Anahtar kelimeler: Damında Besi Beslenmesi Büyükbaş Yem Hayvan Hayvanların Anlaştıklarını Kısmına Babasının
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında "büyükbaş hayvan beslenmesi" konusunda iş ortaklığı bulunduğunu, bu iş ortaklığına göre büyükbaş hayvanların davalı tarafından satın alınıp bir kısmına müvekkilinin babasının besi damında kira ödenmeden bakılması, yem ve benzeri giderlerin taraflar arasında eşit olarak karşılanması ve kâr elde edildiği takdirde taraflar arasında eşit olarak paylaştırılması şeklinde sözlü olarak anlaştıklarını, bu anlaşma sonrasında davalının besici olmadığından ve hakkında icra takibi bulunduğundan bankadan kredi alamadığını, bu nedenle besici olan müvekkilinin davalı için kredi çekmesi ve taksitlerinin davalı tarafından ödenmesi hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin davalı adına Bankadan kredi çektiğini, bu kredi sözleşmesine göre müvekkilinin borçlu, davalının kefil olarak göründüğünü, davalı kredi borcunu ödemeyince Banka tarafından icra takibi başlatıldığını davalı tarafından icra takibine konu borcun ödendiği ve akabinde kefil sıfatıyla ödeme yapıldığı ileri sürülerek müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından savcılığa verilen şikayet dilekçesinde açıkça banka kredisinin kendi adına çekildiğine ilişkin beyanda bulunduğunu, davaya konu icra takibine konu borcun müvekkiline ait borç olmadığını ileri sürerek; ... İcra Müdürlüğünün (Eski ...) ... sayılı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin pazarcı olduğunu, davacı tarafından Bankadan çekilen kredi ile müvekkilinin besihanesi bulunmadığını bu nedenle davacının satın aldığı 43 adet büyük baş hayvanın babasına ait besihanesi kullanılarak besicilik yapıldığını, davacının kendi besi hanesindeki hayvanları satmasına rağmen banka borcunu ödemediğini, savcılığa verdiği şikayet dilekçesinin müvekkiline ait olduğunu, aralarında anlaşma sağlandığını, şikayetten vazgeçtiğini ancak savcılık tarafından hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan takipsizlik kararı verildiğini, bu nedenle söz konusu şikayet dilekçesinin delil olarak kullanılamayacağını,davacının bankadan çektiği hayvancılık kredisinden dolayı müvekkilinin kefil olduğunu, davacı borcunu ödemediğinden müvekkilinin kefil sıfatıyla 98.000,00 TL kredi borcunu ödediğini ve icra dosyasını kapattığını, bunun üzerine icra dosyasına ödediği paranın davacıdan tahsili için icra takibi başlattığını, icra takibine davacının itirazı üzerine itirazın kaldırılması davası açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, icra takibinin böylece kesinleştiğini, davacının babasından kalan malları kaçırmak amacıyla oğluna devretmesi üzerine aleyhine muris muvazasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açıldığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.05.2016 tarihli kararıyla; davacı taraf kredi sözleşmesindeki asıl borçlu ve kefil sıfatlarının muvazaalı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar taraflarca temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 17.12.2018 tarihli ilamla; davalıların miras bırakanı ...'ın ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... E., ... K. sayılı soruşturmada verdiği beyanda davacı ile aralarında iş ortaklığı olduğu, hatta krediyi kendisinin çektiğine yönelik beyanlarının olduğu, bu beyanların değerlendirilmesi, davacı ile davalıların murisi arasında adi ortaklık var ise buna göre değerlendirme yapılması gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının adi ortaklık ilişkisini reddettiği, davacının 27.02.2006 tarihli savcılık beyanında kredi borcunun kendi adına çekildiğini ve davalının kefil olduğunu beyan ettiği, davalının 10.06.2005 tarihli şikayet dilekçesinde de sadece borcun kefili olduğunu, başka bir ilişkisinin bulunmadığını, kredinin davalı tarafından çekildiğinin kabul edilmediğini ifade etmesi karşısında davacının sözlü olarak adi ortaklık ilişkisi kurulduğu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalının savcılıktaki ... E., ... E. sayılı dosyalarındaki şikayet dilekçesinde açıkça çekilen kredinin asıl borçlusunun kendisi olduğunu belirttiğini, soruşturma dosyalarının kesin delil olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı hakkında başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gereği yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; uyulan bozma ilamında, davalı ...'ın ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... E., ... K. sayılı soruşturmada verdiği beyanda; davacı ile arasında iş ortaklığı olduğu, hatta krediyi kendisinin çektiğine yönelik beyanlarının olduğu, bu beyanların değerlendirilmesi, davacı ile davalıların murisi arasında adi ortaklık var ise buna göre değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bozma ilamında bahsedilen davalı ...'ın, davacı aleyhine ... Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 10.06.2005 tarihli dilekçede; "Ziraat Bankası kredisi ile almış olduğum 43 adet büyükbaş hayvanın yarısını sanığa ait besi damına ve diğer yarısını da .... ismindeki bir şahsın besi damına kiralayarak koydum" şeklinde yazdığı, aynı tarihli Cumhuriyet Başsavcılığında mağdur olarak verdiği ifadede ise; "Ben 3 ay önce .. Ziraat Bankasından 70 milyar kredi çektim...Kredi çekerken ... bana kefil olmuştu. Aldığım hayvanların 25 adetini ...'nun damına koydum.... Biz bu işi aslında ortak olarak yapmaktayız. Kâr ortaklığı yapmak için bu şekilde kredi çektik. Kendisi buna rağmen niyeti bozdu. Kendi damından 4 tane hayvanı kasaplara kestirdi....Sanıktan şikayetçiyim..." şeklinde ifade verdiği görülmüştür.
Böylece, davacı ile davalı arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde (818 sayılı BK.nın 520 ve devamı maddelerinde) düzenlenen adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu ve bir süre sonra bu ortaklığın fiilen son bulduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; taraflar arasında sözlü olarak kurulan adi ortaklık kapsamında davacının borçlu, davalının kefil sıfatıyla çektikleri kredinin davalı ... tarafından ödenmesi nedeniyle ödenen paranın iadesi için başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti talep edilmiştir. Davalı, adi ortaklık kapsamında çekilen kredi nedeniyle ödediği bedeli talep ettiğinden, bu alacağını sadece borçlu ortağın tasfiye alacağından talep edebilecektir.
Bu itibarla Mahkemece; 6098 sayılı Kanun'un 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiği suretiyle ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerinin istenmesi, bu konuda anlaşamamaları halinde tasfiye işlemini gerçekleştirecek (ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir veya üç kişinin) tasfiye memuru olarak resen atanması ve bundan sonra tasfiye işlemlerinin; uyuşmazlığın mahiyetine göre öngörülecek dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmesi,
Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosunun taraflara tebliğ edilmesi, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmesi,
İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işleminin gerçekleştirilmesi, şayet bu mallar mevcut değilse değerlerinin tasfiye memuru marifetiyle saptanması,
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payının geri verilmesi, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilançonun düzenlenmesi,
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre, tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenip, tasfiye işleminin sonuçlandırması ve bu doğrultuda hüküm oluşturulması gerekirken, uyulan bozma ilamı gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. Maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!