Anahtar kelimeler: Kyazim Hasarsızlık Mahrumiyeti Fiilden Kazada Tlsinin Boyunca Kazaya Kusursuz Turizm

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025K.YAZIM TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.11.2023 tarihinde meydana gelen kazada hasar alan müvekkiline ait olan ... plakalı aracın, kaldığı süre boyunca kullanılamaması nedeniyle oluşan "hak mahrumiyeti" bedelinin 10,00 TL'sinin, "ticari kazanç kaybı" bedelinin 10,00 TL'sinin, "hasarsızlık indirim zararı" bedelinin 10,00 TL'sinin belirsiz alacak davası olarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı ... Turizm vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında kazaya dair hiçbir inceleme yapılmadığını, dava dilekçesi ile davacının işbu kazada müvekkiline kusursuz olduğunun yaklaşık olarak ispat edilmesinin mümkün olmadığını, Tek başına davacının kusursuz oldukları yönündeki iddiaları ile haklılıklarının ve alacaklarının yaklaşık olarak ispat edilemeyeceğini, dava konusu tazminat bir trafik kazasından kaynaklandığından tarafların kusur durumları ile doğrudan ilişkili olup bu halde davacının likit alacağından da söz etmenin mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.DELİLLER VE GEREKÇE:Huzurda görülen dava trafik kazasından kaynaklı tazminat davasıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre;"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından trafik kazasından kaynaklı tazminat istemi ile huzurda görülen tazminat davası açılmıştır. Dosya kapsamında davacının taksi şoförü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile davacının tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı; İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davacının Büyükçekmece Şoförler Otomobilciler Minibüsçüler Kamyonetçiler ve Kamyoncular Esnaf Odasına kayıtlı olduğu; Büyükçekmece Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabında davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Vergi Dairesi yazı cevabı ekinde gönderilen davacıya ait 2024 yılına ait yıllık gelir vergisi beyannamesinin incelenmesinde davacının faaliyet sınırının esnaf sınırında kaldığı, dolayısıyla tacir olmadığı anlaşılmıştır. Anılan nedenlerle huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulü mümkün olmadığından mahkememizin görevli olmadığı açıktır. Huzurda görülen dava haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olup HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Büyükçekmece Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davalı asilin yüzüne karşı davacı vekili ile davalı şirket vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...e-imzalı Hakim ...e-imzalı