Anahtar kelimeler: Kurumumuz Emekliye İtirazen İhaleleri Firmalardan Ayrılan Rücuen Yatırmaları Firmalar Düşen

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO: ████████
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda,Davacı Vekili08.10.2024 Tarihli Dava Dilekçesinde; Müvekkili tarafından yapılan özel güvenlik hizmet alımı ihaleleri kapsamında yukarıdaki davalı firmalar bünyesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken ---- yoluyla emekliye ayrılan --------- (Mülga) 1475 sayılı İş Kanunu md.14 gereğince hak etmiş olduğu kıdem tazminatı tutarı yasal kesintiler yapılmak suretiyle müvekkili tarafından net miktar (486.132,03-TL) üzerinden ödenmiş, söz konusu tutarın asıl sorumlusu olan yukarıda yazılı alt işveren/taşeron firmalardan paylarına düşen tutarları Kurumumuz hesabına yatırmaları istenmiş, ancak alt işveren/taşeron firmalardan sadece -------tarafından itirazen █████/2024 tarihinde 28.019,90-TL tutarında kısmi bir ödeme yapılmış olup, diğer firmalar tarafından ise herhangi bir ödeme yapılmadığını, dosyaya sunulan davalı firmalarla imzalanan muhtelif tarihli sözleşmelerde yüklenicinin istihdam ettiği kişiler nedeniyle Kurumumuzun sorumlu tutulabileceği tüm zarar ve tazminatlardan yüklenicinin sorumlu olduğu yönünde hükümler bulunduğunu, Gerek sözleşme hükümleri, gerek müteselsil sorumlulukta iç ilişkiye yönelik yasal düzenlemeler ve gerekse yukarıda yer verilen Yüksek Mahkemenin emsal mahiyetinde uygulamaya yönelik yeknesak kararları çerçevesinde, müvekkili kurum tarafından davalı firmaların çalışanı olan ---- yapılan toplam ödemenin asıl muhatabı ve ödemesi gereken yükümlüsü davalı şirket olduğunu, çünkü ------ mevzuatına uygun hareket etmek, çalışanlarının her türlü mevzuattan kaynaklanan haklarını yerine getirmekle yükümlü olan davalı şirketler buna aykırı hareket ettiklerini, bunun neticesinde de müvekkili kurumun hiçbir şekilde yükümlüsü ve sorumlusu olmadığı halde, Kurumumuz çalışanı olmayan ve davalı şirketlerin çalışanı olan ------- sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklı talepleriyle karşı karşıya kalmış, neticesinde de işbu rücu davasına konu tutarı ödemek zorunda kaldığını, ayrıca, müvekkilince imzalanan sözleşmeler gereği davalı firmalara söz konusu kalemleri ihale bedeli kapsamında ödemiş olduğundan, böylece aynı hususlara ilişkin mükerrer ödeme yapılması durumu da söz konusu olduğunu, neticede çalışanı üzerindeki mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı şirketlere karşı, davalılar çalışanı ---- ödemiş olduğumuz tutarın tahsili amacıyla davalı şirketlere rücu etmek gerektiğini beyan ederek, davalı firmalar çalışanı davadışı işçi -------- yaptığı kısmi ödemenin tahsilini, davanın kabulünü, şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalı firmalardan her bir firmanın davadışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı sorumluluğu kapsamında tahsiline, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin de davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde; Bilindiği üzere; 6100 sayılı yasanın 6. Maddesi Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, Müvekkili şirketin merkezinin ------- olduğunu, bu kapsamda davacı kurum tarafından ikame edilen “Rücuen Tazminat” davasında, davaya bakma yetkisi ------- Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ayrıca; davacı ile davalı müvekkili şirket arasında ------------kapsamında ticari nitelikte hizmet sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin 38. maddesinde "...uyuşmazlıkların çözümünde kurumun merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeler ve icra daireleri yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Kurumun merkezinin -------olduğu, davanın davalıların sorumlulukları oranında kısmi dava şeklinde açıldığı, davalılar arasında müşterek müteselsil sorumluluğun bulunmadığı davacının da kabulünde olduğunu, Esasen mevcut dava; her bir davalı yönünden sorumlulukları oranında ayrı ayrı açıldığını, taraflar arasındaki sözleşmede sabit olduğu üzere, uyuşmazlıkların çözümünde müvekkili davalı yönünden yetkili mahkemeler ------ Asliye Ticaret Mahkemeleri' dir. Bu itibarla; tüm davanın yada tefrik edilmek suretiyle müvekkil davalı yönünde, Sayın Mahkeme' nin yetkisizliği ile dosyanın yetkil------- Asliye Ticaret Mahkemeleri' ne gönderilmesi hukuki gereklilik arz ettiğini, bu nedenlerle, davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini. İtirazlarımız doğrultusunda dosyanın öncelikle ----- Mahkemeleri' ne gönderilmesine; bu talebimizin kabul görmemesi halinde sözleşmede düzenlenen yetki kuralı kapsamında dosyanın ------- Asliye Ticaret Mahkemeleri"ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı, huzurdaki davayı davacının sorumluluk miktarlarını belirlemediği için tüm davalılar yönünden tam dava olarak açtığını, Talep edilen miktar 10.000,00-TL olup; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bu rakamın tamamından sorumlu olmadığımız ve keza davalıların müşterek müteselsil sorumluluğunun bulunmadığı davacının da kabulünde olduğunu, HMK gereğince; davacının davalıdan talebini açık ve net olarak belirlemesi ve dava dilekçesinde belirtmesi gerektiğini, bu hususun davanın niteliği gereği olduğu kadar, tarafımızın savunma hakkının kısıtlanmaması yönünden de hukuki elzem teşkil ettiğini, bu itibarla, tam dava olarak açılan huzurdaki yargılamada, sorumlu olduğumuz rakam açık ve net olarak belirtilmediğinden, hukuk aykırı açılan işbu davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini, Davacı; dava dışı işçi ------yoluyla emekliye ayrıldıkları ve yasal düzenleme kapsamında hak etmiş oldukları kıdem tazminatı tutarları yasal kesintiler yapılmak suretiyle Davacı Kurum tarafından net miktarlar üzerinden ödendiği ve işbu dava ile davalı müvekkili dahil alt işveren firmalara sorumlulukları oranında rücu edildiğini iddia ettiğini, davacı Kurum ile müvekkili Şirket arasında ------ imzalanmış olup, Sözleşme -------- tarihleri arasında devam etmiş ve -----tarihinde sona erdiğini, dava dışı işçinin asıl ve tek işvereni davacı Kurum olup, dava dışı personel de davacının yetki ve sorumluluğunda olacak şekilde ve davacının emir ve talimatları doğrultusunda istihdam edildiğini, davacının, usul ve yasaya aykırı davasının müvekkil şirket yönünden reddine, mahkeme masrafları ile ücret-i vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava taraflar arasındaki ------ Sözleşmesi" başlıklı hizmet sözleşmesi kapsamında dava dışı işçilere ödenen tazminatların rücuen tahsili istemine ilişkindir.----- sayılı yetkisizlik kararı ile "Somut olayda, dava dosyasının taraflarının tüzel kişi tacir oldukları ve taraflar arasında dava dilekçesinin ekinde yer alan -------- başlıklı sözleşmesinin bulunduğu ihtilafsızdır. Dava dilekçesinin davalıya █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, süre uzatım kararı sonra cevap süresinin son gününün █████/2024 tarihi olduğu, davalı vekili tarafından da cevap dilekçesinin süresi içerisinde █████/2024 tarihinde verildiği görülmekle, taraflar arasındaki ihtilafsız sözleşmesinin 38. Maddesine göre yetkili mahkemenin davacı kurumun merkezinin bulunduğu yer olarak düzenlendiği, davacının yetki sözleşmesine karşılık davasını İzmir ilinde ikame ettiği bu nedenle de yetkili mahkemeyi seçme hakkının davalı tarafa geçtiği görülmekle süresinde yapılan yetki itirazı sonucu HMK' nun 6. Maddesi gereği eldeki ihtilafta İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşıldığından dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeler ile yetkisizlik kararı verilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;6100 sayılı Kanun’un “Genel yetkili mahkeme” başlıklı 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.”4. 6100 sayılı Kanun'un “Yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19 uncu maddesi şöyledir:
“(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
(2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
(3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.
(4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.”
5. 6100 sayılı Kanun'un “Yetki sözleşmesi” başlıklı 17 nci maddesi şöyledir:
“Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. 6100 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi gereğince davalı, yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermemişse, yetki itirazı kabul edilmez. Davalının yetki itirazında yetkili olduğunu bildirdiği mahkemenin gerçekten yetkili olması lazımdır. Mahkeme, yetki itirazını incelerken, kendisinin yetkili olup olmadığını tespit bakımından, davalının yetki itirazındaki beyanları ile bağlı olmayıp, yetki hakkındaki kanuni hükümleri bütün şümulü ile nazara almak ve ona göre yetkili olup olmadığı hakkında bir karar vermek zorundadır. Ne var ki, bu inceleme kendisinin ve yetkili olduğu ileri sürülen mahkemenin yetkisinin tespiti ile sınırlı olup yetki itirazında yetkili mahkeme doğru gösterilmemişse, mahkeme kanuna göre gerçekten yetkili olan mahkemeyi araştırıp tespit ederek yetkisizliğine ve dosyanın o yer mahkemesine yollanmasına karar veremez. Bu halde, yetki itirazında yetkili mahkemenin doğru gösterilmemiş olması sebebiyle, yetki itirazının reddine karar verilmelidir.Davalı -------vekili tarafından cevap dilekçesinde, dosyanın ----Asliye Ticaret Mahkemesine, talep kabul edilmediği takdirde yetki sözleşmesi gereği ---- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiği, davalının usulüne uygun yetki itirazında bulunmadığı anlaşılmaktadır.---- Ticaret Mahkemesi tarafından yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Mahkememize gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki davanın niteliği itibarı ile kesin yetki söz konusu değildir. HMK 19/2 maddesi gereğince, davalının yetki itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmesi ve birden fazla yetkili mahkeme bulunduğundan seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerekir davalı vekilinin cevap dilekçesinde yetki itirazında seçilen mahkeme açıkça gösterilmediğinden, davalı vekilinin yetki itirazının usulüne uygun bir yetki itirazı olmadığı anlaşılmıştır. HMK 19. Maddesi gereği yetki itirazının usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla karşı yetkisizlik karar vermek gerekmiştir.6100 Sayılı HMK'nın Görevsizlik veya Yetkisizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemler ve Yargı Yeri Belirlenmesi başlıklı üçüncü ayrımı altında düzenlenmiş olan 22. Maddesinin "(2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca ------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarafından verilen yetkisizlik kararı kesinleştiğinden ve mahkememizce karşı yetkisizlik kararı verildiğinden her iki mahkemenin yargı çevrelerinin farklı Bölge Adliye Mahkemelerinin sınırları içerisinde olması sebebiyle yetkili Mahkemenin belirlenmesi amacıyla dosyanın re'sen HMK'nin 21/1-b, 22/2. maddeleri uyarınca --- gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın HMK madde 116/1-a, HMK 16. maddeleri uyarınca davaya bakmaya mahkememizin yetkili olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya -------Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olması nedeniyle mahkememizin KARŞI YETKİSİZLİĞİNE,
3- Mahkememizce verilen karar kesinleştiğinde daha önce------ Ticaret Mahkemesi tarafından verilen yetkisizlik kararı da kesinleştiğinden; --------- Asliye Ticaret Mahkemesi ile mahkememiz arasında oluşan yetki uyuşmazlığının çözümü ve yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın HMK'nin 21/1-b, 22/2. maddeleri uyarınca ------ GÖNDERİLMESİNE,
4-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile-------- Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22.08.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!