Anahtar kelimeler: Kurucuya Adıyla Devralma Geçmeden Valiliği Akademi Danışmanlığı Proje Sekizinci İzni

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... ValiliğiVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Akademi Eğitim Hizmetleri ve Proje Danışmanlığı Tic. Ltd. Şti.VEKİLİ : Av....İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: "..." adıyla faaliyette bulunan davacı şirket tarafından, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesine ilişkin Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile işyerinin █████/2022 tarihinden itibaren kapatılması, kurucuya beş yıl geçmeden tekrar kurum açma izni veya bir kurumu devralma ya da kuruma ortak olma izni verilmemesine ilişkin ... tarihli ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalı idare müfettişlerince Özel ... Kursunun resmi web sayfası olan wwyw.zirveakademi.com.tr adresinde yer alan ve başvurusu aktif olan kursalara dayanılarak dava konusu işlem tesis edildiği, denetim tarihi itibariyle davacıya ait "..." adresinde yer alan ve başvurusu aktif olan kurslara ilişkin görsellerin ve şirkete ait işyerinde, uzaktan eğitim kurslarında uygulanabilen programlar içerisinde yer olmadığı belirtilen kursların verildiğini ispata yarar başkaca bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği Mahkemenin █████/2023 tarihli ara kararına verilen cevap ekinde gönderilen belgeler arasında, soruşturma raporunda belirtilen, uzaktan eğitim programları içerisinde yer almayan ve Bakanlık onayı bulunmayan programların adı geçen işyerinde verildiğini ispata yarar bilgi ve belgenin sunulamadığı, bu durumda, nesnel ve hukuken kabul edilebilir delillere dayanmadığı anlaşılan dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kurum açma ruhsatında yer alan programlar dışında onaysız programlarda faaliyette bulunmanın Kanun ile yaptırıma bağlandığı, davacı şirketin de onaylı programın dışına çıkarak faaliyet gösterdiği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun tesis edildiği, işlemin iptali yolunda verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,5. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY :(X)- 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 1. maddesinde; ''(1) Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak malî destek ve bu kurumların eğitim-öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel öğretim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarını kapsar." hükmüne yer verilmiştir.Aynı Kanunun ''Tanımlar'' başlıklı 2. maddesinde; kurum, okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitli kursları, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, motorlu taşıt sürücüleri kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumları olarak, tanımlanmış olup; aynı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında; bir kurumda öğretime başlayabilmek için kurum açma izni alınmasının zorunlu olduğu, 11. fıkrasında Kanun kapsamındaki eğitim-öğretim faaliyetlerini yapan ancak bu Kanuna uygun olarak kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmeyen yerleri kuran veya işletenlere brüt asgari ücretin 20 katı idari para cezası uygulanacağı, bu yerler valiliklerce kapatılacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirleneceği düzenlemesine yer verilmiştir.Yine, Kanun'un "Kurum açma izni" başlıklı 3. maddesinde; "Kurum açma izni verilmesi, binanın kullanılış amaçlarına ve Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun ve yeterli bulunmasıyla birlikte aşağıdaki şartların yerine getirilmesine bağlıdır:a) Ders araç-gerecinin kurumun amaç ve ihtiyaçları için yeterli olduğunun bir rapor ile tespit edilmesi.b) Kurumun; yönetici, öğretmen ve diğer personelinin sayı ve nitelikleri yönünden uygun bulunması ve bu kurumda çalışacaklarının belgelendirilmesi.c) Kurumun yönetmelikleriyle öğretim programının Bakanlıkça incelenip onanmış olması." kuralı yer almaktadır. █████/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Kurum açma" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında; Kanunun 3 üncü maddesi hükmü doğrultusunda özel öğretim kurumlarına kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verileceği belirtilmiş olup; aynı maddenin 2. fıkrasında ise kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının verilebilmesi için gerekli olan belgeler tahdidi olarak düzenlenmiştir.Anılan Yönetmeliğin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 5. maddesinin 4. fıkrasında ise; 'Kanunun 3 üncü maddesinin on birinci fıkrasında belirtilen yerlerin mülki idare amirleri tarafından görevlendirilen yetkililerce tespiti halinde bu yerleri kuran veya işletenlere valilikçe Kanunda belirtilen miktarda idari para cezası verilir. Verilen idari para cezası, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgiliye tebliğ edilir, takip ve tahsili için ise Hazine ve Maliye Bakanlığının ildeki ilgili birimine bildirilir. Ayrıca bu yerler valilikçe kapatılır" hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdarî Dava Türleri ve İdarî Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, idarî dava türlerinin a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar (...) olarak sayılmıştır. Yukarıda yer alan yasal düzenlemeden de anlaşıldığı üzere; 2577 sayılı Kanun'da bir işlemin hukuka aykırı olduğu yolundaki iddiaların denetimi yapılırken, idari yargı yerlerince yapılacak hukuki denetimin sınırları tahdidi olarak sayılmak suretiyle belirtilmiş olup, buna göre; bu denetim ancak, işlemin yetki, şekil, sebep, konu, maksat unsurları yönünden yapılacaktır. Ayrıca; kanun koyucu, idari işlemlerin idari yargı yerlerince hukuki denetiminin yapılmasına yönelik belirlediği unsurları sıralarken bir sitematik gözeterek; öncellikle işlemlerin usul yönünden hukuka uygun olup olmadığının denetiminin, ardından işin esasına yönelik hukuki denetimin yapılmasını amaçlamıştır. Bilindiği üzere; İdare Hukuku'nda 'yetki', idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade eder ve idari işlemlerin en temel öğesini oluşturur. Bir kamu düzeni sorunu olan yetki, yasa koyucu tarafından hangi makam veya merciye verilmiş ise, ancak o makam veya merci tarafından kullanılabilir. Bu bakımdan, yasanın açık izni olmadıkça yetkili makam veya mercinin yetkisini devretmesi olanaklı değildir. Aktarılan nitelikleri gereği, idare hukukunda yetkisizlik kural, yetkili olmak istisnadır. Bu itibarla, yetki hükümlerinin sınır ve çerçevesinin yasayla açıkça çizilmesi gerekir ve genişletici yoruma tabi tutulamaz. Ancak; yukarıda ifade edilen duruma rağmen, kamu idaresinin hızlı çalışabilmesi ve çeşitli sebeplere binaen Kanun'da yetkili kılınan makam tarafından başka bir makama yetkinin devredilmesi gerekli olabilir. Yetkinin bizzat yetkili makamca kullanılması esasına bir istisna olarak ifade edilen "yetki devri" müessesi; yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması olup; doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki unsurunun nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Öncelikle; Kanun'da açıkça yetkili kılanan bir makam tarafından yetki devri yapılırken bazı geçerlilik şartlarına uyulması gerekir. Bu kriterlere uyulmadan yapılan yetki devri hukuki bakımdan geçerli sayılmayacak ve dolayısıyla bu yetki devrine dayanılarak tesis edilen idari işlemleri de geçersiz hale getirebilecektir. Yetki devrinin kanunilik, aynı tüzel kişilik içinde yapılması, kısmilik, açıklık, yazılılık, yasaklanmamış olma ve ilgililere duyurulması gibi geçerlilik şartları vardır. Anayasa, yürütme görev ve yetkisinin, yasalar çerçevesinde yerine getirileceğini açıklamakla yetinmeyip; idare kuruluşunun her bir öğesinin de yasayla düzenlenmesini emretmektedir. İdare teşkilatı ile görev ve yetkilerinin yasayla düzenlenmesi öngörüldüğü gibi; ajanlara, vergilere ve mallara ilişkin statülerin de yasal nitelikte olması gerekmektedir. Bu bakımdan, idare onu yetkili kılan 'Yasa'ya dayanarak hizmette bulunabilir. Bu nedenledir ki, idare hukukunda yetkisizlik kural, yetkili olmak istisnadır. Dolayısıyla, yetki devri de istisnai niteliktedir. (A.Y.M. █████/2012 tarih ve E:███████, K:████████)Öte yandan; yetki kurallarının kamu düzeninden sayılmasının, bu çerçevede istisnai nitelik taşıyıp genişletici yoruma tabi tutulamamasının en pratik sonucu da; idari işlemin yetki unsuru üzerinde idarenin takdir yetkisine sahip olmamasında görülmektedir. Bu sebepledir ki; Kanun hükmü ile bir işi yapmaya yetkili kılınan idarenin kanunda açıkça öngörülmediği sürece bu yetkisinin başka bir idareye devredilmesi söz konusu olamaz. Bu durum doktrinde ve yargı kararlarında "kanunilik kriteri" olarak ifade edilmektedir. Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında; özel öğretim kurumlarının (okullar hariç) kurum açma izni ile işi yeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin işlemleri tesis etmeye yetkili makamın, 5580 sayılı Kanun'da yer alan açık düzenleme uyarınca çalışma izni veren "valilik" makamı olduğu görülmekte olup; 5580 sayılı Kanun'da, kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verme yetkisine sahip "valilik" makamının, gerekli şartların oluşması halinde usulüne uygun olarak anılan yetkinin bir başka makama devrinin mümkün olduğuna ilişkin açıkça bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Burada "kamu düzeninden olan yetki meselesinin" sınırları belirlenirken; imza devri müessesesinin hukuki niteliği ile hangi yetkilerin imza devrine konu olabileceği ve son olarak da imza devri ile yetki devrinin süreç ve sonuç itibariyle farklılıklarının neler olduğunun da açıklığa kavuşturulması önem arz etmektedir. İmza devri de, yetki devri gibi idari teşkilat içinde yer alan makamların kamu hizmetinin etkin biçimde sağlanması ve bir an önce muhataplarına ulaşması adına bulunmuş bir müessese olup; imza devri, işlemi imza etme noktasında yetkili makamın kendisinin kullanması gereken bu yetkini aynı hiyerarşi içerisinde bir alt makamdaki kamu görevlisine devretmesidir. İmza devri, tıpkı yetki devri gibi istisnai niteliği haiz bir uygulama olup; imza yetkisinin devrinin en belirgin özelliği; bazı konularda idari işlemin, asıl yetkili kişinin iradesi ile aynı yönde fakat farklı bir görevli tarafından da imzalanabilmesidir. Bir başka anlatımla; İmza devrinde, işlemi tesis etme noktasında irade açıklamaya yetkili makamın yetkisinde değişiklik olmamakta, sadece işlemi imzalama yetkisi bir başkasına geçmektedir. Burada, İmza devri ile bir kamu görevlisi, devredilen yetkiyi, mevzuatla kendisine bu yetkinin verildiği kişi veya makam adına kullanır. Kısacası, imza devrinde, kendisine devir yapılan kişi, devredenin iradesiyle ve onunla eş değerde imza etme yetkisine haizdir. Bunun doğal sonucu olarak da; sorumluluk ve karar alma yetkisi devredende kalacaktır. Ayrıca, imza yetkisini devreden üst gerekli gördüğü takdirde işlemi bizzat kendisi de imzalayabilecektir. Yetki devri ve İmza devri karşılaştırıldığında ise; yetki devrinde işlemin yetkiyi devralan makam tarafından tesis edilmesi, bir başka anlatımla işlem tesis etme ya da etmeme iradesinin ve bu irade sonucu doğacak hukuki sorumluluğun, yetkinin devredildiği makamda olduğu kabul edilirken, imza devrinde, işlem tesisinde imza devrinin yapıldığı makam üzerinde karar alma güç ve iradesi bulunmayıp sadece işlemin imza edilmesi fonksiyonu söz konusu olduğundan imzalanan işlemin yine asıl iradeyi açıklayan ve imza devrinde bulunan üste ait olduğu kabul edilmektedir. Buraya kadar yapılan açıklamalar ışığında; mevzuatla açıkça "valilik" makamına verilen kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesine ve izinsiz ve ruhsatsız eğitim öğretim faaliyetinde bulunulduğundan bahisle kapatmaya yönelik işlem tesis etme yetkisi kapsamında, kurum açma için gerekli olan asgari şartların, istekliler tarafından sağlanıp sağlanmadığı, buna bağlı olarak kurum açma izni verilip verilmeyeceği hususu açık bir inceleme, değerlendirme ve irade sonucu belirlenebileceğinden, bu yetkinin imza devrine konu olmayacağı görülmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Merkezi idare" başlıklı 126. maddesinde; Türkiye'nin, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayırıldığı; illerin de idaresi yetki genişliği esasına dayandığı hüküm altına alınmıştır. 5542 sayılı Kanun'un 9. maddesinde yer alan; "Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Valiler, ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verirler." kuralından hareketle; il genel idaresinin, Cumhurbaşkanının atadığı valinin otorite ve sorumluluğu altında olduğu, ilin yetki genişliği esasına göre yönetilmesi nedeniyle, Valinin Devleti temsil ettiği ve onun adına kural olarak, her türlü idari işlem ve eylemleri yapabileceği, Valinin, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi sıfatıyla, bunların idari ve siyasi yürütme vasıtası olduğu, bir başka anlatımla verdikleri emir ve kararların uygulanmasını sağladığı, valinin merkezi idare teşkilatının en büyük ve en yetkili ajanı olduğu, adli ve askeri örgütler dışında, ilde yer alan bütün Devlet ve kamu kurumları teşkilatının başı ve yetkilisi olduğu, bu bakımdan, ilin genel yönetiminden ve gidişinden Cumhurbaşkanına ve bakanlara karşı sorumlu olduğu, dolayısıyla valinin, söz konusu teşkilat ve personeli üzerinde bir iç düzenleme ve denetleme yetkisine ve hiyerarşi gücüne sahip olduğu anlaşılmaktadır. 5580 sayılı Kanun'da, özel öğretim kurumları (okullar hariç) için kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi yetkisine sahip "valilik" makamının, gerekli şartların oluşması halinde usulüne uygun olarak anılan yetkinin bir başka makama devrinin mümkün olduğuna ilişkin açıkça bir düzenlemeye yer verilmediği hususu tartışmasız olup; 5542 sayılı İl İdaresi Kanunu'nda valilerin hesabata ve teknik hususlara ait işlerde idare şube başkanlarına vali adına imza yetkisi verebileceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Yani; valilik makamının görev ve yetki alanına giren iş ve işlemleri tesis etme yetkisine ilişkin hizmet alanının düzenlendiği Kanun'da, bu yetkinin usulune uygun bir şekilde devredilebileceğine ilişkin hüküm varsa bu hüküm çerçevesinde; hüküm bulunmuyor ise; il idari teşkilatının genel Kanunu'nu niteliğinde olan 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinde yer alan genel hüküm çerçevesinde, sadece hesabata ve teknik hususlara ilişkin konularda il idare şube başkanlarına imza devri müessesesiyle yetkinin devri mümkün olacağının kabulü gerekmektedir. Bir başka anlatımla; özel Kanun'da devire yönelik düzenlemenin bulunmadığı hallerde, genel Kanun niteliği haiz 5542 sayılı Kanun, devrin konu bakımından sınırını açıkça çizdiğinden, bu konular dışındaki yetkilerin devri mümkün olmayıp; aynı düzenleme, devredilecek makamı da açıkça belirlediğinden, -mefhum-i muhalefetinden- yetkinin hangi makamlara devredilemeyeceğini de belirlemektedir. Öte yandan; hangi iş ve işlemlerin teknik ve hesabata ilişkin olduğu hususunun, mevcutta var olan bir imza devrinin hukuken geçerliliği yönünden ayrıca yapılacak hukuki inceleme neticesinde belirleneceği açıktır. Kısacası; özel öğretim kurumları (okullar hariç) için kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesine yönelik işlemle yönünden, Kanun'da açıkça işlem tesis etmeye yetkili kılanan "valilik" makamının bu yetkisini -5580 sayılı Kanun'da açık hüküm bulunmaması nedeniyle- kaymakamlığa ve il milli eğitim müdürlüğüne hiçbir şekilde devredemeyeceği; -5542 sayılı Kanun'un 9. maddesinde yer alan düzenleme nedeniyle- il idare şube başkanlıklarına imza devriyle devredilebelecek hususlar dikkate alındığında; söz konusu kurum açma izni verme yetkisi veya kurum kapatma yetkisi teknik ve hesabata ilişkin hususlar kapsamında olmadığından, il milli eğitim müdürüne de bu yetkinin devrinin mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla; işyerinin █████/2022 tarihinden itibaren kapatılması, kurucuya beş yıl geçmeden tekrar kurum açma izni veya bir kurumu devralma ya da kuruma ortak olma izni verilmemesine ilişkin ... tarihli ... sayılı işlemin vali adına il milli eğitim müdürünün oluru ile tesis edildiği görüldüğünden; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolunun başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan işleme ilişkin kısmının yukarıda yer alan gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararının ilgili kısmına gerekçe yönünden katılmıyoruz. KARŞI OY :(XX)- 5580 sayılı Kanun'un "Kurum açma izninin iptali, kurumun kapatılması, devri ve nakli" başlıklı 7. maddesinde, kurumların denetimi neticesinde uygulanacak olan yaptırımlar bağlamında ikili bir ayrıma gidildiği; buna göre; eğer kurum açma izni verilen kurum, iki yıl içerisinde faaliyete başlamadıysa veya faaliyete başladıktan sonra yönetmelikte belirtilen süreden daha fazla izinsiz ara verdiyse veyahut da kurum açma iznini amacı dışında kullanırsa, bu kurumların doğrudan kurum açma izni ile iş yeri açma çalışma ruhsatlarının iptal edileceği; ancak; özel öğretim kurumunun; Bakanlıkça onaylı yerleşim planında izinsiz değişiklik yapması, gerçeğe aykırı reklam ve ilan vermesi veya reklam ve ilanlarda öğrenci resim ve bilgilerini kullanması, haftalık ders çizelgesi ve programları Bakanlık izni olmadan kurumda uygulaması, bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan yönetmelik ve yönergelerde belirtilen hükümlere aykırı fiillerde bulunması, mevzuatta belirtilen sayıda personel çalıştırmaması veya mevzuata aykırı personel çalıştırması, 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun genel ve özel amaçları ile temel ilkelerine uymaması, kurum açma şartlarından herhangi birini kaybetmesi ve mevzuata uygun olarak kapatılmamasının ilgili idarece tespiti halinde; anılan fiilin ilk kez gerçekleşmesi durumunda idari para cezası; tekrarı halinde katlı (artırılmış ) idari para cezası yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı; üçüncü kez tekrarı halinde ise; kurumun kapatılacağı kurala bağlanmıştır. Söz konusu düzenlemede amaçsal ve sistematik bir yorumla; Kanun koyucunun, mevzuata aykırı işlemleri aykırılığın ağırlık dercesine göre sınıflandırdığı ve yaptırıma bağladığı; aykırılığın sınıflandırılmasında ise; fiilin ağırlığı, eğitim öğretim hizmetinin niteliği, bu fiillerin eğitim öğretim hizmetinin işleyişine olan etkisi ile etki alanı gibi faktörler önem arz etmektedir. Dolayısıyla; "kurum açma izninin amacı dışında kullanılması" fiili irdelenirken; anılan "amaç dışı kullanımın" eğitim hizmet alanının dışına çıkarak başkaca bir alanda faaliyet göstermek olduğu yolundaki yorum ve değerlendirmelerin, Kanun'un ilgili hükmünün amacı ile örtüşmediği açıktır.Zira; kurum açma izninde yer alan onaylı program(lar) çerçevesinde kurumun denetim ve gözetimi gerçekleşeceğinden, onaylanan programa uygun olarak eğitim öğretim faaliyetlerinin yürütülmemesi durumunun, "kurum açma izninin amacı dışında kullanımı" olarak kabulü gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, Özel ... Kursu" adıyla faaliyette bulunan davacı şirkete ait işyeri ile ilgili başaltılan soruşturma neticesinde hazırlanan ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporunda "Özel uzaktan eğitim kurslarında uygulanabilecek programların listesi Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün web sayfasında (htp:/0okgm.meb.gov.tr/programv1/pages/index.php?ktid=8ErişimTarihi: █████/2022) yayımlanmış olup Özel ... Kursunun resmi web sayfası olan ... adresinde yer alan ve başvurusu aktif olan Eczane Tekrikerliği, Yoga Öğretme Sanatı, Robotix Kodlama, Oyun Terapi Eğitimi, Masal Terapi Eğitimi, Dikkat Eksikliği Eğitimi, Bebek Masajı Eğitimi, Doğum Koçluğu Eğitimleri, Emzirme Danışmanlığı Eğitimi vb.eğitim programlarının kurum türü olarak uzaktan eğitim kurslarında uygulanabilen programlar içerisinde olmadığı ve bu programların Bakanlık onaylarının da bulunmadığı dolayısıyla ... kurum kodlu Özel ... Kursunun, Bakanlıkça verilen kurum açma iznin amacı dışında kullandığı sonucuna ulaşılarak, davacı şirkete ait kurum açma izni ve iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesi, kurucuya beş yıl geçmeden tekrar kurum açma izni veya bir kurumu devralma ya da kuruma ortak olma izni verilmemesinin teklif edildiği, söz konusu teklif doğrultusunda Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesine, ... tarihli ... sayılı işlemle de işyerinin █████/2022 tarihinden itibaren kapatılması, kurucuya beş yıl geçmeden tekrar kurum açma izni veya bir kurumu devralma ya da kuruma ortak olma izni verilmemesine karar verilmesi üzerine, söz konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dosyada yer alana bilgi ve belgenin bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, davacı şirketin kurucusu olduğu kurumun kurum açma izninde onaylanan programlara uygun olarak eğitim öğretim faaliyetlerinin yürütülmediği, bu haliyle; kurum açma izninin amacı dışında kullanıldığının sabit olduğu anlaşıldığından; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.