Anahtar kelimeler: Erzurum Cismani Yaya Ciddi Çarpması Ederken Kazada Plaka Sıfatı Plakalı

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022 (Karar)
NUMARASI : ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.03.2017 tarihinde meydana gelen kazada müvekkilinin yaya sıfatı ile hareket ederken... plaka numaralı aracın çarpması neticesinde ciddi bir şekilde yaralandığını, ...plakalı aracın sürücüsünün ... ve araç sahibinin ise ... isimli kişi olduğunu, ...plakalı aracın verdiği zararın giderilmesi adına sigorta şirketine yapılan başvuru ve arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamadığını, Erzurum.... Asliye Ceza Mahkemesi 2018/...E., 2019/.... K. Sayılı dosya ile sanığın kusuruna istinaden cezalandırılması yönünde hüküm kurulduğunu, müvekkilinin kaza sonrası zor ve sancılı süreç geçirdiğini beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla HMK 107/2 uyarınca şimdilik 1.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müreselsilen tahsili ile müvekkilinin manevi anlamda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2022/... Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki maddi vakıa tekrar edilerek, asıl davadaki dava dilekçesinde belirtilmeyen bir alacak kalemi olan sürekli bakım yardım giderinin hesaplandığını, müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet veren kaza neticesinde %70 oranında malul kaldığını, şu an sadece hayati fonksiyonlarını yerine getirebildiğini, günlük rutin işlerinden en basitini dahi yapma yetisini tamamen kaybettiğini, müvekkilinin maluliyeti sürekli olup şu aşamadan sonra eski sağlığına kavuşmayacağını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile HMK 107/2 uyarınca şimdilik 166.463,58 TL tutarındaki sürekli bakım ihtiyacı gideri talebinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması, kusur oranının öğrenilmesinden sonra, davacının geçici/sürekli maluliyet iddialarının araştırılması, davacının varsa iş gücü kaybı oranı vs. tespitlerin yine Adli Tıp Kurumu'nca yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, poliçede sadece sürekli maluliyet halleri teminat altına alındığını, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınmadığını beyanla davanın reddine, aksi takdirde hesaplanacak olan tazminat tutarından dilekçede belirtilen indirim sebepleri göz önüne alınarak indirim uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas █████████ Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas █████████ Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğ'e göre yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak asıl dava yönünden; davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 96.213,23-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... şirketi yönünden 25.04.2019 tarihinden, diğer davalılar yönünden 22.03.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
Davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve davalının kusur durumu nedeniyle hakkaniyet ölçüsünde oranlama yapılarak manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 15.000,00 TL'nin 22.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine,
Birleşen 2022/... Esas sayılı dava yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacı vekili müvekkilinin sürekli bakıcı ihtiyacı nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkememiz'ce yukarıda belirtilen yüksek mahkeme ihtiyaçları doğrultusunda düzenlettirilen maluliyet, kusur ve aktüerya raporu hükme esas alınarak davacının maddi tazminat (sürekli bakıcı ihtiyacı yönünden) davasının kabulü ile; 166.463,58 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... şirketi yönünden 11.04.2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden 22.03.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
A-Asıl dava yönünden;
1-Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile;
96.213,23 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... şirketi yönünden 25.04.2019 tarihinden, diğer davalılar yönünden 22.03.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile;
15.000,00 TL'nin 22.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine,
...
B-Birleşen 2022/... Esas sayılı dava yönünden;
1-Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile;
166.463,58 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... şirketi yönünden 11.04.2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden 22.03.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, söz konusu teminat limitinin tamamının ödenmesinin söz konusu olmadığını, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusur oranında bu gerçek zararın tazmininin esas olduğunu, şirket sorumluluğunda bir bedel ortaya çıktığı takdirde Poliçe üzerinde Ölüm/Sakatlık halleri için kişi başına teminat limitinin sorumluluk limiti olarak esas alınması gerektiğini, Aktüerya bilirkişisinden aldırılan raporda eksikliklerin bulunduğunu, rapor doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda destek alacakların bakiye ömürleri TRH 2010 Ölüm Tablosu esas alınarak hesaplanmış olmasına rağmen, yaşam olasılıklarının hesaplamaya dahil edilmediğini, %10 iskonto faizi kullanıldığını, ancak Yargıtay kararlarına göre destek alacakların bakiye ömrü TRH 2010 Ölüm Tablosu esas alınarak hesaplanmış olduğundan yaşam olasılıkları hesaplamaya dahil edilerek %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, davacı ...'nın aldırılan maluliyet raporunda da eksiklikler bulunduğunu, davacının tıbbi evraklarında kaza nedeniyle demans rahatsızlığı olduğu ancak hastalığın niteliği itibariyle mağdur için vasi ataması yapıldığına ilişkin dosyaya eklenen herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığını, kaza nedeniyle mağdurun demans rahatsızlığı olup olmadığı, raporun oranına da etki edeceği hususunun mahkemece araştırılmamasının eksiklik olduğunu, tanzim tarihi 01.06.2015 sonrası poliçelerde sürekli bakım gideri mevzuat hükümlerince, şirket sorumluluğu olmadığından bakıcı gideri hesaplaması yapılması ve mahkemece yapılan bu hesaplama doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı vekilince sürekli bakım gideri yönünden ayrı bir dava açıldığını ancak bu dava dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, dava dosyasının asıl dosya ile birleştirilerek sürekli bakım gideri tazminatına da usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini, davayı kabul anlamında olmamakla, yaralanan ve/veya maluliyetinin olduğunu iddia eden davacının müterafik kusurunun tazminattan düşülmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu tazminatın ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte talep edilebileceğini, mahkemece kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan maluliyet raporunun davacının genel durumuna ilişkin olduğunu, davacının trafik kazası meydana geldiği esnada kanser hastası olduğunu, aynı zamanda görme engelinin bulunduğunu, davacının maluliyetinin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, hükme esas alınan raporda safahat ve davacının ailesinin verdiği şifahi bilgiler sıralanarak denetime elverişsiz bir şekilde doğrudan maluliyet oranı bildirildiğini, raporda ki teknik değerlendirmenin neye göre yapıldığının anlaşılamadığını, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacıda meydana gelen maluliyetin yahut mevcut maluliyet durumunun artışının tespiti için davacının hastane ve SGK kayıtlarının ikmali ile dosyanın kül halinde Adli Tıp Kurumu ... İhtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, davacı asilin birleşen davanın açıldığı tarihe dek bakıcı gideri yönünde bir talebi ve bakıcısı olmadığı halde, aldırılan maluliyet raporunda davacının bakıma muhtaç olduğu yönünde tespitte bulunulduğu için ek bir dava açılarak bakıcı gideri talebinde bulunulduğunu, oysa ki kaza tarihinden sonra davacının hiç bir zaman bakıcısı olmadığını, cismani zarar hesaplamalarının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olduğunu, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerektiğini, birleşen dosyanın dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, birleşen davaya karşı davalıların cevap haklarını kullanmış olmalarının engellenmiş olmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, kazanın meydana geldiği sırada ...'nın araç üzerinde eylemsel bir egemenliği bulunmadığı gibi kazanın neticesinden herhangi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, kazada oluşan kusurun %80 'inin davacıya ait olmasına rağmen manevi tazminat talebinin talep edilenin yarısı oranında kabul edilmiş olmasının da isabetsiz olduğunu, manevi tazminatın haksız zenginleşmeye mahal vermeyecek tutarda hakkaniyete uygun bir miktara hükmedilmesi gerektiğini, mahkeme kararının bu yönüyle de isabetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Asıl dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan cismani zarar kapsamında maddi ve manevi tazminat, birleşen dava bakım ihtiyacı tazminatı davasıdır.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davada maddi tazminat isteminin kabulüne, asıl davada manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilince her iki dosya açısından kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
1-) Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacı vekilinin ... tarafından verilen 12.04.2018 tarihli vekaletname ile dava açtığı ancak dosyada mübrez olduğu üzere davacının Oltu SHM 2019/... Esas 2019/....Karar sayılı ilamı ile vesayet altına alındığı, vasi olarak da dava dışı ...'nın tayin edildiği, iş bu davanın kısıtlanma kararından sonra 30.09.2020 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibarıyla dava açan vekile verilen vekaletnamenin vekalet verenin kısıtlı olması sebebiyle geçersiz olduğu, dava açılması sırasında ya da yargılama devam ederken vasiden vekaletname alınmadığı gibi ilgili mahkemeden husumete izin kararının da alınmadığı, vasiye tebligat yapılmayarak taraf teşkilindeki usuli eksikliğin giderilmediği, gelinen aşamada ise UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrolde kısıtlı-davacının yargılama sırasında █████/2024 tarihinde ölmüş olduğu anlaşılmıştır.
2-) Davacı ... dava tarihinden önce kısıtlandığına göre dava ehliyeti yoktur. Kısıtlının vasisinin vesayet makamınca husumete izin verilmedikçe dava açması mümkün değildir. Davanın kısıtlı adına kanuni temsilcisi (vasisi) tarafından, vesayet makamı tarafından husumete izin için usulüne uygun olarak verilmiş bir kararla alınarak açılması gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ancak dava tarihinden önce kısıtlanmış ve dava vekaletnamesi kısıtlanmadan önce verilmiş ise de davacı 15.01.2024 tarihinde vefat etmiş olmakla artık vasiden vekaletname veya icazet alınması, mahkemeden izin kararı alınması imkanı kalmamıştır.
Bu durumda davanın başından bu yana usulüne uygun bir yargılama yapıldığından bahsedilmeyeceğinden 6100 sayılı HMK 55. maddesinde dava sırasında taraflardan birinin ölümü halinde izlenecek yol belirlenmiş olup anılan hüküm çerçevesinde davacı ...'nın mirasçılık belgesinin getirtilmesi ve mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılması, mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımının sağlanması, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken dava şartı eksikliği giderilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup kararın bu nedenle 6100 sayılı HMK 353-(1)/a-4 maddesince resen kaldırılması gerekmiştir.
3-) Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. Anayasanın 36. ve HMK.'nun 27 (mülga HUMK’nun 73.) maddelerinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Bu açıklama minvalinde kabule göre de birleşen dava dilekçesinin davalılara tebliğ edilmeden, eş söyleyişle hukuki dinlenilme hakkını zedeler nitelikte dava ile ilgili beyan ve delilleri toplanmadan aleyhlerine sonuç doğuracak şekilde hüküm tesisi de isabetli görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf itirazının (3.) bent dahilinde yapılan açıklama kapsamında kısmen kabulü ve gerekçenin (2.) bendinde yazılı hukuki sebep dahilinde RESEN olmak üzere 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-4 maddesi gereğince asıl ve birleşen dosya yönünden kararın kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre adı geçen taraf vekillerinin sair istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf isteminin (3.) bentte yazılı gerekçe dahilinde kısmen KABULÜ ve gerekçenin (2.) bendinde yazılı hukuki sebep dahilinde RESEN olmak üzere yerel mahkeme kararının, HMK’nın 355, 353/(1)-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-İstinaf peşin karar harcının davalılara iadesine,
5-İstinaf başvurusu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
8-Gerekçeli kararın tebliği, teminat ve harç iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!