Anahtar kelimeler: Açılmadan Görüşü Mala Suçlar Verme Talebi Mahkûmiyet Sayisi Beraat İstanbul

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER: İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak beraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasına, mala zarar verme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 151/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezasına hükmedildiği, sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan incelemede, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, sanık hakkında hırsızlık suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi, mala zarar verme suçundan da aynı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verildiği anlaşılmakla, hükümlerin 5271 sayılı CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sadece beraat eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesinde yer verilen; “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-h. maddesi gereği hüküm fıkrasına; “Sanık kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 3.375.00 TL maktu vekâlet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gaziosmanpaşa 7. Asliye Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.