Anahtar kelimeler: Batıracak Hamleler Sorusuna Azınlık Adeta Grubun Grubunun Harçlandırma Sini Gücünü

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████ASIL DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)ASIL DAVA TARİHİ : █████/2023BİRLEŞEN DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVADA;İDDİA: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu █████/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Davalı şirketin %62'sini oluşturan pay grubunun (...) ile özellikle yönetim yetkisini haiz olan .... ve ...’un adeta şirketi batıracak hamleler yaptıklarını ve bu konuda tamamen çoğunluk gücünü kötüye kullanarak azınlık pay grubunda olan %38'lik grubun hiçbir sorusuna cevap vermediklerini, bilgi alma ve inceleme hakkının ihlali nedeniyle de taraflarınca açılan davanın derdest olduğunu, %38'lik pay grubunun %62'lik pay grubuna karşı çıkmasının nedeninin, şirketin yeni bir yatırım sürecine girmesi olduğunu, söz konusu yatırımın olumlu sonuçlanmaması durumunda, bir diğer ifadeyle yatırımdaki rakamların ödenememesi durumunda, şirket batacağını ve 1984 yılından beri faaliyet göstermekte olan ve Türkiye'nin öncü şirketlerinden biri olan işbu şirketin iflas edeceğini, bir önceki faaliyet raporlarında 110.000.000,00 Euro (yüz on milyon euro) olarak kararlaştırılan yatırımın bu faaliyet raporunda 178.219.519,00 Euro) olarak kararlaştırıldığını, yatırım miktarının bu denli büyük olması karşısında huzurdaki davanın açılmasının elzem olduğunu, huzurdaki genel kurulda müvekkilinin lafı sık sık kesilmiş, sorduğu sorulara ise cevap verilmemiş, hatta bilgi alma hakkını engellemek için şerhini bile tutanağa işletmesinin engellendiğini, Toplantı tutanağı taraflarınca incelendiğinde, ilk sayfada "iç yönergeye uygun düzenlemeler yapılarak toplantının kayıt altına alındığı" belirtildiğini, Müvekkil ve diğer ortaklar tarafından kayıt talep edilmişse de herhangi bir şekilde kayıt paylaşımı yapılmadığını, söz konusu genel kurul toplantısı ertelenen genel kurul toplantısı olup, ilk toplantının 25.05.2023 tarihinde yapıldığını, söz konusu toplantıda da aynı şekilde toplantı kaydı alınmış ve toplantıya katılan temsilci vasıtasıyla kayıt talep edildiğini, ancak şirket tarafından kayıtların verilmediğini, daha sonra bu kayıtların şirketten T.C. Beşiktaş .... Noterliğinin 03.07.2023 tarihli .... sayılı yevmiye numarasıyla da talep edilmesine rağmen halen daha kayıtların taraflarına verilmediğini, gerek 25.05.2023 tarihli ilk toplantının gerekse 11.07.2023 tarihli ertelenen toplantının kayıtlarını talep ettiklerini, 11.07.2023 tarihli genel kurulda görüşülen gündem maddeleri aşağıdaki şekilde olup, arz ve izah edilen nedenlerle kararların iptali / geçersizliği gerektiğini,Gündemin ikinci maddesi "25.05.2023 tarihinde ertelenen olağan genel kurul toplantısında oluşturulan Başkanlığın ve yetki verilen divanın bu toplantıyı da yönetecek olup herhangi bir nedenle toplantıya katılamamaları ya da vekaleten katılmaları durumunda toplantı tutanağının imzalanması hususunda yeni başkanlığın oluşturulup divana yetki verilmesi" şeklinde olup, yeni divan seçilmeden aynı divanın seçildiğini ve toplantıyı yönettiğini,Gündemin üçüncü maddesi "Yönetim kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi" şeklinde olduğunu,Gündemin dördüncü maddesi "Finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki" şeklinde olup, oy çokluğuyla kabul edildiğini,Gündemin beşinci maddesi "Denetçi raporlarının okunması" şeklinde olduğunu,Gündemin altıncı maddesi "şirket esas sözleşmesinin maksat ve mevzuu ile ilgili 3. Maddesinin tadilinin görüşülmesi" şeklinde olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini,Gündemin yedinci maddesi "şirket esas sözleşmesinin sermaye ile ilgili 6. maddesinin tadilinin görüşülmesi" şeklinde olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini,Gündemin sekizinci maddesi "bağımsız denetçi seçilmesi" şeklinde olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini,Gündemin dokuzuncu maddesi "yönetim kurulu üyelerine ücretleri ile huzur hakkı ikramiye, prim, harcırah ve kardan pay verilmesi gibi hakların belirlenmesi" şeklinde olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini,Gündemin onuncu maddesi "yönetim kurulu üyelerinin ibrası" şeklinde olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini,Gündemin onbirinci maddesi "2022 yılı kar dağıtımıyla ilgili teklifin görüşülmesi" şeklinde olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini,Gündemin onikinci maddesi "TTK 395 ve 396. maddelerine göre yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesi" şeklinde olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini,Söz konusu kararlardan aşağıda açıklanacak olanların geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini,Gündemin 2. Maddesi11.07.2023 tarihinde gerçekleşen genel kurulda gündemin ikinci maddesinin "25.05.2023 tarihinde ertelenen olağan genel kurul toplantısında oluşturulan Başkanlığın ve yetki verilen divanın bu toplantıyı da yönetecek olup herhangi bir nedenle toplantıya katılamamaları ya da vekaleten katılmaları durumunda toplantı tutanağının imzalanması hususunda yeni başkanlığın oluşturulup divana yetki verilmesi" şeklinde olup, kararın iptali gerektiğini, toplantı başkanı ....’nın, müvekkiline sistematik olarak baskı uygulamakta, şahsi husumet beslemekte ve toplantı başkanlığının görevlerini yerine getiremediğini, genel kurul toplantısında usulsüz olarak alınan kayıtları da üçüncü kişilere izletmekte ve bu yönüyle de tarafsızlığını zedeleyici davranışlara devam ettiğini, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik (Bundan sonra BTY veya Bakanlık Temsilcileri Yönetmeliği olarak adlandırılacaktır) 39'da "Bakanlık temsilcisi ve toplantı başkanı, görevini Kanuna, ve bu yönetmeliğe ve ilgili mevzuata uygun olarak tarafsız, dürüst ve özenli şekilde yapmakla yükümlü olduğu" düzenlendiğini, ancak genel kurul toplantısında, toplantı başkanı bu tarafsızlığını zedelemiş ve çoğunluk grubunun temsilcisi pay sahibi gibi davrandığını, toplantı kaydı incelendiğinde görüleceği üzere, müvekkilinin sözü sık sık kesilmiş ve kendisine müdahale edildiğini, genel kurul tutanağının 7. sayfasında divan başkanı söz olarak müvekkile "2 saate yakındır şerh ve sorularınızı yazdırmaktasınız, 5 dakika içinde toparlamayı" belirterek müvekkilinin dikkat ve özeni dağıtılmış ve müvekkilinin muhalefet şerhinin toplantı tutanağına işlenmesinin engellendiğini, Bakanlık Temsilcisi Yönetmeliği m.26/4 "Toplantıda alınan kararlara muhalif kalarak, muhalefet şerhi yazmak isteyenlerin şerhleri tutanağa yazılır veya yazılı olarak verilen muhalefet şerhleri tutanağa eklenir" şeklinde olup, burada pay sahibine seçimlik bir hak tanınmış ve talep ederse muhalefet şerhini tutanağa yazdırabileceği düzenlendiğini, müvekkilinin de en doğal hakkı olan şerhlerini tutanağa işlettiğini, ancak toplantı başkanı bu hususta da müvekkilin sözünü keserek dikkatinin dağılmasını sağlamış ve toplantıda soracağı soruların önünü geçmesini sağladığını, toplantı başkanı aynı zamanda şirketin genel müdürü olup, sorulan soruların muhatabı olduğunu, davalı şirketin 27.12.2013 tarihinde 8474 sayılı ve .... sayfa numaralı Ticaret Sicil Gazetesi'nde "Genel Kurulunun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında İç Yönerge" yayınlanarak kabul edildiğini, yönergenin 8. Maddesinde toplantı başkanlığının görev ve yetkilerinin sayıldığını, bu yükümlülüklerden bazıları şunlar olduğunu; genel kurulun toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketin internet sitesinde yayınlanan ilanla çağrılıp çağrılmadığını incelemek ve bu durumu tutanağa geçirmek (m.8/1-b) müzakere edilen hususlara ilişkin karar, tasarı, tutanak, rapor, öneri ve benzeri belgeleri genel kurula okumak ya da okutmak (m.8/1-h) Kanunun 436'ncı maddesi uyarınca, oy hakkından yoksun olanların anılan maddede oy kullanmalarını önlemek (m.8/1-k) genel kurul çalışmalarına ait tutanakların düzenlenmesini sağlamak, itirazları tutanağa geçirmek (m.8/1-m) bu kapsamda ilk olarak yapmış oldukları sorgulamada, internet sitesinde bir ilan yayınlanmadığının görüldüğünü, toplantı tutanağının ilk başına yazılan kısımda da bu ilana ilişkin bir bilgiye yer verilmediğini, TTK 1524'e göre bağımsız denetime tabi olan sermaye şirketlerinin internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayınlanmasına özgülemek durumunda olduğu düzenleme altına alındığını, davalı şirketin bağımsız denetime tabi olduğu yönünde herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, 11.07.2023 tarihli genel kurulda da bağımsız denetçinin seçimi oylanmış ve karar alındığını, iç yönergeye atıf yaparak usulsüz iş ve işlemler yapan yönetim kurulu ve toplantı başkanının bu sefer kendisine verilen İç Yönerge hükmüne göre internet sitesinde yayınlama olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ayrıca Bakanlık Temsilcisi Yönetmeliği'nde de toplantı başkanlığının görev ve yetkileri arasında, “genel kurulun toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketlerin internet sitesinde ve TTSG'nde yayımlanan ilanla çağrılıp çağrılmadığını ...” İncelemekte yükümlü odluğunu (m.8/1-b), bu sebeple mevzuata aykırı davranan toplantı başkanlığına ilişkin işbu kararın iptali gerektiğini, toplantı başkanının bir diğer görevinin ise, müzakere edilen hususlara ilişkin karar, tasarı, tutanak, rapor, öneri ve benzeri belgeleri genel kurula okumak ya da okutmak olduğunu, toplantı başkanı bu yükümlülüğünü de yerine getirmemiş, gündemin üçüncü maddesi kapsamında faaliyet raporunun okundu sayılmasına yönelik bir oylama yaptığını, İç yönergede verilen en önemli yükümlülük ise toplantı başkanının TTK 436'da belirtilen oydan yoksunluğu dikkate alması ve anılan kişilerin oydan yoksun olması sebebiyle oy kullanmasını önlemesi gerektiğini, gündemin onuncu maddesi olan yönetim kurulu üyelerinin ibrasında TTK 436/2 kapsamında bir oydan yoksunluk bulunmadığını, toplantı başkanı olan ....’nın, aynı zamanda şirketin genel müdürü olup, yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişi olduğunu, bu sebeple ibra oylamasında oy kullanmaması gerekmekteyse de, olumlu oy kullandığını ve oydan yoksunluğu dikkate almayarak aslında ibra edilmeyecek olan yönetim kurulunu ibra edilmiş gibi gösterdiğini, Sırf bu yönüyle bile toplantı başkanının BTY 39'da sayılan şartları yerine getirmediğini ve de mevzuata aykırı bir karar alındığını, bir diğer hususun toplantı başkanı gerek müvekkil, gerekse diğer pay sahiplerinin itirazlarını tutanağa tam olarak geçirmemiş olup, bu hususta gelecek kamera kayıtlarıyla ortaya çıkacağını,Gündemin 4. Maddesi11.07.2023 tarihinde gerçekleşen genel kurulda gündemin dördüncü maddesinin "Finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki" şeklinde olup, finansal tabloların tasdikine oy çokluğu ile karar verildiğini, Finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından işbu gündem maddesine yönelik muhalefet şerhi eklendiğini, söz konusu şerhte her ne kadar finansal tablolarda şirketler topluluğu yoktur denilse de .... Enerji şirketinin grup şirketi olarak bilindiği ve söz konusu şirkete bankalar nezdinde kefil olunduğunun belirtildiğini, bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadığını, yine arıtma tesisi konusunda da ekstra yatırımlardan bahsedilmiş ancak bu yatırımların açıklanmadığını, bu yönüyle de finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, 31.12.2022 tarihli bilanço aktifinde yer alan Diğer Çeşitli Alacak olarak 2.094.961,98 TL gözüktüğünü, bu alacakların da dayanaklarının genel kurula sunulmamış olup, bu yönüyle finansal tabloların tasdikine karar verilmesinin mümkün olmadığını, en nihayetinde genel kurulda faaliyet raporu ve finansal tablolar ile ilgili sorulan sorulara cevap verilmemesi sebebiyle taraflarınca T.C. Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı Davası açıldığını, söz konusu dava nezdinde yapılacak inceleme neticesinde, faaliyet raporlarının veya finansal tabloların eksik, hatalı yanlış hazırlandığı görüşüne varılması halinde ise işbu yargılamadaki gündem maddesinin iptali gerekeceğini,Gündemin 6. MaddesiGündemin altıncı maddesinin "şirket esas sözleşmesinin maksat ve mevzuu ile ilgili 3. maddesinin tadilinin görüşülmesi" şeklinde olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini, Ana sözleşme değişikliği incelendiğinde şirket maksat ve mevzusu için ana sözleşmenin yeni metnine eski metinden farklı olarak şu ifadeler eklendiğini, "Her türlü yenilenebilir enerji olan, güneş enerjisi, yenilenebilir hidrolik enerji, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, biyokütle - biyogaz, dalga enerjisi, hidrojen enerjisi, enerji ormancılığı ve çöpten, çamurdan elektrik enerjisi, gel - git gibi fosil olmayan enerji kaynaklarını ve diğer yenilenebilir enerji üretimi ve yenilenebilir enerji kaynaklarını araştırma, inceleme, planlama ve uygulama projelerini yapmak ve yaptırmak, kurulmuş veya kurulacak elektrik enerjisi üretim şirketleri ile iştirak ilişkisine girmek, üretilen elektrik enerjisinin ihtiyaç fazlasını toptan satış lisansı sahibi tüzel kişilere, perakende lisansı sahibi tüzel kişilere ve serbest tüketicilere ikili anlaşma yoluyla satmak" davalı şirketin işletme konusu özellikle kağıt, karton ve ambalaj grubu olduğunu, işbu anasözleşme değişikliği ile işletme konusu değiştirilmekte ve enerjiye ilişkin tamamen yeni bir işletme konusu ortaya konulduğunu, TTK 421/3-a'da şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi durumunda %75 karar nisabı öngörüldüğünü, ancak söz konusu kararın %62 ile alındığını, karar nisabının sağlanamadığını,Gündemin 7. MaddesiGündemin yedinci maddesi "şirket esas sözleşmesinin sermaye ile ilgili 6. maddesinin tadilinin görüşülmesi" şeklinde olup, sermaye artırımının oy çokluğu ile kabul edildiğini, kural olarak anonim ortaklıklarda sermaye artırımı ihtiyari nitelikte olup, sermaye artırımına gidilebilmesi için ortaklığın iç veya dış koşulları gereği, mali durumu itibarıyla sermayeye ihtiyaç olması gerektiğini, sermaye artırımına ihtiyaç bulunması halinde ise, sermaye artırımının gerekçesinin TTK 457 uyarınca Yönetim Kurulu tarafından hazırlanacak beyana yazılması ve genel kurulda açıklanması gerektiğini, genel kurul ortaklığın asli organı olup, şirket adına önemli birçok konuda münhasır olmak üzere karar ve irade yetkisi olduğunu, Sermaye artırımına karar vermenin de münhasır bir yetki olduğunu, sermaye artırımının gerekçelerinin açıklanması ise, 'Şeffaflık ve Hesap Verilebilirlik' ilkesinin bir gereği olup, genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde görülecektir ki sermaye artırımının gerekçelerinin açıklanmadığını, Sermaye artırımına ilişkin sürecin denetlenmesi, şeffaflığın gerçekleşmesi ve açılan davalarda mahkemeye yardımcı olması sebebiyle, sermaye artırımı yapan şirketlerin TTK 457 uyarınca bir beyan hazırlaması gerektiğini, bu beyanın sermaye artırımının şeffaflığı ilkesi gereği bir açıklama olarak, sermaye artırımında rüçhan hakkının tanınmasına, sınırlanmasına veya kaldırılmasına ve sermaye artırımına ilişkin süreci gösteren bir belge olarak kabul edildiğini, bu beyanın yokluğunun sermaye artırımının butlanına; içeriğinde eksikliklerin olması, örtülü ve anlatımdan yoksun açıklamaların olması ise kararın iptaline neden olduğunu, işbu eksikliklerin veya yanlışların önemli olması halinde ise yine butlan sonucu ortaya çıktığını, genel kurul tutanağı incelendiğinde müvekkili tarafından TTK 457 uyarınca yönetim kurulu beyanının bir örneğinin verilmesi ve toplantı tutanağına ek yapılması talep edildiğini, ancak davalı şirket tarafından bu hususta herhangi bir beyan verilmediğini, bu yönüyle kararın butlanı gerektiğini, Genel kurulda alınan sermaye artırımı kararı uyarınca şirketin sermayesi 312.000.000 TL'den 1.139.000.000 TL'ye çıkartıldığını, Sermaye artırım miktarı 827.000.000 TL olup, mevcut sermayenin yaklaşık 3 katı büyüklüğünde olduğunu, şirket sermayesi de işbu sermaye artırımı neticesinde mevcut sermayenin yaklaşık 4 katına çıkacağını, sermayeyi 4 kat kadar artırmakta öncelikle şirketin bir menfaati söz konusu mudur buna bakmak gerektiğini, davalı şirket defalarca ve sürekli olarak sermaye artırımı yaparak, kar payının dağıtılmasının da önüne geçmek istediğini, davalı şirketin işbu sermaye artırımını yapmasa, belirtilen tutarı kar payı olarak dağıtmak durumunda kalacağını, söz konusu kar payı tutarını ayni olarak dağıtmakta ve sermaye artırımı yaparak, dağıtılacak olan karı minimal noktaya indirmeyi hedeflediğini, 2021 yılında şirketin sermayesi 34.000.000 TL iken dava konusu genel kurulda sermaye 1.139.000.000 TL'ye çıkarıldığını, İki yıl içinde yaklaşık 30 kat sermaye artırımı yapıldığını, genel kurul toplantısında bu sermaye artırımına ilişkin cevap, açıklama veya gerekçe belirtilmediğini, sırf bu sebeple dahi sermaye artırımının herhangi bir gerekçesi bulunmadığını, hissedarların ortaklıktaki sermaye ve pay oranlarının küçültülmesini amaçlayan sermaye artırımı kararının çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımı haklarının kötüye kullandığı karar olup iptali gerektiğini, İtiraz edilmesi gereken kısımlardan bir tanesi de tıpkı yönetim kuruluna yüksek ücret ödenerek, örtülü kar payı aktarımı yapılması amaçlansa da, iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılarak, karın iç kaynaklardan konu edilmesinin mümkün olmadığını, bu durumda yönetim kurulu ücret adı altında kendilerine para aktarmakta ancak sermaye artırımı yaparak pay sahiplerinin minimum kazanç alması hedeflendiğini, bu yönüyle de kararın iptali gerektiğini, Genel kurulda taraflarınca yönetim kuruluna soru sorulmuş ve bu soruya cevaben de "Gerekirse sermaye arıtımı için ortaklara başvurulacaktır. Ayrıca yatırım olarak portföyümüzde bulunan arsalar değerlendirilecek ve finansman kaynağı olarak kullanılacaktır" şeklinde cevap verildiğini, cevaptan da görüleceği üzere şirketin aslında sözde yatırıma dayanak para ve sermaye bulmak için sermaye artırımı yapılacağını belirtildiğini, buradaki nihai amacın iç kaynaklardan artırımı bitirerek dış kaynaklardan artırım yapmak hedeflenmekte ve müvekkilin sermaye payının azaltılması hedeflendiğini,Butlana ilişkin düzenlemeler ve sebepler TTK 447'de düzenlenmekte iken, yine maddede belirtilen özellikle sözcüğünden butlan sebeplerinin, TTK 447 ile sınırlı olmadığının anlaşıldığını, Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların da butlan yaptırımına tabi olduğunu, bu noktada yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında beyanın talep edilmesine rağmen taraflarına sunulmadığı dikkate alındığında işbu kararın batıl olduğunun tespiti gerektiğini, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ve eğer TTK 447 kapsamında beyan sunulduysa bu beyanın incelenerek yeterli bilgiyi içerip içermediği ile ard arda sermaye artırımı yapılarak müvekkilin hissesini azaltma amacı güdüldüğünden anılan kararın iptali gerektiğini,Gündemin 8. MaddesiGündemin sekizinci maddesinin denetçinin seçilmesi şeklinde olup, denetçi olarak .... YMM ve Bağımsız Denetim Anonim Şirketi'nin seçilmesine oy çokluğu ile karar verildiğini, söz konusu genel kurulda seçilen denetçi ile bir önceki genel kurulda seçilen ve raporları hazırlayan firmanın aynı olduğunu, genel kurulda ibra edilebilecek kişiler olarak yönetim kurulu, kurucular ve denetçiler sayıldığını, İbra ise açık olabileceği gibi örtülü de olabildiğini, TTK 424'te ise bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğuracağının düzenlendiğini, bir diğer ifadeyle açıkça denetçinin ibrası maddesi gündemde olmaması sebebiyle, bilançonun onaylanması halinde denetçinin ibrası söz konusu olacağını, TTK 400'de denetçi olabilecek kişiler seçilmiş olup, madde kapsamında, denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tabloların düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunmuşsa ve bu katkıda bulunduğu için denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından birinin kanuni temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi ya da gerçek kişi olarak bizzat kendisi ise, bu kişinin denetçi olamayacağının belirtildiğini, söz konusu açıklama kapsamında şirketin uzun yıllardır Mali Müşavirlik görevini yürüten ... aynı zaman genel kurulda seçilen ... ve Bağımsız Denetim Şirketi'nin ortağı olduğunu, bu sebeple denetçi seçilemeyecek olan kişinin seçilmiş olması sebebiyle anılan kararın iptali gerektiğini, yeni denetçinin, yani somut olayımızda mevcut denetçinin yeniden seçilmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, seçilen denetçi, ibra edilmeyen denetçi olup, ibra edilmeyen denetçi hakkında dava açma haklarını saklı tuttuklarını, her ne kadar ibra edilmeyen denetçinin yeniden seçilmemesi yönünde kanunda veya anasözleşmede bir hüküm bulunmasa da, bilindiği üzere genel kurul kararlarının iptali için alınan kararın dürüstlük kuralına da aykırı olmaması gerektiğini, ayrıca denetim raporundaki tüm belgeler hakkında da sorular sorulmuş ve bu sorulara yeterli cevap verilmemesi üzerine de Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı Davası açıldığını, ibra da edilmeyen denetçinin yeniden seçilmesi dürüstlük kuralına aykırı olup kararın iptali gerektiğini,Gündemin 9. MaddesiGündemin dokuzuncu maddesi "yönetim kurulu üyelerine ücretleri ile huzur hakkı ikramiye, prim, harcırah ve kardan pay verilmesi gibi hakların belirlenmesi" şeklinde olup, oy çokluğu ile icrada aktif görev alan yönetim kurulu üyeleri için aylık net 214.000,00 TL, şirketin imzası ile temsil hakkı olmayan üye için aylık net 56.000,00 TL ödenmesine oy çokluğu ile karar verildiğini, yönetim kurulunun örtülü olarak kar payı aktarımı yaptığını, kar dağıtımı ile ilgili gündem maddesinde aşağıda da anlatılacağı üzere toplam 15.600.000 TL brüt olarak belirlendiğini, bu rakamın net karşılığının yaklaşık 10.000.000 TL olduğunu, Yönetim kurulu üyelerinin net maaşları hesaplandığında ise (214.000,00 +214.000,00 + 56.000 = 484.000 x 12 ay = 5.808.000,00 TL) olduğunu, tüm şirketin paydaşlarına dağıtılan toplam kar payının yarısının, yönetim kurulu üyelerine sadece maaş adı altında verildiğini, üstelik bu rakamlara sürekli harcırah, sosyal hak gibi diğer hakların da eklendiğini, böylelikle neredeyse şirketin dağıtmış olduğu kar kadar olan rakamı ücret olarak almakta ve örtülü kar payı aktarımı yapıldığını, anılan kararın iptali gerektiğini, söz konusu ücretlerin fahiş nitelikte olduğunu, toplantıda müvekkilince "Faaliyet raporunun ikinci sayfasının 2 numaralı başlığı altında yönetim organı üyelerine sağlanan huzur hakkı, ücret, prim, ikramiye, kar payı gibi mali menfaatlerin toplamı 7.006.310,00 TL gözükmektedir. Ancak genel kurulda yönetim kurulu üyelerine 60.000 TL net ve 16 aylık ücret ödenmesi ile aylık 20.000 TL huzur hakkı ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu rakamların toplamı (60.000x3x16 = 2.880.000 + 20.000x3x12= 720.000 olmak üzere toplam 3.600.000 TL) yapmaktadır. Bu aradaki fark nereden kaynaklanmaktadır? Ekstra başka nerelere ödeme yapılmıştır?” şeklinde soru sorulmuş cevabi olarak açıklama yapılmadığını, yönetim kurulu defaatle örtülü kar payı aktarımı yapmakta olup, yapılacak olan bilirkişi incelemesinde yönetim kurulu üyelerine bu rakamların yatıp yatmadığının ve yönetim kurulu üyelerinin gerçekten bu rakamları alıp almadığının tespit edilmesini talep ettiklerini, Yönetim kurulu üyelerinin bu ücreti almayı yatırım yapacaklarını belirterek hak ettiklerini söylediklerini, ancak gerek bu toplantıda gerekse daha önceki genel kurul toplantılarında defaatle yatırımın çok başarılı olacağını, bankaların kredi vermeye hazır olduğunu belirttiklerini, 150.000.000 Euro da yatırım yapacak olan şirkette şahısların ne gibi bir şahsi tasarrufu olduğunun irdelenmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ya da TTK m. 436’da yer alan yakınlarının mali haklarının görüşüldüğü bir genel kurul toplantısında kullanılan oyun kişisel nitelikte bir işleme ilişkin olduğunun açıkça ifade edilebileceğini, Zira burada dikkate alınması gereken ölçüt, pay sahipliği sıfatına bağlı bir menfaat karşısındaki özel menfaat olduğunu, bir yönetim kurulu üyesinin de kendisinin ya da hükümde anılan yakınlarının mali haklarının oylandığı bir genel kurulda, pay sahipliği sıfatıyla ilgili değil, özel menfaatlere ilişkin oy kullandığını, başka bir ifade ile kendisine ya da hükümde anılan yakınlarına ilişkin oy kullanması halinde, şirket çıkarlarından çok kendisinin ya da yakınlarının özel menfaatlerini dikkate alarak oy kullanabileceğini, TTK m. 436 kapsamında oydan yoksun olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, oydan yoksunluk dikkate alındığında, şirket yönetim kurulu üyeleri ile görevde imza yetkisine haiz kişilerin oy kullanamadığı dikkate alındığında, ücret için karar nisabı sağlanamamış olup, kararın yokluğu gerektiğini, ancak Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise tüm bu açıklamalar kapsamında, şirketin karlılık durumunda gerçekleşen azalma, hedeflerin tutturulamaması, faaliyet raporu, bilanço ve mali tabloların güvenilir olmaması, yapılması planlanan yatırımın şirketin geleceğini tehlikeye atacak olması ve kredilerin ödenememesi durumunda şirketin malvarlığından karşılanacak olması ve ücretlerin fahiş olması sebebiyle söz konusu kararın iptalini talep ettiklerini,Gündemin 10. MaddesiGündemin onuncu maddesi "yönetim kurulu üyelerinin ibrası şeklinde" şeklinde olup oy çokluğu ile kabul edildiğini, Ancak söz konusu kararın yokluğuna karar verilmesi gerektiğini, Türk hukukunda yerleşik bir uygulaması olan ibra kavramının sözlük anlamının "beri kılma, temiz çıkarılma, aklanma alacak verecek kalmadığını beyan etme, borçtan kurtulma, sağlamlaştırma, yönetim kurullarının sorumluluktan kurtarmak, yaptıklarının doğru olduğunu kabul etme" anlamına geldiğini, İbranın temelinde ise dürüst hesap verme ilkesi yattığını, Söz konusu gündem maddesinin geçersizliğini gerektiren hukuki nedenin ise oydan yoksunluk hali olduğunu, Oydan yoksunluk, oy hakkı veren bir payın sahibinden kaynaklanan sebeplerle bazı kararlarında geçici olarak oy hakkı sağlamaması olup, TTK 436/2'de düzenlendiğini, Söz konusu hükme göre, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli olanlar, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oydan yoksun kabul edildiğini, hüküm uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sadece kendi ibralarında değil, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oydan yoksun olduğunun kabul edildiğini, Oy hakkından yoksun bulunan payların ibra kararı için toplantı yetersayısının oluşumunda dikkate alınmakta olup, karar yetersayısının oluşumunda dikkate alınmadığını, buna göre ibra oylamasında karar yetersayısı oy hakkından yoksun kişiler dışında kalan kullanılabilir oy sayısına göre saptandığını, Örneğin toplantıda temsil edilen 500 oy varsa ve 400 oy oydan yoksunsa, geriye kalan 100 oyun ancak 51'i ile ibra kararı alınması mümkün olduğunu, Davalı Şirketin Yönetim Kurulu; .... Yönetim Kurulu Başkanı, .... Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, .... Yönetim Kurulu Üyesi, Davalı Şirketin Üst Düzey Yöneticisi; ... Genel Müdür, ... Fabrika Müdürü, Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin gündem maddesi incelendiğinde ise yönetim kurulu üyelerinin şu şekilde ibra edildiğini, ... olumlu oy 149.760 olumsuz oy 118.560, ... olumlu oy 149.760 olumsuz oy 118.560, ... olumlu oy 149.760 olumsuz oy 118.560, yukarıda açıklandığı üzere, yönetim kurulu üyeleri kendi ibrası dışında aynı yönetim kurulunda görev yaptıkları diğer kişilerin ibrasında da oy kullanamayacaklarını, Pay sahipleri .... ve ... olup, bu iki şahıs söz konusu şirketin yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü olduğunu, dolayısıyla davalı şirketin fiili yönetimi bu kişilerde olduğu için bu iki kişinin, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmasının mümkün olmadığını, bu durumda oydan yoksunluğun söz konusu olduğunu, Oydan yoksunluk hali dikkate alındığında şirketin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamanın şu şekilde olacağını, ... olumlu oy 106.080 olumsuz oy 118.560, ... olumlu oy 106.080 olumsuz oy 118.560, ..... olumlu oy 106.080 olumsuz oy 118.560, görüldüğü üzere, ibraya ilişkin karar yetersayısı sağlanamamış ve ibra kararı alınamadığını, karar yetersayısı sağlanmadan alınan ibra kararının yokluğuna karar verilmesi gerektiğini, ancak Sayın Mahkemece söz konusu kararın yokluğu değil de kararın iptal edilebilir olduğu kanaatindeyse de yukarıda açıklandığı üzere, oydan yoksunluk karşısında ibra kararı alınamamış olduğundan kararın iptalini talep ettiklerini, toplantı başkanına oydan yoksun kişilerin oy kullanmasını önlemesi gerektiği düzenleme altına alındığını, ancak toplantı başkanı bizzat genel müdür olan kişi olan kanunun açık hükmünü uygulamadığını, kararın bu yönden yokluğu gerekmekte olup, Mahkeme aksi kanaatte ise kararın iptali gerektiğini, burada Yıllık Faaliyet Raporu hakkında da değerlendirme yapılması gerektiğini, yıllık faaliyet raporunun, ortakların şirketin faaliyeti hakkında her türlü bilgiyi tam ve doğru şekilde ulaşmalarını sağlayacak ayrıntıda hazırlanması gerektiğini, Bilanço ile birlikte genel kurula sunulan belgelerden olan yıllık faaliyet raporunun, yönetim kurulu üyelerinin ibrası bakımından da önem arz ettiğini, İbranın kapsamını belirleyen 'genel kurulun bilgisine ulaşma' ölçüsü, yıllık faaliyet raporunun dikkate alınmasını gerektirdiğini, gündemin üçüncü maddesinde görüşülmekte olan yıllık faaliyet raporuna ilişkin bir çok soru sorulmuş ve faaliyet raporundaki bilgilerin gerçeği yansıtmadığının ortaya konulduğunu, yıllık faaliyet raporunun da gerçeği yansıtmaması, eksik bilgi ve belgeler içermiş olması sebebiyle de yönetim kurulunun ibrası mümkün olmayıp, kararın iptal edilmesi gerektiğini,Gündemin 11. MaddesiGündemin 11. maddesi "Kar payının dağıtımı ile ilgili olup" kar payının brüt 15.600.000 TL olarak dağıtılmasına oy çokluğu ile karar verildiğini, şirket yönetim kurulu üyelerine örtülü kar payı aktarımı yapılarak müvekkilinin diğer pay sahiplerinin yeterli derecede kar payı almasının engellendiğini, anonim şirketlerde 'Eşitlik İlkesi' söz konusu olup, anonim şirkete ve organlarına tüm pay sahiplerine eşit davranma yükümlülüğü getirdiğini, yönetim kurulu üyesi kendilerine ücret adı altında maaşları almakta kar dağıtımına gelindiği sırada ise yedek akçe ayrılması gerektiğini bahane ederek kar payı dağıtımını en az miktarda dağıtma kararı aldığını, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenerek örtülü kar payı aktarımı yapıldığını, örtülü kar payı aktarımı ve sermaye artırımına konu kar payları dikkate alındığında asıl amacın az kar payı dağıtmak olduğu ortada olup, kararın bu yönüyle iptali gerektiğini, şirketin ekonomik durumunun çok iyi olduğu belirtilerek bir yatırıma girilmesine rağmen bu düşük miktarda kar payı dağıtımının kabulünün mümkün olmadığını, Finansal tabloların gerçeği yansıtmaması sebebiyle de söz konusu kararın iptal edilerek, dağıtılabilir kar payının hesaplanmasını talep ettiklerini,Gündemin 12. MaddesiGündemin 12. maddesi "TTK 395 ve 396 kapsamında yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine" ilişkin olup, oy çokluğu ile kabul edildiğini, TTK 436/1, oydan yoksunluğu düzenlemiş olup, pay sahibine kendisi ile ilgili olan bir işlemde oy kullanamayacağının belirtildiğini, Söz konusu gündem maddesi pay sahibine ve yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 uyarınca izin verilmesine ilişkin olup, TTK 436/1 uyarınca kendisi ile ilgili bir işlem olduğundan oy kullanmaması gerekecek ve oydan yoksunluk hali söz konusu olacağını, .... ve ...'un burada da oy kullanmaması gerekmek olup, aslında anılan kararın oy çokluğu ile reddedilmesi gerekirken oydan yoksunluk hali dikkate alınmadığından karar kabul edilmiş gibi tutanağa yazıldığını, burada da karar nisabı gerçekleşmemiş olup, alınan kararın yoklukla malul olduğunun tespitini talep ettiklerini, Ancak Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, kararın iptali gerektiğini, TTK 395 ve 396 kapsamında iznin açıklanması müvekkili tarafından toplantıda talep edilmişse de bu konuda bir açıklama yapılmadığını, ayrıca faaliyet raporunda bu iznin daha önce de alındığının ancak kullanılmadığının belirtildiğini, neden kullanılmayan yetki yeniden alınmak istenmektedir? Acaba yönetim kurulu başka şirketler kuracak ve bu şirketler arasında bir para aktarımı mı yapılmaktadır? Bu konuya ilişkin de davalı yönetim kurulu üyelerinin açıklama yapmasını talep ettiklerini, Nitekim bu yetki daha önceki genel kurullarda da alınmış ancak kullanıldığı yönünde finansal tablolarda bir bilgiye yer verilmediğini, kullanılmayacak bir yetki ise neden alındığını, Söz konusu yetki ve izinler kullanılmaktaysa da bunun kapsamının belirlenmesi gerektiği belirterek kararın iptalini talep ettiklerini,Neticede; 11.07.2023 Tarihli Genel Kurulda Alınan, (2), (4), (8.), (9), ve (11) Numaralı Kararların İPTALİNE, (6), (10) ve (12) Numaralı Kararların Öncelikle yoklukla malul olduğuna, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise iptaline, (7) numaralı kararın batıl olduğunun tespitine, Mahkeme Aksi Kanaatte İse İPTALİNE karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Dava dilekçesinde her ne kadar %38'lik bir gruptan bahsedilmişse de davanın % 12 hisse sahibi .... tarafından açıldığını, %12 hisse sahibi davacının genel kurulun iptali ve daha birçok diğer davaları açtığını, % 88 hisse sahibinin böyle bir dava açmadığını, yani % 88 hisse sahibi paydaşlar ne bilgi almakta sorun yaşamakta ne de genel kurulun iptalini istediklerini, davacının kasten yaptığı %38'lik grup ayrımının doğru olmadığını, 11.07.2023 tarihli ertelenen genel kurul toplantısı sırasında ortak ...'ın gündemin 9. Maddesinin 4. Madde olarak görüşülmesi teklifinin oy birliği ile kabul edildiğini, %38'lik grubun içinde olduğu söylenilen ....'ın teklifinin tüm paydaşların oyu ile kabul edildiğini, toplantı Başkanının tarafsızlığını zedelediği iddiasının haksız bir itham olduğunu, aksine davacının toplantı sırasında her fırsatta toplantı başkanına ve yönetim kurulu başkanına hakaretler ettiğini, gündemin 3. Maddesi yönetim kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi olduğunu, davacı ...’ın bu maddede faaliyet raporunu müzakere etmek yerine aklına gelen, faaliyet raporunun müzakeresi ile ilgisi olsun ya da olmasın sormaya başlamış ve alfabenin 25. Harfi olan U harfine kadar soru sorduğunu, her bir sorunun tutanağa geçirildiğini, davacının amacının huzurda görülen iş bu davayı açmak için kendince zemin oluşturmak olduğunu, genel kurul sırasında sorularına cevap verilirken bu cevapları hiç dinlememiş, Divan başkanının cevapları dinlemesi konusunda kendisi uyarması üzerine 'sen tutanağa yazdır ben dinlemiyorum ' diye bu amacını da açıkça ortaya koyduğunu, divan Başkanı saat 11.00 da başlayan toplantının saat 16.00 olmasına rağmen halen gündemin 3. Maddesinde olduğu, 2 saati aşkın süredir davacının sorular yazdırdığını ve sözlerini toparlamasını istediğini, divan başkanı görevini kanun ve yönetmeliklere uygun yapmış en az iki saat süren davacının sorularını genel kurul tutanağına yazdırmasına izin verdiğini, davacı ....’ın divan başkanına karşı 'ULAN MANYAK' diyerek hakaret ettiğini, Genel kurul tutanağının 7. Sayfasının son kısmında yer alan ve bizzat davacının imzası ile ortaya konan bu hakaret de göstermektedir ki davacının amacı hakaret etmek, aşağılamak ve egosunu tatmin etmek, kendince açacağı davalara zemin hazırlamak olduğunu, davacının ablalarının şirkette yönetici olmalarını gururuna yediremediğini, davacının daha önce yapılan genel kurullara ilişkin Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... D.İŞ sayılı dosyası ile genel kurulun tedbiren durdurulmasını talep ettiğini, bu talebin Sayın Mahkeme tarafından reddedildiğini, davacının Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile bilgi alma hakkının ihlal edildiğini iddia ettiğini ve TTK 437 maddesi gereği bilgi verilmesini talep ettiğini, Sayın mahkemenin bu talebi reddettiğini, davacının bir önceki genel kurul kararlarının iptali için dava açtığını, davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında devam ettiğini, davacının Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Hukuk Dava Dosyası ile bilgi alma hakkının ihlal edildiğine ilişkin dava açtığını, davada karar verildiğini, davacının Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Hukuk Dava Dosyası özel denetçi tayin edilmesi için dava açtığını, davacının Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Hukuk Dava Dosyası ile şirkette var olan bağımsız denetçinin görevden alınması ve yeni denetçi tayin edilmesi için dava açtığını, dava dilekçesinde, davacının sözünün kesildiği bilgi alma ve inceleme hakkını etkin kullanamadığı söylendiğini, toplantıya vekil olarak katılıp tüm olaylara bizzat tanıklık yaptığı için bu beyanların açıkça yalan olduğunu, davacının toplantıdaki tek amacının açacağını söylediği davalara zemin oluşturmak ve toplantı düzenini bozmak olduğunu, dava dilekçesinde şirketin işletme konusunun tamamen değiştirildiğinden bahsedilmiş ve bunun için % 75 karar nisabı arandığı ancak genel kurulda bu nisabın oluşmadığı açıklandığını, şirketin konusunun değişmediğini, aksine şirketin kullandığı elektrik ihtiyacının karşılanabilmesi için güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi ucuz enerji kaynaklarından kullanabilmesinin amaçlandığını, şirket faaliyet konusunu terk edip enerji işine girmediğini, sermaye arttırımına ilişkin gündem maddesi oy çokluğuyla genel kurulda kabul edildiğini, Gündem maddesinde de açıklandığı gibi sermaye arttırımı için ortaklardan para ödemesi talep edilmediğini, paydaşa düşen şirket karının sermaye arttırımında kullanıldığını, yatırım yapan, yeni makineler alıp bu makineleri çalıştırmak isteyen şirket için çok makul ve mantıklı bir karar olduğunu, Türkiye'nin ilk 500 şirketi arasında yer alan müvekkili şirketin 312.000.000 TL sermayesi olamayacağını, davacının sermaye payının azaltılması gibi bir hedef söz konusu olmadığını, bağımsız denetçinin genel kurul kararı ile seçildiğini, Bağımsız denetçinin ibra edilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, şirket yönetim kurulu için genel kurulda belirlenen ücretlerin büyük şirketlerde ödenen ücretlerin oldukça altında olduğunu, tüm emek ve mesaisini şirkete adayan yöneticilerin bu işleri bedavaya yapmasının da beklenemeyeceğini, şirket paydaşlarının bu kararı genel kurulda oy çokluğu ile aldıklarını, yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibra edildiğini, bu ibranın geçerli ve yürürlükte olduğunu, pay sahibinin oy hakkının bulunmasının esas olduğunu, oydan yoksunluk ise anonim şirketin pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olduğunu, İstisnaların dar yoruma tabi olması karşısında yorum yoluyla yeni bir oydan yoksunluk hali yaratılamayacağını, TTK'nın 436/2. maddesine göre oydan yoksunluk, yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olduğunu, TTK'nın 436/2.maddesine göre oydan yoksunluk yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, başka bir ortağa vesayeten kullanılan oyların, oy yoksunluğu kapsamında sayılmadığını, yine m. 436/2 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyesinin ibra oylamasında oy hakkında yoksun olabileceği düşünülse de oydan yoksunluk halinin bir istisna olması ve kişinin mülkiyet hakkının ağır basacak olması nedeniyle bu durumda oylamaya katılmasında hukuki bir engel bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi olan ... oydan yoksunluk gereği oy kullanmadığını, ...’nın ise oydan yoksun olmadığını, Kendisinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, Genel kurul kararı ile alınan ibra kararının geçerli olduğunu, davacı tarafın yıllık faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığı iddiasının doğru olmadığını, tüm faaliyetlerin açıklıkla anlatıldığını, davacının tüm dava dilekçelerinde tekrar ettiği bu soruların aslında faaliyet raporunda açıklandığını, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı dosyasında açılan bilgi alma davasında Sayın mahkeme davacının iş bu dosyada da sorduğu sorularla ilgili her hangi bir karar vermediğini, davacının Şirkete ait finansal tablolar, yıllık faaliyet ve denetim raporlarını şirket merkezinde incelemesine karar verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin aldıkları ücretlerin örtülü kar payı aktarımı olduğu iddiası doğru olmadığını, Genel kurul kararında da açıklandığı üzere yönetim kurulu üyelerinin aldıkları ücretler genel kurul tarafından belirlendiğini, Oy çokluğu ile belirlenen bu ücretlerin kar payından ödenmediğini, ücretler şirketin personeline ödediği gibi bir ücret olduğunu, Neticede; davacıdan TTK 448/3 fıkrası gereği Mahkemenizce uygun görülecek teminatın dosyaya yatırtılmasının sağlanmasını ve sayın mahkemenizin re’sen gözeteceği hususlarla birlikte; Haksız ve mesnetsiz açılmış olan davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA İDDİA: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu █████/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin davalı şirketin 07.04.2022 tarihli olağan genel kurul kararları öncesi (eski) Yönetim Kurulu üyesi ve aynı zamanda şirketin %13 paya sahip ortağı olduğunu, şirketin hakim hissedarı Muris ...’ın vefatıyla %97 lik hissesi eşi .... (%20 hisse) ile çocukları/kardeşler .... (%13 hisse), ... (%13 hisse), ... (%12 hisse), .... (%13 hisse), .... (%13 hisse) ve ...’a (%13 hisse) kaldığını, diğer %3 lük azınlık oyun ise %1’lik eşit paylar halinde şirketin diğer ortakları .... ve ...’ya ait olduğunu, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında derdest davaya konu edilen davalı şirketin 07.04.2022 tarihli OGK kararları ve eki bir kısım ortakların yazılı muhalefet şerhleri ile dosya kapsamı davacı yan delillerinden de açıkça anlaşılacağı üzere; Şirket ortakları arasındaki bir süredir devam eden uyuşmazlığın özü itibarıyla, halihazırda Halkalı’da kurulu bir kağıt fabrikasını işletmekte olan Davalı Şirket tarafından Kırklareli İli, Merkez İlçesi, ... Köyü mevkii, .... Bölgesi, ... ada ... parsel nolu taşınmaz üzerinde kurulması planlanan yeni Kağıt fabrikası yatırımı planlamasından ve bu yatırım için yurtdışından satın alınan 2 adet 2.el kullanılmış kağıt makinalarından kaynaklandığı ve bu konudaki farklı düşüncelerin ve farklı bakış açılarının 07.04.2022 tarihli ve dava konusu 11.07.2023 tarihli OGK kararlarına da yansımış olduğunu, şirketin nakdi sermayesi ve malvarlıklarıyla karşılanması olanağı bulunmayan, mevcuttaki tüm aile varlıklarının ve birikimlerinin yok edilmesi riski taşıyan ve bu şekli ile şirketi iflasa sürükleyebilecek ağır borçlanmalara neden olması kaçınılmaz olan ölçekteki bu yeni yatırım planlamasının tüm ortakların katıldığı genel kurullarda olumlu ve olumsuz olabilecek tüm yönleriyle ayrıntılı bir şekilde tartışılması, ortakların bilgilendirilmesi, eksiklerin ve hataların düzeltilmesi, ortak akılla birlikte hareket edilmesi gerektiğini, davalı şirketin 2022 yılına ait (çağrılı) olağan genel kurul toplantısı Şirketin 25.05.2023 tarihli OGK toplantısının ertelenmesi ile 11.07.2023 tarihinde şirketin merkez adresinde yapıldığını, müvekkilinin itiraz ettiği, muhalif kaldığı ve muhalefet şerhini şerh düşürdüğü 11.07.2023 tarihli OGK kararları hatalı olup, Yasa, Yönetmelik, esas sözleşme ile özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu,1.Açılış,Müvekkilinin 6698 sayılı Kişisel Verilen Korunması Hakkındaki Kanunun 5.maddesine göre tüm kişilerin rızası alınmadan OGK toplantısının kamera kayıtlarının alınamayacağını ve kullanılmayacağını; 6698 sayılı KVKHK’nun yürürlüğünden önceki (27.12.2013 tarih ve 8474 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nin 742. sayfasında yayımlandığı belirtilen) Şirket İç Yönergesi’ nin konuyla ilgili düzenlemesinin geçersiz olduğunu beyanla, toplantının görüntülü ve sesli kamera kaydına alınmasına rızasının olmadığını belirterek itiraz ettiğini,2.25.05.2023 tarihinde ertelenen Olağan Genel Kurul Toplantısında oluşturulan Başkanlığın ve yetki verilen Divan’ın bu toplantıyı da yönetecek olup her hangi bir nedenle toplantıya katılamamaları yada vekaleten katılmaları durumunda toplantı tutanağının imzalanması hususunda yeni başkanlığın oluşturulup, Divan’a yetki verilmesi, oy çokluğu (% 62 hisse) ile yeni divan seçilmemesine karar verilmiş olup, müvekkilinin de aralarında yer aldığı ortaklar (%38 hisse) karara muhalefet ederek muhalefet şerhini tutanağa eklediklerini, divan Başkanı ...’nın şirketin Genel Müdürü olduğunu, eşi ... ise şirketin Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, Yine divan Başkanı ile diğer Yönetim Kurulu üyesi ...’un kardeş olduklarını, Divan Başkanı ve diğer yakın akrabalarının genel kurulun gündemini oluşturan konuların muhatabı ve aynı zamanda gündem maddelerinin oyçokluğu ile kabulünde kişisel menfaati ve yararı bulunan kişiler olduğunu, davalı Şirketin 27.12.2013 tarih ve 8474 sayılı TSG nin 741 sayılı sayfasında yayımlanan “Genel Kurulun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında İç Yönergesi” nin 8.maddesinde de Toplantı Başkanının görev ve yetkileri sayılmıştır. Oydan yoksunluğu bulunmasına rağmen Divan Başkanının Yönetim Kurulu üyelerinin ibrası gündem maddesinde oy kullanmış olmasının 6120 sayılı TTK. nun 436.maddesine açıkça aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle genel kurulun (2) nolu gündem maddesine ilişkin oyçokluğuyla alınan kararın iptalini talep ettiklerini,3. Yönetim Kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporlarının okunması ve müzakeresi,Oy çokluğu (%62) ile “Yönetim Kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporunun ilk toplantı öncesinde ve sonrasında şirket merkezinde şirket ortaklarının incelenmesi için okundu kabul edilerek” okunmadan doğrudan müzakeresine geçildiğini, müvekkili dahil %38 hisseyi temsil eden ortakların Yönetim Kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporunun okunmamasına muhalefet ettiğini ve muhalefet şerhini tutanağa eklediklerini, 1.07.2023 tarihli OGK Toplantı Tutanağının 3-15 sayfaları arasındaki 13 sayfada Yönetim Kurulunun yıllık faaliyet raporunun müzakeresi yapıldığını, aralarında müvekkilinin de olduğu %38 hisseyi temsil eden şirket ortaklarının TTK nun 438.maddesi uyarınca tutanağa geçirilen konularda açıklamalar istediklerini, Müzakere sırasında Divan Başkanı söz alarak, toplantıda her madde için 5 dk konuşma süresini oylamaya sunduğunu ve oy çokluğu ile (%62 hisse) kabul edildiğini, aralarında müvekkilinin de yer aldığı %38 hisseyi temsil eden şirket ortaklarının bu karara muhalefet ettiklerini ve muhalefet şerhlerini tutanağa eklediklerini, %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları Davacı ... vekili Av. ... ile ... Faaliyet Raporu, TTK’ nun 514 ve 516.maddelerinde belirtilen kriterlere uymadığından ve sorulara cevap verilmediğinden, “özel denetçi tayin edilmesini” talep ettiklerini, %62 hisseyi temsil eden ortakların oyçokluğu ile bu talep red edilmiş, Özel denetçi atanmasını isteyen müvekkili ve diğer ortaklar karara muhalefet ederek, muhalefet şerhlerini eklediklerini,4.Finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki,Aralarında müvekkilin de yer aldığı %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları söz alarak tutanağa geçirilen konularda kendilerine bilgi verilmesini istediklerini, %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları Davacı ... vekili Av. ... ile...’ın iş bu maddede tartışılan bilanço ve finansal tabloların TTK’ nun 514 ve 516.maddelerinde belirtilen kriterlere uymadığından ve sorulara cevap verilmediğinden, “özel denetçi tayin edilmesini” talep ettiklerini, %62 hisseyi temsil eden ortakların oyçokluğu ile bu talep red edilmiş, Özel denetçi atanmasını isteyen davacı müvekkil ve diğer ortaklar karara muhalefet ederek, muhalefet şerhlerini eklediklerini, divan Başkanı Finansal tabloların tasdikini oylamaya sunmuş, %62 hisseyi temsil eden oy çokluğu ile finansal tablolar tasdik edilmiş; aralarında müvekkilinin de bulunduğu %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları muhalefet ettiklerini beyan ederek muhalefet şerhlerini eklediklerini, 6102 sayılı TTK nun “Dürüst resim İlkesi” başlıklı 515 maddesinde “Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye muhasebe standartlarına göre şirketin malvarlığı, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır” hükmüne; 6102 sayılı TTK nun “Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu” başlıklı 516.maddesinin 1.fıkrasında; “Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre değerlendirilir. Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de açıkça işaret olunur. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır.” hükmüne yer verildiğini, Şirketin geleceği ile ilgili böylesine önemli bir yatırım planlaması yapılırken, çağrılı genel kurul yapıldığı ve herkesçe önceden okunduğu gerekçesiyle yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun okunmadan ve olumlu ve olumsuz görüşler tartışılmadan, söz hakkının 5 dakika ile sınırlandırılarak oylanmış olmasının yasa, sözleşme ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu,5. Denetçi raporlarının okunması, Denetim Raporu okundu dendiğini,6. Şirket esas sözleşmesinin maksat ve mevzu ile ilgili 3.madde tadil tasarısının görüşülüp karara bağlanması,Tadil tasarısının %62 hisseyi temsil eden ortakların oyu ile oyçokluğuyla kabul edildiğini, aralarında müvekkilinin de bulunduğu %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları red oylarıyla karara muhalefet ettiklerini beyan ederek muhalefet şerhlerini eklediklerini,7.Şirket esas sözleşmesinin sermaye ile ilgili 6.madde tadil tasarısının görüşülüp karara bağlanması,Şirket sermayesinin artırılmasının %62 hisseyi temsil eden ortakların oy çokluğuyla kabul edildiğini, Aralarında müvekkilinin de bulunduğu %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları red oylarıyla karara muhalefet ettiklerini beyan ederek muhalefet şerhlerini eklediklerini, bu kararla mevcut şirket sermayesinin (312.000.000-TL) 2,65 katı büyüklüğünde bir sermaye artışı yapılmış olup, bu sermaye artışıyla birlikte şirketin mevcut sermayesinin yaklaşık 3,65 katına çıktığını, 2021 yılında şirket sermayesi 34.000.000-TL iken, dava konusu OGK kararı ile şirket sermayesi 1.139.000.000-TL ya çıkmış olup, iki yıl içinde şirket sermayesi 33.5 kat arttığını, davalı şirketin 07.04.2022 tarihli ve devamında 11.07.2023 tarihli OGK kararlarında bu ölçekte sermaye artırımı yapılmasını gerektirir somut ve maddi zorunlu bir ihtiyacın varlığını, haklı geçerli ve makul nedenlerini gösteremediğini, açıklama yapamadığını, şirket ortaklarının (azınlığın) sermaye ve pay oranlarının küçültülmesi amacı güden sermaye artışlarının Yasa, esas sözleşme, yerleşik içtihatlar, objektif iyiniyet ve dürüstlük kurallarına açıkça aykırı olduğunu,8.2023 yılı hesapları ve mali tabloların denetlenmesi için bağımsız denetçinin seçilmesi,... ve Bağımsız Denetim AŞ nin atanması teklifinin %62 hisseyi temsil eden ortakların oyu ile oyçokluğuyla kabul edildiğini, aralarında müvekkilinin de bulunduğu %38 hisseyi temsil eden şirket ortaklarının red oylarıyla karara muhalefet ettiklerini beyan ederek muhalefet şerhlerini eklediklerini, 07.04.2022 tarihli ve 11.07.2023 tarihli OGK kararlarına yapılan itirazlarda ... ve Bağımsız Denetim AŞ tarafından hazırlanan denetim raporlarının yetersiz olduğu, eksikliklerin hataların ve çelişkilerin bulunduğu, itiraz rağmen bunların giderilmediği ve cevaplanmadığının görüleceğini, 9.Yönetim Kurulu üyelerine ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye, prim, harcırah ve kardan pay verilmesi gibi hakların belirlenmesi, “…Yeni ücret ve huzur hakkı, 2021 yılı genel kurulunda ücretin belirlendiği tarihten sonra asgari brüt ücrete gelen zamlar mevcut ücretlerine yansıtılarak hesap edilecek ve icrada aktif görev alan yönetim kurulu üyeleri için asgari ücrete temmuz 2023 tarihinde yapılan artış dahil aylık net 214.000-TL, şirketi imzası ile temsil hakkı olmayan üye için huzur hakkı aylık net 56.000-TL olarak belirlenmiştir. Bundan sonraki tarihlerde de asgari ücrete gelen zamlar yine ücret ve huzur hakkı ödemesine yansıtılacaktır….” Şeklindeki teklifin %62 hisseyi temsil eden ortakların oyu ile oyçokluğuyla kabul edildiğini, aralarında müvekkilinin de bulunduğu %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları red oylarıyla karara muhalefet ettiklerini beyan ederek muhalefet şerhlerini eklediklerini, kararla şirket yöneticileri kendilerinin ücret ve diğer özlük haklarında enflasyon artışı gerekçesi ile bir yıl öncesine kıyasla (rayicin üzerinde) fahiş artışlar yaparak kendilerine örtülü kar payı aktarımı yaparken, “yeni yatırım yapılacağı gerekçesiyle” ortaklara karın tamamını dağıtmak yerine, (ödenmiş sermayenin %5 i nispetinde) cüzi ve yetersiz bir kar dağıtımı yapılmış ve 07.04.2022 yılında 15.600.000-TL olarak belirlenen ortaklara dağıtımı yapılacak bu kâr’ın 11.07.2023 tarihli OGK kararlarında aynı kaldığını ve hiç artış yapılmadığını, şirket ortaklarına dağıtılacak semayede artış yapılmamasına rağmen, Şirket yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda kendilerinin lehine oy kullandıkları bu kararla ücret haklarında fahiş artış yapmış olmaları çelişkili olduğu gibi, Yasa, esas sözleşme ve yerleşik içtihatlar ile dürüstlük ve iyiniyet kurallarına açıkça aykırı olduğunu, 2022 yılı Faaliyet Raporunun 2.sayfasındaki açıklamada yönetim organı üyelerine sağlanan huzur hakkı, ücret, prim, ikramiye, kar payı gibi mali menfaatlerin toplamının 7.006.310,00-TL olduğu gözüktüğünü, 07.04.2022 tarihli OGK ile yönetim kurulu üyelerine 60.000-TL net ve 16 aylık ücret ödenmesi ve 20.000-TL huzur hakkı ödenmesi kararlaştırıldığını, aradaki farkın açıklanmadığını,10.Yönetim Kurulu üyelerinin ibrası,Yönetim Kurulu üyesi ...’ un 43.680 (%14 hisseye karşılık gelen) oydan ötürü oylamaya katılmaksızın yapılan oylamada Ortak ..., ortak ..., ortak ... vekili Av. ...’in 118.560 adet (%38 hisseye karşılık gelen) red oyuna karşılık, 149.760 adet (% 48 hisseye karşılık gelen) kabul şeklinde ibra oyu kullandığını, divan Başkanı seçilen şirket ortağı ...’nın şirketin Genel Müdürü, eşi ...’nın ise şirketin Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, divan Başkanı ile diğer Yönetim Kurulu üyesi ....’un kardeş olduklarını, Divan Başkanı ve diğer yakın akrabalarının genel kurulun gündemini oluşturan konuların muhatabı ve aynı zamanda gündem maddelerinin oyçokluğu ile kabulünde kişisel menfaati ve yararı bulunan kişiler olduğunu, Oydan yoksunluğu bulunmasına rağmen Divan Başkanı ....’ nın Yönetim Kurulu üyelerinin ibrası gündem maddesinde oy kullanmış olmasının 6120 sayılı TTK. nun 436.maddesine aykırı olduğunu, 149.760 adet (% 48 hisseye karşılık gelen) kabul şeklinde ibra oyundan oydan yoksunluğu bulunan bu kişinin geçersiz olan oyunu düştüğümüzde Yönetim Kurulu üyelerini ibra eden oylar toplamı 106.080 adet ( %34 hisse) 0lup, çoğunluk sağlanamadığından Yönetim Kurulu Üyeleri ibra edilemediklerini,11.2022 yılı kar dağıtımı ile ilgili teklifin görüşülmesi ve kar dağıtımı hakkında karar verilmesi,Müvekkilinin söz alarak “2014 yılı karı olarak ...Bey’in genel müdür olduğu zamanda, ... Hanım’ın şirketimiz ne işe yarıyor bize para dağıtması lazım demesi üzerine 6.000.000 Dolar karşılığı para dağıtmıştır. Şu durumda ben de aynı böyle düşünüp, 6.000.000 dolar karşılığı Türk Lirasının dağıtılmasını” teklif ettiğini, müvekkilin bu teklifi ile ortak ....’ın teklifinin (%62 hisseye karşılık gelen) oyçokluğu ile red edildiğini, yönetim Kurulunun ödenmiş sermayenin %5’i olan 15.600.000-TL brüt karın 1.tertip olarak dağıtılmasına, sermaye maddesinde 2022 yılı karından 318.137.980,81-TL ‘nin sermayeye ilave edilmesi kararı verildiğinden geri kalan karın olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde bırakılmasına, kar dağıtımının en geç Aralık 2023 tarihine kadar yapılmak üzere, yönetimin belirleyeceği en uygun tarihte ödeme yapılmasına” ilişkin teklifinin %62 hisseyi temsil eden ortakların oyu ile oyçokluğuyla kabul edilmiş, aralarında müvekkilinin de bulunduğu %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları red oylarıyla karara muhalefet ettiklerini beyan ederek muhalefet şerhlerini eklediklerini,12. Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396 maddelerine göre Yönetim Kurulu üyelerine yetki verilmesi,Gündem maddesinin %62 hisseyi temsil eden ortakların oyçokluğuyla kabul edilmiş, aralarında müvekkilinin de bulunduğu %38 hisseyi temsil eden şirket ortakları red oylarıyla karara muhalefet ettiklerini beyan ederek muhalefet şerhlerini eklediklerini, 6102 sayılı TTK nun “Oydan yoksunluk” başlıklı 436.maddesinin; (1.) fıkrasında “Pay sahibi kendisi, eşi, alt veya üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz” hükmüne, (2.)fıkrasında “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz” hükmüne yer verildiğini, şirket ortakları (anne) ... ile çocukları/kardeşler ..... (40.560 hisse), .... ve .... birbirleri ile akraba olduğunu, yönetim Kurulu üyesi olarak seçilen ...’nın şirket ortağı ...’nın eşi olduğunu, diğer Yönetim Kurulu Üyesi ...’unda şirket ortağı olduğunu, Yönetim Kurulu üyelerinin diğer şirket ortaklarıyla akrabalık ilişkisi olduğunu, açıklanan nedenlerle 07.04.2022 tarihli olağan genel kurulda birbiri ile eş ve yakın akrabalık ilişkisi bulunan kişilerin olumlu oylarıyla “Türk Ticaret Kanununun 395 ve 396.maddelerine göre Yönetim Kurulu üyelerine yetki verilmiş olması 6102 sayılı TTK. nun 436 md/1.fıkrası hükmüne açıkça aykırı olmakla geçersiz olduğunu ve iptalinin gerektiğini, neticede; Davalı şirketin 11.07.2023 tarihli olağan genel kurul toplantında oyçokluğuyla alınan kararlarının tümüyle iptaline, verilecek olası hükmün ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilanına, Şirket işleyişinin devamı ve sıhhati, şirketin ve ortaklığın menfaatlerinin korunabilmesi için ihtiyadi tedbir isteklerinin kabulü ile 6102 sayılı TTK nun 449.md uyarınca 11.07.2023 tarihli olağan genel kurul toplantı ve kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına/icrasının ertelenmesine, bu yöndeki kararların ticaret sicil gazetesinde ilanına, Yargılama harç ve giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davalı şirkete yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Birleşen davacı dava dilekçesinde uyuşmazlığın özünün satın alınmış olan kağıt makinalarından kaynaklandığını açıklamış ve bu nedenle genel kurul kararlarının iptal edilmesini ve yürütülmesinin durdurulmasını talep edildiğini, aşağıda toplantı gündeminde uyuşmazlığın özü olarak bahsedilen kağıt makinelerinden hiç bahsedilmemiş ve gündemin konusu edilmediğini, bahsedilen makineler alınmış ve yatırımın devam ettiğini, Yatırımın yapılması kararında bizzat davacı ....'ın imzası da olduğunu, dava dilekçesinde her ne kadar %38'lik bir gruptan bahsedilmişse de davanın % 25 hisse sahibi ... ve ... tarafından açıldığını, % 75 hisse sahibi paydaşların böyle bir dava açmadığını, birleşen davacı vekilinin gündemin 3. Maddesi gereği yıllık faaliyet raporunun okunmadığından bahisle iptal edilmesi gerekliliğinden bahsettiğini, ilk genel kurul toplantısının 25.05.2023 tarihinde yapıldığını, Paydaşların talebi gereği 11.07.2023 tarihine ertelendiğini, Yıllık faaliyet raporu ve tüm bilgi ve belgeler ortakların incelemesi için hazır tutulmuş ve tüm ortakların bu bilgileri aldıklarını, davacının da yıllık faaliyet raporunu daha önce alıp incelediğini, Genel kurulda paydaşların oy çokluğu ile yeniden okunmaması kararı alındığını, bu kararın amacı paydaşları mağdur etmek değil, toplantının okuma yaparak uzaması yerine müzakerelere daha çok vakit ayrılması olduğunu, sermaye arttırımına ilişkin gündem maddesi oy çokluğuyla genel kurulda kabul edildiğini, Gündem maddesinde de açıklandığı gibi sermaye arttırımı için ortaklardan para ödemesi talep edilmediğini, Paydaşa düşen şirket karının sermaye arttırımında kullanıldığını, yatırım yapan, yeni makineler alıp bu makineleri çalıştırmak isteyen şirket için çok makul ve mantıklı bir karar olduğunu, şirket yönetim kurulu için genel kurulda belirlenen ücretler büyük şirketlerde ödenen ücretlerin oldukça altında olduğunu, tüm emek ve mesaisini şirkete adayan yöneticilerin bu işleri bedavaya yapmasının beklenemeyeceğini, şirket paydaşlarının bu kararı genel kurulda oy çokluğu ile aldıklarını, yönetim kurulu oy çokluğu ile ibra edildiğini, ibranın geçerli ve yürürlükte olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre esas olanın oy hakkı olduğunu, İstisna olanın oy hakkından yoksunluktur olduğunu, oydan yoksunluk ise anonim şirketin pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olduğunu, İstisnaların dar yoruma tabi olması karşısında yorum yoluyla yeni bir oydan yoksunluk hali yaratılamayacağını, TTK'nın 436/2. maddesine göre oydan yoksunluk, yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olduğunu, TTK'nın 436/2.maddesine göre oydan yoksunluk yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, başka bir ortağa vesayeten kullanılan oylar, oy yoksunluğu kapsamında sayılmadığını, yine m. 436/2 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyesinin ibra oylamasında oy hakkında yoksun olabileceği düşünülse de oydan yoksunluk halinin bir istisna olması ve kişinin mülkiyet hakkının ağır basacak olması nedeniyle bu durumda oylamaya katılmasında hukuki bir engel bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi olan .... oydan yoksunluk gereği oy kullanmadığını, .... ’nın ise oydan yoksun olmadığını, Kendisinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığını, TTK 451 maddesi gereği müvekkil şirketin uğradığı ve uğrayacağı zararlardan sorumlu olduğunu, sorumluk gereği de iş bu davanın açılmış olması nedeniyle dosyaya Sayın Mahkeme tarafından belirlenecek teminatı yatırmak zorunda olduğunu, neticede; TTK 448/3 fıkrası gereği Mahkemenizce uygun görülecek teminatın dosyaya yatırtılmasının sağlanmasını, Haksız ve mesnetsiz açılmış olan davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE:Asıl davada dava; davalı şirketin █████/2023 tarihinde yapılan genel kurulunda, alınan kararların bir kısmının yok hükmünde, bir kısmının batıl olduğunun tespiti ile bir kısım kararların iptali istemine ilişkindir. Birleşen davada dava; davalı şirketin █████/2023 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişiler Prof. Dr. .... ve ... tarafından mahkememize sunulan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 8 nolu denetçi seçimine ilişkin karar kanuna aykırılık nedeniyle, 9 nolu yöneticilerin huzur hakkına ilişkin karar dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptal edilebilir nitelikte olup diğer kararlar bakımından iptal koşullarının oluşmadığı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.Bilirkişiler Prof. Dr. ... ve ... tarafından mahkememize sunulan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 8 nolu denetçi seçimine ilişkin kararın iptal edilebileceği, 9 nolu yöneticilerin huzur hakkına ilişkin karar bakımından kök raporumuzda huzur hakkında öngörülen artışın kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olmamakla birlikte dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, dolayısıyla alınan kararın iptal edilebileceği belirtilmiş olmakla birlikte kararın iptalinde piyasada ödenen huzur hakları dikkate alınacak ise müzekkere yazılan firmalardan gelen cevaplar dikkate alındığında, davalı şirket Yönetim Kutulu Üyelerine ödenen huzur haklarının makul seviyede kaldığı, iptali talep edilen diğer maddeler bakımından iptal koşullarının oluşmadığı, kök rapordaki kanaatlerimizin aynen korunduğu, davalı şirketin yatırım maliyetlerindeki çelişkiler, yatırımın gerçekçi olup olmadığı ve yatırım maliyetine ilişkin itirazlarının sorumluluk davasının konusu olabileceği, huzurdaki davanın ise genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Anonim ortaklıklarda genel kurul kararlarının geçerliliği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ile düzenlenmiş olup, bir kararın hukuken sonuç doğurabilmesi için belirli şekil ve esas kurallarına uygun olarak alınmış olması gerekir. Genel kurul kararları, kanunda öngörülen kurucu unsurların eksikliği veya emredici hükümlere aykırılık gibi nedenlerle çeşitli geçersizlik yaptırımlarına tâbi olabilir. Bu geçersizlik halleri; yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik şeklinde üçlü bir tasnife tabi tutulmaktadır. Yokluk, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarının eksikliği nedeniyle hukuken hiç doğmamış sayılmasını ifade eder. TTK’da açıkça düzenlenmemekle birlikte, öğretide (bkz. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, "Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü", 2014, s. 25 vd.; Prof. Dr. Ünal Tekinalp, "Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku", 2013, N. 15-06 vd.) ve Yargıtay içtihatlarında (Yarg. 11. HD, 09.10.2001, E. █████████, K. █████████) kabul görmüş bir yaptırım türüdür. Yokluk yaptırımı, özellikle genel kurul kararlarının varlık kazanabilmesi için gerekli olan iki temel unsurdan birinin eksikliği halinde gündeme gelir: (i) Toplantının fiilen yapılması, (ii) Yeterli irade beyanları ile karar alınması.Yokluğun başlıca sebepleri şunlardır:Yetkisiz kişi veya organ tarafından genel kurula davet yapılması (örneğin yönetim kurulu yerine ortaklardan birinin çağrı yapması),Hiçbir çağrı yapılmaksızın, toplantı yapılması gereken bir durumda çağrısız toplantı gerçekleştirilmesi (istisnai çağrısız toplantı halleri hariç),Genel kurul toplantısı yapılmaksızın karar alınması (elden dolaştırma veya mektupla),Bakanlık temsilcisinin bulunmasının zorunlu olduğu bir toplantıda temsilcinin bulunmaması veya toplantı tutanağını imzalamaması (TTK m. 407/3, 422/1),Asgari toplantı ve karar nisaplarının sağlanmaması (TTK m. 418 vd.),Şirkete ait paylar ile oy kullanılması (TTK m. 379),Gerçekte mevcut olmayan paylara dayanılarak karar alınması.Yokluk, herhangi bir süreye tabi olmaksızın herkes tarafından ileri sürülebilir. Mahkemece de re’sen dikkate alınır. Yoklukla malul kararların tespiti için açılacak dava bir tespit davası olup, iptal davası prosedürlerine tabi değildir. Ayrıca yok hükmündeki kararlar ticaret siciline tescil edilemez; tescil edilmiş olsa dahi bu, yokluk halini ortadan kaldırmaz (bkz. Prof. Dr. Hasan Pulaşlı, "Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Sakatlığı ve Müeyyidesi", GÜHFD, C. XVII, S. 1-2, 2013).Butlan, işlemin konusunun kanuna, kamu düzenine veya ahlaka aykırı olması halinde ortaya çıkan kesin geçersizlik halidir. TTK m. 447’de açıkça düzenlenmiş olan butlan halleri şunlardır:Pay sahibinin genel kurula katılma, oy, dava haklarını ortadan kaldıran veya sınırlandıran kararlar,Bilgi alma, inceleme ve denetim haklarını hukuka aykırı biçimde sınırlandıran kararlar,Anonim şirketin temel yapısını bozan kararlar,Sermayenin korunması ilkelerine aykırı kararlar.Butlan, yokluktan farklı olarak bir işlemin şeklen var olmakla birlikte, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırılığı sebebiyle geçersiz olmasıdır. Bu yönüyle, yokluk şekli eksikliklerde söz konusu iken, butlan esas eksikliklerinde gündeme gelir (bkz. Prof. Dr. Fatih Bilgili – Prof. Dr. Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, s. 190).Örneğin; kârın tamamının sermayeye eklenmesine dair karar alınırken TTK m. 507/2 ve m. 519/2 hükmüne aykırılık varsa, bu karar butlanla sakatlanır. Aynı şekilde, ortakların rızası dışında eşit işlem ilkesine aykırı biçimde ayrımcılık yaratılması durumunda da butlan gündeme gelebilir.Butlan da yokluk gibi süreye tabi olmadan herkes tarafından ileri sürülebilir ve hâkim tarafından re’sen dikkate alınır.Bilindiği üzere, anonim ortaklıklarda pay sahiplerinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesi uyarınca, kanuna, şirket esas sözleşmesine veya dürüstlük kuralına aykırı şekilde alınan genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma hakları bulunmaktadır. Ancak bu hak, TTK m. 446 kapsamında bazı şartların varlığına bağlanmıştır.Bu kapsamda iptal davası açabilecek olanlar şunlardır:(a) Toplantıya katılmış, alınan karara açıkça karşı çıkmış ve bu karşıt görüşünü toplantı tutanağına geçirterek muhalefetini resmî olarak kayda aldırmış pay sahipleri,(b) Toplantıya katılsın ya da katılmasın, oylamada ret oyu versin veya vermemiş olsun; toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gerektiği biçimde ilan edilmediğini, katılma hakkı bulunmayan kişilerin veya yetkisiz temsilcilerin toplantıya katıldığını ya da oy kullandığını, yahut kendisinin haksız biçimde toplantıya alınmadığını veya oy kullanmasının engellendiğini öne süren ve bu usulsüzlüklerin kararın oluşumunu etkilediğini iddia eden pay sahipleri.Somut olayda değerlendirildiğinde, davacı pay sahiplerinin, TTK m. 446'nın birinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen şekilde toplantıya katıldıkları, iptali talep edilen gündem maddelerine yönelik olarak karşı görüş bildirdikleri ve bu muhalefetlerini tutanağa açık biçimde geçirttikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle iptal davası açma ehliyetine sahip oldukları anlaşılmaktadır.Yukarıda yapılan genel açıklamalardan sonra iptale konu maddelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi yapılmalıdır.Buna göre;Gündem 2: Başkanlık Divanına İlişkin KararDavacılar, 11 Temmuz 2023 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda alınan, daha önce ertelenen 25 Mayıs 2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında seçilen başkanlık divanının, yeni toplantıyı da idare etmesine ilişkin kararın iptalini talep etmektedir. Gündem maddesi, divanın herhangi bir sebeple toplantıya katılamaması durumunda yeni bir başkanlık oluşturulup tutanakların imzalanması konusunda divana yetki verilmesini içermektedir. Davacılar, toplantı başkanı ...'nın taraflı davrandığını, müvekkillerine yönelik sistematik baskı uyguladığını, şahsi husumet taşıdığını ve görevini layıkıyla yerine getirmediğini ileri sürmektedir. Ayrıca, toplantı esnasında kayda alınan görüntülerin yetkisiz kişilerle paylaşılmasının da tarafsızlığı zedelediği ifade edilmiştir.Ancak, başkanlık divanının seçilme usulüne dair kanun, esas sözleşme veya dürüstlük kuralına aykırı bir durum tespit edilmemiştir. Başkanın toplantı sırasındaki tutumları, divan seçiminin iptalini gerektirecek nitelikte değildir. Zira kararın iptali ancak ilgili işlemin hukuka açıkça aykırı olması durumunda mümkündür. Kaldı ki söz konusu divan seçim kararının iptali, genel kurulda alınan diğer kararların geçerliliğine doğrudan bir etkide bulunmayacağından, iptalinin hukuki bir yarar doğurmayacağı da açık olduğundan davacıların bu maddenin iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir.Gündem 4: Finansal Tabloların OnayıAynı genel kurul toplantısında, "finansal tabloların okunması, görüşülmesi ve onaylanması" başlıklı dördüncü gündem maddesi kapsamında, tablolar oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Davacılar, bu karara karşı muhalefet şerhi ekleyerek tabloların gerçek durumu yansıtmadığını, özellikle şirketin ... Enerji A.Ş. ile olan ilişkisine dair bilgilerin eksik olduğunu, ayrıca arıtma tesisi ile ilgili yapılan yatırım harcamalarının açıklanmadığını belirtmiştir. Ayrıca, 31.12.2022 tarihli bilançoda “Diğer Çeşitli Alacaklar” kaleminde yer alan 2.094.961,98 TL tutarındaki alacağın dayanağının genel kurulda açıklanmadığını ve bu nedenle onay kararının hatalı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu eksiklikler nedeniyle, Bakırköy.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde bilgi alma ve inceleme hakkına dayalı ayrı bir dava açtıkları bilgisi de paylaşılmıştır.2022 yılına ait detay mizan ile finansal tablolar arasında uyum olduğu tespit edilmiştir. İncelemeye göre, ... Enerji A.Ş.’nin davalı şirketin mali tablolarında iştirak ya da bağlı ortaklık olarak yer almadığı görülmektedir. Bu nedenle, davalı şirketin bir şirketler topluluğuna ait olduğu iddiası teknik olarak karşılık bulmamaktadır. Ayrıca, ... Enerji’ye kefalet verildiği yönündeki bilgi, doğrudan finansal tablolarda değil, faaliyet raporunda yer almaktadır. Benzer şekilde, arıtma tesisi yatırımlarına ilişkin detayların da faaliyet raporunun konusu olduğu anlaşılmaktadır.Davacılar, en somut olarak, 205.080.624,00 TL değerindeki bir arsa yatırımının tapu devri gerçekleşmediği halde “Arsalar” hesabına değil “Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabına kaydedilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak faaliyet raporunda söz konusu arsanın tahsisi bakanlık onayıyla gerçekleştiği, belirli bir tutarın ödenmiş olduğu ve bakiye kısmın da açıklandığı ifade edilmiştir. Her ne kadar tapu devri henüz yapılmamış olsa da, arsanın duran varlıklar içinde gösterilmesi, mali tabloya esas teşkil eden varlıkların toplam tutarını etkilememekte, dahası yatırımcı açısından bilgilendirici bir nitelik taşımaktadır.Finansal tablolarda önemli ölçüde maddi hata veya yanlışlık bulunmadığı; bilgilerde yanıltıcı bir nitelik taşımadığı; rakamsal tutarların doğru olduğu ve faaliyet raporunda da detayların açıklandığı tespit edilmiştir. Bu nedenle finansal tabloların iptalini gerektirecek ölçüde hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından davacıların bu maddenin iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir.Gündem 6. MaddeDavacılar, şirket esas sözleşmesinde yer alan maksat ve mevzuya ilişkin 3. maddenin değiştirilmesine dair alınan kararın, Türk Ticaret Kanunu’nun 421. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekli olan toplantı ve karar nisaplarını sağlamadığını ileri sürerek yokluğunun tespitini, mümkün değilse iptalini talep etmişlerdir.Yapılan değerlendirmede, esas sözleşmede değişiklik yapılmak istenen hususun, şirketin faaliyet konusunun tamamen değiştirilmesi değil, mevcut konulara ilave bir alanın eklenmesi niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu durum TTK md. 421/3-(c) kapsamında öngörülen ağırlaştırılmış nisapları gerektirmemektedir. Nitekim karar, tüm pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunduğu bir genel kurul toplantısında oy çokluğu ile alınmış, TTK md. 421/1’de öngörülen nisap şartları sağlanmıştır. Bu nedenle toplantının nisap yönünden sakat olduğu veya alınan kararın yok hükmünde olduğu söylenemez.Ayrıca, değişikliğin TTK md. 446’ya aykırı olduğu yönündeki iddialar da yerinde görülmemiştir. Kanunen şirketlerin faaliyet alanlarını genişletmesine engel bir hüküm bulunmamaktadır. Esas sözleşmede böyle bir sınırlama da mevcut değildir. Bu nedenle, söz konusu kararın iptaline veya yok sayılmasına yönelik taleplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlaşıldığından davacıların bu maddenin iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir.Gündem 7. MaddeDavacılar, sermaye artırımına ilişkin olarak alınan genel kurul kararının, gerekli açıklamalar yapılmaksızın ve TTK md. 457’ye uygun olmaksızın alındığını, yönetim kurulu beyanının sunulmadığını, dolayısıyla kararın butlanla sakat olduğunu ya da iptal edilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.Genel kurulda alınan karar uyarınca şirketin sermayesi 312.000.000 TL’den 1.139.000.000 TL’ye çıkarılmış, artışın tamamı şirketin iç kaynaklarından karşılanmıştır. Bu iç kaynaklar; geçmiş yıl karları, yeniden değerleme artış fonları ve olağanüstü yedek akçeler gibi kalemlerden oluşmaktadır. Söz konusu kaynakların bilanço ile uyumlu olduğu ve genel kurulda sermayeye eklenmesine karar verildiği tespit edilmiştir.Sermaye artırımı ile şirket ortaklarının pay oranlarında bir değişiklik meydana gelmediği gibi, azınlık haklarını zedeleyici bir sonuç da doğmamıştır. 2022 yıl sonu itibariyle şirketin devam eden yatırımlarının yaklaşık 2,85 milyar TL tutarında olduğu, buna karşılık net işletme sermayesinin yaklaşık 303 milyon TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, yatırım ihtiyacını karşılamak amacıyla iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılmasının finansal gerekçelere dayandığı ve şirket faaliyetinin devamı açısından zorunlu olduğu değerlendirilmiştir.TTK md. 462 hükmü uyarınca, bilançoda sermayeye eklenecek fonların mevcut olması halinde, bu fonlar kullanılmadan dış kaynaklı sermaye artırımı yapılamaz. Somut olayda, yalnızca iç kaynaklar kullanılmış olup, TTK’nın aradığı şekil ve esas şartlarına uygun hareket edilmiştir. Bu itibarla, davacıların kararın iptali veya butlanı yönündeki iddialarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacıların bu maddenin iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir.Gündem 8. Madde – Denetçi SeçimiDavacılar, 11.07.2023 tarihli genel kurul toplantısında gündemin sekizinci maddesi kapsamında, denetçi olarak ... Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş.’nin yeniden seçilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. İddialarına göre, söz konusu denetim firması önceki yıllarda da aynı görevi üstlenmiş, denetim süreciyle bağı bulunamayacak kişiler tarafından seçilmesi gerekirken, şirketin mali müşaviri ... ’ın bu firmanın ortağı olması nedeniyle bağımsızlık ilkesinin ihlal edildiği savunulmuştur. Ayrıca, TTK m. 400 kapsamında denetçi seçimi ile ilgili sınırlamalara aykırılık bulunduğu, seçimin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı ifade edilmiştir.Davalı şirketin 2023 yılına ilişkin genel kurul toplantısında, Bağımsız Denetçi olarak ... YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.’nin seçildiği görülmektedir. Davacılar, bu şirketin ortağı olan ... ’ın, aynı zamanda davalı şirkete danışmanlık hizmeti verdiğini ve geçmiş yıllarda şirketin mali müşaviri olarak görev yaptığını iddia etmektedir.Dosyaya sunulan belgeler arasında yer alan danışmanlık sözleşmesi ve mali tablolarda görülen danışmanlık gider kalemleri, ... ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu doğrulamaktadır. Ayrıca ... YMM’nin 2007 tarihli yönetim kurulu kararı ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yapılan ilanlar uyarınca, ... ’ın bu denetim şirketinin ortağı olduğu tespit edilmiştir.Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 22. maddesi uyarınca, denetim faaliyetinin hem esasen hem de şeklen bağımsız yürütülmesi gerekmektedir. Esasta bağımsızlık, denetçinin mesleki kanaat ve muhakeme gücünü özgürce kullanmasını; şeklen bağımsızlık ise üçüncü kişiler nezdinde tarafsızlığını ve dürüstlüğünü sorgulatmayacak bir ilişki içinde olmasını ifade etmektedir. Aynı Yönetmelik’in 5. fıkrasında, denetim firmalarının denetledikleri şirketlere danışmanlık ve benzeri hizmetler sunamayacağı açıkça belirtilmiştir.Bu bağlamda, ...’ın hem denetçi olarak seçilen firmanın ortağı olması hem de aynı zamanda denetlenecek şirkete danışmanlık hizmeti sunması, denetim bağımsızlığını esaslı biçimde zedelemektedir. TTK md. 400 hükmü uyarınca da, denetlenecek şirketin muhasebe işlemleriyle doğrudan veya dolaylı şekilde ilgisi olan kişilerin denetçi olarak atanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, denetim dışı hizmet sunumu ve çıkar çatışması ihtimali, denetçinin objektifliğini tartışmalı hale getirmiştir.Bu nedenlerle, ...YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.’nin denetçi olarak atanmasına ilişkin genel kurul kararının hem TTK’nın emredici hükümlerine hem de Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nde yer alan bağımsızlık ilkesine aykırılık taşıdığından söz konusu maddenin iptaline karar verilmelidir.Gündem 9. Madde - Yönetim Kurulu Üyelerine Ödenen Huzur Hakkı ve ÜcretlerDavalı şirketin 2020 yılı genel kurul kararında, yönetim kurulu üyelerine aylık brüt 56.000 TL huzur hakkı ödenmesi kabul edilmiştir.2021 yılı genel kurulunda ise aktif görevde bulunan, imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyelerine aylık net 60.000 TL olmak üzere 16 maaş karşılığı 960.000 TL, ayrıca tüm yönetim kurulu üyelerine aylık net 20.000 TL huzur hakkı üzerinden 12 aylık toplam 240.000 TL ödeme yapılması kararlaştırılmıştır. Böylece icracı yönetim kurulu üyelerine yıllık toplam 1.200.000 TL net ödeme yapılması öngörülmüştür. Bu da ortalama aylık net 100.000 TL’ye denk gelmektedir. Diğer yönetim kurulu üyelerine ise yılda toplam 240.000 TL ödenmiştir.2022 yılı genel kurul kararı uyarınca, aktif görevde bulunan yönetim kurulu üyelerine aylık net 214.000 TL, görevli olmayanlara ise aylık net 56.000 TL huzur hakkı verilmesi karara bağlanmıştır. Davacı taraf, önceki yıl ile kıyaslandığında bu artış oranının %168’e ulaştığını ileri sürmüştür. Ancak yapılan incelemelerde, 2021 yılında icracı üyelere ortalama aylık 100.000 TL ödeme yapıldığı, 2022 yılında ise bu tutarın 214.000 TL’ye çıkarıldığı görülmektedir. Bu durumda fiili artış oranı yaklaşık %114’tür; dolayısıyla davacı vekilinin ileri sürdüğü %168’lik artış isnadı isabetli bulunmamıştır.Diğer yönetim kurulu üyeleri açısından 2021 yılında aylık 20.000 TL olan huzur hakkı, 2022 yılında 56.000 TL’ye yükselmiş; bu da yaklaşık %180’lik bir artış anlamına gelmektedir.Karşılaştırmalı Sektör AnaliziMahkememizce talep üzerine aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerden huzur hakkı tutarlarına dair bilgi istenmiş ve gelen yanıtlarda aşağıdaki durum tespit edilmiştir:Şirket Adı İcracı YK Üyesi (TL) Diğer YK Üyeleri (TL) Toplam Aylık Ödeme (TL)Davalı Şirket 214.000 56.000 270.000Alkim Kağıt 234.313 84.588 318.902Varaka Kağıt 0 0 0Kahramanmaraş Kağıt 200.000 150.000 350.000Kipaş Kağıt 104.000 80.000 184.000Oyka Kağıt 0 0 0Bu veriler ışığında, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerine ödediği huzur hakkının, sektördeki bazı firmaların altında, bazı firmaların ise üzerinde olduğu görülmektedir. Örneğin, ... Kağıt ve ... Kağıt gibi firmalar daha yüksek huzur hakkı ödemesi yapmaktadır. Buna karşılık, ... Kağıt ve... Kağıt firmalarında yönetim kurulu üyelerine herhangi bir ödeme yapılmamaktadır.Sektör ortalamalarıyla yapılan karşılaştırmada davalı şirketin ödediği tutarların aşırıya kaçmadığı ve makul düzeyde kaldığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, huzur hakkı ödemelerine ilişkin alınan genel kurul kararının iptalini gerektiren bir hukuka aykırılık tespit edilmediğinden davacıların bu maddenin iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir.Gündem 10. Madde – Yönetim Kurulu Üyelerinin İbrasıDavacılar, yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği 10. gündem maddesinde, Türk Ticaret Kanunu’nun 436/2. maddesine aykırı olarak, ibra oylamasında yönetim kurulu üyelerinin oy kullandığını ve bu nedenle kararın geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürmektedir.İbra, genel kurulun yönetim kurulu üyelerinin geçmiş faaliyetlerine yönelik olarak sorumluluklarını kaldıran nitelikte bir karardır ve menfi borç ikrarı olarak değerlendirilir. TTK md. 436/2 uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ve yönetime dahil olan kişiler kendi ibralarına ilişkin oylamalara katılamazlar. Somut olayda, pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi ... ’ın kendi ibrası dâhil olmak üzere herhangi bir ibrada oy kullanmadığı sabittir. Ayrıca, iddiaya konu edilen......'nın ise yönetim kurulu üyesi değil genel müdür sıfatını haiz olduğu ve bu nedenle TTK 436/2 kapsamında oydan yoksunluk hükümlerinin kendisi için geçerli olmadığı anlaşılmaktadır.Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yönetim kurulu üyelerinin oyları dikkate alınmaksızın, kalan oyların ibra için yeterli olması durumunda, geçersizlik sonucu doğmayacaktır (Yarg. 11. HD. 16.03.1982 T., E. ████████, K. █████████). Bu bağlamda, iptali talep edilen gündem maddesinde herhangi bir kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığından, ibra kararının geçerliliği yönünde şüphe bulunmadığından davacıların bu maddenin iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir.Gündem 11. Madde – Kar Payı DağıtımıDavacılar, brüt 15.600.000 TL tutarında kar payı dağıtılmasına yönelik alınan kararın, eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerine ücret adı altında örtülü kar dağıtımı yapıldığını ve bu suretle diğer ortakların paylarının azaltıldığını ileri sürmüştür. Ayrıca, yetersiz kar payı dağıtımıyla yatırım planlarının gerekçe gösterilmesinin gerçek durumu yansıtmadığını ve kararın iptali gerektiğini belirtmişlerdir.Davalı şirketin 2022 yılı net karından 15.600.000 TL’nin dağıtılmasına karar verilmiştir. Mali verilere göre bu tutar, şirketin dönem karının yaklaşık %45’ine tekabül etmekte olup kalan tutar ise işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak ve yatırım projelerinin finansmanında kullanılmak üzere şirkette bırakılmıştır. Bağımsız bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, şirketin devamlılığı ve yatırım sürecinin sekteye uğramaması açısından bu karar makul ve gereklidir. Ayrıca, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesi, örtülü kar payı dağıtımı olarak değerlendirilemez; bu uygulama yasa ve esas sözleşme çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.Öte yandan, mali tabloların gerçeği yansıtmadığına dair somut ve geçerli bir tespit bulunmadığından, bu gerekçeyle kar dağıtım kararının iptali hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla, gündemin 11. maddesinde alınan kararın, eşitlik ilkesine, dürüstlük kuralına veya TTK hükümlerine aykırılığı bulunmadığı anlaşıldığından davacıların bu maddenin iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir.Gündem 12. Madde – İşlem ve Rekabet Yasağının KaldırılmasıDavacılar, davalı şirketin genel kurulunda alınan 12 no’lu karar ile yönetim kurulu üyelerinin işlem ve rekabet yasağının kaldırıldığını, ancak bu oylamada ilgili yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmalarının Türk Ticaret Kanunu’nun 436/1. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir. Bu nedenle alınan kararın iptal edilmesi gerektiği savunulmaktadır.Yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve rekabet etme yasağı, TTK md. 395 ve 396’da düzenlenmiştir. Bu yasaklar mutlak nitelikte olmayıp, genel kurulun açık izni ile kaldırılabilir. Ancak bu iznin verileceği genel kurul oylamasında, ilgili yönetim kurulu üyelerinin oy kullanıp kullanamayacağı öğretide ve yargı kararlarında tartışılmış, baskın görüşe göre oy kullanamayacakları kabul edilmiştir.Öğretide ... tarafından da ifade edildiği üzere, işlem ve rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin genel kurul kararları, doğrudan yönetim kurulu üyesinin şahsi menfaatine ilişkindir ve bu nedenle ilgili kişinin oy kullanması mümkün değildir. Bu görüş, Yargıtay’ın çeşitli kararlarında da benimsenmiş olup, ilgili kişinin kendi yasağının kaldırılmasına ilişkin oylamalarda oydan yoksun olduğuna hükmedilmiştir (örneğin Yarg. 11. HD. 14.03.2011 T., E. ██████████, K. █████████).TTK md. 436/1 uyarınca, yönetim kurulu üyeleri, şahsi nitelikteki kararlarda oy kullanamazlar. Bu kapsamda, işlem ve rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin kararlar da bu kategoriye girmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, yalnızca ilgili yönetim kurulu üyesinin kendi lehine olan oylamada oy kullanamayacağıdır; başka bir üyenin yasağının kaldırılmasına ilişkin oylamalarda oy kullanma yasağı yoktur.Somut olayda, genel kurulda yapılan oylamada, ... ın kendi yasağının kaldırılmasına ilişkin kısımda oy kullanmadığı, diğer üyelerin yasağının kaldırılmasına ilişkin oylamalarda ise oy kullandığı görülmektedir. Ayrıca, oylamada 118.560 ret oyuna karşılık 193.440 kabul oyu ile karar alınmıştır. ....’ın payları kabul oylarından düşüldüğünde dahi, karar yeter sayısı sağlandığından, kararın iptalini gerektiren bir durum bulunmamaktadır.TTK md. 418/2 gereği, kararlar toplantıya katılanların çoğunluğu ile alınır. Davalı şirketin esas sözleşmesinde bu konuda özel bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu bağlamda, oylama usulü ve oy çokluğu koşulları sağlandığından, kararın yoklukla malul olmadığı gibi iptali de hukuken mümkün olmadığından davacıların bu maddenin iptaline ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; asıl ve birleşen davada davalı şirketin █████/2023 tarihli genel kurulunda gündemin 8 nolu maddesi ile alınan kararın İPTALİNE,2-Asıl ve birleşen davalarda davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,ASIL DAVADA : 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 269,85 TL'den mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,4-Davacı tarafından ödenen 269,85 TL Başvurma Harcı, 269,85 TL Peşin Harç ve 38,40 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından yapılan 32 tebligat+posta ücreti 2.982,00 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 8.000,00 TL olmak üzere toplam 10.982,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.220,23 TL'nin (1/9 üzerinden) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 1.000,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,BİRLEŞEN DAVADA : 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 269,85 TL'den mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,10-Davacı tarafından ödenen 269,85 TL Başvurma Harcı, 269,85 TL Peşin Harç ve 38,40 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,11-Davacı tarafından yapılan 22 tebligat+posta ücreti 1.117,50 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 8.000,00 TL olmak üzere toplam 9.117,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 759,80 TL'nin (1/12 üzerinden) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,12-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 13-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 14-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 1.000,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. █████/2025Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪Üye ...Üye .... ☪e-imzalıdır.☪ Katip .... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."