Anahtar kelimeler: Solar Yazma Kurulumu Unvan Kollarından İştigal Sunmuş Sistem Unvanını Firmanın

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :... ...
KATİP :... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - [
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinden özetle: Müvekkilinin yenilenebilir enerji kollarından olan solar enerji sistemleri işi ile iştigal etmekte olup, sistem kurulumu üzere faaliyet hayatına devam eden bir mühendislik firması olduğunu, müvekkili firmanın 09.06.2023 tarihinde unvan değişikliği yaparak ... olan unvanını ... olarak değiştirdiğini ve ticaret siciline değişikliği tescil ettirdiğini, unvan değişikliğine ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ekte sunulduğunu, davalının ise büyük ölçekli tarımsal faaliyetlerde bulunduğunu, tarımsal sulama nedeni ile ödemekte olduğu elektrik faturalarının miktarının büyüklüğü karşısında müvekkiline tarımsal sulama faaliyetinde kullanmak üzere off-grid / şebeke bağlantısız şekilde güneş enerji santrali kurulumu için anlaştığını, taraflar arasında █████/2023 tarihinde 300 kWp (kilowattpeak) a tekabül eden 265.000,00-USD($) bedelli güneş enerji santrali kurulumuna ilişkin sözleşme akdedildiğini, davalı tarafın sözleşme konusu işin yapımı için öz sermayesini kullanmak istemediğini beyan etmesi üzerine müvekkili tarafından, sözleşme miktarı üzerinden %3 bedel ile banka kredi danışmanlık hizmeti sağlanması hususunda da taraflar arasında anlaşma sağlamış olup, ilgili "Güneş Enerji Santrali Kurulum Sözleşmesi" içeriğine kredi danışmanlık hizmetine ilişkin anlaşma maddesi de eklendiğini, davacıya ait taşınmaz bilgisi belirtilen iki ayrı proje alanında GES kurulumu için öncelikle ziraat mühendisi tarafından mahalde keşif yapıldığını ve akabinde sulama projesi çizildiğini, harita mühendisi tarafından proje alanlarında yapılan keşif neticesinde aplikasyon projeleri ve son olarak da elektrik mühendisi tarafından elektrik santral projesi çizildiğini, belirtilen keşif ve proje çizimlerinin akabinde bahsi geçen projeler de eklenmek sureti ile Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürülüğü'ne bakanlık izin yazısı için başvurular yapıldığını, Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne yapılan başvuru evrakları bakanlığa iletilmiş bu kez müvekkil şirket yetkilileri ilgili bakanlık nezdinde sürecin hızlanması adına fiziki olarak iş takibine devam etmişlerdir. Neticeten ilgili başvurular, ekte sunacağımız 24.08.2023 tarih ... ve 24.08.2023 tarih ... sayılı "Bakanlık Olur, Bakanlık İzin ve DSİ Görüşünü" içerir kurulum izin yazıları ile olumlu şekilde sonuçlandığını, yapılan başvuru neticesinde davalıya ait kredi onaylanmış kredi bedeli ön ödemeye sunulduğunu, kredi miktarının başvurucu namına aktarılması için ilgili banka tarafından son kez güncel ÇKS belgesi istenildiğini, bu süreçte müvekkili tarafından davalıya ulaşılarak ve kendisinden kredi ödemesinin yapılabilmesi ve sözleşme konusu işe başlanılabilmesi için güncel ÇKS belgesi talep edildiğini, davalı tarafça müvekkilinin bu talebi sürekli olarak geçiştirildiğini ve neticeten yeni ÇKS belgesi bankaya bizzat davalı tarafça ibraz edildiğini, güncel ÇKS belgesinin ilgili bankaya ibrazının akabinde, banka tarafından müvekkiline ön ödeme onayı gerçekleşmiş olan kredi başvurusunun iptal edildiği bilgisi verildiğini, müvekkili tarafından banka ile yapılan görüşmeler neticesinde ön onayı ve ödemesi çıkan kredinin iptal edilme nedeninin; davalıya ait kurulum yapılacak arazi üzerindeki Çiftçi Kayıt Sistemi Belgesi'nin üçüncü bir şahsa devredildiği, ilgili arazi üzerinde artık üçüncü bir şahsın tarımsal faaliyete devam ettiğine ilişkin ÇKS belgesinin varlığı karşısında davalının tarımsal faaliyette bulunmayacağının değerlendirildiği, bu durumda tarımsal sulama nedeni ile teşvikli (subvanseli/indirimli) bir kredi verilmesinin mümkün olmayışından kaynaklı olduğu öğrenildiğini, müvekkilinin davalı adına almış olduğu ancak davalının geçerli sebebi dahi olmaksızın kurulumdan vazgeçmesi nedeniyle elinde kalan malzemeleri farklı işlerde kullanamadığı gibi, davalının kurulumdan vazgeçtiği tarihten sonra bahse konu malzemelerin birim fiyatlarında yaşanan düşüş nedeni ile şirketin mağduriyeti/ zararı katlanarak arttığını, müvekkilinin ticari faaliyetlerinde kullanabileceği sermayesini bu işe harcamış, belirtilen malzemeleri muhafaza edebilmek için bir de depo kiralamak zorunda kaldığını ve halen bu deponun kirasını ödemeye devam ettiğini, müvekkili tarafından üzerine düşen tüm yükümlülükler yerine getirildikten sonra sözleşmeyi feshetmesi halinde kendisini bekleyen yasal sorumluluklardan kaçınmak için en uygun yol olarak kredinin iptaline sebebiyet veren ÇKS belgesinin üçüncü şahsa devrini kullanarak sözleşmenin kendisi tarafından ifasının mümkün olmadığı algısı oluşturmaya çalışmıştır. Davalının bu tutumu da davacı müvekkili zarara uğrattığını, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğunu, bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümü için Konya Arabuluculuk Bürosu'nun ██████████ dosya numarası ile arabuluculuk başvurusu yapıldığını, anılan süreç anlaşamama ile neticelenmediğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile, davalı tarafın sözleşmenin ifasının kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle feshedildiğine yönelik cayma beyanının haksız olduğunun tespitine, davalı adına müvekkili tarafından gerçekleştirilen GES kurulum projesine ilişkin hizmetlere karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00-TL'nin ticari temerrüt faizi uygulanmak sureti ile davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, müvekkilinin sözleşme konusu kurulum için gerekli olan malzemelerin tedarikinde ve yasal izin süreçlerinde yapmış olduğu masraflar bakımından uğramış olduğu zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000,00-TL'nin ticari temerrüt faizi uygulanmak sureti ile davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, davacı müvekkilin banka kredi danışmanlık hizmetinden kaynaklı uğramış olduğu zarara karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000,00-TL'nin ticari temerrüt faizi uygulanmak sureti ile davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, davalı tarafın haksız cayma beyanı nedeni ile davaya konu sözleşmenin 13.2 ve 13.3 maddeleri gereği cayma tazminatı olarak kararlaştırılan tazminata karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00-TL'nin ticari temerrüt faizi uygulanmak sureti ile davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık █████/2023 Tarihli Güneş Enerji Santrali (GES ) Sözleşmesi'dir. Güneş Enerji Santrali Sözleşmesi niteliği itibariyle; yüklenicinin maddi ya da gayri maddi bir varlığı olan bir eser meydana getirmeyi ve iş sahibinin de meydana getirilen bu eser karşılığında bir bedel ödemeyi taahhüt etmesi nedeniyle TBK'nın 470. Maddesi uyarınca bir Eser Sözleşmesi olduğunu, fakat müvekkili tüketici konumunda bulunmakta olup bu nedenle görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacağını, bu nedenle dava görevsiz mahkemede açıldığını, ayrıca zorunlu arabuluculuk dava şartı da yerine getirilmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ise talep sonucu açık bir şekilde belirtilmediğini, sadece hizmetler ve zararlar talep edildiği denmek sureti ile açık olmayan ifadelerle dava ikame edildiğini, dava dilekçesinde açık bir şekilde talep belli olmadığını, kabul anlamına gelmemekle davacı tarafından cayma tazminatı talep edildiğini, cayma tazminatı işbu dava bakımından belirli olduğunu, davacı tarafından tam eda davası olarak açılması gerekirken anılı şekilde dava açılmasında hukuki yarar olmadığını, müvekkilinin Karaman ili, ... ilçesi, ... Köyü ... ada ... parselde bulunan taşınmazlar üzerinde tarımsal amaçlı faaliyette bulunduğunu, yine tarımsal amaçlı kullanılmak üzere kiraya verildiğini ve gelir elde ettiğini, müvekkilinin sübvanseli kredi kullanmak sureti ile destek alacağı şekilde sulama kolaylığı sağlamak maksadı ile taşınmazı üzerine güneş enerji santrali kurulumu istendiğini, davacı şirket yetkilileri müvekkilinin arkadaşı olması hasebi ile davacı şirket ile görüşmeler gerçekleştirildiğini, müvekkilinin özellikle tarafına sübvanseli kredi çıkması halinde kurulum yapılabileceğini aksi halde nakit ödeme sağlayamayacağını ve kurulum yaptıramayacağını açıkça ifade ettiğini, taraflar arasında bu hususun kabul görmesi akabinde █████/2023 tarihli sözleşme imza edildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği projeler ve sübvanseli kredi için oldukça çaba gösterdiğini ve söz konusu kredinin kabul görmesi için gerekli bütün işlemleri gerçekleştirdiğini, 1 yıla yakın süre sonunda █████/2023 tarihinde ... Bankası ... Şubesi tarafından müvekkiline 102-398 sayılı ıslak imzalı yazısı verilmek sureti ile kredi taleplerinin reddedildiğinin bildirildiğini, bu noktada davacı tarafın mesnetsiz iddialarının aksine müvekkilinden öncesinde ÇKS kaydı veya evrak istemelerinin söz konusu olmadığını, müvekkili sübvanseli kredi başvuru işlemleri sonuçlanana dek sözleşmeye konu GES kurulumu gerçekleşecek taşınmazlar üzerinde ki zilyetlik ve tasarrufta hiçbir değişiklik yapılmadığını, müvekkili tarafından kötü niyetli olarak ÇKS kaydının üçüncü bir kişi üzerine alındığı veya ÇKS kaydının üçüncü şahıs üzerinde olması nedeni ile tarımsal sübvanseli kredinin reddedildiği iddialarının gerçeklik payı bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeye konu GES kurulumunun gerçekleşmesi için gereken finansman başvurusuna dair üzerine düşen bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak kredi başka sebeplerle reddolunduğunu, Bu nedenle müvekkilin kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafından sözleşmeye konu GES kurulumu için tedarik ettiği iddia olunan malzeme bedellerinin veya buna bağlı doğduğu iddia olunan zararlardan müvekkilin sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafın beyanlarının gerçeklikten tamamen uzak olup sözleşme ile de örtüşmemekte, tutarsız kaldığını, Davacının sözleşmeye aykırı vaziyette, müvekkilin talebi, talimatı ve icazeti olmaksızın aldığını iddia ettiği malzeme bedellerinden alıcı müvekkili sorumlu tutması hukuken mümkün olmadığını, sözleşmede açıkça ödeme tarihine göre fiyatların güncellenebileceği ve döviz kurundaki artış ve azalışın mücbir sebep sayılamayacağı düzenlendiğini, bu hali ile davacı tarafın alıcı müvekkilinin haklarını korumayı düşündüğünden bahsedilemeyeceğini, davacının iddialarını ispatla mükellef olduğunu, ayrıca sözleşme içeriğinde GES kurulumu için gerekli panel ve diğer malzemelerin hangi marka, hangi teknoloji olacağı bakımından bir açıklık yer almadığını, ayrıca farklı farklı sistemler ve malzemeler söz konusu olup davacı tarafça alınan malzemenin müvekkili için öngörülen projede kullanılabileceği dahi şaibeli olduğunu, davacı tarafından kurulum proje hizmetinde bulunulduğu ve kredi danışmanlık hizmeti verildiğinin ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından taahhüt edilen finansman için gerekli olan kredi sağlanmadığını, bu nedenle davacının taraflar arasında anlaşma bulunduğundan proje ve kredi danışmanlık hizmeti verildiğinden bahisle alacak talep edilmesinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, tüm bu nedenlerle öncelikle davanın görevsiz ve yetkisiz mahkeme açılması, davacının dava dilekçesinin zorunlu unsurları içermemesi nedeni ile usulden reddine, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacının haksız taleplerinin ve davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Ziraat Bankasına müzekkere yazılarak davalıya ait GES Kurulumu için başvuru yapılan kredi dosyasının gönderilmesi ayrıca kredi ön onayının neden iptal edildiğinin Mahkememize bildirilmesi istenilmiş, gelen cevabi yazıda davalının GES kuruluna ilişkin yatırım kredisi talebinde bulunduğu, mevzuatları gereği bilgi ve belgeler talep edildiği, sürecin bilgi talebiyle kaldığı, davalının iletilmediği bildirilmiştir.
Karaman Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalının kendi adına tacir olup olmadığı sorulmuş, gelen cevabi yazıda davalının tacir kayıtlarına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Karaman Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne müzekkere yazılarak davalının kendi adına tacir olup olmadığı sorulmuş, cevabi yazıda davalının tacir kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Karaman Defterdarlığına müzekkere yazılarak; davalının vergi mükellefi olup olmadığının bildirilmesi, vergi mükellefi ise bilanço usulüne göre mi yoksa götürü usulde mi vergi mükellefi olduğu hususunda araştırma yapılması ve ayrıca davalının 2023 yılında vermiş olduğu gelir beyannamesi suretinin eklenmesi istenilmiş, gelen cevabi yazıda davalı ...'ın vergi kaydının bulunmadığı, ancak ... Ticaret Limited Şirketinde ortaklığının görüldüğü bildirilmiş, davalının sicil bilgisi, ... Ticaret Limited Şirketinin sicil bilgisi ve 2023 dönemi Kurumlar Vergisi Beyannamesi dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının Uyap üzerinden dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. TTK'nun 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir.
TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; dosya içerisinde bulunan belgelerin incelenmesinde davalının tacir olmadığı anlaşılmakla, dava, nisbi ticari dava mahiyetinde olmadığı gibi, mutlak ticari dava da değildir. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartı vardır ancak davalı tacir olmadığından yetki sözleşmesi geçersizdir.
Görev hususu dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğinden ve davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından reddine karar verilmesi gerekmiştir. Yetki itirazının ise görevli mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davada mahkememiz görevsiz olduğundan davanın HMK 114/1-c ve 115/2 Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-HMK nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, verildiği anda kesin olan kararlarda kararın tebliği tarihinden, süresinde kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşen kararlarda kararın kesinleştiği tarihten ve kanun yoluna başvurulan kararlarda da kanun yolu başvurusunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren yasal iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli KONYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce re’sen davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verileceğinin taraflarca bilinmesine,
3-H.M.K.'nun 331/2. maddesi gereğince harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece bir karara bağlanmasına, görevsizlik kararından sonra dosyanın Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde talep üzerine mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama, harç giderleri hususunun karara bağlanmasına,
Dair; davacı şirket yetkilisinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. █████/2025
Katip ... Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!