Anahtar kelimeler: Eşi Tlye Nafakasına İzmir Ara Takibi Tedbir Kesinlik Boşanma Şartı
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin davalı ...'nin avukatı olarak İzmir 6. Aile Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile eşi ...'ya karşı boşanma davası açıldığını, ara karar ile tedbir nafakasına hükmedildiğini, müvekkil tarafından İzmir 23. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu boşanma davasında maddi ve manevi tazminat yönünden 140.000,00 TL'ye hükmedildiğini, davalı adına 09.12.2015 tarihinde İzmir 3. Aile Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile davalıya ait ziynet eşyalarının iadesi için dava açıldığını, 02.11.2015 tarihinde davalının boşanma talebinde bulunduğu eşi ... tarafından İzmir 2. Aile Mahkemesinde ████████ E. sayılı dosyası ile mal paylaşımı davası açıldığını, açılan bu davada da cevap dilekçesi ve delil listesinin sunulduğunu, ardından davalının talebi üzerine 11.12.2015 tarihinde İzmir 4. Aile Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile mal paylaşımı davası açıldığını, davaların birleştirilmesine karar verildiğini, müvekkilinin soruşturma dosyasında davalı ...'nin ifadesine katıldığını, müvekkilinin Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasında vekillik yaptığını, icra takibine itiraz edildiğini, çeşitli konularda hukuki yardım, danışmanlık ve vekilliğinin yapıldığını, davalının vekalet ücreti ödememek amacıyla müvekkiline bilgi vermeden karşı tarafla sulh olduğunu, başka bir avukata vekalet vererek, karşılıklı davalardan feragat ettiklerini, müvekkiline azilname gönderdiğini, dava dosyalarının büyük bir titizlikle takip edildiğini ve müvekkilinin tüm masrafları karşıladığını, 02.04.2016 tarihli vekalet ücreti sözleşmesi ile İzmir 6. Aile Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası üzerinden görülen boşanma davası için 10.000,00 TL ve dava sonunda kazınlan tazminat ve nafakanın %15'i oranında vekalet ücreti ödeneceğinin, diğer davalardan ve icra takibinden ise %15 oranında vekalet ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını belirterek, haksız azil nedeniyle ve sözleşmede belirlenen akdi vekalet ücreti, karşı vekalet ücretleri ile sözleşme gereği müvekkiline ödenmesi gerekli tüm alacaklar için şimdilik 100.000,00 TL alacağın azil tarihi olan 07.09.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, birleşen davada ise; asıl davalı ...'nin, birleşen davalı ... ile haricen sulh olduğunu ve boşanma davası dışında davalardan karşılıklı feragat ettiklerini belirterek, müteselsil sorumlu ... ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, müvekkilinin vekil olarak takip ettiği dosyalarda sulh olunması nedeniyle ödenmesi gerekli vekalet ücreti için şimdilik 23.944,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili; müvekkili adına boşanma, mal paylaşımı ve katkı payı davaları açılmış olmakla birlikte, bu süreçte müvekkilinin çok yıprandığını, müvekkilinin karşı tarafla sulh olmak adına girişimlerde bulunduğunu, ancak davacının sulh olmamak adına hareket ettiğini, bu nedenle güven problemleri yaşandığını ve bu nedenle davacının azledildiğini, haksız yere azlin söz konusu olmadığını, kabul anlamamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın şimdiye kadar aldığı ödemelerin mahsup edilerek hesaplama yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı ... arasında 02.04.2016 tarihli "Avukatlık Ücret Sözleşmesi"nin bulunduğu, taraflar arasındaki vekalet sözleşmesinin davalı tarafından, herhangi bir neden gösterilmeksizin 07.09.2017 tarihinde azil ile sona erdirildiği, yargılama sırasında davalının; karşı tarafla sulh olma yönündeki teklif ve taleplere davacının olumsuz yaklaştığı ve sulh olunmasını engelleyecek şekilde hareket ettiği, takip edilen davalarda kendi iradesinin yansıtılmadığı, davacı ile aralarında güven probleminin oluştuğu savunmasında bulunduğu, davacı vekilin, davalı ...'nin nizalı olarak boşanması hususunda ısrarcı olduğu, anlaşmalı boşanma için en uygun koşulları oluşturmak yerine anlaşma isteğine destek vermeyerek özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve müvekkili ile arasındaki güven ilişkisini sarstığı anlaşılmakla, azlin haklı olduğu ve davacının ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti ve karşı yan vekalet ücreti talep edebileceği, Avukatlık Kanunun 165. maddesi uyarınca birleşen dosya davalısı ...'in Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 05.10.2018 tarihli 2017/6E., 2018/9K. sayılı kararı doğrultusunda yalnız karşı yan vekalet ücretinden davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı gerekçesiyle, asıl dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile; 8.852,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dosya yönünden; davanın kısmen kabulü ile; 3.044,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(asıl dava ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Dairece kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılamada eksik incelemenin tamamlandığı, usulüne uygun olarak tanık dinlendiği ve azlin haklı olduğu kabul edilerek azil tarihine kadar tamamlanan işler yönünden hesaplanan vekalet ücretinin kabulüne dair karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesini tekrar ederek, tarafların müşterek çocukları ...'ın iki tarafı bir araya getirerek sulh olmalarını sağladığını, davalı ...'nin müvekkiline bilgi vermeden karşı tarafla haricen sulh olduğunu, müvekkile azilname keşide edildiğini ve boşanma davası dışında davalardan davalıların karşılıklı olarak feragat ettiklerini, dava dosyalarının tüm süreçlerinin müvekkili tarafından büyük bir titizlikle takip edildiğini, davalıların müşterek oğlunun yeminsiz olarak tanık ifadesini esas alan Mahkemece, başka hiçbir destekleyici delile dayanılmaksızın azlin haklılığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dinlenen tanığın tarafsızlığının söz konusu olamayacağını, yalnızca tanık ifadesine dayanılarak kurulan hükmün yerinde olmadığını, davalının iddialarının ispatlanamadığını, davalı ...'nin mal kaçırdığını, davalıların iddiası gibi bir sulh var ise sulh olan miktar belirlenerek bu miktar üzerinden vekalet ücreti tespitinin gerektiğini, Mahkemece sulh anlaşmasının kapsamı araştırılarak, tespit edilecek değer üzerinde  vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin haksız olarak azledildiğini ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekil olarak takip edilen dava dosyaları ve icra takiplerinde müvekkili davalı ... ve birleşen davalı ...'nın sulh olması nedeniyle haksız azilden kaynaklı akdi ve karşı yan vekalet ücretinin tahsili istemine ilişkindir.
1.Avukatın, vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu'nun 505 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil adı geçen Kanun'un 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. "Özen borcu" ile ilgili Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde mevcut olan, "Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler." şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanununun 506. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanununun 174. maddesinde, "Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez." hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.
2.Avukatlık Kanunu'nun 164/4 maddesinde; "Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır." hükmü düzenlenmiştir.
3.Davacı avukat, tarafların feragat görünümünde gizli sulh olduğundan akdi ve karşı yan vekalet ücreti alacağını istemiş, davalı ... ise, karşı tarafla sulh olmak adına girişimlerinin olduğunu ancak davacının sulh olmamak adına hareket edip işlemler yaptığından davacıyı azlettiğini savunmuştur. Davacı, davalı ... tarafından ... ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 04.12.2015 tarihli vekaletnamesi ile vekil olarak tayin edilmiş olup, taraflar arasında 02.04.2016 tarihli "Avukatlık Ücret Sözleşmesi" imzalanmıştır. Davalı ..., davacı avukat ...'ı 07.09.2017 tarihli "Azilname" ile, "karşı taraf ile ısrarlı uzlaşı taleplerine rağmen ve mali güçlükler içinde olmama rağmen bu uzlaşı süresince anlamsız tutumunuz sebebiyle davalar sürüncemede kalmıştır. Uzlaşı sürecini olumsuz katkınız ve talimatlarıma rağmen toplantılara itibar etmemeniz" gerekçesiyle azlettiği görülmüştür.
4.İzmir 6. Aile Mahkemesinin 29.12.2016 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı dosyası incelenecek olursa; asıl davanın, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası, karşı dava ise, zina hukuksal nedenine dayalı boşanma davası olup, davacı-karşı davacının ..., davalı-karşı davacının ... olduğu, taraflar boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olduğu kabul edilerek, evlilik birliğinin temelinden sarsılma nedeniyle boşanmalarına, davacı-karşı davalının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, işbu karar davacı vekili Avukat ... ve davalı tarafından istinaf edilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 21.09.2017 tarihli ve ████████ E., █████████ K. sayılı kararıyla; davacı-karşı davacı ... az kusurlu, davalı-karşı davacı ... ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, yeniden esas hakkında hüküm verilerek, evlilik birliğinin temelinden sarsılma nedeniyle boşanmalarına, davacı-karşı davalı kadının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 100.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı-karşı davacı ...'dan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; İşbu karar, davacı avukatın azledildiği aynı gün davalı ... tarafından vekil tayin edilen Avukat ... tarafından 28.11.2017 tarihinde temyiz edilerek; boşanma kararına karşı temyiz taleplerinin olmadığını ancak kısmen reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri ile reddedilen nafaka taleplerinin reddedilen bölümleri yönünden hükmün bozulmasını talep ettikleri görülmüştür. Davalı-karşı davacı ... vekili 19.07.2018 tarihinde verdiği feragat dilekçesi ile, karşı davaya ilişkin taleplerinden feragat ettiklerini bildirmiş olup, davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ...'nin 19.07.2018 tarihinde verdiği feragat dilekçesi ile, taraflarınca açılan davaya ilişkin boşanma dışındaki tüm taleplerinden vazgeçtiklerini, boşanma kararının onanmasını, diğer taleplerinden feragat etiklerini bildirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.09.2018 tarih ve ████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla, taraflar feragat dilekçesi verdiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uygun olarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 27.01.2018 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla, bozma kararına uyularak karar verilerek, feragat nedeniyle nafaka, tazminat taleplerinin reddine karar verildiği görülmüştür.
5. Her ne kadar Mahkemece, davalı-birleşen davalının müşterek çocuklarının tanık beyanı esas alınarak hüküm kurulmuşsa da, dosya kapsamında tanık beyanı dışında, davalıların iddialarını ispata elverişli hiçbir yazılı bilgi ve belge dosya ya da destekleyici delil sunulmamış olmakla birlikte, yukarıda safahatı anlatılan dava dosyasında, davacı avukat ... azledildikten sonra davalı ... tarafından vekil tayin edilen dava dışı avukatın, dosyayı reddedilen nafaka, maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz ettiği görülmüştür. Davalı ...'nin, karşı tarafla sulh olmak adına girişimlerinin olduğu ancak davacı ...'in sulh olmamak adına hareket edip işlemler yaptığından davacıyı azlettiği şeklinde savunması ile, davalı ...'nin vekil olarak tayin ettiği başka bir avukat tarafından dava dosyasının temyiz edilmiş olması durumu birbiriyle uyuşmamaktadır.
6. Somut olayda; davacı, vekil olarak takip edilen dava dosyaları ve icra takiplerinde müvekkili davalı ... ve birleşen davalı ...'nın sulh olması nedeniyle haksız azilden kaynaklı akdi ve karşı yan vekalet ücretinin tahsilini istemiş, davalı tarafça azlin haklı nedene dayandığı ispatlanamamıştır.
7. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı avukatın sulh nedeniyle mi yoksa haksız azil nedeniyle mi avukatlık ücretine hak kazanacağı noktasındadır. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre haksız azil halinde avukat, dava hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. Azil tarihinden önce tarafların sulh olduğuna yönelik davacı tarafça bir delil ibraz edilememiştir. Bu durumda davacı avukat, az yukarıda açıklandığı şekilde haksız azil hükümlerine göre yalnızca kendi müvekkili davalı ...'den ücret isteme hakkına sahiptir.
8. O halde Mahkemece, davacının azlinin haksız olduğu kabul edilerek, vekalet ilişkisi bir bütün olup, vekaletten azlin taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceği gözetilerek, davacı avukatın az yukarıda açıklandığı şekilde haksız azil hükümlerine göre, takip ettiği tüm dosyalar yönünden yalnızca kendi müvekkili davalı ...'den ücret isteme hakkı olduğu gözetilerek vekalet ücreti hesabı yapılarak, birleşen davalı yönünden davacının usuli kazanılmış hakkına aykırı davranılmadan sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, azlin haklı olduğu kanaatine varılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, bu nedenle bu karara ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!