Anahtar kelimeler: İkmalen Stopaj Salınan Yılının Tevkifatın Ziyaı Makbuzunda Şahıs Kesilen Dönemi
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) ... Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
2-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, avukatlık ücret sözleşmesine istinaden Avukat ...'a mahkeme kararıyla hükmedilen ve ödenen tutar için sözü edilen şahıs tarafından düzenlenen serbest meslek makbuzunda yapılan tevkifatın beyan edilmediğinden bahisle 2018 yılının Ocak dönemi için ikmalen salınan gelir (stopaj) vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Olayda, Avukat ...'ın davacıdan yaptığı tahsilatlar için serbest meslek makbuzu düzenlenmiş ise de serbest meslek makbuzunun brüt tutar olarak tanzim edilmesi gerekirken net tutar üzerinden düzenlenmesi nedeniyle serbest meslek makbuzunun kayıtlara alınmadığı hususunun davacı tarafından da kabul edildiği, her ne kadar davacı tarafından, serbest meslek makbuzunda katma değer vergisi hariç tutar üzerinden stopaj yapılması gerektiği iddia edilmişse de davacı şirketin avukata yaptığı ödemelerin niteliğinin vekalet ilişkisinden kaynaklı avukata ödenmemiş avukatlık ücretleri ile ilgili olduğu, bahse konu ödemelerin, yargılama sonunda mahkeme kararı gereği karşı tarafa ödenen vekalet ücretleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, avukatın davacı şirkete verdiği hizmetler ile ilgili olan bahse konu avukatlık ücretleri üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 96. maddesinin 2. fıkrasında yer alan vergi tevkifatının, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı yönündeki hükmü gereğince tevkifat yapılması gerektiği, serbest meslek makbuzunda da gayrisafi tutar üzerinden gelir (stopaj) vergisinin hesaplandığı görüldüğünden davacının söz konusu iddialarına itibar edilemeyeceği, bu durumda, avukatın düzenlediği serbest meslek makbuzunda belirtilen gelir (stopaj) vergisinin beyan edilmesi gerektiği ancak söz konusu gelir (stopaj) vergisi tutarının ilgili dönem muhtasar beyannamesinde beyan etmediği anlaşıldığından yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, 2015 yılının Ekim dönemine ait olup 2016 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınabileceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının, salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi ile vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden cezaya ilişkin bölümü yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu, sözü edilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dava konusu vergi ziyaı cezasının 2016 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezası esas alınarak artırılabileceği ancak 213 sayılı Kanun'un 339. maddesinde 7338 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, tekerrür hükümleri uyarınca artırılacak tutarın, tekerrüre esas alınan cezadan fazla olamayacağı kurala bağlandığından, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri gereğince artırılan kısmının tekerrür uygulamasına esas alınan ceza tutarına isabet eden kısmında hukuka aykırılık görülmediği, bu tutarı aşan kısmının ise hukuka aykırı düştüğü gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezasının, tekerrür hükümleri gereğince artırılan kısmının, tekerrüre isabet eden cezayı aşan bölümü yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davacı istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra vergi ziyaı cezasının belirtilen kısmı kaldırılmıştır.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, gerek icra takibinin gerek itirazın iptali davasının konusunun karşı taraf vekalet ücretine ilişkin olduğu, cebri icra yoluyla tahsil edilen karşı taraf vekalet ücretinin brüt olarak değerlendirilmesi gerekirken net olarak hesaplama yapıldığından avukat tarafından tanzim edilen makbuza █████/2018 keşide tarihli ihtarname ile itiraz edildiği ve bu nedenle söz konusu makbuzun kayıtlara alınmadığı, avukatlık ücret sözleşmesinde, ödemeye dayanak ihtarnamelerde ve icra takiplerine ilişkin ödeme emirlerinde istenen tutarın niteliğinin karşı taraf vekalet ücreti olduğu hususunun sabit olduğu, yine itirazın iptali davasında mahkemenin de karşı taraf vekalet ücreti talebine istinaden değerlendirme yapmak suretiyle hüküm kurduğu, vergilendirmede avukata ödeme yapılmasına neden gerçek durumun dikkate alınması gerektiği bu halde avukata yapılan ödemenin karşı taraf vekalet ücretine istinaden yapıldığı, söz konusu ödemede taraflarının bir dahli bulunmadığı aksine cebri ibra yoluyla ödendiği ancak bu durum göz ardı edilerek hüküm kurulduğu, mahkemelerce lehe hüküm tesis edilen tarafın avukatı adına hükmedilen ve karşı taraf vekalet ücreti olarak adlandırılan ücretin brüt olduğu ve bu tutarlara katma değer vergisi ve gelir vergisinin dahil olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri gereğince artırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI:
Davalı idare tarafından, serbest meslek makbuzunun kayıtlara alınmadığı, söz konusu makbuzda yer alan gelir (stopaj) vergisi beyan edilmediğinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davacı tarafından, 213 sayılı Kanun'un 339. maddesinde 7338 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, tekerrür hükümleri uyarınca artırılacak tutarın, tekerrüre esas alınan cezadan fazla olamayacağı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!