Anahtar kelimeler: Çanakkale İstikrarlı Suçlamaları İnceleyen Etmemesi Mağdura Çektirilmesine Cezasıyla Süreç İtibar

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye CezaSAYISI : 64-144I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın katılana yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2,3-e, 35/2, 53, 58/6 maddeleri uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezasıyla; mağdura yönelik silahla tehdit suçundan ise aynı Kanun'un 106/2-a, 53, 58/6 maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.03.2015 tarihli ve 40-107 sayılı hükümlerinin sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 26.10.2020 tarih ve 1385-13593 sayı ile;"(...)Sanığın aşamalarda istikrarlı olarak üzerine atılı suçlamaları kabul etmemesi, beyanlarına itibar edilen tanıklardan ... ve ...'in soruşturma aşamasındaki beyanlarında müşteki ...'a yönelik bıçak savurma eyleminden bahsetmedikleri, yine her iki tanığın da sanığın üzerilerine bıçakla geldiği ancak olayda kavga edilen asıl taraf kaçmaya başlayınca sanığın bıçağı cebine koyduğu yönünde anlatımlarda bulundukları, bu anlatımın müştekilerden ...'ın soruşturma beyanlarında aynı şekilde yer aldığı, müştekinin bu beyanlarında sanığın kendisine bıçak savurduğu ve diğer müşteki ...'un bacağına bıçak değdirdiğine ilişkin eylemlerinden bahsetmemesi, tanık ...'in ise sanığın savunmalarını doğrulaması, dosya içerisinde yer alan CD izleme tutanağı ile mahkemenin duruşma zaptına gözlem şeklinde yazdığı CD izleme sonucunda sanığın elinde herhangi bir silahtan bahsedilmediği gibi sanık ile taraflar arasında bir kargaşa ortamının da olmadığının belirtilmesi karşısında; tüm kanıtlar yöntemince tartışılıp reddedilmeden ve beyanları hükme esas alınan tanıklardan ... ve ... de müştekilerin arkadaşları olmasına karşın, soyut olarak tanık ...'in sanık ile arkadaş olduğu ve bu nedenle beyanına itibar edilmediği biçimindeki yetersiz gerekçe ile eksik inceleme sonucu karar verilmesi(...)" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesince 09.03.2021 tarih ve 64-144 sayı ile; "(...)Mağdurların yanlarında arkadaşları tanık ... de olduğu halde saat 02.30'da ... kordon boyundaki börekçide börek yedikleri sırada yan taraftaki köftecideki bir grupla tartıştıkları, tartışma sonrasında köftecide çalışan sanığın elindeki bıçakla mağdurların yanına gelip mağdur ...'un sağ bacağına bıçağı dokundurup, 'siz benim kim olduğumu bilmiyorsunuz, sizinle uğraşırım' diye tehdit ettiği, daha sonra bıçağı mağdur ...'a doğru savurduğu, ...'ın kaçınması sebebi ile bıçağın isabet etmediği, bu itibarla sanığın mağdurlardan ...'a karşı bıçakla tehdit, mağdur ...'a karşı bıçakla yaralamaya teşebbüs suçlarını işlediği mağdur beyanları, tanıklar ... ve ...'in ifadeleri ile sübut bulduğu, tanık ...'in sanıkla aynı iş yerinde çalıştığı, bu itibarla ifadesinin sanığı korumaya yönelik olduğu, keza sanığın inkara yönelik savunmasının da suçtan kurtulma amaçlı olduğu(...)" gerekçesiyle bozmaya direnilerek sanığın önceki hükümler gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir.Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2022 tarihli ve 81582 sayılı bozma istemli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.06.2024 tarih ve 11990-7749 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIĞIN KONUSUÖzel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin belirlenmesine ilişkindir.III. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin GörüşlerTürkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir.CMK'nın "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında;"Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.”,"Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde; "(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.",Hükümlerine yer verilmiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.10.2003 tarihli ve 223-239 sayılı; 17.02.2004 tarihli ve 23-38 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere;Karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. Sorun bölümünde, somut olay ile suçun işlenmesindeki özellikler ve suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, gerekçe kısmında mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ, diğer bir söylemle neden bu sonuca varıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. Sonuç, hüküm kısmında ise 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 268. maddesi uyarınca, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, hükmolunan ceza miktarı, yasa yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Gerekçe/esbabı mucibe; tarafların esasa müessir iddia, savunma ve taleplerinin dinlendiğini, hangisinin hangi nedenle makbul addedilip üstün tutulduğunu, hangi beyan ya da delilin niçin kabul edilmediğini (İHAM Kuznetsov/Rusya, B. No: ██████, 11/4/2007, §§ 84, 85, Boldea/Romanya, B. No: ████████, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: ████████, 9/███████, § 27), bu cümleden olarak; maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığını açıklamalıdır. Karar mahkûmiyete ilişkin ise; eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğini gösterilmelidir. Yargılama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan vicdani kanaatin oluşum sürecinin inikâsı olan gerekçe; akla, bilime, hukuka ve dosya kapsamına uygun, tarafların ve kamuoyunun ikna ve güveni ile kanun yolu mahkemelerinin denetimine elverişli yeterlilikte (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: ████████, █████/1992, § 33) olduğunu açıkça ortaya koymalı, gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmamalıdır. Nihayet bir cihette hükmün meşruiyetini tahkim eden hukuki ve edebi bir metin olması itibarıyla insan onuruna, mahkemenin mehabetine, hukuk biliminin gerekleri ile temel kavramların da özgün anlamları ile kullanıldığı Türkçe'nin belagat ve selasetine yaraşır bir üslupla kaleme alınmalıdır.Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: █████████, 18/6/2014, §§ 31, 34). Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, CMK'nın 289/1-9 ve CMUK'un 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308/7. maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır.B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki NitelendirmeYerel Mahkemece sanığın katılan ve mağdura yönelik eylemleri nedeniyle silahla tehdit ve teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yaralama suçlarından mahkûmiyetine ilişkin gerekçeli kararda; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerle tanık ifadelerine yer verildiği, sanığın mağdur ve katılana yönelik sabit görülen eylemlerinin neler olduğu belirtilmekle birlikte olayın çözümlenmesine mutlak derecede katkıda bulunacak adli raporlar ile kamera görüntülerine delil mahiyetinde hiç yer olmadığı ve hükümde tartışılmadığı; tanıklar ... ve ...'ın; sanığın kargaşa bittikten sonra elindeki bıçağı cebine koyduğunu, birinin bacağına değdirdiğini veya savurduğunu görmediklerine dair beyanlarıyla tanıklar ... ve ...'in; sanığın elinde bıçak olmadığına, kimseye savurmadığına, kimseyi tehdit etmediğine, elinde kalem olduğuna dair anlatımlarından hangisine hangi gerekçeyle üstünlük tanındığının açıklanmadığı; sanığın savunmalarına neden itibar edilmediğinin de tartışılarak sabit görülen eylemlerinin nasıl teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarını oluşturduğuna dair hukuki bir değerlendirme veya nitelemeye yer verilmediği; yine sanık hakkında hükmedilen hapis cezalarının TCK'nın 61. ve 62. maddelerinde yer alan sıra ve esaslara göre nasıl belirlendiğine, TCK'nın 50. maddesi gereği seçenek tedbirlere neden çevrilmediğine, TCK'nın 51. maddesi gereği neden ertelenmediğine değinilmediği ve güvenlik tedbiri mahiyetindeki tekerrür hükümlerinin uygulanma gerekçesinden bahsedilmediği anlaşılmakla,Sanık hakkında kurulan hükümlerin, CMK'nın 230. maddesinin 1. fıkrasının b, c ve d bentlerinde yer alması zorunlu hususlarda yasal ve yeterli gerekçeyi ihtiva etmediği kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yerel Mahkemece kurulan direnmeye konu mahkûmiyet hükümlerinin yasal ve yeterli gerekçe ihtiva etmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.IV. KARAR Açıklanan nedenlerle;1- Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesince, verilen 09.03.2021 tarihli ve 64-144 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içermemesi isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.