Anahtar kelimeler: Mazgalının Darbeye Mola Aksamlarında Kaporta Çıkarak Çarptığı Motor Esnada Aracının
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 06.05.2022 tarihinde aracı ile ...'da mola yerine giriş yaptığı esnada, su mazgalının yerinden çıkarak davacının aracının alt ve ön kısımlarına çarptığı ve meydana gelen kaza neticesinde, aracın ön kısmından ve alt kısmından aldığı darbeye bağlı olarak kaporta ve elektrik aksamlarında, muhafaza ve motor alt muhafazalarında hasar meydana geldiğini, söz konusu kaza nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın kaskosu tarafından karşılandığını, ancak davaya konu kaza nedeniyle araçta meydana gelen hasar tam olarak giderilemediği gibi, bir kısım orjinal parçaları da temin edilemediğini, dolasıyla davacının aracı, kayıtlarda gözükenden daha hasarlı olduğu, kaza sonucu hasar gören araç, tamamen ve en düzgün şekilde tamir edilse dahi, araçta güncel değer kaybı meydana geldiğini ileri sürerek, davacıya ait araçta oluşan şimdilik 1.000,00 TL değer kaybı bedelinin, olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili; dava konusu olayın davalı Şirket’in işletmesini yaptığı akaryakıt istasyonunda gerçekleşmediği dinlenme tesisinin girişinde gerçekleştiği, davalı şirket’in ilgili alanda sözleşmesel bir sorumluluğu olmaması bir yana ilgili olayda kusuru olmadığı gibi gerekli dikkat ve özeni gösterse dahi bu türden bir olayın yaşanılması kaçınılmaz olacağını savunarak, dava şartı olan Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuru şartı yerine getirilmediği için davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini, davalı şirket’in olayın yaşandığı alanda sorumluluğu bulunmadığı için husumet nedeniyle reddini, her halükârda haksız fiil ve sözleşmesel sorumluluk şartları oluşmadığından davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili; davacının kendi kusuruyla olaya sebep olduğunu, müvekkilinin dağıtıcı sıfatına sahip olduğu, ülkenin hiçbir yerinde istasyonları işletmemekte olduğunu, olayın tamamen bağımsız bir tüzel kişilik olan diğer davalının işlettiği istasyonda meydana gelmiş olduğunu savunarak davanın müvekkili açısından husumet yokluğundan reddini, her halükarda davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6502 sayılı Kanunun uygulamasından kaynaklanan ve değeri kanunda belirtilen sınırın altında olan uyuşmazlıklarda Hakem Heyetine başvurulmadan doğrudan Tüketici Mahkemelerine başvurulamayacağı, asıl alacak miktarı 2022 yılı itibariyle 30.000,00 TL'nin altında olduğundan davacının mahkemede dava açabilmesi şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden redddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;davacı vekilinin belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürdüğü alacak isteminde, talep tarihi itibariyle tüketici hakem heyetlerinin zorunlu görev sınırı dâhilinde bir değeri göstermiş olduğu, bu hâlde öncelikle tüketici hakem heyetine başvuruda bulunulması gerektiği, bu aşama tamamlanmaksızın dava açılması nedeniyle tüketici mahkemesinin dava şartı noksanlığından davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davaya bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesinin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere belirsiz alacak davasının öngörülme amacının hak arama hürriyetinden yararlanılmayı sağlamak ve kişilerin mahkemeye erişimlerini kolaylaştırmak olduğunu, belirsiz alacak davasının esasın usule feda edilmesini önlemeye yönelik olarak getirilen bir hukuki çare olduğunu, buna göre, eldeki davada bilirkişilerce kusur oranları tespit edilerek, araçdaki değer kaybı belirlenmesi gerektiği ve bu halde alacağın varlığının belirlenebilir nitelikte olmadığından eldeki davayı açmakta hukuki yararın varlığının kabul edilmesi gerektiğini
ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2020 tarihli ve ███████-551 E., ████████ K. sayılı ilamı ile 24.06.2021 tarihli ve 2017/(13)3-2234 E., ████████ K. sayılı ilamlarında belirtildiği üzere tüketicinin gerek dava açarken (HMK m.119/1-d) gerekse Tüketici Hakem Heyetlerine başvururken (Yön. m.22) talep sonucunun değerini göstermek zorunda olduğu, ancak iddia konusu alacak değerinin dava veya başvuru sırasında belirlenmesi mümkün değilse yahut alacaklıdan bunu belirlemesinin beklenemeyeceği bir hâl söz konusu ise dava/başvuru belirlenebilen asgari bir miktar üzerinden yapılacağı, tüketicinin belirleyebildiği ve bu suretle dilekçesinde gösterdiği asgari miktar 6502 sayılı Kanun'un 68., ilgili Yönetmelik’in 6. maddesinde düzenlenen parasal sınır dâhilindeyse başvurunun Kanun'un amacına uygun şekilde öncelikle Tüketici Hakem Heyetleri nezdinde yapılması gerektiği, aksi yönde bir kabul kanun koyucunun belli parasal sınırlar için zorunlu çözüm yeri olarak öngördüğü Tüketici Hakem Heyetlerini işlevsiz hâle getirerek, belirsiz/kısmi alacak davası olarak açıldığı belirtilen her ihtilâfın mahkemeler önüne getirilmesine ve bu suretle kanun koyucunun amacına aykırı şekilde Mahkemelerin iş yükünün artmasına, uyuşmazlıkların daha geç çözümlenmesine yol açacağı, 6502 sayılı Kanun’un 72. ve 84. maddelerine dayanılarak Tüketici Hakem Heyetlerinin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin hazırlanması sırasında da dikkate alındığı ve Yönetmeliğin 22. maddesinde de açıkça düzenlenmiştir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davacının dava değerini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL olarak belirlediği belirsiz alacak davasında, Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapılmadan doğrudan dava açılmış olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!