Anahtar kelimeler: Bora Vekilimüvekkilinin Verdim Dekontun Yazdığını Ödememesi Kısmına Euro Gönderdiğini Ödeneceği
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili,müvekkilinin davalının banka hesabına █████/2017 tarihinde 55.000,00 Euro borç para gönderdiğini, dekontun açıklama kısmına ''Bora Kosif Borç Olarak Verdim'' yazdığını, davalı ile bu borcun 30.01.2020 tarihine kadar ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen borcunu ödememesi üzerine 28.02.2020 tarihli ihtarname ile tebliğ tarihinden itibaren 6 hafta içinde borcunu ödemesini, aksi halde yasal yollara başvuracağını ihtar ettiğini, davalının aynı zamanda avukatlığını da yaptığını, davalının cevabi ihtarname ile borcunu inkar ederek kendisini vekillikten azlettiğini, alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile 55.000,00 Euro alacağın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL’ye çevrilerek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin yurt dışında faaliyet gösteren bazı şirketlerin temsilciliğini yaparak ithalat üzerine ticari faaliyetlerini devam ettirdiğini, davacıyı 14.01.2015 tarihli vekaletname ile vekil tayin ettiğini, vekil müvekkil ilişkisinin zamanla arkadaşlık ilişkisine dönüşmesi ile yurt dışı bağlantıları olduğunu bilen davacının yurt dışında yatırım yapmak istediğini ve Almanya’da tanıdığı olup olmadığını sorması üzerine davacı ile birlikte Frankfurt’a giderek davacıyı Frankfurt yakınlarında emlak ve inşaat konusunda uzman dava dışı ... ile tanıştırdığını, davacının burada 5 daireli bir binayı satın almaya karar verdiğini, binayı satın almak üzere 20.05.2016 tarihinde dava dışı ...'ye vekaletname vererek 01.06.2016 tarihinde ilk gayrimenkulünü satın aldığını, davacının adı geçen kişiye 27.01.2017 tarihinde yine vekaletname vererek bir bina ve arazi daha satın aldığını, ikinci alışveriş için 26.01.2017 tarihinde Frankfurt’a beraber uçtuklarını, davacının dava dışı ...'yi fazla tanımadığını, bu nedenle ödemelerin müvekkilinin hesabından yapılmasını rica edince davacının talebini kabul ettiğini, davacının, 25.01.2017 tarihinde hesabına 55.000,00 Euro havale yaptığını, aynı gün bu paranın 35.000 Euro’sunu ''...'' açıklaması ile davacının vekili dava dışı ...ye havale ettiğini, binalarla ilgili işlemler devam ettiği için bakiye 20.000,00 Euro’yu da 17.02.2017 tarihinde yine davacının vekili olan ...'ye havale ettiğini, davacının havaledeki ''borç olarak verdim'' açıklamasını aradan üç sene geçtikten sonra, bu parayı talep edince öğrendiğini, bu açıklamanın havale işlemine borç vasfı kazandırmayacağını, davacı tarafından gönderilen parayı eksiksiz olarak davacının vekiline ilettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça banka yolu ile ve "... borç olarak verdim" açıklaması ile davalının banka hesabına 55.000,00 Euro meblağında para gönderildiği, davacının iddiasının, gönderilen bahse konu meblağın davalıya borç olarak gönderildiği noktasında olduğu, keza banka havalesinde açıklama kısmında yazılı ibarenin, taraflar arasındaki borç ilişkisini kanıtlamaya yeterli olduğunu ifade etmiş ise de dosya içerisine alınan banka kayıtlarında, davacı ve davalı arasında banka yolu ile birden fazla kez para transferinin yapıldığı, davaya konu edilen 55.000,00 Euro meblağındaki paranın 25.01.2017 tarihinde saat 12:28 'de gönderildiği, davalının ise aynı gün saat 14:37'de 35.000,00 Euro ve 17.02.2017 saat 11:27'de 20.000,00 Euro meblağındaki parayı dava dışı ... isimli kişiye havale ettiği, taraflar arasındaki banka havale trafiği incelendiğinde birden fazla kez para gönderme işleminin gerçekleştirildiği, davalının kendisine havale edilen meblağ ile alakalı savunmasında, davacının yurt dışında ev sahibi olabilmek için gönderilen paraları, davacının vekili sıfatı ile hareket eden dava dışı ... isimli kişiye gönderdiği noktasında olduğu, davalının savunmasının, dosya içerisine alınan banka kayıtları ile de uyarlı olduğu, keza davacı asil ile dava dışı ... arasındaki vekalet ilişkisinin gerek dosya içerisine alınan belgeler ile gerekse davacı vekilinin 3 no'lu celsedeki beyanları ile de sabit olduğu, bu haliyle davalının savunmasının itibar edilebilir olduğu, bununla beraber davaya konu meblağın davalının banka hesabına gönderilmesi esnasında açıklama kısmına yazılan ibarenin tek başına, taraflar arasında bulunan bir borç ilişkisinin ispatı için de yeterli olmadığı, zira bahse konu açıklama kısmının, parayı gönderen kişinin tek taraflı irade beyanı ile oluşturabileceği, kendisine havale gönderilen kişinin bu açılamaya müdahale etme imkanının da söz konusu olmayacağı değerlendirilerek, dosya içerisine alınan bilirkişi raporuna itibar edilmeksizin, açıklanan gerekçelerle taraflar arasındaki borç ilişkisinin davacı tarafça ispat edilemediği, anılan hususun, dava değeri dikkate alınarak tanıkla ispatının da mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötü niyet tazminatına yönelik talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, davalıya gönderdiği 25.01.2017 tarihli havale dekontunda yazılı bulunan "...-Borç Olarak Verdim" ibaresi ile bu havalenin ödünç amacıyla gönderildiğini ispatladığını, bu durumda borçlu olmadığını ya da borcun sona erdiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu, dosya kapsamı ile davalı, aynı gün bu paranın 35.000 Euro’sunu ''...'' açıklaması ile, bakiye 20.000,00 Euro’yu da 17.02.2017 tarihinde davacının vekili dava dışı Veli'ye havale ettiğini savunmuş ise de; davacı tarafından ''...-Borç Olarak verdim'' açıklaması ile davalıya borç olarak gönderilen 55.000,00 Euro borcu davacıya ödediğini veya davacıya borçlu olmadığının davalının yasal delillerle ispatlayamadığı, açıkça yemin deliline de dayanmadığı, Mahkemece ispat yükünün ters çevrilerek davaya konu meblağın davalının banka hesabına gönderilmesi esnasında açıklama kısmına yazılan ibarenin, tek başına borç ilişkisini ispata yeterli olmadığı, kendisine havale gönderilen kişinin bu açıklamaya müdahale etme imkanının söz konusu olmayacağı, taraflar arasındaki borç ilişkisinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasına vaki itirazının 394.900,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince yıllık %1,25 oranında yasal faiz işletilmesine, takibe konu asıl alacak miktarı olan 394.900,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 78.980,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, davacının müvekkile borç olarak para göndermediğini, 25.01.2017 tarih işleme konu 55.000,00 Euro'nun müvekkiline borç olarak verilmediğini, davacının satın aldığı taşınmaz için onun emlakçısına gönderildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla temyiz isteminde, icra takip talebinde ve dava dilekçelerinde açıkça 55.000 Euro alacağın fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsili talebi olmasına karşın Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun göz ardı edilerek 394.900,00 TL üzerinden itirazın iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi ve bunun yanı sıra yabancı para alacaklarına uygulanan temerrüt faizi üzerinden Türk Lirası alacağa faiz uygulanmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, icra takibini başlatırken takip talebinde alacağın TL cinsinden gösterilmesinin İ.İ.K 58. maddesi gereğince zorunlu olduğunu, 55.000,00 Euro'nun takibin açıldığı günkü kur üzerinden TL karşılığı olan 394.900,00 TL harca tabi değer olarak takip talebinde gösterildiğini, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, özellikle havale belgesinde açıkça borç olarak gönderilen 55.000,00 Euro borcu davalının davacıya ödediğini veya davacıya borçlu olmadığını yasal delillerle ispatlayamadığı, açıkça yemin deliline de dayanmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.TBK’nın “Ülke parası ile” başlıklı 99. maddesinde “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağını aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Lirası ile ödenmesini isteyebileceği kabul edilmiştir.
Ancak İİK’nun 58. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, aynı zorunluluk İİK’nun 41. maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK’nun 12.05.1999 tarih █████-271 E, ██████ K. sayılı kararı).
Somut olayda, davacı tarafın icra takibinde Euro cinsinden işleyecek faizi ve ödeme tarihindeki TL karşılığı olarak talepte bulunduğu, İcra İflas Kanunu'na uygun olarak icra takibinde yabancı paranın Türk Lirası karşılığının harca esas değer olarak gösterilmesinin zorunlu olduğu davacının açıkça, yabancı para olarak alacağını talep ettiği, takip talebinde TL cinsinden gösterilmesinin takip talebinin zorunlu unsuru olmasından kaynaklandığı ve talebin Euro cinsinden olduğu gözetilerek, hükmün buna göre kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!