Anahtar kelimeler: Akraba Kardeş Aradaki Anlaştıklarını Güven Murisi Olmaları Miras Malik Anadolu

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1633 ada 41 parsel sayılı taşınmazın davacı ile davalılardan ... ve diğer davalıların murisi... tarafından 1971 yılında müştereken satın alındığını, taşınmazda 1/3 'er oranda malik olmaları hususunda anlaştıklarını, ancak tarafların kardeş ve akraba olmaları nedeniyle aradaki güven ilişkisi uyarınca taşınmazın davalı ... ve miras bırakan...adına tapuda tescil edildiğini, buna rağmen fiilen paylaşıldığını ve taraflarca kullanılmaya başlandığını, davacı tarafından 1982 yılında taşınmaz üzerine bina yapıldığını, halen kullanıldığını ancak hissesinin davacıya devredilmediğini belirterek 1633 ada 41 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek 1/3 hissesinin davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davayı açıklaması gerektiğini, kötü niyetli olarak açıldığını, hak düşürücü süreler ve zaman aşımının dolduğunu, davacı iddialarının hayal ürünü olduğunu, müvekkilinin 1/2 hisseyi parasını vererek satın aldığını, tapu kaydının esas olduğunu, tanık dinletmeye muvafakat etmediklerini, diğer davalıların murisi ile müvekkilinin davacıyı kandırmasının ve aldatmasının söz konusu olamayacağını; çünkü husumetli olduklarını belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.2. Davalılardan ... vd. vekili cevap dilekçesinde; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı müvekkillerinin murisi... ile davalılardan ...'nin 1/2 oranında satın aldığını, bu satışta davacının herhangi bir katkısının bulunmadığını, muris...in kardeşi davacının kullanımına müsaade ettiğini, davacının bina yaptığı iddiasının doğru olmadığını, halen kullandığı binanın müvekkillerin murisi tarafından yapıldığını, davacının murisin iyi niyetini kötüye kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı bir taşınmaz olduğu, taşınmazın satışının resmi şekle tâbi olduğu, davalı ... ile diğer davalıların murisinin 1971 yılında bu taşınmazı resmi olarak satın aldıkları, resmi satışta davacının taraf olmadığı, davacının yemin teklifinde bulunduğu ve davalıların, davacının iddialarının doğru olmadığı, dava konusu parselin alımında davacının katkısının bulunmadığı hususlarında yemin ettiği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Dava dilekçesindeki vakıaları tekrarlayarak davaya delil olarak sunduğu taşınmaza ait abonelik sözleşmeleri, tanık beyanları ve diğer delillerin dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verildiğini, 2. Davacının fuzuli şagil olmayıp satın almaya dayalı kullandığını,3. Usul ve yasaya uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan hüküm tesis edildiğini, davalı ...’e diğer davalı ...’nin vasi atanmasını kabul etmediklerini, ayrıca vasiye dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini,4. Mecburi dava arkadaşlığında yeminin tüm mirasçılar tarafından eda edilmesi gerektiğini, kısıtlı adına vasisinin yemin etmediğini, yemin metni ve usulüne aykırı olarak yemin yaptırıldığını,5. Davalıların yalan yere yemin suçuna sebebiyet verdiklerini, bu konu hakkında şikayette bulunulduğunu, ancak soruşturma sonucunun beklenilmesi gerektiği halde Mahkemece eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini,6. Delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, dosya içeriği ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında davalıların gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun anlaşılacağını, taşınmazın satın alındığı tarih ve dahili davalıların yaşları gözetildiğinde gerçeği söylemedikleri ve Mahkeme huzurunda yalan yere yemin ettiklerinin anlaşıldığını, davalı tanıklarının bilgi sahibi olmadığını belirterek hükmü temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle dava sebebini oluşturan vakıanın kısıtlılık kararından önce oluşu nedeniyle vasinin ayrıca yemin etmesinin gerekmediğine göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.