Anahtar kelimeler: İtirazname Parada Rize Sayı Süreç Hukukî Sahtecilik Şekli Müsadereye Suçunu
Ceza Genel Kurulu         2022/8 E.  ,  ███████ K.
    "İçtihat Metni"

    İtirazname No : ██████████
    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ağır Ceza
    SAYISI : 199-137
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 197. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen parada sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında, Rize (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince 01.04.2010 tarih ve 333-225 sayı ile sanığın eyleminin aynı maddenin birinci fıkrasında düzenlenen parada sahtecilik suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı üzerine, dosyanın gönderildiği Rize Ağır Ceza Mahkemesince 25.07.2011 tarih ve 199-137 sayı ile sanığın parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 62, 52/2, 53/1 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 17. maddesi gereğince sahte paranın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilmesine, bu hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 14.05.2013 tarih, 25503-14761 sayı ve "Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır." eleştirisi ile onanmasına karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.09.2021 tarih ve 51464 sayı ile; "... Aynı eylem nedeniyle mükerrer yargılama yapılmasının engellenmesi amacıyla 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde 'Aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.' hükmüne yer verilmiştir. Yüksek Dairenizin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, parada sahtecilik suçunda; aynı anda üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan paraların tümü tek bir suç oluşturmaktadır. Sayılan fiillere katılmadan, yasal olmayan yollardan elde edilen bir miktar sahte para ve paraya eşit sayılan değerlerin kullanıma sunulması ise 'tedavüle koymak' fiilini oluşturmakta ve niteliği itibarıyla sürekliliği gerektirmesi nedeniyle tek bir suçu teşkil etmektedir. Ancak bu durum, yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı hâlinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki kesinti iddianamenin düzenlenmesi, mahkûmiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi durumların ortaya çıkması ile gerçekleşmektedir. Fiili kesinti ise failin eylemine ara vermesi veya yakalanması, tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir nedenle eylemin sürdürülememesi hâllerinde meydana gelmektedir. Bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı, yeni bir suç işleme kastı, fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir.
    Somut olayda; sanığın Kocaeli ilinde yakalandığı tarih olduğu anlaşılan 08.07.2009 tarihine kadar hukuki ve fiili kesinti koşullarının gerçekleşmediği ve söz konusu suça konu sahte paraların farklı tarihlerde üretilmek veya temin edilmek suretiyle tedavüle sokulduğuna ilişkin aksi bir delilin ise bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sanık hakkında ... Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu mahkûmiyet hükmünün 07.12.2012 tarihinde, Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu mahkûmiyet hükmünün ise 13.02.2014 tarihinde onandığı, dolayısıyla temyiz inceleme tarihi itibarıyla itirazımıza konu mahkûmiyet hükmüne ilişkin olarak CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca mükerrer dava nedeniyle ret karar verilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 23.11.2021 tarih ve 13904-21481 sayı ile; itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2009 tarihli ve 2350-1253 sayılı iddianamesi ile parada sahtecilik suçundan açılan kamu davasının mükerrer olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    İtiraza konu Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2009 tarihli ve 2350-1253 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı sahte olduğunu bilerek tedavüle koyma suçundan TCK'nın 197/3 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, suç tarihinin 18.03.2009, suç yerinin Rize ili, şikâyetçinin ... olarak gösterildiği, anlatım bölümünde ise; "...şüphelinin olay tarihinde ... Turizm ve Seyahat Acenteliği Oto Kiralama ve ve Dış Tic. Ltd. Şti.den kiraladığı 53 DA *** plakalı araç ile müştekinin sahibi olduğu ... Market adlı iş yerine geldiği, alışveriş sonucu müştekiye bir adet 100 USD doları verdiği," açıklamasına yer verildiği, Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2009 tarihli ve 2237 sayılı emanet makbuzuna göre ise olayda DB75758513D seri numaralı 1 adet sahte 100 doların kullanıldığı,
    UYAP sorgulaması ve sanığa ait getirilen diğer dosyalara göre;
    - Giresun Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.07.2010 tarih ve 1337-108 sayı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, suç tarihlerinin 01.07.2009 - 07.07.2009, suç yerinin Giresun ili, Keşap ilçesi, ... köyü, ... Mevkii ile ... köyü, şikâyetçi olarak ..., ... ve ... isimli şahısların gösterildiği, anlatım bölümünde ise; "27.06.2009 tarihinde İdris ve ...'ın Rize ilinde olan ve tanık ...'in sahibi olduğu ... Oto Kiralamadan 53 AR *** plakalı ... marka otomobili kiraladıkları ve şüpheli ...'in kullandığı kiralık bu arabayla 01.07.2009 tarihinde saat 18.33'te Keşap ilçesi, ... köyündeki şikâyetçi ...'ün ... petrol istasyonuna gittikleri ... ...'ın sahte 200 euroyu şikâyetçi ve çalışanlarına vererek araçlarına 50 TL'lik benzin aldıkları ve para üstü olarak 369 TL'yi alarak petrol istasyonundan ayrıldıkları, şüpheli ...'nın aynı şekilde tanık ...'e ait Rize ilindeki ... Oto Kiralamadan kiraladığı 53 AL *** plakalı ... marka araç ile 07.07.2009 tarihinde saat 01.35'te Keşap ilçesi, ... köyü, ... Mevkiiinde bulunan şikâyetçiler ... ve ...'ın işlettiği ...Petrol İstasyonu'na gittiği ... ...'ın aracına 105 TL'lik benzin doldurduğu, ...'ın sahte olan 200 Euro'yu ...'ne verdiği ve para üstü olarak 315 TL'yi alarak petrol istasyonundan ayrıldığı" açıklamasına yer verildiği, Giresun Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2011 tarihli ve 3671 sayılı emanet makbuzuna göre ise olayda X01018845956 ve X02335038842 seri numaralı 2 adet sahte 200 euronun kullanıldığı, Giresun Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 08.03.2011 tarih ve 238-27 sayı ile; parada sahtecilik suçundan sanığın TCK'nın 197/1, 62, 52/2, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, sahte paraların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilmesine karar verildiği, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.12.2012 tarih ve 12688-37464 sayı ile onanmasına karar verildiği,
    - Ünye Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.03.2011 tarih ve 401-42 sayı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 53 ve 54/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, suç tarihinin 15.04.2009, suç yerinin Ordu ili, Fatsa ilçesi, şikâyetçi olarak ... isimli şahsın gösterildiği, anlatım bölümünde ise; "Müşteki ... 15.04.2009 tarihinde Fatsa İlçe Jandarma Komutanlığına müracaat ederek ... beldesinde bulunan ve kendisinin işlettiği ... Kasap isimli iş yerine 11.04.2009 tarihinde akşam saatlerinde 34 EJ **** plakalı iki şahsın geldiğini, araçtan inen bir kişinin kendisine 100 Amerikan doları vererek et almak istediğini söylediği, kendisinin de bu kişiye 37 TL değerinde 2 kg kuzu eti verip paranın üstünü 116 TL olarak geri verdiğini ... 14.04.2009 tarihinde döviz bürosuna gittiğinde bu paranın sahte olduğunu anladığı" açıklamasına yer verildiği, Fatsa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.05.2009 tarihli ve 1595 sayılı emanet makbuzuna göre olayda DB 76752815D D2 seri numaralı 1 adet sahte 100 doların kullanıldığı, Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ esas sayılı dosyası üzerinden yapılan kovuşturma sırasında Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.04.2011 tarih ve 703-62 sayı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 53 ve 54/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, suç tarihinin 15.04.2009, suç yerinin Kastamonu ili, Tosya ilçesi, şikâyetçi olarak ... isimli şahsın gösterildiği, anlatım bölümünde ise; "Suç tarihinde şüpheli ...'nın sürücülüğünü yaptığı 34 EJ **** plakalı araçla Tosya D-100 karayolu üzerinde maddi hasarlı kaza yaptığı, şüphelinin aracının kiralık olduğundan Trabzon iline götürmek için çekici ile uğraşan müşteki ... ile 400 TL karşılığında anlaştıkları, şüphelinin aynı gün aracı çekiciye yükleyerek Trabzon iline götürecek olan müştekinin yanında şoför olarak çalışan tanık ...'ye Tosya'da üç adet 100 dolar verdiği, tanık ...'un aracı teslim ettikten sonra dolarları müşteki ...'a verdiği, müştekinin ilçe merkezindeki kuyumculara parayı bozdurmak isterken sahte olduğunun anlaşıldığı, şüpheli ...'nın tanık ...'ye verdiği bir adet AA 37792383A, bir adet CB97513248D, bir adet AA37792381A seri nolu 100 dolarların TCMB Samsun Şubesince yapılan incelenmesinde sahte olduklarının iğfal kabiliyetinin bulunduğunun tespit edildiği," açıklamasına yer verildiği, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesince ███████ esas sayılı dosya üzerinden yapılan kovuşturma sırasında 09.05.2011 tarih ve 88-94 sayı ile aralarında şahsi ve fiili irtibat bulunduğundan CMK'nın 8-11. maddeleri uyarınca dosyanın Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, yapılan yargılama sonucunda Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin 25.11.2011 tarihli ve 53-238 sayılı kararı ile sanığın değişik yerlerde sahte parayı piyasaya sürme eyleminin tek suç oluşturduğu kabul edilerek parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 52/2, 52/4, 53/1 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 8.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye, sahte paraların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilmesine karar verildiği, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 13.02.2014 tarih ve 2548-3079 sayı ile emanet yeri bakımından düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.09.2021 tarih ve 36460 sayı ile; "...sanığın Kocaeli ilinde yakalandığı tarih olduğu anlaşılan 08.07.2009 tarihine kadar hukuki ve fiili kesinti koşullarının gerçekleşmediği ve söz konusu suça konu sahte paraların farklı tarihlerde üretilmek veya temin edilmek suretiyle tedavüle sokulduğuna ilişkin aksi bir delilin ise bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sanık hakkında ... Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu mahkûmiyet hükmünün 07.12.2012 tarihinde, Rize Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu mahkûmiyet hükmünün ise 14.05.2013 tarihinde onandığı, dolayısıyla temyiz inceleme tarihi itibarıyla itirazımıza konu mahkûmiyet hükmüne ilişkin olarak CMK.nın 223/7. maddesi uyarınca mükerrer dava nedeniyle ret karar verilmesi gerektiği," düşüncesiyle söz konusu düzeltilerek onama kararına itiraz edildiği, Yargıtay 8. Ceza Dairesince 23.11.2021 tarih ve 13902-21480 sayı ile itiraz yerinde görülerek 13.02.2014 tarihli ve 2548-3079 sayılı düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün, CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyan Ünye Ağır Ceza Mahkemesince 03.02.2022 tarih ve 19-31 sayı ile; sanık hakkında açılan kamu davasının önceden verilmiş bir hüküm bulunması nedeniyle CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bu hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 14.11.2022 tarih ve 2533-16486 sayı ile sanığın ret kararının gerekçesine yönelik olmayan temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verildiği,
    - 28.06.2009 tarihinde saat 11.30 sıralarında Kocaeli ili, İzmit ilçesi, Kandıra yolu ... Benzin istasyonunda meydana gelen sahte para verme olayı ile ilgili olarak şüpheli olarak aranan sanığın 08.07.2009 tarihinde Kocaeli ili, İzmit ilçesinde bulunan yeni otogar içinde yakalandığı, Kocaeli (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.07.2009 tarihli ve 123 değişik iş sayılı kararı ile parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1. maddesi uyarınca tutuklandığı, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.07.2009 tarih ve 5427-331 sayı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, suç tarihinin 28.06.2009, suç yerinin Kocaeli ili, Merkez ilçesi, şikâyetçi olarak ... isimli şahsın gösterildiği, anlatım bölümünde ise; "Olay tarihinde müştekinin sahibi olduğu benzin istasyonuna gelen ve 80 TL'lik benzin alan şüphelinin akabinde yanında Türk parası olmadığını söyleyerek müştekiye emanete alınan 200 euroyu verdiği ... ertesi gün bankaya ibraz edilen paranın sahte olduğu ve aldırılan bilirkişi raporu kapsamından ise bahse konu sahteciliğin aldatma yeteneğine haiz olduğunun tesbitlendiği," açıklamasına yer verildiği, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 15.07.2009 tarihli ve 12238 sayılı emanet makbuzuna göre ise olayda X02335038842 seri numaralı 1 adet sahte 200 euronun kullanıldığı, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 21.10.2009 tarih ve 292-299 sayı ile; parada sahtecilik suçundan sanığın TCK'nın 197/1, 62, 52/2, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba, müsadereye, sahte paranın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilmesine karar verildiği, ayrıca sanığın hükümle birlikte tahliyesine karar verildiği, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 15.04.2013 tarih ve 1277-11846 sayı ile eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyan Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 12.12.2013 tarih ve 211-369 sayı ile; aynı eylemle ilgili olarak sanık hakkında Giresun ve Rize Ağır Ceza Mahkemelerine kamu davaları açıldığı, Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin 238-27, Rize Ağır Ceza Mahkemesinin ise 199-137 esas ve karar sayılı ilamları ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşıldığından davanın mükerrer olması nedeniyle CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bu hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
    - Araklı Cumhuriyet Başsavcılığının 28.07.2009 tarihli ve 870-69 sayılı yetkisizlik kararı üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.09.2009 tarih ve 6040-369 sayı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 43/2 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, şikâyetçi olarak ... isimli şahsın gösterildiği, dosya kapsamına göre suç tarihinin 02.07.2009 olduğu, anlatım bölümünde ise; "Şüphelinin olay günü müştekinin sorumluluğunda bulunan Araklı ilçesindeki akaryakıt istasyonundan aldığı akaryakıtın parasını 200 euro ile yaptığı, daha sonra yapılan kontrolde şüphelinin verdiği dövizin sahte olduğunun tespit edildiği, istasyon kamera kayıtlarından şüphelinin tespitinin yapıldığı ve hakkında Araklı Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı akabinde şüphelinin aynı eylemi Kocaeli ilinde tekrar ettiği sırada yakalanarak tutuklandığı ve hakkında deliller kısmında yazılı kamu davasının açıldığı kamu davasının hâlen derdest olduğu, böylece şüphelinin aynı kast altında aynı suçu birden fazla mağdura karşı işlediği, şüpheli hakkında daha önce açılan kamu davası ile bu tahkikatın birleştirilmesinin mahkemenin taktirinde bulunduğu," açıklamasına yer verildiği, kolluk tarafından düzenlenen 02.07.2009 tarihli teşhis ve tespit tutanağına göre olayda X01018845956 seri numaralı 1 adet sahte 200 euronun kullanıldığı, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 23.11.2009 tarih ve 331-343 sayı ile; sanık hakkında aynı fiil nedeniyle Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.07.2009 tarihli iddianame ile açılmış başka bir dava bulunduğundan davanın mükerrer olması nedeniyle CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bu hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
    Anlaşılmıştır.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    TCK’nın 197. maddesinin birinci fıkrasında; "Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde hüküm altına alınan parada sahtecilik suçu, sahte paranın üretilmesinden tedavüle koyulmasına kadarki her aşamada yer alan failin cezalandırılmasını sağlayacak şekilde, seçimlik hareketlerle işlenebilecek bir suç olarak düzenlenmiştir. Tahdidi olarak sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılması suretiyle suç oluşacaktır. Bu seçimlik hareketlerden biri olan ve uyuşmazlık konusunu ilgilendiren tedavüle koyma eylemi, sahte paranın günlük hayatta ekonomik dolaşıma sokulması diğer bir anlatımla mal veya hizmet alımında kullanılarak piyasaya sürülmesi olarak tanımlanabilir. Sahte paranın piyasaya sürülmesi suretiyle failin egemenlik alanından çıkıp parayı alan muhatabın egemenlik alanına girmesiyle sahte paranın tedavüle koyulması suçu tamamlanır. Piyasaya sürülen tek bir sahte para olabileceği gibi birden fazla da olabilir.
    Tedavüle koyma eylemi niteliği itibarıyla süreklilik arz edip teselsülü bünyesinde barındırdığından aynı anda temin edilen sahte paraların değişik tarihlerde kesintisiz olarak piyasaya sürülmesi hâlinde zincirleme suç veya gerçek içtima kuralları uygulanmayacak ve failin bu eylemleri tek suç olarak kabul edilecektir. Öğretide de bu husus; "Sahte paranın tedavüle sunulması fiilinin birden fazla hareketlerle icra edilmesi hâlinde de tek fiil bulunduğu kabul edilir. Örneğin failin Ankara'dan yola çıkıp İzmir hattındaki tüm il ve ilçelere uğrayarak sahte parayla çeşitli yerlerde alışveriş yapıp tedavüle koyması hâlinde eylem kesintisiz olarak sürdüğünden tek suç oluşur, 43. madde uygulanamaz." şeklinde açıklanmıştır (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 5. Cilt, Ankara, 2014, s. 6059). Nitekim Yargıtayın yerleşik içtihatları da bu yöndedir.
    Öte yandan, tipikliğin gerçekleşmesi ile tamamlanan ve aynı zamanda biten diğer bir ifade ile icrası devam etmeyen suçlara anî suç, suçun unsuru olarak gösterilen hareketin yapılmasıyla tamamlanan ancak icrası devam eden suçlara mütemadi suç adı verilmektedir. Kesintisiz suçlarda ihlal bir anda olup bitmemekte, zaman içinde failin iradesi veya üçüncü kişilerin müdahalesi ile kesintiye uğrayıncaya kadar devam etmektedir. Failin iradi davranışının kesintiye uğradığı anda ise temadi bitmekte yani suç işlenmiş olmaktadır.
    Bu aşamada uyuşmazlığın çözümüne katkısı bakımından hukuki ve fiili kesinti kavramları üzerinde durulması gerekmektedir.
    Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında CMK'nın 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır. Başka bir anlatımla sanık hakkında iddianame düzenlendikten sonra, sanık tarafından aynı suçun tekrar işlenmesi durumda, yeni ve ayrı bir suç söz konusu olacaktır.
    Bazı durumlarda ise fiili kesintinin varlığını kabul etmek gerekmektedir. Zira Anayasa'nın 141. maddesinde; "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkı kapsamında davaların makul sürede görülmesi ilkeleri benimsenmiş olup soruşturma ve kovuşturma sürecinin hızlı bir şekilde tamamlanarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle soruşturma makamının soruşturma sürecini hızlı bir şekilde tamamlamayıp süreci sürüncemede bırakmasıyla mağdurun elinde olmayan nedenlerle aleyhine çıkabilecek sonuçların ortadan kaldırılması için hukuki kesintinin gerçekleşmediği durumlarda fiili kesintinin oluşabileceğinin kabulü gerekmektedir. Bu bağlamda, fiili kesintinin birçok Yargıtay kararında failin eylemine ara vermesi veya tutuklanması, askere gitmesi, uzun bir süre hastanede yatması gibi nedenlerle eylemini sürdürememesi hâllerinde meydana gelebileceği belirtilmiştir. Ancak, belirtilen nedenlerin varlığı durumunda fiili kesintinin muhakkak oluştuğu söylemek mümkün değildir. Her somut olay içerisinde birbirinden çok farklı özellikler barındırabileceğinden bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı gibi hususlar gözönünde bulundurularak suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği ve bu bağlamda fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca belirlenmelidir.
    Diğer taraftan muhakeme yapılabilmesinin şartlarından birisi de non bis in idem olarak ifade edilen, aynı fiilden dolayı verilmiş bir hükmün veya açılmış bir davanın bulunmamasıdır.
    Non bis in idem ilkesi evrensel hukukun temel ilkelerinden biri olup doktrinde de kabul edildiği gibi yazılı kural hâline getirilmemiş olsa bile uygulanması gereken bir kuraldır. 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin üçüncü fıkrası; "Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.", 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223. maddesinin yedinci fıkrası ise "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, sonradan açılmış olan davanın reddine karar verilecektir.
    Non bis in idem ilkesine uluslararası sözleşmelerde de yer verilmiş olup konu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 7 numaralı Ek Protokolü'nün "Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı" başlıklı 4. maddesinin ilk fıkrasında; "Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkûm edilemez." şeklinde ifade edilmiştir.
    Gelinen noktada, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava bulunduğunun, her iki hükmün kesinleşmesinden sonra fark edildiği veya daha sonra açılan davada önce hüküm verildiği durumlarda, bu hükümler veya davalardan hangisi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin de irdelenmesi gerekmektedir.
    Bir fiilinden dolayı yargılanan kişinin aynı fiil nedeniyle tekrar yargılanmayacağını bilmesi kişi için bir güvence olup bu güvence hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Dolayısıyla bu güvencenin hayata geçirilebilmesi için, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava bulunduğunun tespiti hâlinde davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu durum, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm bulunduğu ve bu hükmün kesinleştiğinin anlaşıldığı hâllerde ise kesin hükmün otoritesinin sağlanması ve aynı eylem nedeniyle iki farklı karar verilmek suretiyle çelişkiye neden olunmasının engellenmesi bakımından da önem arz etmektedir.
    Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış dava bulunmaması, diğer bir anlatımla CMK’nın 223/7. maddesi gereğince davanın reddi şartlarının var olup olmadığının incelenmesi, ceza muhakemesi yapılabilmesi için gerekli olan bir dava şartı da olduğundan, kamu davasının açıldığı an itibarıyla bir dava şartının varlığı veya yokluğunun değerlendirilmesi gerekliliği ve önce açılan davada bu hususun değerlendirilmesinin imkânsızlığı karşısında, bu durumun sonradan açılan davada gözetilmesi gerektiği, sonradan açılan davada aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden açılmış bir dava bulunduğunun fark edilmeksizin hüküm verildiği hâllerde ise CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrasının "... önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa ..." şeklindeki yazımı itibarıyla kanun koyucunun, önce dava açılıp sonra hükmün verilmesi kronolojisinden ayrılarak önceliği dava açılmış olmasına değil hüküm verilmiş olmasına tanıdığı dikkate alınarak, bu durumun önce açılan ancak henüz hüküm verilmemiş olan davada gözetilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.09.2021 tarihli ve 43-380 sayılı; 20.01.2022 tarihli ve 158-39 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
    2. Hukuki Nitelendirme
    Giresun Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.07.2010 tarih ve 1337-108 sayı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, Giresun Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 08.03.2011 tarih ve 238-27 sayı ile; parada sahtecilik suçundan sanığın TCK'nın 197/1, 62, 52/2, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve sahte paraların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilmesine karar verildiği, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.12.2012 tarih ve 12688-37464 sayı ile onandığı,
    Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2009 tarihli ve 2350-1253 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı sahte olduğunu bilerek tedavüle koyma suçundan TCK'nın 197/3 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, yapılan yargılama sırasında, Rize (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince 01.04.2010 tarih ve 333-225 sayı ile sanığın eyleminin aynı maddenin birinci fıkrasında düzenlenen parada sahtecilik suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı üzerine, dosyanın gönderildiği Rize Ağır Ceza Mahkemesince 25.07.2011 tarih ve 199-137 sayı ile sanığın parada sahtecilik suçundan TCK'nın 197/1, 62, 52/2, 53/1 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve sahte paranın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilmesine karar verildiği, bu hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 14.05.2013 tarih, 25503-14761 sayı onandığı,
    Anlaşılan dosyada; TCK’nın 197. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen seçimlik hareketlerden birinin icrası ile suçun oluştuğu, tedavüle koyma eyleminin de niteliği itibarıyla süreklilik arz edip teselsülü bünyesinde barındırdığı, bu nedenle sahte paraların değişik tarihlerde kesintisiz olarak piyasaya sürülmesi hâlinde zincirleme suç veya gerçek içtima hükümlerinin uygulanmayacağı ve failin bu eylemlerinin tek suç olarak kabul edileceği, hukuki veya fiili kesintinin gerçekleşmesinden sonra aynı suçun tekrar işlenmesi hâlinde ise yeni ve ayrı bir suçun söz konusu olacağı cihetle; sanığın 18.03.2009 tarihinde Rize ili ile █████.07.2009 tarihlerinde Giresun ili, Keşap ilçesi dışında ayrıca 15.04.2009 tarihinde Ordu ili, Fatsa ilçesi ile Kastamonu ili, Tosya ilçesinde, 28.06.2009 tarihinde Kocaeli ili, İzmit ilçesinde, 02.07.2009 tarihinde ise Trabzon ili, Araklı ilçesinde de sahte paraları tedavüle koyduğu, bu anlamda sanığın tedavüle koyma eylemlerini 18.03.2009, 15.04.2009, 28.06.2009, 01.07.2009, 02.07.2009 ve 07.07.2009 tarihlerinde farklı yerlerde de olsa kısa zaman aralıkları ile gerçekleştirdiği, sanığın bu eylemleri bakımından hukuki kesintinin Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.07.2009 tarihli ve 5427-331 sayılı iddianame ile gerçekleştiği, dosya kapsamından sanığın söz konusu sahte paraları farklı tarihlerde temin ettiğine yönelik delil bulunmadığı ve sanığın ret kararlarına konu olan eylemleri dışında kalan 18.03.2009-█████.07.2009 tarihli eylemlerinden sonra 08.07.2009 tarihinde yakalanıp aynı gün tutuklandığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın itiraza konu 18.03.2009-█████.07.2009 tarihli eylemleri arasında fiili ve hukuki kesinti koşullarının oluşmadığı, diğer bir ifade ile sanığın yakalandığı 08.07.2009 tarihine kadar söz konusu sahte paraları kesintisiz olarak piyasaya sürdüğü, CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrasının "... önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa..." şeklindeki yazımı itibarıyla kanun koyucunun, önce dava açılıp sonra hükmün verilmesi kronolojisinden ayrılarak önceliği dava açılmış olmasına değil hüküm verilmiş olmasına tanıdığı dikkate alındığında da kesintisiz şekilde devam eden bu fiili nedeniyle sanık hakkında Giresun Ağır Ceza Mahkemesince 08.03.2011 tarih ve 238-27 sayı ile parada sahtecilik suçundan önceden verilmiş bir hüküm bulunduğundan Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2009 tarihli ve 2350-1253 sayılı iddianamesi ile parada sahtecilik suçundan açılan kamu davasının mükerrer olduğu ve CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan on iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.05.2013 tarihli ve 25503-14761 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 25.07.2011 tarihli ve 199-137 sayılı hükmünün, sanık hakkında aynı fiil nedeniyle yapılan yargılama sonucunda Giresun Ağır Ceza Mahkemesince 08.03.2011 tarih ve 238-27 sayı ile önceden verilmiş bir hüküm bulunduğundan, Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2009 tarihli ve 2350-1253 sayılı iddianamesi ile parada sahtecilik suçundan açılan kamu davasının mükerrer olduğu ve CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek, Özel Daire onama kararının kaldırılıp Yerel Mahkeme hükmünün bozulması nedeniyle, bahse konu parada sahtecilik suçuna ilişkin cezanın İNFAZININ DURDURULMASINA ve atılı suçtan sanığın cezaevine alınmış olması hâlinde TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA,
    5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2025 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 12.02.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!