Anahtar kelimeler: Akçaabat Zamanlı Yapmaya Bünyesinde Memur Zarfında Trabzon Statüsünde İstifa Kesinlik
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/7 E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının müvekkili belediye bünyesinde 06.01.1999 tarihinden 26.08.2013 tarihine kadar memur statüsünde avukatlık yaptığını, bu tarih sonrasında istifa ettiğini, ancak kısmi zamanlı (sözleşmeli) olarak müvekkili belediyenin avukatlığını yapmaya devam ettiğini, davalının müvekkilinin avukatlığını yaptığı süre zarfında hükmedilen vekalet ücretlerini kurum bünyesinde toplamak yerine kendi adına tahsil ettiğini, bu durumunun Sayıştay denetimi sonrasında ortaya çıktığını, davalının bu suretle elde ettiği haksız kazanç miktarının tam olarak belirlenemediğini ileri sürerek belirsiz alacak davası babında ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 14.02.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle dava değerini toplamda 584.564,34 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 06.01.1999-26.08.2013 tarihleri arasında davalı kurumda memur statüsünde avukatlık yaptığı, 26.08.2013-30.06.2016 tarihleri arasında ise kısmi zamanlı sözleşmeli olarak görev yaptığı, belediyede çalıştığı süre zarfında akşamları geç saatlere kadar ve hafta sonları dahil çalıştığını, kurumdaki çalışmalarını tam zamanlı olarak gerçekleştirdiğini, görev süresi zarfında vekalet ücretinin ödenmesi konusunda davacı ... ile hiçbir ihtilaflarının olmadığını, almış olduğu vekalet ücretlerinin geri istenilmesi hususunda İdare Mahkemesine dava açtığı ve dosyanın halen Danıştay incelemesinde bulunduğunu, kamu zararının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Sayıştay 4. Dairesinin ve Temyiz kurulunun kararları dikkate alınara, davalı Avukat ...'a 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki kurallara göre belirlenen miktardan fazla vekalet ücreti ödendiği, davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak 2007-2013 yıllarında fazla ödenen vekalet ücretlerinin hesap edilmesi için bilirkişi raporu alındığı, hükme esas alınmaya uygun olduğu, ancak bilirkişi raporunda ödenen tüm vekalet ücretlerinden fazla ödenen miktar çıkartılmak sureti ile hesap yapıldığından davacı Belediyenin dava konusu yıllara göre alacaklı olduğu miktarın hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Toplam 573.555,16'nin TL'nin her bir ödeme için ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11.009,18 TL ödenen stopaj vergisinin 17.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın konusunun gerek memur statüsünde gerek sözleşmeli avukat olarak çalışılan süre zarfında oluştuğu iddia edilen kurum zararı olması, dava dilekçesinde iddianın açıklanması babında değinilen Sayıştay raporlarıyla sınırlı olacak şekilde talepte bulunulmaması, alacağın miktarının yargılamayla belirlenebilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği, süresinde cevap dilekçesi sunulmamış olduğu gözetildiğinde zamanaşımı def'inin süresinde yapılmaması, alacağın esasının kurum zararı ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı olması ve davalının iyi niyetli sebepsiz zenginleşen olarak kabul edilmemesi nedeniyle ödeme tarihlerinden itibaren alacağa faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmaması, davalının sözleşmeli olarak çalıştığı döneme ilişkin alacak miktarının kaldırma kararı sonrasında alınan 22.11.2022 tarihli hesap bilirkişi raporuyla belirli hale gelmesi nedeniyle 14.02.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kısmi dava olarak nitelendirilerek zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini, uyuşmazlığa ilişkin mevzuat hükümlerinin hatalı değerlendirildiğini, avukatlık Kanunu gereği vekalet ücretinin avukata ait olduğunu, yargı yolu ve görev itirazlarının dikkate alınmadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, inkar kapsamında sunulan delillerin dikkate alınmadığını, talebi aşar şekilde karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı kurum zararının tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle alacağın miktarının mahkemece yapılacak tahkikat sonucunda belirleneceğinden davacının dava açarken alacağının ne olduğunu bildiğinden yahut net olarak belirleyebildiğinden bahsetmenin mümkün olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, davalının davaya cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış olması nedeniyle zamanaşımı def'inin süresinde yapılmamış olması, alacak belirsiz olduğundan davacının yargılama sırasında talep sonucunu artırabileceği ve bu hâlde artılan talep yönünden davalının zamanaşımı definin de dinlenmeyeceği, alacağa sebepsiz zenginleşme hükümlerince ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!