli yazısıyla, müvekkiline ait hastanede muayene yetkisi bulunmayan nöroloji uzmanı doktor ... tarafından muayene yetkisi bulunan nöroloji uzmanı doktor ... adına hasta bakılıp reçete yazıldığının tespit edildiği ve bu durumun taraflar arasında imzalanan 2009 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi'nin (3.1.9.1.) maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, yapılan tedavi işlemleri için Kurumun uğradığı zarara karşılık 19.374,74 TL ile bu işlemlere ilişkin fatura edilen reçete bedelleri toplamı 12.432,41 TL'nin; yine müvekkiline ait hastanede üroloji uzmanı olarak görev yapan doktor ... tarafından 18 hastaya yapılan sünnet işlemlerinin hipospadias onarımı ameliyatı olarak Kuruma fatura edildiğinin tespit edildiği gerekçesiyle, 13.114,26 TL Kurum zararı ile aynı hekim tarafından 60 hastaya uygulanan sistoskopi işlemlerinin internal üretrotomi ameliyatı yapılmış gibi Kuruma fatura edildiği gerekçesiyle, 25.002,41 TL Kurum zararının yersiz ödeme kabul edilerek ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müvekkilinin tahakkuk etmiş alacaklarından mahsup edileceğinin; ayrıca doktor ... tarafından yapılan işlemler için 2012 yılı Sözleşmesi'nin (11.1.16.) maddesi uyarınca 375.331,30 TL cezai şartın tahsil edileceğinin bildirildiğini, müvekkilince 05.07.2013 tarihli yazı ile söz konusu cezai işlemlere itiraz edilmiş ise de itirazın Kurumca reddedildiğini, neticeten müvekkilinin hak edişlerinden 15.11.2013 tarihinde toplam 471.763,35 TL kesinti yapıldığını, ancak yapılan kesintinin sözleşmeye ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; davalı Kurumun 11.11.2013 tarihli işleminin iptali ile müvekkilinin hak edişlerinden kesilen 471.763,35 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan cezai işlemlerin sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum müfettişince düzenlenen soruşturma raporunda, hukukun genel prensiplerinden olan suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince ortada bir ceza hükmü olmadığından ve taraflarca yazılı olarak bir kural belirlenmediğinden fiili icra edene karşı bir yaptırım uygulanamayacağının, 2011 yılı işlemleri için 2012 yılı Sözleşmesi'nin (11.3.8.) maddesine istinaden davacı hakkında 2011 yılı yerine 2012 yılı Sözleşmesi'nin uygulanması gerektiğinin, 2012 yılı Sözleşmesi'nin de ceza yaptırım hükmünü içermediğinin belirtildiği; dosya kapsamında yer alan hastalarla ilgili belgelerde ve epikriz raporlarında, hastaların adı-soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, T.C. kimlik numarası ve protokol numarası gibi tüm bilgilerin eksiksiz olarak doldurulduğu, ilgili doktorun hastanın şikayeti ve hikayesi, muayene bulguları, klinik takip ve seyri, sonuç ve önerileri, ameliyat notu ve tanıları ile ilgili bilgileri yazdığı ve bu bilgilerin tanı ve tedavi algoritmasına uygun olduğu, söz konusu tarihlerde Nöroloji Polikliniğinde hastaların muayene ve tedavilerinin davacı hastanede yapıldığının ve ilaçlarının yazıldığının hem davacı, hem davalı hem de hastalar tarafından kabul edildiği, bu itibarla hastaların muayene ve tedavilerinin gerçek olduğu kanaatine varıldığı; kesinleşmiş Yargıtay içtihatlarında, dava konusuna benzer durumlarda sağlık yardımlarının hastalarca gerçekte alınıp alınmadığına bakıldığı, sağlık yardımlarının sigortalı ve hak sahiplerince alınması durumunda sağlık tesisine yönelik ceza uygulanamayacağına dair hükümler tesis edildiği, davaya konu olayda da sigortalı hak sahiplerinin sağlık yardımlarını aldıkları, fiilen sağlık hizmetini veren doktorun da nöroloji uzmanı olduğu, 2012 yılı Sözleşmesi'nde de hastaların Medula sisteminde kayıtlı olmayan hekim tarafından yapılan muayene ve tedavilerinin kayıtlı hekim üzerinden faturalandırılmasıyla ilgili herhangi bir cezai yaptırım hükmünün bulunmaması nedeniyle bu hususta cezai yönden yapılacak bir işlem bulunmadığının anlaşıldığı, sonuç olarak davalı Kurum tarafından müfettiş raporuna istinaden davacının hak edişlerinden yapılan 471.763,35 TL tutarındaki kesintinin, Sağlık Uygulama Tebliğine (SUT), taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine, yürürlükteki mevzuata ve tıbbi bilgilere uygun olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurumun 11.11.2013 tarihli işleminin iptali ile davacının hak edişlerinden kesilen 471.763,35 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamından doktor ...nın ... Üniversitesi Hastanesinde görevli nöroloji uzmanı olduğu, doktor ...'nın ise davacıya ait hastanede çalışmakta olup her iki hekimin de nöroloji uzmanı görev yaptığı, cezai işleme konu tarihlerde gerçek hastalara sağlık hizmetinin verildiği, hastalara ilaçların yazılmasına ve tedavi görmelerine karşın davalı Kurum tarafından davacı hakkında 2009 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi'nin (3.1.9.1.) maddesi uyarınca fatura bedellerinin ödenmemesine yönelik cezai işlem uygulandığı, 2012 yılı Sözleşmesi'nin (11.1.16.) maddesi uyarınca somut olay bakımından 2012 yılına ait sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, 2012 yılı Sözleşmesi hükümlerinde ise "Sağlık hizmeti sunucusunda görevli sözleşmeye esas hekim/hekimler, sözleşme öncesi Kuruma bildirilerek MEDULA sistemine kaydedilir. Kayıtlı olmayan hekimin yaptığı işlemlerin kayıtlı hekimin üzerinden fatura edilmesi halinde bu işlem bedelleri ödenmez" şeklinde bir düzenleme ve cezai yaptırım bulunmadığından davalı Kurumca bu hususta uygulanan cezai işlemin yerinde olmadığı; davacıya ait hastanede üroloji uzmanı olarak görev yapan ... hakkında Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyasıyla açılan ceza davasında alınan 18.01.2016 tarihli bilirkişi raporu ile işbu dosya kapsamında alınan 15.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise, hipospadias onarımı ameliyatının türlerine, ameliyat tekniğinden kaynaklanan yöntemlere ve onarımın yapıldığı yere göre bu işlemin yapılıp yapılmadığının tıbbi muayene ile tespit edilmesinin mümkün olmadığı, hasta dosyalarında ve epikrizlerinde yer alan işlemlerin yapılmış olup hastalara uygun tanı ve tedavi yönteminin uygulandığı yönünde görüş bildirildiği, mevcut durumun aksini davalı Kurumun ispatla mükellef olup bunu ispatlayacak somut deliller sunulmadığından adı geçen doktor tarafından yapılan işlemler yönünden davacı hakkında uygulanan cezai işlemlerin de yerinde olmadığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; derece mahkemelerince eksik inceleme sonucu karar verildiğini, müvekkili Kurumca taraflar arasındaki 2009 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi'nin (5.1.2.) maddesinde yer alan "Sağlık hizmet sunucusunun faturaya dayanak oluşturan belgeleri gerçeğe aykırı olarak düzenlediğinin Kurumca tespit edilmesi halinde, gerçeğe aykırı olarak düzenlenen belge nedeniyle tahakkuk eden hizmet bedelinin, 10.000,00 TL’den az olmamak şartıyla, beş katı tutarında cezai şart uygulanır" hükmünü ihlal etmesi nedeniyle davacı hakkında söz konusu cezai işlemlerin uygulandığını, bu madde hükmünü dikkate almadan düzenlenmiş olan bilirkişi heyeti raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, raporlara karşı yaptıkları itirazların da dikkate alınmadığını, davacı tarafından SUT hükümlerinin de ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı Kurumca taraflar arasında imzalanan sağlık hizmeti satın alım sözleşmesine dayalı olarak davacı hakkında uygulanan kesinti işleminin iptali ile kesilen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Davalı Kurumca; davacıya ait hastanede muayene yetkisi bulunmayan doktor ... tarafından, hastanede görev yapan ve muayene yetkisi bulunan doktor ...'nın hastanede bulunmadığı tarihlerde onun üzerinden hasta muayene ederek reçete yazıldığı ve bu işlemlerin Kuruma fatura edildiği gerekçesiyle davacı hakkında cezai işlem uygulanmış ise de, taraflar arasında imzalanan 2012 yılı Sözleşmesi'nin (11.1.16.) maddesi uyarınca; 2011 yılında gerçekleştirilen bu işlemler için 2012 yılı Sözleşmesi'nin uygulanması gerekmektedir. Öte yandan 2012 yılı Sözleşmesi'nde ise "Sağlık hizmeti sunucusunda görevli sözleşmeye esas hekim/hekimler, sözleşme öncesi Kuruma bildirilerek Medula sistemine kaydedilir. Kayıtlı olmayan hekimin yaptığı işlemlerin kayıtlı hekimin üzerinden fatura edilmesi halinde bu işlem bedelleri ödenmez." şeklinde bir hükmün ve cezai yaptırımın düzenlenmediği anlaşılmakla, davalı Kurumun söz konusu gerekçeyle davacı hakkında uyguladığı kesinti işleminin yerinde olmadığını belirleyen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bunun yanı sıra, davacıya ait hastanede üroloji uzmanı olarak görev yapan doktor ... tarafından 18 hastaya yapılan sünnet işleminin davalı Kuruma hipospadias onarımı ameliyatı olarak fatura edildiği, 60 hastaya uygulanan sistoskopi işlemlerinin ise internal üretrotomi ameliyatı yapılmış gibi Kuruma faturalandırıldığı gerekçesiyle, cezai işlem uygulanmış ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; adı geçen doktor tarafından 18 hastaya yapılan sünnet işleminin yanında hipospadias onarımı ameliyatı yapılmasının da mümkün olduğu, yine tıbbi olarak tanısal sistoskopi uygulanan hastalarda endikasyon olması (üretral darlık şikayetinin olması veya bunun sistoskopi sırasında fark edilmesi) halinde, aynı seansta ve hasta farkına bile varmadan internal üretrotomi (darlığın açılması) işleminin yapılabileceği, hastaların epikriz raporlarında da hipospadias onarımı veya internal üretrotomi işlemlerinin yapıldığının yer aldığı, ayrıca internal üretrotomi ameliyatının yapılıp yapılmadığının tıbbi muayene ile tespitinin mümkün olmadığı gibi, hipospadias onarımı ameliyatının da türlerine, ameliyat tekniğinden kaynaklanan yöntemlere ve onarımın yapıldığı yere göre bu işlemin yapılıp yapılmadığının tıbbi muayene ile her zaman tespit edilemeyeceği yönünde görüş bildirildiği ve tüm dosya kapsamına göre anılan işlemlerin yapılmadığına yönelik davalı Kurum iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!