Anahtar kelimeler: Artışa Manevî Nafakaların Yoksulluk Erkek Nafakası Kadın Miktarları Maddî İştirak

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.DAVA TÜRÜ : BoşanmaİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Aile MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından nafakaların miktarları, iştirak ve yoksulluk nafakası yönünden yıllık artışa karar verilmemesi ile maddî ve manevî tazminat miktarları yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat, ortak çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmadığı gibi ilk derece mahkemesi kararını sınırlı olarak istinafa getiren tarafın açıkça istinaf etmediği konularda da temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı kadın vekili tarafından katılma yoluyla nafakaların miktarları ile maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden; davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat, ortak çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakası miktarı yönünden istinaf edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesince davacı kadının maddi ve manevi tazminat miktarı ile ortak çocuk lehine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası miktarı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, davacı kadının sair, davalı erkek vekilinin tüm istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla, davacı kadın vekili tarafından iştirak ve yoksulluk nafakası yönünden yıllık artışa karar verilmemesi istinaf edilmeyerek onun yönünden kesinleşmiştir. Bu nedenle davacı kadın vekilinin, iştirak ve yoksulluk nafakası yönünden yıllık artışa karar verilmemesi yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı kadın vekilinin sair, davalı erkek vekilinin tüm yönlerden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 21.04.2007 doğumlu ortak çocuk ...'in temyiz inceleme tarihi itibariyle ergin olduğunun anlaşılmasına göre davacı kadın vekilinin tüm, davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175 inci maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Dosya kapsamından kadının 01.04.2023 tarihinde emekli olduğu, 2024 Mayıs ayı emekli maaşının 8.020,34 TL olduğu ve düzenli gelirinin bulunduğu, erkeğin ise çalışmadığı anlaşılmıştır. Tarafların belirlenen sosyal ve ekonomik durumlarına göre kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. O halde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davacı kadın vekilinin, iştirak ve yoksulluk nafakası yönünden yıllık artışa karar verilmemesine yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE,2.Davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin diğer hususlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;a)Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı erkek yararına yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA,b)Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı kadın vekilinin tüm, davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden Savaş'a iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.