Anahtar kelimeler: Kaşıntı Alerjisinin Antibiyotik Kızarıklık Kapması Gözlerinde Doz Enfeksiyon Ortopedi Hekimin
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; vekil edenin davalı hastanenin ortopedi bölümünde davalı ... tarafından ameliyat edildiğini, bir süre sonra ameliyat yerinin enfeksiyon kapması nedeni ile yeniden ameliyat yapıldığını, öncesinde vekil edenin hangi ilaçlara alerjisinin olduğunu söylediğini, buna rağmen kendisine yüksek doz antibiyotik verildiğini, bu nedenle gözlerinde kızarıklık ve kaşıntı ile hekimin kontrolünde cildiye bölümünde yatışının yapıldığını, davalı hekim ... tarafından verilen yanlış ilaçlar nedeni ile vekil edenin vücudunun tamamının yandığını, hekimin yanlış tedavi ile vekil edenin zararına neden olduğundan sorumlu olduğunu, hastanenin de yardımcı kişinin verdiği zarar nedeni ile sorumlu olduğunu ileri sürerek geçici iş gücü kaybı nedeni ile 200,00 TL, kalıcı iş gücü kaybı nedeni ile 200,00 TL ve manevi zararları nedeni ile 40.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; hastaya uygulanan tedavide davacının iddia ettiği Duocid ilacının hiç kullanılmadığını, alerji durumunun antibiyotik kullanımından 15 gün sonra başladığını, hastaya penisilin veya benzeri ilaçlar verilmediğini, tercih edilen ilacın kullanım dozunun kullanım ilkelerine uygun olduğunu, iddia edildiği gibi yüksek doz olmadığını, hastanın alerjisi hafif ve tedavi edilebilir düzeyde iken yatışı yapılarak tedaviye başlandığını, gelişen alerjinin yanlış veya yüksek doz antibiyotik kullanımından kaynaklanmadığını, dava konusu olayda tıbben gerekli tüm işlemlerin gerçekleştirildiğini, sorumluluk ve kusur bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kişide gelişen ilaç yan etkilerine bağlı duruma yönelik sağlık kuruluşlarında gerekli takip tedavi sevk işlemlerinin yapıldığı cihetiyle yapılan uygulamaların tıbbın genel kabul görmüş uygulamalarına uygun olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor ile davalı hekimin kusurunun bulunmadığı tespit edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; savcılık aşamasında alınan ATK raporunun hükme esas alınamayacağını, salt komplikasyon değerlendirmesinin hatalı olduğunu, raporun itirazlarını ve somut olayın detaylarını karşılamadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen borcuna aykırılık iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.
Savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporu, eldeki dava yargılaması devam ederken taraflara tebliğ edilmiş ve davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulmuştur. Mahkemece bu itirazlar karşılanmadan hüküm tesis edilmiştir. O halde mahkemece, davacıya uygulanan bel fıtığı operasyonunda kullanılan yöntem, operasyon sonrası tedavi ve gözlem ve özellikle davacının bildirilen alerji durumu ve kullanılan ilaçların bu duruma uygunluğu ile davacı hastanın iyileşme sürecine etkisi hususları ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmek üzere Üniversitelerde akademik kariyere sahip, aralarında Farmakoloji uzmanının da yer aldığı bilirkişi heyetinden, taraf ve Yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Hükmü temyiz eden davacı taraf adli müzaharet kararı almış olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!