Anahtar kelimeler: Övme Suçluyu Aşağılama Organlarını Süreç Devletini Devletin Edenin Görüşü Hukukî
4. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
    SAYISI : █████████ E., ████████ K.
    SUÇLAR : Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama, suç ve suçluyu övme
    HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
    Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanık hakkında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama ile suç ve suçluyu övme suçlarından İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; konuşmanın ifade özgürlüğü ve sanığın görevi kapsamında yapılmakla birlikte savunma ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.
    III. GEREKÇE
    Sanık müdafiinin belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
    Ancak;
    1. Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10. maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür.
    Mahiyeti ve yapısı itibariyle Anayasanın 26., AİHS'nin 10. maddeleri ile teminat altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti bağlamında suç tanımında gösterilen hassasiyetin uygulamada da gözetilmesinde zaruret bulunduğundan, kamu düzeni ve toplum huzurunu korumak gibi meşru bir amaca yöneldiğinde kuşku bulunmayan müdahalenin, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve hakkın özüne dokunmadan ölçülü/orantılı bir müdahale olup olmadığının olaysal olarak mahkemece değerlendirilmesi gerekir.
    İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir.
    Bu açıklamalar ışığında; sanığın televizyon kanalında yaptığı açıklamada kullandığı ifadelerin ağır siyasi eleştiri kapsamında kaldığı, siyasal iktidarda bulunanların eleştirilebilmesinin Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklardan olduğu gözetilerek unsurları oluşmayan Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçundan dolayı sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi.
    2. 5237 sayılı Kanun'un 215. maddesi "İşlenmiş olan bir suçu veya işlenmiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9-69-99 sayılı kararlarında işaret olunduğu üzere; 5237 sayılı Kanun'un 215. maddesinde düzenlenen suçu ve suçluyu övme suçunun oluşabilmesi için "kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması" ve bu tehlikenin soyut değil somut olması gerekmektedir.
    Yukarıdaki açıklamalar ışığında; sanığın yaptığı açıklamalar sonucunda, kamu düzeni açısından ne şekilde açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığı yeterince açıklanıp tartışılmaksızın yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
    3. Kabule göre de; sanığın, iddianamede belirtilen röportajda geçen davaya konu ifadeleriyle, tek eylemle Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama ile suç ve suçluyu övme suçlarını birlikte işlediğinin yine dosya kapsamından sanık hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan da soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması karşısında, bahse konu dosyanın akıbeti araştırılarak mümkün olması halinde birleştirilmesi, aksi halde usulüne uygun şekilde dava dosyasının incelenmesi ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi gereğince fikri içtima ve mahsup hükümleri de nazara alınıp sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi,
    Hukuka aykırı bulunmuştur.
    IV. KARAR
    Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
    Dava dosyasının, aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    14.04.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!