Anahtar kelimeler: Aylarına Eylül Yılının Mayıs Temmuz Yedinci Katma Emrinin Anonim Süreci

T.C.
D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : ████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: ... Anonim Şirketi'nden tahsil edilemeyen 2013 yılının Mayıs, Temmuz ve Eylül aylarına ilişkin katma değer ve özel tüketim vergilerinin tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla tesis edilen haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, haciz işleminin dayanağı olan ödeme emrinin iptali istemiyle Mahkemelerinde açılan davanın esası incelenmeden süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, davacının şirket borçlarından sorumlu tutulabilmesi için gerekli şartların bulunup bulunmadığının işbu haciz dosyasında incelenmesinin gerektiği; olayda, uyuşmazlık konusu vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket tarafından 6552 sayılı Kanun kapsamında █████/2014 tarihinde yapılandırılan borçların ödenmeyerek yapılandırma şartlarının ihlal edilmesi üzerine █████/2015 tarihinde yapılandırma iptal edilmişse de, yapılandırma işlemi sonucunda yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olduğundan, vadesi ve tutarı değişen borçların ödenmemesi üzerine, bu hususta kusuru bulunan kanuni temsilci yerine yapılandırma tarihinde şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan davacı adına tesis edilen haciz işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen amme alacaklarından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca, kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğu bulunan davacı adına tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının, asıl borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte, münferiden temsil ve ilzama yetkili olmadığı, ayrıca, kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği █████/2013 tarihinden sonra yapılandırılan borcun niteliğinin değiştiği, yapılandırma tarihinde kanuni temsilci olmayan davacı adına tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği █████/2013 tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğundan, ödeme emrinin 2013/9 dönemine ait amme alacaklarından sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı; ödeme emrinin kalan kısımlarında ise, şirket adına kayıtlı bulunan 5 adet araca ilişkin davalı idarece yürütülen haciz işlemlerinin devam ettiği ancak herhangi bir satış işlemine başlanılmadığı bilgisinin verildiği, şirket tarafından üçüncü şahıslar aleyhine açılmış davalar ve icra takipleri neticesinde kesinleşmiş alacaklarının bulunduğu, ayrıca, şirketin iflası istemiyle açılan davada ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirketin özvarlığının 220.672,24 TL olduğu, tarafların anılan rapora itirazları üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda ise şirkete ait 12.706.172,27 TL tutarındaki marka değerinin de bilançoya dahil edilmesi suretiyle özkaynağının 12.926.844,89 TL olduğunun tespit edilmesi üzerine borca batık durumda bulunmadığının belirtildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna ulaşıldığından, temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY :6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde, amme alacağının vadesinde ödenmeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, aynı Kanunun 58. maddesinde ise kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabilecekleri belirtilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden, ... Anonim Şirketi'nden tahsil edilemeyen 2013 yılının Mayıs, Temmuz ve Eylül aylarına ilişkin katma değer ve özel tüketim vergilerinin tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.Bir vergi borcunun tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı süresinde dava açılmaması halinde kesinleşmesi üzerine tesis edilen haciz işlemi, amme alacağının cebren tahsil yöntemlerindendir. İncelenen dosyada, dava konusu haczin dayanağı olan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrine ilişkin davada, ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, ödeme emrinin █████/2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın 15 günlük yasal süre geçtikten sonra █████/2022 tarihinde dava açıldığından süre aşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf isteminin reddi yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik temyiz incelemesinde, Dairemizin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla onanmak suretiyle kesinleştiği görülmektedir. Bu durumda, süresinde dava açılmayarak kesinleşen ödeme emrinin cebren tahsili amacıyla tesis edilen haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı dolayısıyla, temyize konu kararın belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.(XX) KARŞI OY :... Anonim Şirketi'nden tahsil edilemeyen 2013 yılının Mayıs, Temmuz ve Eylül aylarına ilişkin katma değer ve özel tüketim vergilerinin tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcilik sıfatının █████/2013 tarihinde sona erdiği, şirketin █████/2014 tarihinde 6552 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunduğu, ancak yapılandırılan alacağa ilişkin ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır. Öte yandan, şirket adına kayıtlı bulunan 5 adet araca ilişkin davalı idarece yürütülen haciz işlemlerinin devam ettiği ancak herhangi bir satış işlemine başlanılmadığı bilgisinin verildiği, █████/2019 tarih ve 9811 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde şirket tarafından üçüncü şahıslar aleyhine açılmış davalar ve icra takipleri neticesinde kesinleşmiş alacaklarının bulunduğu, ayrıca, şirketin iflası istemiyle açılan davada ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirketin özvarlığının 220.672,24 TL olduğu, tarafların anılan rapora itirazları üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda ise şirkete ait 12.706.172,27 TL tutarındaki marka değerinin de bilançoya dahil edilmesi suretiyle özkaynağının 12.926.844,89 TL olduğunun tespit edilmesi üzerine borca batık durumda bulunmadığının belirtildiği görülmektedir.Olayda, davacının, kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin olup, asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarının ödenmesinden 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Davacının kanuni temsilcilikten ayrıldığı tarihten sonraki bir dönemde seçilen kanuni temsilci tarafından asıl borçlu şirkete ait geçmiş dönemlere ilişkin vergi borçlarının yapılandırılmış olması da davacının kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin kanuni temsilci sıfatıyla doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.Bu durumda, davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği █████/2013 tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğundan, 2013/9 dönemine ait amme alacaklarından sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı; diğer amme alacaklarının ise asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle temyize konu kararın onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.