Anahtar kelimeler: Şagil Fuzuli Çay Muhtaç Yansıtmadığını Noter Bölümde Kardeşi Gerçeği Davalıkarşı

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çay Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kardeşi davalının davacıya ait 2 No.lu bağımsız bölümde fuzuli şagil olduğunu, noter ihtarnamesi ile taşınmazın tahliyesini talep ettiklerini, ancak davalının ihtarname cevabında taşınmazın gerçek sahibi olduğunu iddia ettiğini, iddiaların işbu davadan bağımsız ayrı bir yargılamaya muhtaç olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde hiçbir hakka sahip olmamasına rağmen taşınmazı kullandığını belirterek davalının müdahalesinin men'i ile taşınmazdan tahliyesine, asgari 100,00 TL olmak üzere bilirkişilerce hesaplanacak ecrimisil bedelinin ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP VE KARŞI DAVA1. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı- karşı davalının iddialarını kabul etmediklerini, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu daireyi müvekkilinin yaptığını, gerçek malikin müvekkili olduğunu, malik sıfatıyla ikamet ettiğini, tüm taleplerinin reddi gerektiğini belirtmiştir. Karşı dava yönünden ise; dava konusu dairenin tapusu her ne kadar davacı- karşı davalı adına olsa da gerçek malikin müvekkili olduğunu, dava konusu daire kat mülkiyetine çevrilmeden önce tarafların babası ... adına kayıtlı tek katlı bir ev ve üzerinde sadece tuğla duvarları yapılıp lento betonu atılmış bir inşaat durumundayken baba...in müvekkiline "sen bu yarım inşaat hâlindeki daireyi tamamla bitir tapusunu sana vereceğim" dediğini, bundan davacı- karşı davalının da haberi olduğunu, babanın bu sözü üzerine 2006-2007 yılları arasında müvekkilinin bu dairenin kalan tüm inşaat işlerini yani yüzde olarak değerlendirildiğinde inşaatın % 10'u yapılmışken kalan % 90'ını yaptırdığını, ardından binanın çatısını yaptırdığını, daire yapılırken...’ın dairenin müvekkili tarafından yapıldığını gayet iyi bildiğini, bütün bu imalat işlerine ne baba ...'in ne de davacı-karşı davalı ...'ın bir katkısı olmadığını, tüm masrafları müvekkilinin karşıladığını, babasının sözüne güvenerek daireyi babasının tapulu taşınmazına yaptığını, yaklaşık 15 senedir burada ikamet ettiğini, hiç kimsenin hak iddia etmediğini, baba ...’in taşınmazın tapusunu müvekkiline vermesi gerekirken yolsuz bir şekilde ...'a devrettiğini, iyi niyetle daireyi yapan müvekkilinin tapuyu alma hakkı olduğunu belirterek tapunun iptaliyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini, mahkeme bedelsiz olarak tapu tescil talebini uygun görmezse müvekkilinin tapunun kendisine verilmesi için dairenin değerinin yaklaşık % 10'una denk gelen tuğla duvarların ve lento betonun bedelini ödemeye hazır olduğunu, şayet dairenin arsa payı da ayrıca hesaplanacaksa bu bedeli de ödemeye hazır olduğunu, tapu iptali tescil talebi kabul edilmeyecek olursa sebepsiz zenginleşme nedeniyle bilirkişi tarafından belirlenecek rayiç bedelin (şimdilik fazlaya dair hakları saklı tutarak 1.000,00 TL) % 90'ının davacı-karşı davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacı - karşı davalı cevap dilekçesinde; karşı davada ileri sürülen talepler yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, iddiaların soyut olduğunu, davalı - karşı davacı tarafından kendisinin yaptırdığı oran olarak bildirdiği % 90’ı nasıl hesaplandığını anlamadıklarını, inşaatın bazı işlerinin davalı - karşı davacı tarafından yapıldığının davacı tarafından da kabul edildiğini, ancak bildirilen oranı kabul etmediklerini, tüm masrafların davalı - karşı davacı tarafından karşılanmadığını, iyi niyetli olmadığını, taşınmazın kendisine devredileceğine dair vaatte bulunulmadığını, tapu iptali ve tescil talebinin reddi gerektiğini, masraflar yönünden ise lüks masrafların kabul edilmemesi gerektiğini, bildirilen farazi oranı kabul etmediklerini belirterek karşı davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ana dava yönünden davalı tarafın tapu maliki konumunda olmasa da davacının taşınmazını haksız olarak kullandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 122 ada 13 parsel, 1. kat, 2 No.lu taşınmaz üzerindeki davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine ve tahliyesine, ecrimisil yönünden ise taleple bağlı kalınarak davacı taleplerinin kabulüne 02.11.2022 - 30.11.2022 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak 100,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karşı dava yönünden ise, karşı davacının iyiniyetli malik olduğu, bu nedenle taşınmaza yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları talep edebileceği, ancak bilirkişi raporunda davacı tarafından yaptırılan imalatların bağımsız bölümün tamamına oranının % 90 değil, % 49,17 olduğunun hesaplandığı, bu nedenle davacının temliken tescil talebinin uygun bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak davacının tazminata ilişkin davasının kabulü ile 1.000,00 TL'nin karşı dava tarihi olan 28.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının temlikin tescil talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı - karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının maliki olduğu dava konusu taşınmazı davalının kullanmak suretiyle müdahale ettiği, davalı tarafından mülkiyet hakkına veya şahsi hakka dayalı üstün hakkın varlığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi tarafından yazılı şekilde mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olduğundan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, karşı dava açısından; dava konusu taşınmazı tarafların babası ve eski malik ...'un kaba inşaatını yaptıktan sonra davalı-karşı davacının söz konusu yapının yani inşaat hâlinde olan yapının eksikliklerini tamamladığı, böylece yapının tamamını davacı yaptırmadığı gibi davacının söz konusu eve yaptırdığı şeylerin temelli yapı olmadığından temliken tescil kararı verilmesinin mümkün olmadığı, davalı - karşı davacının kişisel hak niteliğindeki temliken tescil isteklerini yapının inşâ edilmesinden sonra taşınmazı satın alan konumundaki yeni malik davacıya karşı ileri sürebilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca davalı - karşı davacı taşınmaza yapmış olduğu giderleri talep etmiş ise de, dava konusu taşınmazı mütemmim cüzleri ile birlikte satın alan davacı - karşı davalıdan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 723. maddesi uyarınca tazminat istenemeyeceği, tazminat talebinin taşınmazı devreden önceki malike karşı ileri sürülebileceği gerekçesiyle istinaf istemlerinin reddine karar verilmiş; ancak harç kamu düzenine ilişkin olduğundan kabul edilen tüm dava değeri üzerinden davalıdan nisbi harcın alınması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde:1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe ve hüküm yönünden çelişkili olduğunu, tazminat talepleri kabul edildiği hâlde gerekçede tazminatın önceki malik olan baba ...’den istenebileceğinin belirtildiğini,2. Bilirkişi raporu uyarınca bina değerinin açıkça arsa değerinden fazla olduğunu, kanunun aradığı şartın gerçekleştiğini, toplanan deliller özellikle tanık delili uyarınca müvekkilinin hem babasının "üst katı sen yap-tamamla bu kat senin" dediği için hem de daireyi kendisi yaptığı için bu dairenin sahibi olduğunu ve yıllardır dairede malik sıfatıyla oturduğunu, iyiniyet şartının da gerçekleştiğini, 3. Binanın babası tarafından yapılan kısmını babasının davacıya bağışladığını, bu nedenle yüzde kaçının davalı- karşı davacı tarafından yapıldığının önemli olmadığını, tamamının davalıya ait olduğunu, taşınmazı 2006 - 2007 yıllarında tamamlayarak o tarihten bu yana kullandığını, zilyetlik şartının da sağlandığını,4. Karşı tarafın dava konusu dairenin müvekkili tarafından yapıldığını cevap dilekçesinde kabul ettiğini, yargılamanın hiçbir aşamasında daireyi kendisinin yaptırdığına dair bir beyanı ve delili olmadığını, 5. Bilirkişi raporundaki % 49.17’lik orana itiraz ettiklerini, tanık beyanlarıyla özellikle çatıyı da müvekkilinin yaptırdığını ispatladıklarını, Mahkemenin haklı itirazlarını hukuka aykırı olarak reddettiğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, davalı - karşı davacı tarafından tamamlanan oranın daha yüksek olduğunu, müvekkilinin babasının bağışladığı yarım daireyi tamamladığını, temliken tescilin tüm şartlarının tamamlandığını,6. Davacı - karşı davalının haksız kullanımı ispat edemediğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; karşı davada ise temliken tescil, terdiden alacak istemlerine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı- karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.