Anahtar kelimeler: Demirci Arazinin Mevkiinde Kök Muris Tarla Vasfında Vefat Oğlu Miras

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Demirci Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin 01.09.1975 tarihinde vefat eden kök muris ...'in oğlu ...'in çocukları olduklarını, davalıların da kök muris ...'nin mirasçıları olduklarını, kadastro tespit çalışmaları kapsamında kök muris ... adına ... İlçesi, ... mevkiinde 42 ada 634 parsel kapsamında 17.043 m² miktarlı tarla vasfında arazinin tespit ve tescil edildiğini, miras kalan taşınmazın kök muris öldükten sonra 08.12.2015 tarihinde elbirliği mülkiyet niteliğinde intikal yaptırıldığını, 14.10.1975 tarihli "Taşınmaz Mal Satış Senedi" başlıklı satış senet ile kök muris Hilmi'nin mirasçıları olan satıcılar ..., ..., ... ve ...'ın aralarında yaptıkları rızai taksim sonrası taşınmazdaki miras paylarını 5.500,00 TL bedelle müvekkillerinin murisi ...'e sattıklarını ve satış bedelini aldıklarını, bu arazide aynı zamanda babaları muris ...'in de miras payının olduğunu, aradan 45 yıl geçmesine rağmen resmi satış işleminin yapılmadığını, satılan arazi parçası tarıma elverişli olmadığından müvekkilleri tarafından ekilemediğini, kısmen kullanıldığını, davalıların haricen satıp parasını aldıkları taşınmazı devretmedikleri için sebepsiz zenginleştiklerini belirterek, satış sözleşmesine konu taşınmazın bugünkü değeri üzerinden doğan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.II. CEVAP1.Bir kısım davalılar vekili; 14.10.1975 tarihinde taşınmazın kadastro tutanağının askıda olduğunu, 05.11.1975 tarihinde taşınmazın kadastro tutanağının askıdan inerek müvekkillerinin murisi olan ... adına kesinleştiğini ve tescil edildiğini, davacıların murisi işbu tutanağa itiraz etmediğinden 05.11.1975 tarihinde ifanın imkansız hale geldiğini ve zamanaşımı süresinin başladığını, davacıların murisinin kendisine miras payı olarak düşen kısmı kullandığını, zilyetliğinin sadece kendi miras payına ilişkin olduğunu, davacıların satın alındığını iddia ettikleri taşınmazın tamamında zilyetlikleri olmadığından zamanaşımı süresinin ifanın imkansız hale geldiği kadastro tespitinin kesinleşme tarihinde başladığını ve bu sürenin çoktan dolduğunu, esas yönünden ise senette tahrifat yapıldığını, taşınmazın tamamının tarıma elverişli olduğunu, ...'in çocukları olan 4 mirasçı arasında taksim edilerek her bir ana mirasçının varislerinin kendi yerlerini kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.2. Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun 05.11.1975 tarihinde ... adına yapıldığı, 08.12.2015 tarihli intikal işlemi ile elbirliği halinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına kaydedildiği, ... ve ... dışındaki davalıların süresi içerisinde sunmuş oldukları cevap dilekçesinde zamanaşımı defiinde bulundukları, tapu kaydında elbirliği halinde malik olan davalıların zorunlu dava arkadaşı olduğu dikkate alınarak davalılardan bir bölümünün ileri sürdüğü zamanaşımı defiinin tüm davalılar yönünden değerlendirildiği, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmelerin resmi biçimde yapılmadıkça geçersiz olduğu, çekişmeli taşınmaza ilişkin tespitin 05.11.1975 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesine göre davacıların tespitin kesinleştiği 05.11.1975 tarihinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu 05.11.1985 tarihine kadar tespitten önce doğan hakka dayanarak dava açıp taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tescil ettirme hakkı mevcut olduğundan, 05.11.1985 tarihine kadar ifanın imkansız hale geldiğinden söz edilemeyeceği, o halde ifanın imkansız hale geldiği 05.11.1985 tarihinde zamanaşımı süresinin başladığı, 05.11.1995 günü ise 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın ise 17.02.2021 tarihinde açıldığı, davacıların murisi ... 05.11.1995 tarihinde vefat etmiş ise de vefat tarihinden dava tarihine kadar ...'in mirasçıları olan davacılar yönünden de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili; tarafların akraba ve aynı kök muristen mirasçı olmaları nedeniyle tapuya tescil işlemlerinin geciktiğini, ancak davalıların tapuyu verme konusunda üzerlerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediklerini, dava konusu taşınmazın kullanılması, zilyetliği konusunda doğrudan bir çekişme ve sorunun doğmadığını, bu sebeple zamanaşımı süresinin başlamadığını ve dolmadığını, tarafların aynı kök murisin mirasçıları olduğunu, harici satış senedi ile tapu iptal ve tescil talep etmek yasal olarak mümkün olmadığından, tespit edilecek arazi bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalılardan tahsilinin gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, harici satış sözleşmesi ile satılan ve kadastro sonrası tapulu hale gelen taşınmazdan kaynaklı alacağın, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi talebine ilişkindir.Davacılar; tarafların 01.09.1975 tarihinde vefat eden kök muris ...'in mirasçıları olduklarını, davacıların murisi ...'in kök muris ...'in diğer çocukları, murislerinin de kardeşi olan ..., ..., ...'ın kendilerine intikal edecek taşınmazlardaki hisselerini adi yazılı sözleşme ile satın aldığını, satış bedelini ödediğini ve taşınmazın zilyetliğinin kendisine teslim edildiği iddiasında bulunmuş olup, Mahkemece, tanıklar bildirilmeden ön inceleme duruşmasında davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın; bir kısmının davacılar, bir kısmının ise davalılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın satıştan sonra kadastro işlemlerine tabi tutulduğu, kadastro tutanağının 05.11.1975 tarihinde kesinleştiği, dosyadaki belgeler ile sabittir. Öte yandan, davacılar dava dilekçelerinde, yargılama aşamasında ve temyiz dilekçelerinde, taşınmazın zilyetliğinin kendilerinde olduğunu iddia etmişlerdir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıların taşınmazda zilyetlikleri sürdüğü sürece dava zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır. Ne var ki İlk Derece Mahkemesince; davacıların zilyetliği konusunda herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Buna göre ilk Derece Mahkemesince yapılacak iş; davacıların dava konusu taşınmazda zilyetliğinin devam edip etmediği hususunda deliller toplanıp, tanıklar dinlenildikten sonra uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.