Anahtar kelimeler: İçeremez Logosuyla Onuruna Ötesinde Kanalında Saygılı Yayıncılık Radyo Aşağılayıcı Onüçüncü

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:████████Karar No:████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Yayıncılık A.Ş.VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... KuruluVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde yayınlanan "..." adlı programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen, "Yayın hizmetleri, ... İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez" şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 114.024,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararda; ifade hürriyetinin mutlak ve sınırsız olmadığı, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden birinin de, başkalarının şöhret veya hakları olduğu, Devletin, bireyin şeref ve itibarına keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü olduğu, uyuşmazlığa konu yayında dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, üzerinde "Aranıyor!" ibaresi yazılı siyah beyaz bir fotoğrafının birden fazla defa ekrana getirilmesinin ima yoluyla bir suçlunun arandığına yönelik çağrışım içerdiği, bu haliyle yayında kullanılan görselin anılan kişinin şeref ve itibarını zedelemeye matuf olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, yayında yer verilen görselin Üst Kurul kararında belirtildiği gibi İçişleri Bakanını "aranan bir suçlu" gibi yansıtma amacı gütmediği, İçişleri Bakanının yaşanılan gelişmelerle ilgili herhangi bir açıklama yapmamasının kamuoyunu bilgilendirme amacı çerçevesinde ifade ve basın özgürlüğü sınırları içerisinde eleştirilmesi kapsamında ekrana getirildiği, belirli bir bağlamı olduğu, ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilesi gerektiği, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, İçişleri Bakanının fotoğrafının "Aranıyor!" alt başlığı ile ekrana getirilmesinin toplumdaki saygınlığını zedelemeye, kendisini küçük düşürmeye ve "aranılan bir suçlu" gibi yansıtmaya yönelik olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde yayınlanan "..." adlı programda yayın süreci şöyle işlemiş ve konuklarla yayının sunucusu arasında şu diyalog yaşanmıştır: "Bu hakikaten şey ya tam çürüme yani, tam çürüme." (11:35:00); Ayşenur Arslan, "Bakın Soylu geçenlerde aranıyor demiştim. Hatırlıyor musunuz başka bir vesile ile? (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun üzerinde "Aranıyor!" ifadesi yazılı siyah beyaz bir fotoğrafı ekrana getirilmiştir.) Hakikaten biz Soylu'yu sürekli böyle kameraların karşısında, işte en büyük işte kahraman pozu ile mi göreceğiz? Nerede Soylu? Susmaya devam edecek mi? Yahu bir adam önüne geleni tehdit ediyor. Bırakın ..'yi, dünden versenize o şeyleri de arkadaşlar tweetleri, özellikle birinci tweeti. Üç kişiyi hedef seçmiş, ikisi Ankara'danmış, üçüncüsü yaşlı sarışın diyor. İşte bakın yani ölmüş olacak diyor. ... adlı Twitter kullanıcısının attığı tehdit tweetleri ekrana getirilmiştir.) Yani ölmüş olacak diyor iki kişi. Yani ölümden falan söz ediyor, korkunç bir şey. Bakanlığına gidip neredeyse bir orada kalıp, sonra hemen birdenbire yurt dışına çıkışı bir tesadüf müydü? Mesela Levent Göktaş son dönemde en çok konuşulan aslında bence yeterince konuşulmayan isim. Birtakım onun da bağlantılı isimlerine sabahın altısında operasyon yapılıyor, Levent Göktaş'ın evine yedi otuzda gidiliyor. Çoktan kaçmış ve yok, yok. Adil Öksüz gibi yok, Zekeriya Öz'ün kaçtığı gibi yok, işte yok. Bunların hepsine susacak, ben her ay Peker'den 10.000 Dolar alan siyasetçiyi açıklayım mı diyecek, açıklamayacak. Biz gerçi onun kim olduğunu da öğreneceğiz."; Ayşenur Arslan, "Şimdi böyle bir İçişleri Bakanından söz ediyoruz. (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun üzerinde "Aranıyor!" ifadesi yazılı siyah beyaz bir fotoğraf ekrana getirilmiştir.) O sigorta poliçeleri basıldıkça böyle gözleri parlayan Nebati gibi onun da böyle heyecanlara gark olan birisinden söz ediyoruz." Mustafa Sönmez, "Keşke sigortacı kalsaymış."; Ayşenur Arslan, "Valla bilmiyorum. Arıyoruz kendisini çok arıyoruz. Umarız ortaya çıkar da bütün bunlara cevap verir. Belki de hatta bana kızar. Olur ya. Kızsın valla kızmasına da razıyım bir şeyler söylesin de."; Mustafa Sönmez, "Her şeyi birer tuğla haline getirdiler Ayşenur, o tuğla çekilirse duvarlar yıkılacak. Ama o tuğla günün birinde çekilecek. Tuğla biliyorsun Uğur Mumcu'nun meselesinde Mehmet Ağar'ın ettiği bir laftır. Tuğlayı çekersek duvar yıkılır diye. Onunla kalmadı tuğla üstüne tuğla ama hepsi çürük tuğlalar, ama o tuğlalar orada kalmayacak. Bu duvar çökecekse çökecek ve bütün o tuğlaların ustaları da yargı önüne çıkacaklar. Bu kaçışı yok bunun ya. Bunlar hakikaten bunların kendi yanlarına kalacaklarını mı düşünüyorlar? Yani bunu sadece bu AKP döneminin bu aktörlerinden bahsetmiyorum daha geriye giderek hesabı sorulmamış o kadar çok şey var ki o kadar çok olay." Aktarılan diyalogda kullanılan ifadeler ve dönemin İçişleri Bakanının görüntüsünün "Aranıyor!" ibaresiyle ekrana aktarılması nedeniyle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava konusu Üst Kurul kararıyla davacı şirkete idari para cezası verilmiştir. Bunun üzerine söz konusu Üst Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12. maddesinde, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. ..."; "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. ... Basın Hürriyeti" başlıklı 28. maddesinde, "Basın hürdür, sansür edilemez. ... Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27'nci maddeleri hükümleri uygulanır. ..." kurallarına yer verilmiştir. 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Yayın hizmeti ilkeleri" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında, "...Yayın hizmetleri; ... ç) İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez. ..."; "İdari yaptırımlar" başlıklı 32. maddesinin ikinci fıkrasında, "8'inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlâlin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz." kuralları yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan Anayasa'nın 28. maddesindeki basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğu, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğu Anayasa Mahkemesinin kararlarında istikrarlı bir şekilde işlenmektedir. İfade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerlidir. Demokrasinin işleyişi ve demokratik bir toplum için yaşamsal önemdedir (Anayasa Mahkemesi Kararları, Akit Televizyon ve Radyo A.Ş., B. No: ██████████, █████/2024 § 13; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: █████████, 4/6/2015, § 69; Bekir Coşkun [GK], B. No: ██████████, 4/6/2015, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır (Anayasa Mahkemesi Kararları, İlhan Cihaner (2), B. No: █████████, 30/6/2014, § 63; Haci Boğatekin (2), B. No: ██████████, █████/2017, § 38). İdarenin, ifade ve basın özgürlüklerini sınırlandırıcı mahiyetteki işlem ve eylemlerinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Akit Televizyon ve Radyo A.Ş., § 14; Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72). İdarenin ifade ve basın hürriyetine yönelik işlem ve eyleminin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekir (Akit Televizyon ve Radyo A.Ş., § 15; bazı farklılıklarla birlikte bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: ██████████, 26/7/2019, § 77; Sırrı Süreyya Önder, [GK], B. No: ██████████, 3/███████, § 58; Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: █████████, 7/7/2015, § 51). İfade hürriyeti ve basın hürriyetinin varlığı ve geniş bir kapsamda korunması kuraldır. Bununla birlikte, bireyin şeref ve itibarının korunması devletin yükümlülükleri arasındadır (Nilgün Halloran, B. No: █████████, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: █████████, 2/███████ § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, B.No: █████████, 15/2/2017, § 44). Bir yanda ifade ve basın hürriyetinin yer aldığı özgürlük alanı ile diğer yanda kişilerin şöhret, şeref, itibar ve saygınlığının yer aldığı devletin yükümlülük alanı arasında uygun ve adil bir dengenin kurulması gerekir. Bu açıdan, ifade hürriyeti dar yorumlanması gereken istisnalara tabidir ve herhangi bir kısıtlama ihtiyacı ikna edici bir şekilde tesis edilmelidir. Dolayısıyla, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), § 44). Anayasa'nın 12. maddesinin kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapan "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki ikinci fıkrası çerçevesinde; Anayasa'nın 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına herkes için geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar getirmektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B.No: ██████████, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: █████████, █████/2015, § 35; Önder Balıkçı, § 43). Uyuşmazlığın aktarılan anayasal ilke ve kurallar ile Anayasa Mahkemesinin ifade ve basın hürriyetine yönelik içtihatları göz önünde bulundurularak irdelenmesi, davacı şirkete ait yayın kuruluşunun toplum yararını temsil eden ifade ve basın hürriyeti ile devletin bireylerin şöhret, şeref, itibar ve saygınlığın korunmasına ilişkin yükümlülüğü arasında adil bir dengenin kurulması gerekir. Üst Kurul tarafından, "..." adlı programın yayınına ilişkin uzman raporuna dayanılarak, anılan yayında dönemin İçişleri Bakanının altında "Aranıyor!" ibaresi bulunan fotoğrafının ekrana getirilmesi nedeniyle kişiyi suçlayıcı, aşağılayıcı ve küçük düşürücü nitelikte yayın yapıldığından bahisle davacı şirkete idari para cezası verilmiştir. Yaptırıma konu programda, Türk Tabipleri Birliği bünyesinde kurulan Pandemi Çalışma Grubu üyesi ve aynı zamanda enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan ...'nin kapısına kesilmiş bir dana dili bırakıldığı, bunun ilgili hekimin tehdit edilmesi anlamına geldiği, bu fiilin yanı sıra... isimli bir kullanıcının eski adıyla Twitter isimli sosyal medya hesabından hem anılan hekim ...'yi hem de başka insanları ölümle tehdit eden mesajlar paylaştığı, kapı önüne kesilmiş bir dana dili bırakılmasıyla ölüm mesajının açık bir şekilde verildiği ve bu fiillerin kamusal sorumluluk çerçevesinde irdelenmesi gerektiğine vurgu yapıldığı, devletin bu konuya eğilmesi gerektiğinin belirtildiği, konunun bir asayiş ve güvenlik sorunu olmasına değinilerek dönemin İçişleri Bakanının adının kullanıldığı, herhangi bir açıklama yapılmaması nedeniyle bakanın konuya ilgisiz kaldığı eleştirisinin yapıldığı, bu eleştiri kapsamında bakanın fotoğrafının "Aranıyor!" ibaresiyle ekrana taşındığı, bu sırada sunucu tarafından Twitter'daki tehdit mesajlarına ve hekim ...'nin kapısına kesilmiş bir dana dili bırakılmasına da atıf yapılarak son zamanlarda ekranlarda ve kamuoyu önünde görünür olmayan bakanın arandığının eleştirel bir şekilde ifade edildiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin kararlarında da istikrarlı şekilde vurgulandığı üzere yazılı ya da sözlü bir beyan içinde kullanılan ibarelerin ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığına karar verilirken kullanılan ifadelerin bağlamından kopartılmaksızın olayın bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı, B. No: █████████, 15/2/2017, § 45). Tek başına ve soyut olarak kullanıldığında kaba ve kırıcı bulunabilecek bir söz, bağlamı ile birlikte ele alındığında ifade özgürlüğü kapsamında korunması gereken üslubun bir parçası olarak nitelendirilebilir (Akit Televizyon ve Radyo A.Ş., B. No: ██████████, 17/9/2024, § 21). Zanlıların bulunmasına yönelik bir mesaj ve aranılan kimsenin suçlu olduğuna yönelik bir ima içeren "Aranıyor!" ibaresinin, herhangi bir bağlamı olmadan tek başına kullanılması halinde küçük düşürücü ve aşağılayıcı olabileceğinde tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim dava konusu idari para cezası, mezkur yayında dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun fotoğrafının üzerindeki "Aranıyor!" ibaresiyle ekrana getirilmesinin kişiyi eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeren nitelikte olduğu değerlendirmesine dayalı olarak verilmiştir. Ancak programda "Aranıyor!" ibaresi taşıyan fotoğrafın kullanılmasının kişiyi eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde olup olmadığının, programın Twitter'daki tehdit mesajlarına ve hekim ...'nin kapısına kesilmiş bir dana dili bırakılmasına yönelik bağlamı içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yönüyle bakıldığında, programda, İçişleri Bakanının "Aranıyor!" ibaresi taşıyan fotoğrafının tam da konu Twitter'daki tehdit mesajlarına ve hekim ...'nin kapısına kesilmiş bir dana dili bırakılmasına ilişkin tehdit mesajlarına geldiğinde, bakanın veya bakanlığın bu konuda sorumluluk üstlenmediğine ve tehdit fiilinin şüphelisi hakkında gerekli işlemlerin yapılmadığına yönelik eleştirilerin ifade edildiği sırada ekrana taşındığı görülmektedir. Dolayısıyla, programda bakanın adının, kamunun malumu olmuş tehdit mesajları ve bunun bireylerin güvenlik sorunu olarak değerlendirilmesi nedeniyle gündeme geldiği; bakanın "Aranıyor! ibaresi taşıyan fotoğrafının da programın yapıldığı güne kadar konuyla ilgili herhangi bir resmi yahut gayrı resmi açıklama yapılmamış olmasına yönelik eleştirilerle bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar aksi kabulle davacı şirkete idari para cezası verilmiş ise de, söz konusu görselin suçlama yoluyla küçük düşürme iradesiyle ekrana getirilmediği, programın yapıldığı günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran tehdit vakıası ile Twitter üzerinden benzer nitelikteki paylaşımlar hakkında dönemin İçişleri Bakanı tarafından bir açıklama yapılmasının basın ve yayın yoluyla sağlanmasının görsel unsurlar aracılığıyla desteklenmesinden ibaret olduğu, bu nedenle, Üst Kurul kararının programda yer verilen görselin bağlamından koparılması suretiyle tesis edildiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Davacı tarafından temyiz aşamasında fazladan yatırılan ...-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY :Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.