Anahtar kelimeler: Narenciyeleri İhraç Ocak Döneminde Sınırının Kesinlik Şartı Eksiklikleri Uyularak Satın

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmişse de; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 maddesi uyarınca, davalı vekilinin duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçelerinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının, davacıdan satın aldığı narenciyeleri ihraç ettiğini ve davalının, müvekkili adına 2012 Ocak döneminde 98.000,00 TL beyanda bulunup %2 tutarında 1.968,00 TL kesinti yaparak stopaj ödemesi yaptığını, kalan bedeli ise müvekkiline ödemesi gerektiğini, davalının tacir olduğunu ve basiretli tacir gibi davranma zorunluluğunun bulunduğunu, Vergi Usul Kanununa göre belirli bir miktar üzerindeki her türlü, tahsilat ve ödemelerin banka, benzeri finans kurumları veya posta idareleri aracılığıyla yapılmasının zorunlu hale geldiğini, bu bakımdan elden ödemenin borç miktarı bakımından mümkün olmadığını, borçlu davalının borcunu ödememek ve zaman kazanmak için haksız ve kötü niyetli olarak borca ve takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40'dan az olmamak üzere tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının davalıya narenciye sattığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davanın niteliği gereği kanıtlama yükümlülüğünün davacıda olduğunu, davacının beyannameyi yasadışı elde ederek davada kullanmaya çalıştığını, yasadışı elde edilen kanıtlara dayanılmasına itiraz ettiklerini, davacının tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki olmadığını, davalının davacıya borcu olmadığından açılan davanın reddine, davacı haksız ve kötü niyetli olduğundan takip miktarının %20'den az olmamak üzere köniyet tazminatını davalıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.02.2016 tarihli ve ████████ E., ███████ K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüyle, Bor İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına vaki olan itirazın 64.000,00 TL ve işlemiş faizleri yönünden kabulü ile takibin devamına, kalan kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarihli ve ██████████ E., ████████ K. sayılı ilamıyla; somut uyuşmazlıkta, Mahkemece alınan bilirkişi raporu diğer delillerle değerlendirilerek davanın sübut bulduğu gerekçe gösterilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkeme kararında taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenerek alacak isteminin hangi hukuki nedenlerle kabul edildiği hususunda herhangi bir açıklama ve gerekçe bulunmadığı, Mahkemece, yasanın aradığı anlamda ve denetime uygun gerekçeli bir kararın mevcut olmaması nedeniyle, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirdiği, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin 12.03.2021 tarihli kararıyla; davanın kabulüyle; Bor İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına vaki olan itirazın asıl alacak yönünden iptali ile asıl alacak yönünden takibin devamına ve alacak likit olduğundan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24.05.2022 tarihli ve ████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla; davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, somut olayda, 64.000,00 TL asıl alacağın kabulü ile takibin bu miktar üzerinden devamına, icra inkar tazminatının reddine dair bozma öncesi kurulan hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği, Dairemizce ise, usule yönelik hükmün bozulmasına karar verilmekle ilk hükümle ilgili miktar bakımından davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğu, hal böyle olunca, bozma sonrası Mahkemece davalının usuli müktesep hakkını ihlal edecek şekilde davacının toplam alacağının takip talebinde gösterildiği şekilde 96.000,00 TL asıl alacak olduğuna ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne yönelik hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, Mahkeme kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozmaya uyan Mahkemenin 08.11.2022 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüye; ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına vaki olan itirazın 64.000,00 TL ve işlemiş faizleri yönü ile kabulü ile takibin bu miktarlı kısım yönü ile devamına kalan kısım yönü ile davacının davasının reddine, alacak likit olarak değerlendirilmediğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 12.12.2023 tarihli ve ████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla;taraf vekillerinin katılmadığı 08.11.2022 tarihli celsede Mahkemece davalı vekilinin mesleki mazereti gerekçesiz olarak ret edildikten sonra davanın esası hakkında nihai karar tesis edilmiş ise de; 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi gözardı edilerek, davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, Mahkeme kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulüye; ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına vaki olan itirazın 64.000,00 TL ve işlemiş faizleri yönü ile kabulü ile takibin bu miktarlı kısım yönü ile devamına kalan kısım yönü ile davacının davasının reddine, alacak likit olarak değerlendirilmediğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekil temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gerektiğini, davacının davalıya narenciye satmadığını Mahkeme huzurunda ikrar etmesine karşın ikrarın kabul edilmediğini, ikrarın kesin delil olma niteliğinin ve ikrarın bağlayıcılığının yok sayıldığını, e-duruşma isteminde bulunulduğunu, duruşma saatinin üzerinden 2,5 saat geçmesine rağmen duruşma yapılmadığını, davalı vekilinin mesleki çalışma nedeniyle duruşmaya katılamadığını, Mahkemeden kaynaklı gecikme nedeniyle davalı vekilinin mazeretli kabul edilerek duruşmanın ertelenmesi gerekirken dosyanın kararı bağlanmasının savunma hakkını ortadan kaldırdığını, Anayasaya ve HMK'ya aykırı yasadışı kanıtın kullanılamayacağını savunmasının dikkate alınmadığını, davacının davalıya narenciye ürünü sattığına ilişkin maddi, somut ve inandırıcı kanıt yer almadığını, davacının da davalıya narenciye satmadığını ikrar ettiğini, davalı tarafından mahkeme yargıcı hakkında reddi hakim başvurusu yapılmış olmasına rağmen, HMK gereğince mahkemenin redde ilişkin karar vermesi, kararından sonra dosyayı incelenmek üzere yasal merciye göndermesi gerekirken, bunlar yapılmadan karar verildiğini, davalı tarafından gerekçeli olarak bilirkişinin reddi başvurusu yapıldığını, Mahkemenin bilirkişinin reddi konusunda karar vermesi yasal zorunluluk olmasına karşın herhangi bir karar almaksızın dosyayı aynı bilirkişiye gönderdiğini, davalıya ürün satıldığı kabul edilse dahi istenebilecek tutarın 61.400,00 TL olduğunu, davacı tarafından dava dışı ... hakkında başlatılan takibin dosya ile ilgisi bulunduğuna, Mahkemece reddedilen kısım yönünden davalı lehine kötüniyet tazminatı takdir edilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, yemin deliline dayanılmış olmasına rağmen Mahkemenin davalıya yemin hakkını hatırlatmadan dosyayı karar bağlamasının hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, taraflar arasındaki satım aktinden doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Temyize konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı, davalı vekilinin hükmün verildiği duruşmaya mazeret sunmadan katılmadığı, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.