Anahtar kelimeler: Gününün Talepli Dahili Davetiye Günde Dinlenerek Bakırköy Sözlü Dinlenildikten Birleşen
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen asıl ve birleşen davada davacılar vekili Avukat ... ile davalı ve dahili davalılar vekili ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; davalı ... ile 15.12.2009 tarihinde yapılan sözleşme gereğince, ... Sokak ... ada ... parseldeki ... hissesi bulunan taşınmazın satımı, sözleşmede belirtilen vadelerde ödeme yapıldığında taşınmazın tapuda davacı adına tescilinin yapılacağı hususunun kararlaştırıldığını, davacı sözleşmeye dayalı tüm edimleri yerine getirdiği halde davalının 19.01.2010 tarihinde taşınmazı 3. bir kişiye sattığını, davacının dava konusu sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirebilmek için bu satıma güvenerek annesine ait iki adet aracı değerinin altında satmak zorunda kaldığını, kendi kusuru ile sözleşmeden dönen ve evi başkasına satan davalının keşide ettiği ihtarnameler üzerine ödenen 48.000,00 TL'yi gecikmeli de olsa 12.02.2010 tarihinde iade ettiğini, paranın davalı elinde kaldığı süre içinde maddi sıkıntı çeken davacının işyerini kapattığını, yine sözleşme kapsamında satış bedeli karşılığında davalı tarafa 18.01.2010 vadeli ve 12.000,00 TL bedelli çeki teslim ettiğini, bu çekin 10 günlük süre içinde kendisine teslim edilmediğini, bankaya ibraz edilmediğini ve tahsil olunmadığını, çekin iadesinin ve buna bağlı oluşan zararının da giderilmesi gerektiğini, neticede sözleşmeye aykırılık nedeniyle 30.000,00 TL civarında maddi, 15.000,00 TL civarında manevi zararının oluştuğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 7.500,00 TL maddi ve manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; davacının, davalıların acil nakit ihtiyaçları olduğundan bahisle dairelerini emsal değerinden düşük fiyata ve vadeli olarak satacaklarını söylemeleri üzerine söz konusu daireyi oğlu ... ile birlikte satın almaya karar verdiklerini, maliki olduğu iki adet aracı davalılara vermeyi teklif ettiklerini, ancak davalıların söz konusu daireyi değerinin çok altında satacaklarından araçları da düşük fiyata saydıklarını, parayı denkleştirme hususunda kendilerine baskı yaptıklarını, bunun üzerine söz konusu araçları piyasa değerinden daha düşük bir değere satarak davalı tarafa verdiklerini, geri kalan satış bedeli vadeli olmasına rağmen taşınmazın başkasına satıldığını öğrendiklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, araçlarının düşük bedelle satışından kaynaklanan 12.814,00 TL zararının davalı tarafça tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekili; tarafların söz konusu sözleşme ile davalı ...'ın maliki olduğu taşınmazın ... hissesinin davacıya satışı, satış bedelinin 07.01.2010 tarihine kadar iki taksit halinde ödenmesi halinde taşınmazın tapusunun davacı adına devrinin yapılması hususunda anlaşmaya vardıklarını, davacının sözleşmede belirtilen ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini, kendisi ile yapılan görüşmelerde taşınmazın başkasına satılabileceğini kabul ettiğini, ödeme hususunda davalı tarafından keşide edilen ihtarnamelerin davacı tarafça dikkate alınmadığını, bunun üzerine davacı tarafça yapılan ödemelerin hesap numarasına iade edildiğini, davalıların davacı tarafça verilen 12.000,00 TL'lik çeki bankaya ibraz etmediklerini, bununla ilgili her hangi bir işlem yapmadıklarını, davacının zarara uğramaması hususunda azami gayret gösterildiğini, davacının arabalarını düşük fiyata satmasının taahhüt ettiği borcun ödenmesi ile ilgili olduğunu, taşınmazı kendi isteği ile satın alan ve sözleşme şartlarını kabul eden davacının edimlerini yerine getirmediğini, tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalılar vekili; sözleşmede tanık konumunda bulunan ve satışın tarafı olmayan davalı ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca yapılan sözleşmenin hukuken geçerli bir sözleşme olmadığını, davacıların satış bedelini temin etmek amacıyla araçlarını sattıklarından bahsedilmiş ise de, araç satışlarının dahi resmi şekle uygun yapılmadığını, kaldı ki satış protokolünün arka sayfasında boş bırakılan yere "vade 01.03.2010 olup, tazminat her iki taraf için 40.000,00 TL" ibaresinin sonradan davacı tarafça eklenmek suretiyle özel evrakta sahtecilik suçunun işlendiğini, bu şartın da geçersiz olduğunu, davacının 07.01.2010 tarihine kadar satış bedelinin tamamını nakit olarak ödemesi gerekirken buna uymadığını, 48.000,00 TL'lik ödeme haricinde bakiye 62.000,00 TL'lik kısmın süresinde ödenmediğini, oysa bu taşınmazı davalı ...'ın acil ihtiyacına binaen satmak istediğini, kredi borçları ve tedavisi için zorunlu olarak 19.01.2010 tarihinde 3. bir kişiye satmak zorunda kaldığını, asıl kusurun davacıya ait olduğunu ve protokolün 4. paragrafında bakiye ödemelerin, ödeme planına göre yapılmaması halinde tapu devri yapılmayıp alınan bedelin iade edileceğinin şerh düşüldüğünü, araç satışlarından doğan zararın davalıların sorumluluğu ile ilişkilendirilemeyeceğini, davacının ödeme gücü olmadığı halde taşınmazı satın almaya kalkıştığını, davalıların gecikmeden dolayı taşınmazı daha düşük bir bedel ile satmak zorunda kaldıkları için zarara uğradıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; satış sözleşmesi tapulu taşınmaza ilişkin olup, noterce onaylandığı veya noterde düzenleme şeklinde yapılmadığı ve 48.000,00 TL'lik bir kısım satış bedelinin davalı ...'a ödenmesine karşılık, tapu malikinin bu satıştan vazgeçerek, kısa bir süre sonra yeri 3. bir kişiye sattığı, kanunun öngördüğü anlamda geçerli bir satış sözleşmesinin söz konusu olmadığı, bu gibi hallerde sebepsiz zenginleşme kurallarına göre tarafların aldıklarını iade ile yükümlü oldukları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 77. maddesi kapsamında, başkasının mal varlığından ya da emeğinden haklı bir sebep olmadan zenginleşenin sadece bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu, davacı ...'in satış bedeli olarak ödediği bedelin 12.02.2010 tarihinde 48.000,00 TL olarak kendisine iade edildiği, iade gerekçesinde ödenen peşinat olduğu şerhinin yazılı bulunduğu, keza 12.000,00 TL'lik 18.01.2010 keşide tarihli çekin de tahsili yapılmadan davacıya iade ve teslim edildiği, dolayısıyla geçersiz satış sözleşmesi sonrasında, ödenen nakit bedelin ve çekin davalı satıcı tarafından davacı alıcıya iadesi sebebi ile satım karşılığında davacıya iade edilecek herhangi bir bedel bulunmadığı, davalı ...'ın satış sözleşmesinde tanık olarak yer aldığı ve dolayısıyla alıcı ve satıcı arasında oluşan uyuşmazlık nedeniyle ileri sürülen tazminat alacağı ile ilgisi bulunmadığından kendisine husumet düşmediği, birleşen dava dosyasında alıcının annesi olan davacı ...'ün alım satım işleminde taraf değil tanık olarak yer aldığı, kendine ait iki adet aracın bu satışın gerçekleşeceği inancıyla oğlu tarafından satılarak, bedelinin peşinat olarak kullanılması ve piyasa değerinin altına satılmış olması ancak gayrimenkul satışının gerçekleşmemiş olması sebebiyle, araçların satışından dolayı uğradığı zararı davalılardan talep etmesine karşılık, bu araç alım satım işleminin davacı ile oğlu arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, dolayısıyla bu iddiadan dolayı davalılara zarar adı altında yönelme hakkının bulunmadığı, aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle; asıl dava yönünden davalı ...'a yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ...'ın dava devamında ölümü ile mirasçıları görünen dahili davalı ..., ... ve ...'ya yönelik davanın sabit olmadığından reddine, birleşen dava yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada davacı ...'in davalı ...'a yönelik sübut bulmayan davasının reddi yerinde olduğu gibi, sözleşmede tanık olarak yer alan ve bu sözleşme kapsamında mal varlığında artış olmayan davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yönünden reddinin de yerinde olduğu, birleşen davada ise davacı ... yine tanık olarak hareket etmiş olup alıcı durumunda olmadığı, dosya kapsamına göre davacı ... tarafından davalı tarafa yapılmış bir kazandırma da bulunmadığından davada aktif husumet sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili; her ne kadar davacı ... imzalanan sözleşmenin kağıt üzerinde tarafı olmasa da aslında söz konusu evi ana-oğul her iki davacının birlikte satın almak üzere davalılar ile anlaştıklarını, kaldı ki 15.12.2009 tarihli protokolde davacı ...'ün tanık olarak imzasının bulunduğunu, bu nedenle birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin isabetsiz olduğunu, davalıların esasen taşınmazı davacılara satmayı değil icra borçlarından kurtulmayı istediklerini, taşınmazın devrine ilişkin sözleşme imzalanmak üzere notere davet edilen davalıların notere gelmediklerini, kendi hazırladıkları protokolü davacılara imzalattıklarını, sonuçta davacılardan aldıkları para ile icra borçlarını ödediklerini ve taşınmazı kısa bir süre sonra yüksek bedelle dava dışı kişiye sattıklarını, ev sahibi olmak isteyen davacıların amaçlarına ulaşamadıklarını, imzalanan protokolün geçersizliğinin kabulünün tarafların iradesinin tamamen yok sayılması ve davalıların kötü niyetli eylemlerinin meşrulaştırılması anlamına geleceğini, söz konusu protokol geçerli bir sözleşme olup sebepsiz zenginleşme kurallarına göre davacıların sadece verdiklerini alacağına dair kabulün hukuka aykırı olduğunu, davacıların tüm maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiğini, Derece Mahkemelerince davalıların 48.000,00 TL'yi 12.02.2010 tarihinde iade ettiği, 12.000,00 TL bedelli çekin de iade edildiği, bu sebeple zararın bulunmadığına kanaat getirilmiş ise de; davacı tarafından parça parça yapılan ödemelerin son tarihi 29.12.2009 olup 48.000,00 TL'nin davacıya neredeyse 2 ay sonra iade edildiğini, davalıların parayı ve çeki uzun bir süre uhdelerinde tuttuklarının dikkate alınmadığını, geçen bu 2 ayda davacıların uğradığı zararın hesap edilmediğini, dosyaya sunulan 12.10.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının muhtelif tarih ve tutarlarda davalıya ödemiş olduğu toplam 48.000,00 TL'nin ödeme tarihinden davacıya iade tarihine kadar geçen süre için işlemiş faiz toplamı 474,27 TL olarak hesap edilmiş olup, davacının maddi zararını oluşturduğu kanaatine varıldığını, bununla birlikte davacının 04.02.2010 tarihli ihtarnamesi üzerine davalılar 48.000,00 TL ödemeyi iade etmişse de cevabı ihtarnamelerinde açıkça sözleşmenin aslının kendilerine verilmesinin ardından çeki iade edeceklerini ifade ettiklerini, sözleşmenin geçersiz olduğundan bahisle herkesin aldığını iade etmesi gereken bir durumda dahi davalıların hiçbir hukuki dayanakları olmadan çeki teslimden kaçınmış olduklarını, davacının davayı açtıktan aylar sonra 30.09.2010 tarihli duruşmada çeke kavuşabildiğini ve yaşamış olduğu mağduriyetin arttığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapulu taşınmazın harici satışından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, asıl davada davacı ile asıl ve birleşen davada davalı ... arasındaki geçersiz harici satım sözleşmesinin yerine getirilmemesi halinde herkesin sadece verdiğini geri alabilecek olmasına, asıl davada davacının sözleşme nedeniyle ödediği parayı ve teslim ettiği çeki iade aldığının, sözleşmede tanık olarak imzası bulunan asıl ve birleşen davada davalı ... ile birleşen davada davacı ...'ün husumet ehliyetlerinin bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre; asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak asıl ve birleşen davada davalılara verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!