Anahtar kelimeler: Nasılsa Kütüğüne Dahili Şahıs Şahsın Oysa Oğlu Malik Asli Müdahil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ███████ K. Mahkeme kararı davacı asli müdahil ... vekili, davalı Hazine vekili, birleştirilen dosyada davacılar/asli müdahiller ..., ... vd. ile dahili davalılar ..., ..., ..........., ... vd. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA1.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 304 ada 19 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında malik olarak tespit edilen "... oğlu .............." adına kadastro tespitinin kesinleşmesi sonrasında tespit gibi tapu kütüğüne tescil edildiğini, oysa böyle bir şahsın bulunmayıp her nasılsa olmayan bir şahıs adına kadastro tespiti yapılmış olduğunu, taşınmazın kadastro tespiti sırasında olduğu gibi hâlen de müvekkilince kullanılmakta olduğunu, esasen taşınmazın müvekkiline babasından intikal ettiğini ve 40 yılı aşkın bir süredir de nizasız, fazılasız malik sıfatıyla kullanılmakta olduğunu, tapu kütüğünden malikinin kim olduğunun anlaşılmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir.2.Asli müdahil ... vekili; dava konusu taşınmazın “......"a yani müvekkilinin babası ... ...........’a ait olduğunu, ... ...........’ın vefatı üzerine mal paylaşımı sonucunda taşınmazın müvekkiline kaldığını, asıl davacı ...'ın isim benzerliğinden faydalanarak ve haksız olarak taşınmazın adına tescilini istediğini belirterek; dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.3.Asli müdahil ... vekili bozma ilâmı üzerine verdiği 08.02.2018 tarihli dilekçesinde ve 14.07.2021 tarihli 19. celsede verdiği beyanlarıyla; asli müdahilin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 hükmündeki ''maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan'' hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil talebinde bulunduğunu mahkemeye bildirmiştir. 4.Asli müdahiller ..., ..., ..., .........., ...; dava konusu taşınmazın murislerine ait olup kadastro tespitlerinde babalarının adının sehven "..." yazıldığını, oysa babalarının adının " ... oğlu ................" olduğunu, öncelikle eldeki davanın tapu kaydında düzeltim davası olarak görülmesi gerektiğini belirterek; davacının ve diğer asli müdahilin taleplerinin reddine; taşınmazın tapu kaydındaki malik adının "..................." olarak düzeltilmesini talep etmiştir.Birleştirilen dava dosyasında: ...........Mahallesi muhtarı ile azalarının mevcut mevkilerini kullanmak suretiyle 09.08.2017 tarihinde tapu işlemlerine özgü ilmuhaber düzenleyip tapu müdürlüğünü etkilemek amacıyla tapuya sunduklarını, belirtilen kamu görevlilerinin bilerek ve isteyerek, mevcut konumlarını kötüye kullanarak, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmak suretiyle tapu kayıt malikinin soyisminde ve doğum tarihinde değişikliğe neden olduklarını, söz konusu değişikliklerin basit yazım hatalarını düzeltmenin ötesinde kayıtlarda köklü değişikliklere neden olduğunu, yapılan değişiklerden davacıların doğrudan etkilenme durumları olduğundan tapu sicil tüzüğü gereği davacılara tebligat yapılması gerekirken yapılmadığını, davacıların bilgisi dışında tapu kayıtlarında kökten değişikliğe gidildiğini, halbuki nüfus kayıt örneklerinden ve isim tashihi istemli diğer dava dosyasından yapılan araştırmalardan da bariz şekilde anlaşılacağı üzere .......... Mahallesinde tek bir ............. olduğunun anlaşıldığını, muhtarların gerçeğe ve hukuka aykırı işlem yaptıklarının aşikar olduğunu, diğer tarafların mülkiyet karinesinden ve olağan zamanaşımı iddiasından kaynaklı iddialarının bu davadaki mülkiyet durumlarının sonrasında belirsiz bir mülkiyet durumu ortaya çıkması halinde ancak asliye hukuk mahkemesindeki tapu iptal ve tescil davalarına konu olabileceğini ileri sürerek; davanın kabulü ile Bereketli Mahallesi 304 ada 19 parselde 25.900 m² yüzölçümlü tarlanın tapu kütüğünde 09.08.2017 tarihli ilmühabere dayanarak yapılan düzeltme işleminin iptaline, düzeltme işlemi öncesinde "... oğlu ..........." olarak yazılı olan baba adının (...), "............. ..." olarak düzeltilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; tapu malikinin araştırılması gerekip kim olduğu tespit edilemezse 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun gereği Hazinenin hak ve menfaatinin olması durumunda yönetim kayyımı atanması gerektiğini, mirasçıların tespit edilememesi hâlinde miras Devlet'e kalacağından zilyetlikle iktisabın söz konusu olamayacağını belirterek; davanın reddini savunmuştur.2.Davalı ... vekili; duruşmalardaki beyanında davanın husumet yokluğundan reddini savunmuştur.3.Dâhili davalılar ..., ... vd; kadastro tespiti sırasında taşınmazın "... oğlu ............" adına tespit edildiğini, tespit maliki ...'nun anne soyadının "............" olması ve yerin annesinden intikal etmiş olması sebebiyle sehven tespit malikinin soyadının ".......... olarak yazılmış ise de 10.08.2017 tarihinde kişi kimlik bilgilerinde düzeltim işlemi sonrasında malikin soyadının ".............." olarak düzeltilmiş olup dava konusu taşınmazın tapudaki malik hanesinde son hâliyle "...:... oğlu" yazılı olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARIMahkemenin 05.03.2015 tarihli ve ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararıyla; "...Davanın asli müdahil ... yönünden kabulüne, ...Mahallesi, ... oğlu .............. adına kayıtlı 25.900,00 m² lik 304 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, .............köyü nüfusuna kayıtlı ... ve .......... oğlu, 11.06.1947 doğumlu, ...............TC kimlik nolu asli müdahil ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı ... ve diğer asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ..., ... yönlerinden davanın reddine," karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asli müdahil ... vekili, davalı Hazine vekili ve asli müdahiller ... ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.10.2017 tarihli ve ██████████ Esas - ██████████ Karar sayılı kararıyla; "...Somut olayda; asli müdahil ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ".........."a yani babası ... ............'a ait olduğunu, ...'nın ölümünden sonra ise mal paylaşımı sonucu kendisine kaldığını, davacının murisi ile hiç bir bağlantısının olmadığını, taşınmazı imar ve ihya ederek kullandığını belirtmiş, 29.05.2014 tarihli duruşmada, vekili, dava dilekçesini tekrarla; diğer asli müdahillerin murisleri olan ... oğlu .............'nun 1953 yılında vefat ettiğini, oysa tapu maliki ............'nun, kadastro tutanağında yer alan bilgiye göre; 1984 yılında vefat ettiğini, diğer asli müdahillerin dava konusu taşınmazda herhangi bir haklarının olmadığını belirtmiş, tüm bu açıklamalardan, asli müdahilin tapu iptal ve tescil talebini TMK nun 713. maddesinin hangi fıkrasına, yani 713. maddenin 1. fıkrasına mı, 2. fıkrasına mı dayandırdığı, 713/2. fıkrasına dayandırıyor ise bu fıkradaki, “ölüm”, “gaiplik” ve “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” sebeplerinden hangisine dayandırdığı konusunda açıklık bulunmadığı, bilindiği üzere ve kural olarak; 4721 sayılı TMK nun gerek 713/1 fıkrasındaki, gerekse de 713/2. maddesindeki az yukarıda sayılan sebepler birbirinden ayrı ispat koşulları olan dava nedenleri olup asli müdahil olan tarafın bu sebeplerden bir ya da bir kaçına dayanarak iptal ve tescil davası açtığı taktirde; hakimin taraflara süre ve imkan vererek, yazılı olan bu sebeplerden hangisine dayandığının açıklattırılması (HMK m.31) ve yargılamaya özgülenen hukuki sebebe dayalı olarak devam edilerek tarafların buna göre delillerinin toplanıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, o halde mahkemece yapılacak iş; yukarıdaki ilke ve kurallar dikkate alınarak asli müdahil vekiline süre verilerek, HMK nun 31. maddedeki "hakimin davayı aydınlatma ödevi" uyarınca, TMK nın 713. maddesindeki hangi hukuksal sebebe dayalı olarak dava açtığının açıklattırılması; bundan sonra asli müdahil olan tarafa dayandığı hukuki sebeple ilgili olarak delillerini bildirmesi için süre ve imkan tanınması, aynı imkanın karşı tarafa da verilmesi, bu ilkeler doğrultusunda tüm deliller toplanıp, gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret olup açıklanan usul hükümleri uyarınca asli müdahil vekiline buna ilişkin talebini açıklaması hususunda süre ve imkan verilmesi, dava ve talebin niteliğinin belirlenmesi, taraf delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yazılı nedenlerle asli müdahilin davasının kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyiz İncelemesine Konu Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacı vekilince "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan" sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunulduğu, yargılama sırasında asli müdahil ... ve diğer asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ..., ... tarafından asli müdahale talebinde bulunulduğu, diğer asli müdahillerin kadastro tespitinde adı geçen "... oğlu ............"nun esas itibariyle murisleri olan " ... oğlu .............. olup kadastro tespiti yapılırken baba isminin yanlış yazıldığını iddia ettikleri, davalılar ... mirasçılarının ise dava konusu çekişmeli taşınmazın kendilerinin olduğunu, murislerinden kalmış olup tapu kaydında daha önceden yapılan hatalı işlem neticesinde ... adı ile tapuda kaydın bulunduğu, ancak tapu kaydında tapu sicil müdürlüğü aracılığı ile ... adına düzenleme yaptıklarını iddia ettikleri; dava konusu 304 ada 19 parsel sayılı taşınmazın zilyetliğe dayalı oluştuğu; dayanak tapu, vergi kaydı veya herhangi bir belge bulunmadığı, dava konusu taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkiş...ve diğer tanıkların dava konusu taşınmazda bir kısım asli müdahillerin murisi olan "..." nun bir hakkının olmadığını beyan ettikleri, sunulan veraset ilamına göre "..."nun 1953 yılında vefat ettiği, kadastro tutanağının edinme sebebinde adına kadastro tespiti yapılan "... oğlu...nun 1984 yılında öldüğünün belirtildiği, kadastro tutanağında "... oğlu ...nun anne adı, doğum tarihi gibi kim olduğunu belirlemeye yarayacak bir bilgi de olmadığı, "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan" taşınmaz olup olmadığı hususunda ilan, vergi kaydı, kolluk araştırması gibi yöntemlerle yapılan araştırmaya göre dava konusu taşınmazın "..." adlı kişiye ait olduğu, ancak ... mirasçıları tarafından kullanıldığına dair bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, asıl dava bakımından yapılan değerlendirmede; somut olayda dava konusu taşınmazın maliki görünen "... oğlu ..."nun kim olduğunu ortaya koyacak herhangi bir bilgi olmadığı gibi, nüfus müdürlüğü ve zabıta araştırmaları sonunda da bir sonuç elde edilemediği, keşif sonucu dava konusu taşınmazın bir kısım asli müdahillerin murisi olan "..." ile ilgisinin olmadığının anlaşıldığı, bu durumda malikinin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan, soyut, hayali bir kişi olarak kabul edilerek dava konusu taşınmazla ilgili Türk Medeni Kanunun 713. maddesindeki şartların araştırıldığı, mahalli bilirkişiler beyanlarında dava konusu taşınmazın ...........deresi diye bilindiğini, davacı ... ve asli müdahil ......................." mirasçısı olduklarını, dava konusu taşınmazın asli müdahil ...'a ait olduğunu, 50-60 yıl asli müdahil ... ve babası tarafından ekilip biçildiği, 10 yıl önce asli müdahil ...'ın çavdar ektiğini görüğünü, 30 yıl önce dava konusu taşınmazın yakınlarında tanığın hayvan otlattığını, o zamanlarda taşınmazı asli müdahil olan ...'ın kullandığını, yaklaşık 8-10 yıl öncesinde asli müdahil olan ... ile birlikte tanığın yulaf ektiklerini beyan ettikleri, dava konusu taşınmaza ilişkin dava tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının istendiği, 1959 ve 1986 yılı hava fotoğraflarının gönderildiği, 1991-1992 -1993 -1994 yıllarına ait hava fotoğrafının olmadığı, dava konusu taşınmaza ilişkin 2010 yılına ait ortafoto 2011 ve 2012 yıllarına ait uydu görüntülerine göre bilirkişi tarafından hazırlanan raporda tarımsal kullanım olduğu tespit edilmekle tüm dosya kapsamı mahalli bilirkişi beyanları, tanık beyanları, zapıta araştırması dikkate alındığında dava konusu taşınmazın TMK’nun 713/2. maddesine göre tapunun hukuki değerini kaybettiği ve asli müdahil ... lehine kazanma koşullarının oluştuğu, asli müdahil ...'ın davasının kabulü, davacı ve diğer asli müdahillerin davasının reddi gerektiği, yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri ve gerekse iptal ve tescil isteği nedeniyle davada taraf sıfatını almış kayıt malikinin mirasçıları olan davalıların harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı..." gerekçesiyle; -Davanın asli müdahil ... yönünden kabulüne, ... ilçesi... Mahallesinde, "... oğlu..." adına kayıtlı 25.897,75 m² lik 304 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle ... Köyü, nüfusuna kayıtlı ... ve ................ oğlu 11.06.1947 doğumlu, ...........TC kimlik numaralı asli müdahil ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davanın asıl davacı ... ve diğer asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ..., ... yönlerinden reddine, birleşen davanın (Çamardı Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ E.) dava şartı yokluğundan (derdestlik sebebiyle) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-ı ve 115 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dâhili davalılar ... ve diğerleri vekili, davalı Hazine vekili, asli müdahiller ... ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.B. Temyiz Sebepleri1.Dâhili davalılar ... ve diğerleri vekili; tapu kaydının oluşumu üzerinden on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak eldeki davanın açılmayacağını, gerekli harçların tayin edilen süre içerisinde yatırılmadığını, en başından beri taşınmazın müvekkillerinin zilyetliğinde olduğunu, tapu kaydındaki düzeltme ile malik olarak 10.08.2017 tarihinde müvekkillerin murisi olan "... oğlu ..." adına tescil edilmiş olduğunu, tüm lehe tanık beyanlarına rağmen mahkemece aleyhe hüküm verildiğini, 1964-1966- 1976 yıllarında boş olduğu, ekilip biçilmediği tanıklarca belirtilen taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.2. Davalı Hazine vekili; tapudaki malik kaydının "... oğlu ..." olarak düzeltilmiş olması sebebiyle tüm mirasçılarının davaya dahil edilerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerektiğini, öte yandan bir kısım asli müdahiller yönünden davanın reddine karar verildiği hâlde Hazine lehine vekâlet ücreti takdir edilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.3. Asli müdahiller ... ve diğerleri vekili; öncelikle davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, asıl davanın tapu iptali ve tescil, birleşen davanın ise tapu kaydında düzeltim istemli olduğunu, bilirkişi raporunun tebliğ olunmadığını, harcın ikmali için duruşmada süre verilmiş ise de duruşma tutanağının tebliğ edilmediğini ve devamında ise harcın süresinde yatırılmamış olması sebebiyle birleşen davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme eksik araştırma üzerine karar verildiğini, asli müdahil ...'ın 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmündeki şartları sağlayamadığını, zilyetliği bulunmadığını, bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemeyeceğini, dolayısıyla "... oğlu ..." mirasçılarının davaya dâhil etme yoluyla yargılamaya devam edilemeyeceğini, isim tashihi istemiyle tapu müdürlüğüne yapılan idari başvuru üzerine soyisim ve doğum tarihinde değişiklik yapılmasının köklü nitelikteki değişiklikler olup hukuka aykırı olduğunu, tapu kaydında bu türden değişiklik yapılmasının ancak dava yoluyla istenebileceğini, taşınmazın bulunduğu köyde ise bir tane "..." isminde kişi bulunduğunu, özetle hak sahibi olmaması gereken kişilerin hak sahibi kılındıklarını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.C. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; asıl davada, 4721 sayılı Kanun'un 713/1. hükmünden kazanmayı sağlayan zilyetlik ve ikinci fıkrasında yer alan “...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan..." hukuki sebebine dayanarak açılan tapu iptali ve tescil; birleştirilen davada tapu kaydında düzeltim istemlerine ilişkindir.1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kununu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüne, diğer dahili davalıların ve birleşen davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.3. Asli müdahil ...'ın, 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmündeki maliki tapudan anlaşılamayan kişi sebebine dayanarak görülmekte olan davayı açtığı, ancak dava konusu 304 ada 19 parselin kadastro tespit tutanağının "tespit maliki" hanesinde "... oğlu ... ölüdür." ibaresinin yazıldığı anlaşılmakta olup, dercedilmiş olup, bu durumda tapu malikinin kim olduğu bellidir. Taşınmazın maliki bilinmeyen kişi değildir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA,Bozma gerekçesine göre dâhili davalıların ve birleşen davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan harcın istek hâlinde ilgililere iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.