Anahtar kelimeler: Otomotiv Bam Nakliyat Taşimacilik Turizm Başkan Yazim Kambiyo Limited Gida

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ... TAŞIMACILIK OTOMOTİV İNŞAAT TURİZM GIDA NAKLİYAT TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... -...
...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ :█████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ :█████/2025
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyası kapsamında ödeme emri tebliğ edilmiş, ekinde ise alacaklısı davalı, borçlusu müvekkili şirket olan 27.07.2021 tanzim tarihli 14.12.2021 vade tarihli 36.200 EURO meblağlı senet gönderildiğini, Müvekkili şirketin, alacaklı gözüken şahısla hiçbir zaman hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin, alacaklı gözüken davalı şahıstan hiçbir zaman borç para almadığı gibi kendisine böyle bir senet de vermediğini, bu nedenle müvekkili şirketin, dava konusu senetten dolayı davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, Müvekkili şirketin, uluslararası nakliye ve ithalat ve ihracat işleri ile iştigal ettiğini, Müvekkili şirket ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, Müvekkili şirketin, davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, Müvekkili şirketin, 22.11.2022 tarihinden itibaren tek imza yetkilisinin ... olduğunu, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları ile de sabit olduğunu, Müvekkili şirketin borçlu olmadığı halde sahte kaşe kullanılmak suretiyle şu ana kadar icraya konu edilen senetleri şunlardır: "27.07.2021 düzenleme tarihli 14.12.2021 vade tarihli 36.200 EURO meblağlı senet (işbu davanın konusu olan senettir),"25.06.2022 düzenleme tarihli 25.07.2022 vade tarihli 19.500 EURO meblağlı senet (menfi tespit davası ayrıca açılacaktır), "07.07.2022 düzenleme tarihli 25.08.2022 vade tarihli 30.000 EURO meblağlı senet (menfi tespit davası ayrıca açılacaktır - dosya numarası bilahare Sayın Mahkemeye iletilecektir),"13.06.2022 düzenleme tarihli 18.07.2022 vade tarihli 152.500 EURO meblağlı senet (menfi tespit davası ayrıca açılacaktır - dosya numarası bilahare Sayın Mahkemeye iletilecektir) Öncelikle müvekkili şirketi ilzam ettiği iddia edilen imzaya itiraz ettiklerini, Senet metni üzerinde bulunan sahte şirket kaşesi üzerindeki imzanın, müvekkili şirketi temsil kabiliyeti bulunmadığını, dava konusu senette müvekkili şirketin kaşesi ve imzası bulunmadığını, Davalı şahıs, kötü niyetli olarak hareket edip, dava dışı ...'ın imzasının üzerine, sahte olarak yaptırdığı kaşeyi basarak müvekkili şirketi borçlu olarak göstermeye çalıştığını, dava dışı ...'ın 22.11.2022 tarihinden itibaren şirketi temsil etme ve şirketi borçlandırma yetkisi bulunmadığından, davalı şahıs; 2024 yılında dava dışı ... tarafından düzenlenen senedin düzenleme tarihini 27.07.2021 olarak yazdığını, davalı şahsın tamamen kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle, diğer tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla; Müvekkili şirketin mağdur duruma düşmemesi için takibin işbu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar tedbiren durdurulmasına ve icra dosyadaki teminatın / tahsilatın tedbiren alacaklıya ödenmemesine, 27.07.2021 tanzim tarihli 14.12.2021 vade tarihli 36.200 EURO meblağlı senetten dolayı müvekkil şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Lehimize asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Tüm dosya ve evrakların birlikte değerlendirilmesi sonucunda; 6102 Sayılı TTK'nın "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A-(Ek:6/███████-███████ md.) maddesinde"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir."hükmü yer almaktadır. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A-(Ek:6/███████-███████ md.) maddesinde " (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü yer almaktadır. Somut uyuşmazlıkta davanın konusunun Menfi Tespit davası olduğu, bu dava türünde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının şart olduğu ancak davacı vekili tarafından davadan önce arabuluculuğa başvurulduğuna dair her hangi bir belge sunulmadığı anlaşıldığından cihetle 7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucu Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurmadan dava açılmış olması karşısında davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. -7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucu Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurmadan dava açılmış olması karşısında davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
05 Nisan 2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 7445 sayılı İcra İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31. maddesi ile 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" şeklinde değiştirildiği, Kanunun geçici 1. maddesinde "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, █████/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı" belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı vekili tarafından, davadışı ...'ın müvekkili şirketin 22.11.2022 tarihinden önce yetkilisi olduğu, davalının ...'dan 2024 yılı içerisindeki değişik tarihlerde düzenleme ve vade tarihleri ile meblağı boş senetler aldığı ve bu senetleri aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurduğu, müvekkili şirketi ilzam ettiği iddia edilen imzaya itiraz ettiklerini, ayrıca senetlerde sahte kaşe kullanıldığı ileri sürülerek menfi tespit isteminde bulunulduğu, davanın açıldığı 08.01.2025 tarihi itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, arabuluculuk dava şartınının sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, mahkemece dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine dair karar verildiği, davacının dava dilekçesindeki talebi üzerine icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, davalı vekilinin itirazı üzerine bu ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığı, buna göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesi uyarınca davalı vekili yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ile davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken harç peşin olarak alındığından BU KONUDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Katip
...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!