Anahtar kelimeler: Olaraksayılı Müdürlere Görüleceği Müdür Menfi Ödenmeyeceği Usulsüz Anadolu Borcunun Takibi

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: ████████ EsasKARAR NO: ████████ DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: █████/2023KARAR TARİHİ: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine █████/2023 tarihinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti ve --- alacaklarına ilişkin olarak-------Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça usulsüz tebligat yapılmış, bu nedenle takibe itiraz edilemediğinden icra takip dosyasının kesinleştiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının, ----- kayıtlarında da açıkça görüleceği üzere ---- tarihleri arasında müdür olarak görev yaptığını, genel kurul kararı ile müdürlere ücret ödenmeyeceği yönünde karar alınmış olup davalı yanın iş kanunu dışında da talep edebileceği bir alacak kalemi bulunmadığını beyan ederek davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Şirket aleyhine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti ve --- alacaklarına ilişkin olarak ------Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, icra takibinde usulüne uygun olarak tebligat yapılmış ve dosyanın kesinleştiğini, her ne kadar dava dilekçesinde limited şirketlerin müdürlerinin bir organ olarak sayılacağı ve bu nedenle "iş ilişkisi"nden bahsedilemeyeceği iddia edilmiş olsa da somut olayda iş ilişkisi oluştuğunu, müvekkilinin davacı şirkette çalışan olduğunu, işçilik alacaklarından doğan haklara sahip olduğunu beyan ederek, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle menfi tespit davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise, davalının davacının şirket ile aralarında işçi işveren ilişkisi mi, yoksa vekalet ilişkisi mi olduğu, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret ve --- alacağına yönelik başlatılan takip nedeniyle menfi tespit davası olduğu tespit edilmiştir.Eldeki dava, ---- Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilerek yukarıdaki esasa kaydedildiği anlaşılmıştır.Taraflarca bildirilen tüm belge ve dokümanların dosya içerisine alındığı, ------ Esas sayılı dosyasının bir suretinin --- dosya içerisine alındığı anlaşılmıştır."Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, öncelikle değerlendirilmesi gereken husus, davacının şirket müdürü olduğu dönem bakımından, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bulunup bulunmadığı noktasındadır.4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır.Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatını haizdir.Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür.Limited şirketlerde, şirketi yönetmek ve temsil etmek üzere, müdür veya müdürler atanabilir. Müdür veya müdürlerin, limited şirketin ortakları arasından seçilmesi mümkün olduğu gibi, ortak olmayan üçüncü kişiler arasından da seçilmesi mümkündür. Ortak olup olmadığına bakılmaksızın, müdür, limited şirketin organı sayılır. Dolayısıyla, şirket müdürü ile şirket arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi kapsamında değerlendirme ve şirket müdürlerini işçi sayma olanağı yoktur.-------"Somut olayda; davacı 13.07.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile imzalanan genel müdürlük sözleşmesi uyarınca şirketin tüm sorumluluğunu üstlenmiş olup, şirket organı sıfatı ile tüm ekonomik ve hukuki meselelerde sorumluluğun kendisine ait olmak üzere şirketi temsil etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Ayrıca genel müdür olarak şirketin tüm işlerini bir tacirden beklenen titizlikle yerine getirmek zorunda olduğu da ifade edilmiş olup, organ niteliğine sahip olması nedeniyle, yönetim hakkı, emir ve talimat yetkisine haizdir. İşçiye özgü şahsi bağımlılık unsuru somut olayda gerçekleşmemiştir. Şirketi doğrudan olarak temsil eden davacının konumu iş kanunu kapsamında değerlendirilemez. Davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.---------- karar sayılı ilamında; “Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.4857 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 2. maddesinde, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez.4857 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasına göre, iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatını haizdir.Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür.Limited, hisseli komandit ve kolektif şirketlerde yönetim yetkisi şirket ortaklarından birine bırakıldığında, bu kişi müdür sıfatıyla kişi-organ sayılır. Türk Ticaret Kanunu'nun 319. maddesine göre, anonim şirketler yönünden yönetim ve temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerine bırakılması halinde, bu kişi veya kişiler kişi-organ sıfatını kazanır. Şirketi temsil ve yönetime yetkili kişi-organ sıfatını taşıyan kişiler işveren konumunda bulunduklarından işçi sayılmazlar.4857 sayılı Kanun'a tabi genel müdür olarak çalışanların aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olmaları halinde kişi-organ statüsünü taşıyıp taşımadıklarının araştırılması gerekir. Genel müdürün organ sıfatını kazanmaksızın yönetim kurulu üyesi olması halinde, “genel müdürlük görevi” sebebiyle iş ilişkisinin devam ettiği sonucuna varılmalıdır. Buna karşın şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi-organ sıfatı kazanılmışsa, işçi ve işveren sıfatı aynı kişide birleşemeyeceğinden iş ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmelidir.Bir kimsenin işçi sayılabilmesi için iş sözleşmesi ile çalışması koşuldur. İş sözleşmesinin unsurları ise “zaman” ve “bağımlılık” ve “ücret” unsurlarından ibarettir. Zaman unsurundan amaç; bir kimsenin günlük belirli bir zaman dilimi içerisinde iş gücünü bir işveren emrine tahsis etmesi, bağımlılık unsurundan amaç ise çalışan kişinin işveren emir ve talimatları doğrultusunda çalışmasını sürdürmesidir. Görülen iş karşılığı işverenin belli bir zaman dilimi için ödemiş olduğu bedel ise ücret unsurunu oluşturur. Belirtilen unsurlara göre bir veya birden ziyade işveren emrinde çalışmasını sürdüren kişiler işçi statüsünde kabul edilir.Buna karşın kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlayan kişiler ise işçi statüsünde kabul edilemezler. Bu kişiler herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmayan esnaf ve sanatkarlar, kolektif, komandite ve limited şirket ortakları, anonim şirket kurucu ortakları, yönetim kurulu üyeleri gibi kimselerdir.Limited şirket ortağının şirket ortağı statüsü yanında ayrıca şirketin işçisi olarak çalışması mümkündür. Şirket ortağının işçi olarak çalıştığının kabulü için özellikle kişisel bağımlılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmalıdır. İşverenin otoritesi altında çalışan onun emir ve talimatlarına göre iş görme zorunda olan işçinin iş sözleşmesine bağımlılığı daha ziyade kişiliği ile ilgili olduğu; iş sözleşmesinin özünde bir bağımlılık / otorite ilişkisinin bulunduğu hususu dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Bu araştırma yapılırken somut olayın tüm özellikleri ve takip eden durumlar da dikkate alınarak değerlendirilecek olan hukuki ilişkinin genel görünümünde esas alınmalıdır. Bu bağlamda şirket ana sözleşmesinde dikkatlice incelenmelidir. Örneğin limited şirkette %50 den fazla paya sahip olan ortak, şirket sözleşmesinde şirket kararlarının oy çokluğu ile alınması öngörülmüş ise, kendi iradesi dışında karar alınmasını engelleyebileceğinden işçi sayılmamalıdır. Şüphesiz, burada ortağın %50 den fazla paya sahip olduğu durumlarda işçi sayılmayacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Şirkette iki ortak var ve şirket ana sözleşmesinde % 91 pay çoğunluğu ile karar alınacağı öngörülmüş ve kendisi ile sözleşme akdedilen ortak %10 paya sahip ise, şirkette karar alınmasını engelleyici paya sahip olduğundan işçi sıfatını kazanamayacaktır. Zira bu tür durumlarda başkasının yönetimi altında bir iş organizasyonu içerisinde başkasının emir ve talimatlarına bağlı olarak çalışma söz konusu olmayacaktır. Şu halde, limited şirket müdürü işçi sayılamayacağı gibi limited şirkette sembolik bir paya sahip olmayan ve/veya ana sözleşmeye göre kararların alınmasını etkileyecek paya sahip olanlar işçi sayılmayacaktır.Bütün olarak yapılacak değerlendirmede şirket ortağına kazanç payını aşan miktarda bir ücretlendirme yapılması da ortağın işçi sayılmasına engel teşkil edecektir. ----- kuruluşlarına primlerin yatırılmış olması o kişinin işçi sayılmasını gerektirmez zira primler iş sözleşmesi kurmamaktadır. Böylece limited şirket müdürleri işçi sayılamayacak ise de müdür olmayan limited şirket ortağı sembolik ve alınacak kararları etkilemeyecek paya sahip ise işçi sayılabilecektir.Davalı dava dışı --- tarihinde davacı------ müdür olarak atandığı, şirket unvanı altına atacağı imza ile şirketi her hususta en geniş manada temsil ve ilzama yetkili kılındığını, davalının hem şirket müdürü olması hemde aynı şirkette işçi olmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının icra takibine konu edilen alacak kalemlerinden sorumlu olmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş davalının takip başlatmakta kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile; ---------sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2- Koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine,3-Alınması gerekli 17.593,21 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 4.398,31 TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.194,90 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 4.398,31 TL peşin harç ile 269,85 TL başvuru harcının toplamı olan 4.668,16 TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 30,00 TL gider avansının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,6-Davacı tarafından harcanan toplam 1.120,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı tarafından yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 41.207,93 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde ilgili tarafa iadesine,10-6325 sayılı Kanunun'un 18-A/13. Bendi uyarınca -----tarafından karşılanan 1.600,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -------- Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025