Anahtar kelimeler: Dren Cerrah Kesesi Akıntısının Safra Hortum Pansuman Yaranın Taburcu Takıldığını
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 23.09.2011 tarihinde genel cerrah olan davalı Dr. ... tarafından, diğer davalı hastanede safra kesesi ameliyatı olduğunu, safra boşaltımını sağlamak amacıyla yalnızca iki üç gün kalmak üzere dren takıldığını, 24.09.2011 tarihinde hastaneden taburcu edildiğini, taburcu edildikten sonra safra akıntısının hortum içinden değil yaranın etrafından gelmeye başladığını, her gün pansuman için davalı hastaneye gitmesine rağmen, ne hastane ne doktor tarafından gerekli müdahalenin yapıldığını, 03.10.2011 tarihinde ateş, bulantısının artması nedeniyle hastaneye kaldırıldığında, safra yoluna kesi atılmış olunabileceğinden şüphelenildiğini, bunun üzerine kendisinin başka bir hastaneye başvurduğunu, burada yeniden tedavi ve kesinin birleştirilmesi için ameliyat olduğunu, bakması gereken özürlü çocuğu olduğu gibi tedavi ile ilgili masrafları arttığını, meydana gelen haksız durumdan büyük manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hastane vekili; davalı hekim 20 yıllık tecrübeli bir cerrah olup, yaptığı ameliyatın tıp kurallarına uygun olduğunu, tıp kurallarına göre gerekli muayeneler ve incelemeler yapılarak gerekli tedavi yöntemlerinin usulüne uygun uygulandığını, davacıda meydana gelen safra yolları anomalisinin operasyon öncesi teşhis edilmesinin mümkün olmadığını ve ameliyat sonrasında da bizzat Çapa Tıp Fakültesine giderek gerekli hassasiyeti gösterdiğini, ileri tetkik ile ilgili işlemleri olaya müdahale eden profesör ile gerekli ritibata geçilerek ileri tetkiklerin yapılmasına yardımcı olunduğunu, meydana gelen durumun komplikasyonlardan kaynaklanan öngörülemeyen bir durum olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.10.2014 tarihli kararıyla; davacıya yapılan ameliyat sonucu ortaya çıkan durumun her türlü özen ve dikkate rağmen kusur izafe edilemeyen komplikasyon olarak nitelendirilmesinin gerektiği, davalıların uyguladığı tetkik, teşhis, ameliyat ve takip işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu ve davalı doktora atfı kabil ihmal ya da kusurun tespit edilemediği, davacı vekilince bilirkişi heyetinde iç hastalıkları uzmanı bulunmadığından yeniden rapor aldırılması talep edilmiş ise de; bilirkişi kurulunda genel cerrahın yer aldığı, düzenlenen raporun dosya kapsamına ve bilimsel verilere uygun bulunduğundan itirazın reddedilerek subut bulmayan davanın belirtilen nedenlerle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 03.05.2017 tarihli ilamla; raporda, hastada gelişen durumun komplikasyon olduğu, daha sonra gelişen drenaj sorunu üzerine ERCP yapılması için ilgilenildiği belirtilmiş ise de, davacı tarafın ifadelerine göre, taburcu edildikten sonra şikayetlerinin devam etmesi nedeniyle ve pansuman için 11 gün boyunca her gün hastaneye gelinmesine rağmen, ameliyatta oluşan sorunun kaynağının tespit edilmemesinde davalıların kusuru olup olmadığı, bu süreçte gerekli ve yeterli takip-tedavinin yapılıp yapılmadığı üzerinde durulmadığı; mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında konularında uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, dava konusu olayda davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyetinden alınan raporlar kapsamında; davacının taburcu olduktan sonra davalı hastaneye pansuman için geldiğinde yapılan kontrollerinde halen drenden safra gelmesi üzerine 10.gün olan █████/2011 tarihinde davacıya ERCP yapıldığı, bu tür komplikasyonlarda ERCP nin yapılması gerektiği, yapılan işlem sonrasında safra yolu yaralanmasının major bir yaralanma (koledoğun tam kesi) olduğu teşhisi konulduğu, davacıya 11. gününde tedavisinde önemli bir rol oynayan PTBD katetri başarılı bir şekilde safra yollarına yerleştirildiği, davacıya hastaneye yatarak tedavisine devam edilmesi gerektiği söylendiği, davacı bunu kabul etmeyerek başka bir hastanede tedavisine devam ettiği, ameliyat ve takip işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu ve davalı doktora atfı kabil ihmal ya da kusurun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; bilirkişi raporunun taraflı ve çelişkili olduğunu, tanık beyanları ile hastane raporlarına önem verilmediğini, davalı hastane kayıtları esasa alınarak raporun hazırlandığını, kesinin 11 gün sonra fark edilmesinde davalıların kusuru olup olmadığının yanıtlanmadığını, safra kaçağı durumunda hastaya kaç günlük gözlem neticesinde ve hangi belirtiler üzerine ERCP önerisinin yapılması gerektiğinin belirtilmediğini, gerekli tahlil, kontrol ve müdahalelerin zamanında yapılmadığını, davalı doktor tarafından atılan ve 11 gün boyunca tespit edilemeyen yanlış kesinin komplikasyon olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, doktorun hatasından dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın tanzimi istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Mahkeme kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, bozma ilamında belirtilen gerekçelere göre değerlendirmenin yapıldığı, özellikle ... Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlilerinden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporlarında; ameliyat sonrası ERCP'ye kadar geçen 10 günlük süre içinde hastanın tedavisini kötü yönde etkileyecek veya geciktirecek bir olay olmadığının veya hastaya zarar veren bir işlem yapılmadığının, ameliyatı yapan hekimin ERCP'ye kadar geçen 10 günlük süre içinde ortaya çıkan komplikasyonun yönetiminde hastaya zarar verecek bir tutum sergilemeden süreci yürüttüğünün belirtildiği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!