Anahtar kelimeler: İstemsiz Hariçte Makinaları Irsen Gününün İstemli Yıllardan İşlemek Aldıkları Aldıklarını
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemsiz, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde taraflardan gelen olmadığı görüldükten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, kardeşi olan davalı ile uzun yıllardan beri gerek ırsen ve gerekse müştereken satın aldıkları taşınmazları işlemek, hariçte de çalıştırarak kazanç sağlamak amacıyla tarım makinaları satın aldıklarını, davalının tarım makinaları ile taşınmazları kiralamak suretiyle gelir elde ettiğini, akabinde bir kısım tarım makinalarını elinden çıkardığını, bir kısım tarım makinalarını ise birlikte satın almalarına rağmen kendi adına tescil ettirdiğini, davalının kiralamadan dolayı kendisine ecrimisil ödemesi gerektiğini belirterek; biçerdöver ve traktörlerinin değerinin tesbit edilip satılarak kendi payının ödenmesini, tarım makinalarının kiraya verilip gelir elde edilmesi nedeniyle gelirden kendisine pay verilmesini, müştereken satın alınan iki dükkanın bedelinden kendi payının tahsilini, tarlaların ecrimisil bedellerinden payına düşenin tahsili ile manevi tazminatın tahsilini istemiş, 07.07.2023 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinde, biçerdöver için 50.000,00 TL, tarlaların kullanımı ve üretim gelirleri için 3.000,00 TL, 20.000,00 TL manevi tazminat talebi ile dava açılmış ise de; toplam alacak talebini 163.833.66 TL olarak ıslah ettiğini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davalının intifadan men edilmediğini, bir adet traktörün davalı adına kayıtlı olmadığını, otomobil ve dükkanda davacının hakkının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.09.2008 tarihli kararıyla; davacının bir kısım taleplerine ilişkin intifadan men koşulu oluşmadığından ecrimisil taleplerinin reddine, bir kısım talepleri yönünden tarım aletlerinin müştereken alındığını ispatlayamaması nedeniyle reddine, biçer döver ve bir adert traktörün satılarak paraya çevrilmesi talebi yönünden Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Mahkemenin 16.09.2018 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 12.10.2010 tarihli ilamla; taraflar arasında adi ortaklık bulunduğu, davacının talebinin aynı zamanda adi ortaklığın feshi ve tasfiyesini de kapsadığı, Mahkemece bu durumda adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği, tasfiyenin ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 535, 537 ve 538. maddelerine göre yapılması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin 05.04.2012 tarihli kararıyla; davalı ve davacının aralarında 34.08.00108 sicil numaralı biçerdöver, gerekse ... Plakalı ... marka traktörün üçüncü kişilere kiralanması, üçüncü kişilerden bu araçların kullanımına ilişkin şoförlük ücreti alınmasına dair adi ortaklık bulunduğu, yine toplanan delillere göre taraflar arasındaki adi ortaklığa biçerdöver ve traktörden başka bir mal girmediği, taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşısında diğerine bırakılmasında anlaşamadıklarından, ortaklığın adi ortaklığa ait olan malların satılması suretiyle tasfiyesine karar verildiği, yönetici olan ortak olan davalı hesap vermediğinden, taraflar arasındaki adi ortaklığa ait borç bulunmadığı değerlendirilerek, varsa ortaklığa ait olup satışına karar verilen mallar ile ilgili borçların (vergi, harç vs.) ödenmesine karar verildiği, davacının davalının biçerdöveri ve traktörü kiralayarak gelir elde ettiğini kesin olarak ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı ve davacı arasında ... plakalı, ... marka, ... tipi, ... şase ve ... motor no'lu biçerdöver ile, ... plakalı, ... model, ... marka, ... motor no'lu, ... şase no'lu traktörden oluştuğu anlaşılan adi ortaklığın feshine, ortaklığın, ortaklığa ait ... plakalı, ... marka, ... tipi, ... şase ve ... motor no'lu biçerdöver ile, ... plakalı, ... model, ... marka, ... motor no'lu, ... şase nolu traktörün satılması suretiyle tasfiyesine, satış işlemleri için satış memuru olarak adliye zabıt katibi ...'ın görevlendirilmesine, elde edilecek satış parasından, varsa öncelikle satışa konu mallara ait borçların ödenmesine, kalan miktarın davalı ve davacıya 1/2 olan hisseleri oranında ödenmesine, manevi tazminat ve diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairece verilen 31.03.2014 tarihli ilamla; Mahkemece; yapılan açıklamalar ışığında, uyuşmazlığın; açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözüme kavuşturulması suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, bozmaya uyulmasına rağmen bozma ilâmı gereği yerine getirilmeyerek, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, (satış işlemleri için satış memuru olarak adliye zabıt katibi ...'ın görevlendirilmesi) ile yetinilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında sözlü olarak adi ortaklık sözleşmesinin belirsiz süreli olarak kurulduğunun tanık anlatımları ve tarafların isticvabına yönelik alınan beyanlarından anlaşıldığı, aralarında yönetim görevi verilen ortağın bulunmadığı, her ikisinin de ortaklığı temsile yetkili olduğu, ortaklığın feshe yönelik irade beyanı ile 2003 yılında sona erdirildiği, ortaklık sözleşmesinde tasfiyeye ilişkin özel hüküm bulunmadığı, yapılan yargılama aşamasında da taraflarca tasfiye işlemlerini yürütmek için tasfiye görevlisinin belirlenemediği, ... plakalı aracın davacı ve davalıya ait diyetine ilişkin hiçbir resmi belge bulunmadığı, tanık beyanları itibariyle söz konusu aracın adi ortaklığa tahsis edildiğinin ispatlanamadığı, tarım aletlerinin ortaklığa tahsis edildiği, müştereken alındığına dair delil bulunmadığı, tanık anlatımlarının söz konusu iddiayı desteklemediği, talep edilen taşınır malların ortaklık malı olduğunun ispatlanamaması nedeniyle tasfiyeye dahil edilmediği, ... marka ... plakalı aracın davalı adına kayıtlı olduğu, söz konusu aracın taraflar arasındaki adi ortaklığa ait olduğunun veya tahsis edildiğinin ispatlanamadığı, ... mahallesi ... ada ... parsel ... blok ... nolu bağımsız bölümün dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, ... ilçesi, ... mahallesi ... ada ... parsel, ... blok, ... nolu bağımsız bölümün ise davalı adına kayıtlı olmakla birlikte ortaklık edinimi olduğunun kanıtlanamadığı, adi ortaklığın fesih tarihinden sonra edinilen biçerdöverin ortaklık malı olarak kabul edilemeyeceği, biçerdövere ilişkin ecrimisil talepleri yönünden ecrimisil talep edilen yıllarda söz konusu malın mülkiyetinin taraflarda bulunmadığı, ... marka traktör ve 2 adet balya makinası için 2003,2004, 2005 yıllarına dair ecrimisil talebi ile 1690, 1691 ve 79 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar için hesaplanan ecrimisil bedellerinin istenebileceği, davalının haksız fiil eylemi ve davacının kişilik hakkının zedelendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle; taraflar arasındaki adi ortaklığın tashihin tespitine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; hükmedilen ecrimisil miktarının düşük olduğunu, alınan raporlarda alet ve edevatların yıllık gelirleri hesaplanmış ve buna göre ıslah talebinde bulunulmasına rağmen bu hususun gözetilmediğini, ödenmesi gereken bedellerin karar tarihine göre hesaplanması gerektiğini, 06.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda ecrimisil taleplerinin kalem kalem hesaplandığını, biçer döver ve balya makineleri yönünden dava devam ederken de kazançların devam ettiği açık olup, karar tarihi dikkate alınmadan ayrıca bilirkişi raporu da değerlendirilmeden karar verildiğini, müvekkilinin 2003, 2004, 2005 yılları için ortaklığı alacağı 163.833,66 TL olarak tespit edilmesine rağmen Mahkemece 12.578,30 TL'ye hükmedildiğini, biçerdövere ilişkin herhangi bir miktara hükmedilmediğini, ortak kullanımda olmasına rağmen tasfiyeden sonra da müvekkilinin kullanımına izin verilmediğini, söz konusu biçerdöverin 2000 yılında adi ortaklık devam ederken finansal kiralama sözleşmesi ile ortaklığa tahsis edildiğini, ortaklık sona erene kadar biçerdöverin Ege bölgesinde ve ... ili ... ilçesinde kira ile çalıştırılarak gelir elde edildiği halde bu gelirden müvekkiline ödeme yapılmadığını, biçerdöverin mülkiyetinin geç tescil edilmiş olmasının ortaklığın feshinden sonra edinilen mal olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, biçerdöverin satılarak paraya çevrilmesi ile müvekkiline düşen miktarın ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; taraflar arasında adi ortaklığın söz konusu olmadığını, bu hususun davacı tarafça ispatlanamadığını, tarla niteliğindeki taşınmazlardan dava konusu ... Mahallesi ... ada ... parsel ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazların 1/2 oranında ... ... ve ... parsel sayılı taşınmazların ise taraflar dahil 3 ortaklı taşınmazlar olduğunu ve uzun süreden beri bu taşınmazların bir kısmının davacı, bir kısmının da davalı tarafından kullanıldığı, müvekkilinin davacının kullanımına engel olmadığını, dinlenen mahalli bilirkişilerin 101 ada 10 parsel sayılı taşınmazı davalının, 79 ada 3 parsel sayılı taşınmazı ise davacının kullandığını, intifadan meni duymadıklarını söylediklerini, bu nedenle bu taşınmazlar yönünden ecrimisil koşullarının gerçekleşmediğini, aynı şekilde 1690 ve 1691 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak da ecrimisile hükmedilmesinin hatalı olduğunu, söz konusu taşınmazların ortaklığın giderilmesi davasına konu edilerek ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiği ve 2010 yılında satışın gerçekleştirildiği, tasfiyeye konu edilmediği yönünde Mahkemece karar verildiği halde taşınmazların değeri yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, Mahkeme kararının gerekçesiz olup, anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte olmadığını, davacı dava açarken dava değerinin 30.000,00 TL gösterdiği halde tasfiyeye konu taşınır ve taşınmaz malların değeri belirlenerek eksik harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilmediğini, delil listesinde yemin hakkının hatırlatılmadığını, kararda vekalet ücreti, yargılama gideri ve harçlarının hesaplanması konusunda hata olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi, ecrimisil bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar; Dairenin 31.03.2014 tarihli ilamıyla, " ... mahkemece; öncelikle ortaklık sözleşmesinde tasfiye hususunda hüküm bulunup bulunmadığına bakmak, hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılmasını sağlamak; böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini istemek; bu konuda anlaşamamaları halinde tasfiye işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişiyi tasfiye memuru olarak resen atamak olmalıdır.
Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir.
Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir.
İkinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakte çevirme işlemi (TMK'nın 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır.
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan herbirinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
O halde mahkemece; bütün bu açıklamalar ışığında, uyuşmazlığın; yukarıda açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözüme kavuşturulması suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, bozmaya uyulmasına rağmen bozma ilâmı gereği yerine getirilmeyerek, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, (satış işlemleri için satış memuru olarak adliye zabıt katibi ...'ın görevlendirilmesi) ile yetinilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece de bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporuna göre resen yapılan hesaplamaya göre davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına uymuş olan Mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Bir başka ifadeyle, Mahkemece; Yargıtay bozma ilamına uyulmasıyla bozma doğrultusunda taraflar yararına usulü kazanılmış hak doğar.
Bozma sonrası Mahkemece tarafların usulü müktesep hakkını ihlal edecek şekilde hüküm kurulamaz. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen uyulan bozma ilamında işaret edildiği şekilde adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin yönetme uygulanmaksızın karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; bozma ilamında da işaret edildiği şekilde, bozma ilamında açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözüme kavuşturulması suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi edilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
2.Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harçlarının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!