Anahtar kelimeler: Stopaj Yılının Kasım Aralık Damga İhraç Yedinci Satışlarından Tüketim Emrinin

T.C.
D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı adına 2019 yılının Aralık dönemine ait özel tüketim vergisi ile 2019 yılının Kasım dönemine ilişkin gelir stopaj ve damga vergilerinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, davacının, ihraç kayıtlı satışlarından dolayı 2019 yılının Aralık dönemine ilişkin özel tüketim vergisi beyannamelerinde tecil-terkin talebinde bulunduğu ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, yapılan teslimlerden kaynaklanan ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin mahsubunu istediği, davalı idarece, 2015 ilâ 2018 dönemlerine ilişkin olarak incelemeye sevk edildiğinden bahisle tecil-terkin talebi yerine getirilmeyerek ve mahsup iade talepleri de gözetilmeksizin dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, davacının ihraç kayıtlı satışlarından dolayı tecil-terkin talebinde bulunmasına rağmen, davalı idarece üretimin yapılmadığı, ihracatın gerçekleşmediği veya taahhütlerin yerine getirilmediği yönünde herhangi bir olumsuz tespit yapılmaksızın, yalnızca incelemeye sevk edildiğinden bahisle tecil-terkin talebi yerine getirilmemek suretiyle düzenlenen dava konusu ödeme emrinin özel tüketim vergilerine isabet eden kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, kendi beyanına istinaden tahakkuk ettirilen kurum geçici vergisinin mahsuben ödenmesi talebiyle başvuruda bulunulması üzerine, davalı idarece mahsup talebinin değerlendirilmesi, yerine getirilip getirilemeyeceğinin irdelenmesi suretiyle alınacak kararın tebliği ile davacının iddialarını ve savunmasını sunmasına olanak tanınması gerekirken, söz konusu talebe ilişkin herhangi bir karar alınmaksızın anılan verginin vadesinde ödenmediğinden bahisle doğrudan ödeme emrine konu edilmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının mahsuben iade talepleri inceleme sonuçlanmadan yerine getirilemeyeceğinden, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY : 2019 yılı Ekim ilâ Aralık dönemlerine ait kurum geçici vergilerinin 2018 yılı Aralık dönemine devreden ait katma değer vergisinden mahsup edilmesi isteminde bulunan davacının söz konusu talebinin yerine getirili getirilmeyeceği yönünde bir karar verilmeksizin adına düzenlenen ödeme emrini iptal eden Vergi Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde, amme alacağının vadesinde ödenmeyenlere, 7 gün içinde dava açabilecekleri belirtilmiştir. Bir vergi borcunun tahsili amacıyla ödeme emri ile tebliğ olunacağı, aynı Kanunun 58. maddesinde ise kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabilecekleri belirtilmiştir. Bir vergi borcunun tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için öncelikle söz konusu vergi borcunun usulüne uygun olarak tahakkuk etmesi ve vadesinde ödenmemiş olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada ise dava konusu ödeme emrinin içeriğinde yer alan vergi borcunun tahakkuk ve kesinleşme aşamalarına ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ilgili dönemlerde davacı adına tahakkuk edip kesinleşen verginin mahsup yoluyla ödenmesi talebine cevap verilmeksizin ödeme emri düzenlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü, davacının İdarede vergi borcunu karşılayacak tutarda alacağı bulunup bulunmadığının belirlenmesini gerektirmektedir. Vergi Mahkemesince, vergi borcu bulunan davacının mahsup talebine ilişkin başvurusu usulüne uygun olarak cevaplandırılarak bu işleme karşı dava açma hakkı tanınması gerektiği gerekçesiyle ödeme emrinin bu kısmı iptal edilmiş ise de, mahsup talebinin reddine ilişkin işlemin usulüne uygun olarak tebliği üzerine süresi içerisinde dava konusu edilmemesi ödeme emri aşamasında davacının iade alacağı bulunup bulunmadığının "böyle bir borcu olmadığı" iddiası kapsamında incelenmesine engel teşkil etmeyeceği gibi, bu husus ödeme emri aşamasında da davacı tarafından ileri sürülebileceğinden, dava açma hakkını ortadan kaldırdığından da söz edilemez. Bu nedenle, davacının mahsuben iade talebi hakkında karar verilmeyerek düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, davacının iddiaları, 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde belirtilen "böyle bir borcu olmadığı"na ilişkin bir itiraz niteliğinde olup, mahkemece davacının mahsup başvurusunda bulunduğu tarih itibarıyla borcu karşılayacak tutarda iade alacağı bulunup bulunmadığı incelenerek bir karar verilmesi gerektiğinden temyiz isteminin kabul edilerek Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.