"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : █████████ E., ████████ K.SUÇ : Nitelikli yağmaHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceAnkara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-h, 168/3, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ve ayrıca sanık ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca cezlarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.B. İstinafAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 16.09.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının "Sanıkların mağdurlar ... ve Yılmaz'a ait olduğunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu suça konu iki ayrı cep telefonunu zor kullanmak suretiyle alması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin ayrı ayrı her bir mağdura yönelik yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden tek yağma suçundan hüküm kurulması aleyhe istinaf talebi bulunmadığından davanın yeniden görülme nedeni yapılmamıştır." eleştirisi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık ... Müdafiinin Temyiz İstemiYağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, hükmün bozulması ve sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın cep telefonunu aldığına veya yardımcı olduğuna ilişkin delil bulunmadığına, kavganın içinde bulunmak dışında yağma suçu ile ilgisinin bulunmadığına, mağdurların sanığın cep telefonunu aldığına dair beyanlarının bulunmadığına, gerekçede de sanık ...'in adının geçtiğine, suçun manevi unsurunun oluşmadığına, hükmün bozulması ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın yağma suçunu işlediğine dair iddia ve delil bulunmadığına, kendisini kavganın içinde bulmak dışında yağma suçu ile ilgisinin bulunmadığına, suçun manevi unsurlarının oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiğine, mahkûmiyet kararının usul ve kanuna aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde1.Sanıklar müdafilerin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.2. Sanıkların savunmaları, mağdurların ve tanığın beyanları, kamera kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar ile mağdurlar arasında, sanık ...'nın mağdur ...’a omuz atması nedeniyle sözlü bir tartışmanın başladığı, bu tartışmanın kısa sürede arbedeye dönüştüğü, arbede sırasında sanık ...’nın mağdur ...’a kafa attığı, yine aynı esnada mağdur ...’in elinde bulunan ve hem kendisine hem de mağdur ...’a ait olan iki cep telefonunu yere düşürdüğü, bu telefonların sanık ... ile hakkında yargılaması ayrı yürütülerek mahkûmiyet kararı verilen suça sürüklenen çocuk ... tarafından yerden alındığı ve sanık ...’un telefonlarla birlikte olay yerinden uzaklaştığı, suça sürüklenen çocuk ...’in ise mağdur ... tarafından yakalandığı anlaşılmaktadır. Sanıklar ... ve ..., soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin her aşamasında üzerlerine atılı suçu kabul etmemiş; katılan ... ile aralarında yaşanan tartışma neticesinde bir arbede meydana geldiğini ifade etmişlerdir. Katılanların ve tanık ...’ın beyanları da bu hususu doğrulamaktadır. Olayın başlangıcında sanık ...’nın, elinde telefonları bulunduran mağdur ... yerine mağdur ...’a omuz attığı sabittir. Şayet sanıkların amacı baştan itibaren telefonları ele geçirmek olsaydı, öncelikle bu telefonları elinde bulunduran mağdur ...’e yönelik cebir kullanmaları beklenirdi. Kaldı ki, mağdur ...’in adli raporunda herhangi bir darp ya da cebir izine rastlanmamıştır. Gerek mağdurların gerekse tanığın beyanlarından da anlaşılacağı üzere, sanıkların ve inceleme dışı suça sürüklenen çocuğun, mağdur ...’in elinden telefonları almaya yönelik herhangi bir fiili davranışta bulunduklarına dair bir bulgu mevcut değildir. Telefonları alarak olay yerinden uzaklaşan sanık ..., hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında bu telefonlardan birini sattığını beyan etmiş; telefonu satın aldığı belirtilen tanık Hoğır Yalçın da, sanığın yediği midyeler karşılığında telefonu kendisine bıraktığını ifade etmiştir. Diğer telefonun ise, soruşturma aşamasında beyanına başvurulan Mehmet Ali Demirkol’a 230,00 TL karşılığında satıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, sanıklar ... ve ...’nın söz konusu telefonlardan herhangi bir menfaat temin etmedikleri sabittir. Sanık ... ve ... Kolu Kısa telefonların alındığını görmediklerini beyan etmişlerdir. Ayrıca telefonların alınmasının ardından sanıkların olay yerinden suça sürüklenen çocuk ve sanık ... ile birlikte kaçtıklarına ilişkin herhangi bir beyan ya da delil de dosyada yer almamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dosyada yer alan adli raporlara göre, olay tarihinde mağdur ... ile sanıklar ... ve ...’nın alkollü oldukları, bu durumun taraflar arasında çıkan tartışmanın kısa sürede kavgaya ve arbedeye dönüşmesinde etkili olduğu, olayın kendiliğinden ve anlık geliştiği, arbede sırasında cep telefonlarının yere düştüğü, bu telefonları alma yönünde yalnızca sanık ... ile suça sürüklenen çocuk ... arasında iştirak iradesinin oluştuğu, sanıklar ... ve ...’nın ise bu eyleme katıldıklarına veya iştirak ettiklerine dair herhangi bir delilin bulunmadığı ve olayda kullanılan cebrin malı almaya yönelik olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, sanıklar ... ile ... hakkında nitelikli yağma suçundan beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.3. Sanıkların tutukluluk ve gözaltında kaldıkları sürelerinin karar başlığında gösterilmemesi ve 5237 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca bu sürelerin cezalarından mahsubuna karar verilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde1. Sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.2. Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde dahada açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir. Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd mal varlığına karşı suçlar Adalet Ankara 2018 age s. 74, Özgenç İzzet türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı Seçkin Ankara 2021 ağe. s 168 vd, Tezcan/Erdem/Önok age s. 704, Koca/Üzülmez TCK Genel Hükümler seçkin 9. Baskı age s. 583) Cebir veya tehdit kullanılması malın alınmasında araç olarak kullanılması yağma suçunun ayırıcı unsurudur. Dolayısıyla iki hareket arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yani malın alınması kullanılan cebir veya tehdidin sonucu olmalıdır. kullanılan cebir veya tehdit mağduru malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılacak düzeyde olmalıdır. Teslim mecburiyeti yaratmayan cebir veya tehdit suçun oluşumu bakımından yeterli değildir. Kullanılan zor ile malın alınması arasında nedensellik ilişkisi yoksa (sebep-sonuç) fail yağma suçundan cezalandırılmaz. (benzer görüşler için bkz. Özbek, /Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku özel hükümler 13. bası Ankara age 657, Gökçek vd age s.88) Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir mala yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa eylem yağma suçunu oluşturmaz. Mesela konut veya iş yerine girmek isteyen birine karşı konulması halinde mağdura yönelen cebir eylemi yağmaya dönüştürmez. Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Bunun gibi bir mal almaya yönelik olmayan cebir eylemi yağmaya dönüştürmeyecektir. Mesela cinsel istismara karşı koyan mağdura uygulanan cebirde olduğu gibi. Bu gibi durumlarda yağma değil cebren cinsel saldırı suçları oluşacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Artuç mal varlığına karşı suçlar adalet 2011 age s.231,Gökcan/Artuç age s.5348)Doğrudan malı almaya yönelik olmayan zor eylemi yağmaya dönüştürmez. Mesela başka nedenle kavga ettikten sonra giderken mağdurun mallarının alınması halinde yağma değil gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Cebir veya tehdidin cezasına ilave olarak hırsızlıktan ceza verilmelidir. Ancak bura da dikkat edilmesi gereken husus mağdurun malın alındığını görmemesi gerekir. Eğer mağdur malın alındığını gördü ama az önce uğradığı saldırının etkisi ve korkusu ile kendisini savunamayacak durumda, direnci kırılmış olduğu için müdahale edemeyecek durumda ise artık yağma oluşacaktır.Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır.Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıyan, olay öncesi olay sırasında ve olay sonrasında gerçekleşen söz, davranış ve hareketlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tüm hususlar birlikte değerlendirilerek eylemin başlangıçtan itibaren malı almak amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyorsa mağdurun malın alındığını görmesine bile gerek olmadan eylemi yağma olarak kabul etmek gerekir. Ancak eylem başlangıçta malı almak için değilde başka bir nedenle başlamış ve mağdur cebir veya tehdide maruz kalmış direnci kırılmış ise bu takdirde malın alındığını görmesi en azından malın alınacağını bilmesi gerekir ki az önce uğradığı cebir veya tehdidin etkisiyle karşı koyamamış olsun ve yağma suçu yasal unsurları itibariyle oluşsun. Aksi takdirde cebir veya tehdidin etkisiyle malın tesliminden bahsedilemeyecektir.Yağma suçunda cebir veya tehdidin malı almaya yönelik olması, malın bu cebir ve tehdit etkisiyle verilmesi gerekir. Malın götürülmesine yönelik olmayan cebir veya tehdit yağma suçunu oluşturmayacaktır.Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde; yukarıda izah edildiği üzere, olayın kendiliğinden ve anlık şekilde geliştiği, çıkan arbede sırasında mağdur ...’in cep telefonlarının yere düştüğü, bu telefonları alma yönünde sanık ... ile inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...arasında iştirak iradesi oluştuğu, sanık ve suça sürüklenen çocuğun telefonları yerden alarak olay yerinden kaçtıkları, mağdur ...’in suça sürüklenen çocuğu yakaladığı, sanık ...’un ise cep telefonları ile birlikte kaçtığı anlaşılmaktadır. Olayda uygulanan cebrin, malı almaya yönelik olmadığı açık olup sanık ... hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulması gerekirken, nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.3. Sanığın tutukluluk ve gözaltında kaldıkları sürelerinin karar başlığında gösterilmemesi ve 5237 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca bu sürelerin cezasından mahsubuna karar verilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,17.06.2025 tarihinde karar verildi.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!