Anahtar kelimeler: Beylikdüzü Dekorasyon Edimi Gözeterek Eseri Tan Özenle Sadakat Mah Anahtar

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, ......' tan kiralamış olduğu taşınmaz ile ilgili, davalı yüklenici İstanbul' un Tasarım Dekorasyon İnşaat Taahhüt Ticaret Limited şirketi ile █████/2021 tarihinde , İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... Mah., ... Ada, .... Parsel adresinde bulunan bina ile ilgili olarak 14 maddeden oluşan anahtar teslim eser sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı şirket müvekkilin menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle edimi ifa edip eseri teslim etme borcu altına girdiğini, █████/2021 tarihli sözleşmenin tarafı olarak müvekkilin sözleşmede belirtildiği şekilde üzerine düşen tüm edimleri fazlası ile yerine getirmiş ise de yüklenici şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü, öyleki işlerin aksamaması amacıyla işin teslim edildiğini, █████/2021 tarihinden sonra müvekkil şirket tarafından 1.568.066,36 TL ödendiğini ve █████/2021 tarihinde taraflar arasında mutabakat sağlanarak imza altına alındığını, yine yüklenici tarafından █████/2021 tarihli sözleşme maddelerinde tek tek sayılan tüm iş ve işlemlerin eksiksiz bir şekilde sözleşmede mutabık kalınan sürede, 75 gün içinde tamamlanarak tarafımıza teslim edilmesi gerekmekte iken davalı yan iş ve işlemleri tamamlamadığı gibi, kalan iş ve işlemleri de yapmadan iş sahasını terk etmiş ve bir daha da iş sahasına geri gelmediğini, bu nedenle sözleşmeye göre İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... Mah., .... ada, ... parsel adresinde bulunan binaya yapılması lüzum gelen ancak yüklenici tarafından yapılmayan ve/ veya eksik ve hatalı yapılan ve/veya müvekkil tarafından tamamlatılan ve düzeltilen imalat ve uygulamaların tespiti ile müvekkil şirketin eksiklerin tamamlanması ve hatalı yapıların düzeltilmesi için yapmış olduğu ödemelerin hmk m. 107 gereğince arttırılmak üzere şimdilik 50,00-TL alacağın taraflar arasında kurulan eser sözleşmesinin ifa tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın konusu davacı ile davalı ticari şirket olup yapılan iş davacının ticari işletmesi ile ilgili olduğunu, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkili ile davacı- karşı davalı şirket arasında █████/2021 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında yüklenici ve şirket yetkilisi müvekkilin yapılacak imalat uygulamalar, birinci kat, çatı, hafriyat işlemleri , elektrik tesisatı, 3. Ve 4. Katlar için doğal gaz tesisatı, teknik işler, ince işler bütünü, yönetim katı, mobilya ve tasarım uygulamaları başlıklı maddelerde geçen işleri %99 oranında tamamlamış ve iş yeri davacı şirkete teslim edildiğini, iş yeri teslim edildikten sonra davalı firma borçlarını ödememek için eksik işler olduğu iddiasında bulunduğunu, davacının bu tutumları , ardından müvekkilinin yapmış olduğu işleri söküp yapılan imalatlara zarar vereceğini belirtmesi üzerine Büyükçekmece .... Sulh Mahkemesi ... D.iş sayılı dosyası ile yerinde inceleme yapıldığını ve rapor hazırlandığını, bu sebeplerle haksız yere açılmış asıl davanın reddini, karşı davamızın kabulü ile müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL alacağının davacının temerrüde düştüğü tarihten işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davacı/karşı davalıdan tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Dava;Eser sözleşmesinden kaynaklanan Alacak talebine ilişkindir.T.C. Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas Sayılı, ... Karar sayılı ''Görevsizlik'' kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş, sıra kaydı yapılmıştır.Asıl dava davalı- karşı dava davacı tarafın başvurmuş olduğu Büyükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş sayılı dosyası mahkememiz dosyası arasına alınmış, delil olarak incelenmiştir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce:a- .... Seramik & Yapı Market'e,b-İstanbul Kadastro Müdürlüğü'ne,c-Beylikdüzü Tapu Müdürlüğü'ne,d-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmıştır. 3-Asıl dava davalı- karşı dava davacı tarafın başvurmuş olduğu Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş sayılı dosyası mahkememiz dosyası arasına alınmış, delil olarak incelenmiştir. 4-Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda mahkememizce res'en oluşturulacak bilirkişi heyeti ile dosyanın bilirkişiye tevdine bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafın davalı taraftan alacağının olmadığı ancak davacı tarafın davalı tarafa dosya muhteviyatına sunduğu belgelerle 3.326.026,36 TL tutarlı ödeme yaptığını ve davalı tarafın eksik yaptığı işler için muhtelif firmalara 527.093,70 TL tutar ödediğini iddia ettiği, yukarıda sunulan belgeler ile ilgili değerlendirmemelerin yapılarak takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı, İşveren sıfatıyla davacı ... Grup şirketi ile Yüklenici sıfatıyla davalı ... Tasarım şirketi arasında imzalanan 14.10.2021 tarihli Sözleşmede Yapılacak İmalat ve Uygulamalar başlığı altında sıralanan işerden bir kısmının davalı yüklenici şirket tarafından yapılmamış/eksik bırakılmış olduğu ve yine bir kısım işlerde yapılan imalatlarda ayıpların bulunduğu anlaşılmakla; davalı yüklenicinin davalı işverene iade etmesi gereken tutarın 1.046.026,36 TL kadar hesaplanabileceği,şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. '' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.5-Bilirkişi raporuna taraf/vekilleri tarafından itiraz edilmiş ek rapor hazırlanmak üzere dosya bilirkişi heyetine gönderilmiş olup bilirkişi heyeti, kök raporundaki tespitlerinin değişmediğini mahkememize bildirmiştir.6-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı açmış olduğu dava ile; davalı ile aralarında yazılı eser sözleşmesi bulunduğunu, davalının eser sözleşmesi kapsamında işleri tamamlamadığını, buna karşılık tamamlanan işlere oranla davalıya fazla ödeme yapıldığını ve eksik kalan işlerin üçüncü kişilere yaptırıldığını belirterek alacak talebinde bulunmuştur.Davalı ise sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü iddiaları kabul etmediklerini, taraflar arasında ek sözleşme yapılarak sözleşme bedelinin güncellenerek 3.000.000,00-TL'ye arttırıldığını, sözleşmeye konu işlerin %99'unun yapıldığını ancak bedelin tamamen ödenmediğini, iş sahasını terk ettiği iddiasını kabul etmediklerini, yapılan işlere ilişkin tespit davası ikame ettiklerini ve bilirkişi sürecindeyken davacı tarafından bu davanın açıldığını bu sebeple esas davanın reddini ve karşı dava olarak ödenmeyen alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf eser sözleşmesine konu işin yapılıp yapılmadığı, ne oranda yapıldığı ne kadar bedele hak kazanıldığı ve davacı tarafından ne kadar ödeme yapıldığı hususundadır. Öncelikle taraflar arasında 1.950.000,00-TL bedelli 14.10.2021 tarihli sözleşme imzalanmış olmakla birlikte sonrasında taraflar bir araya gelerek 11.01.2022 tarihli ek sözleşme ile sözleşme bedelinin 3.000.000,00-TL'ye arttırıldığı, 11.01.2022 tarihi itibariyle yapılan davacı tarafından yapılan ödemenin 1.568.000,00-TL olduğu, kalan borç miktarının 1.432.000,00-TL olduğu, davacı tarafından 17.01.2022 tarihinde 500.000,00-TL ödeme yapılacağı hususunda tarafların anlaştığı görülmektedir. Davacı tarafından delil olarak sunulan tarafların imzasını taşıyan muavin defter kaydı incelendiğinde de; 24.12.2021 tarihinde davacının davalıya 1.568.066,36-TL ödediği hususunda tarafların anlaşma sağladığı görülmektedir. Bu bağlamda dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı tarafından hiçbir aşamada davalının işleri yarım bırakarak taşınmazı terk ettiğine dair terk akabinde davalıya herhangi bir ihtar göndermediği, yarım bırakılan işlere dair bir delil tespiti yaptırılmadığı bu yönde bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ise sözleşmeye konu işlerin yarım bırakılarak taşınmazın terk edildiğini kabul etmemekte olup, işlerin %99'unun bitirildiğini iddia etmektedir. Davalı tarafından Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; sözleşmeye konu işlerin %96'sının yapılmış halde olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere yerleşik içtihatlar uyarınca iş sahibi eser sözleşmesi kapsamında yüklenici tarafından işe hiç başlanmadığını ya da işi terk ederek yarım bıraktığını yasal deliller ile ispatlamalıdır. Aksi halde sözleşmeye göre yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Taraflar arasında geçerli bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulması durumunda işi üstlenen yüklenicinin işe hiç başlamadığı ya da işi terk ederek yarım bıraktığı iş sahibi tarafından yasal delillerle kanıtlanmadıkça sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen imalatın bu işi üstlenmiş olan yüklenici tarafından yapılmış kabul edilmesi gerektiği, Dairemiz uygulamalarında karine olarak kabul edilmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Az yukarıda da belirtildiği üzere bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. Somut olayda, davacı alt yüklenici sözleşme kapsamındaki işleri bitirerek, 7 adet asansörün imalatını tamamladığını ve asansörlere ilişkin 23.06.2005 tarihinde tescil belgelerinin de alınarak davalı tarafa teslim edildiğini, asansörlerin dava dışı Belediye'nin kullanımında olduğunu, işi teslim ettiğini iddia etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme feshedilmeyip ayakta kaldığından, bu sözleşme kapsamında kalan işlerin tümüyle davacı taşeron tarafından ifa edildiği karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksini savunan davalı yüklenicinin, bu savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerekir. Oysa davalı yüklenici tarafından sözleşme feshedilmediği gibi, davalı yüklenicinin eksik ve ayıplı işe dair bir tutanağı veya yaptırdığı delil tespiti bulunmamaktadır. Ayrıca davalının asansörlerin bakımına ve arızalarının giderimine ilişkin davacı dışında başka bir firmayla 02.07.2015 tarihinde sözleşme imzaladığı dikkate alındığında davalının asansörleri teslim aldığının kabulü gerekir. Bu durumda davalı yüklenici, işin eksik ve ayıplı yapıldığını, asansörlerin teslim edilmediğini, alt yüklenicinin işi terk ettiğini, işin kendisi tarafından tamamlandığını kanıtlamakla yükümlü olup, eldeki davada davalı yüklenici bu hususu kanıtlayamadığından bölge adliye mahkemesince işin tamamının davacı tarafından yapıldığının kabulü ile sözleşmede kararlaştırılan 7 adet asansörün bedeli KDV dahil 507.399,99 TL iş bedeli alacağına hak kazandığının tespiti, asansörlerin tesliminde cezai şart isteme hakkını saklı tuttuğunu ispatlayamadığından ve dava konusu asansörler davalıya teslim edilip, dava dışı Belediye'nin kullanımına sunulmasından sonra davalının arızalara sebep veren ayıplı malzemeleri garanti kapsamında asansör bakımı için anlaştığı firma olan dava dışı şirkete yaptırdığı anlaşıldığından arıza giderim bedeli ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelinin, iş bedeli alacağından mahsup edilmemesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır."Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Taraflar arasında geçerli bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulması durumunda, işi üstlenen yüklenicinin işe hiç başlamadığı ya da işi terk ederek yarım bıraktığı iş sahibi tarafından yasal delillerle kanıtlanmadıkça, sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen imalatın bu işi üstlenmiş olan yüklenici tarafından yapılmış kabul edilmesi gerektiği, Dairemiz uygulamalarında karine olarak kabul edilmektedir. Kural olarak, eser sözleşmelerinin geçerli olması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp; davalı yüklenici davacı taşeron ile dava konusu imalatlara ilişkin anlaştıklarını ikrar etmiş, mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda da dava konusu imalatların yapıldığı tespit edilmiştir.Mahkemece, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Yukarıda da belirtildiği üzere bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. Somut olayda, davacı taşeron sözleşme kapsamındaki işleri bitirerek teslim ettiğini iddia etmiştir. Davalı, davacı taşeron ile sözlü olarak anlaştıklarını ikrar ettiğine göre bu sözleşme kapsamında kalan işlerin tümüyle davacı taşeron tarafından ifa edildiği karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksini savunan davalı yüklenici, savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerekir."Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu ve davalı yüklenicinin işe başladığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafından davalının işleri yarım bırakarak iş yerini terk ettiği iddia edilmiş ise de taraflar arasındaki yazılı eser sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğine yönelik bir delil sunulmadığı, davacı tarafından terk akabinde davalıya herhangi bir ihtarname çekilmediği bu durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yine davacı tarafından dava dışı başka bir kişi ile kalan işlerin yapılması hususunda yeni bir sözleşme yaptığını ve işlere başka bir üçüncü kişi tarafından devam edildiğine yönelik iddianın yazılı belge ile ispatlanamadığı, davacı tarafından yarım bırakılan işlere dair herhangi bir tespit yaptırılmadığı gibi delil tespiti davasının açılmadığı, Büyükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... D.iş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespitinin ise davalı yüklenici tarafından yaptırıldığı ve bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmeye konu işlerin %96'sının yapıldığı yönünde tespit yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda yukarıda yer verildiği üzere karine davalı lehine olup, aksinin davacı tarafından ispatlanması gerekmekte ise de davacı tarafından davalının yarım bıraktığı iddia edilen işlere yönelik öne sürülen iddianın davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla olay tarihine en yakın davalı yüklenici tarafından yaptırılan Büyükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespitindeki tespit edilen işlerin davalı yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekmiştir. Davacı tarafından yapılan ödemelerin değerlendirilmesinde ise; Taraflar arasındaki sözleşme bedel arttırımına yönelik 11.02.2022 tarihli ek sözleşmede davacının yaptığı toplam ödemenin 1.568.000,00-TL olduğunun tarafların kabulünde olduğu, Davacı tarafından delil olarak sunulan tarafların imzasını taşıyan muavin defter kaydı incelendiğinde de; 24.12.2021 tarihinde davacının davalıya 1.568.066,36-TL ödediği hususunda tarafların anlaşma sağladığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple 24.12.2021 tarihinde davacının davalıya toplam 1.568.066,36-TL ödediği Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı ödeme iddiası yönünden delil olarak Mahkememize dekontlar sunmuş olup, bilirkişi kök raporunda davacının sunduğu tüm dekontlar sıralı olarak gösterilmiştir. Sunulan dekontlar incelendiğinde; bir kısım ödemelerin davacı şirket yetkilisi tarafından davalı şirket yetkilisine yapıldığı, bir kısım ödemelerin ise sözleşme tarafı olmayan taşınmaz maliki ve yabancı uyruklu bir kişi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ise aşamalarda sunduğu beyanlarında üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin sözleşmeye istinaden davacı adına yapıldığına yönelik davacının iddialarını kabul etmediklerini beyan etmiştir. Bilindiği üzere sözleşme tarafı olmayan üçüncü kişiler tarafından açıklamasız olarak yapılan ödemelerin sözleşme borcuna istinaden olduğunu ve sözleşme tarafı kişi adına yapıldığını ispat yükü ise iddiayı öne süren borçlu sözleşme tarafı üzerindedir. Bu bağlamda 24.12.2021 tarihinde davacının davalıya 1.568.066,36-TL ödediği hususunda anlaşıldığı tarafların kabulünde ve aralarındaki sözleşme ile imzalanarak yazılı belge ile kayıt altına alındığından bu tarihten önce dava dışı üçüncü kişiler tarafından davalıya ödenen bedellerin davacı adına ödendiği tarafların kabulü nedeni ile sabit görülmüştür. Bu sebeple tarafların mutabakatı gözetilerek 24.12.2021 tarihinden sonraki ödemeler Mahkememizce değerlendirilmiş olup, 24.12.2021 tarihinden sonra üçüncü kişilerin davalıya yaptığı ödemelerin davacı tarafından davacı adına taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden olduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı, davacı tarafından delil olarak sunulan dekontlar incelendiğinde taraflar arasındaki sözleşmeye dair bir açıklama ve atıf bulunmadığından üçüncü kişiler tarafından davacı adına taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalıya yapıldığı iddia edilen ödemelerin bu kapsamda olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı ve davalının da kabulünde olmadığı anlaşılmakla üçüncü kişiler tarafından tarafların mutabakatı sonrasında 24.12.2021 tarihinden sonra yapıldığı iddia edilen açıklamasız ödemeler hesaplama dışında bırakılmıştır. Nitekim bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan dekontların dökümü yapılmış olup; 14.12.2021 tarihine kadar davacı şirket yetkilisi tarafından ve dava dışı yabancı uyruklu kişi tarafından 13.12.2021 tarihinde ödenen 530.000,00-TL, 8.12.2021 tarihinde dava dışı ...... isimli kişi tarafından dava dışı ... isimli şahıs hesabına ilgili taşınmazın bilgileri yazılarak ödenen 95.000,00-TL ve 13.12.2021 tarihinde dava dışı ...... isimli kişi tarafından açıklama ile ödenen 275.000,00-TL ve taraflar arasındaki 24.12.2021 tarihli mutabakatta görünen ancak davacı tarafından dekontu sunulmayan 10.11.2021 tarihli 6.500,00-TL ödeme miktarları ve davacı şirket yetkilisi tarafından davalıya yapılan 14.12.2021 tarihine kadar yapılan ödemelere ilişkin dekontlardaki meblağ toplandığında 1.568.066,36-TL sonucuna ulaşıldığı ve taraflarca üzerinde mutabık kalınan meblağ olduğu anlaşılmaktadır. 14.12.2021 tarihinden sonra ise davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalı şirket yetkilisine 16.12.2021 tarihinde iki ayrı dekont ile toplam 200.000,00-TL, 18.01.2022 tarihinde ise 290.000,00-TL ödeme yapıldığı, davacı şirket tarafından 14.12.2021 tarihinden sonra davalı şirkete bunlardan başka herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktaır.Daha önce ödendiği tarafların kabulünde olan 1.568.066,36-TL üzerine davacı tarafından 14.12.2021 tarihinden sonra yapılan 490.000,00-TL toplam ödeme eklendiğinde davacının davalıya yaptığı ödemenin toplamının 2.058.066,36-TL olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sözleşme ve dava tarafı üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin davalının kabulünde olmaması nedeniyle ve ilgili ödemelerin davacı adına taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden yapıldığı davacı tarafından ispatlanamadığından hesaplamada gözetilmemiş olup, ilgili ödemeler yönünden ödeme yapanların kendi hukuki nedenlerine dayalı olarak dava açabilecekleri sabittir. Nitekim Mahkememizce 25.02.2025 tarihli celsede davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususunda beyanda bulunulması istenilmiş olup, davacı tarafından kesin süre içerisinde yemin deliline dayanılmamış olup bu suretle de üçüncü kişilerin ödemelerini ispat edememiştir. Sonuç olarak; davacının davalının iş yerini işleri yarım bırakarak terk ettiğini yasal deliller ile ispat edemediği, herhangi bir tespit yaptırmadığı gibi terk akabinde davalıya ihtar çekerek sözleşmeyi feshetmediği, bu sebeple karinenin davalı lehine olduğu, davalı tarafından yaptırılan Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasında alınan sözleşme tarihine en yakın bilirkişi raporunda taşınmazın mevcut durumuna göre taraflar arasındaki sözleşmeye konu işlerin %96'sının yapılmış olduğunu tespit ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalının yaptığı eser sözleşmesine konu bir takım işlerin ayıplı olduğu iddia edilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmelerinde ayıba ilişkin 474. Maddesi şu şekildedir:"İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır."6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmelerinde ayıba ilişkin 477. Maddesinin 2. Fıkrası ise şu şekildedir:"İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır."İlgili hükümlerden görülebileceği üzere iş sahibi eserin teslimi üzerine yapılan işleri gözden geçirme ve ayıpları ihbar etmek ile yükümlüdür. Muayene ve ihbar yükümlülüğünün ihlali halinde ise yüklenici sorumluluktan kurtulacak olup, iş sahibi yükleniciye başvuramayacaktır. Davacının ayıp iddiaları ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarındaki tespitler değerlendirildiğinde; davacının öne sürdüğü ayıp iddialarının açık ayıp niteliğinde olduğu ve gözle görülebilecek nitelikte olduğu, buna karşılık davacı tarafından işbu davanın açıldığı 12.10.2023 tarihine kadar yaklaşık 1,5 yıllık süre içerisinde davalıya herhangi bir ayıp bildirimi yapılmadığı, ayıp ihbarına dair yazılı belge veya sunulmadığı gibi ayıp ihbarı yaptığına dair iddiasının da bulunmadığı, gözden geçirme ve ihbar yükümlülüğünü ihlal eden davacının ayıba karşı yüklenicinin sorumluluğuna gidemeyeceği anlaşılmaktadır. Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... D.iş sayılı dosyasında alınan sözleşme tarihine en yakın bilirkişi raporunda taşınmazın mevcut durumuna göre taraflar arasındaki sözleşmeye konu işlerin %96'sının yapılmış olduğunun tespit edildiği, Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda ise davacının iddiaları ve sunduğu faturalar doğrultusunda işin davalı tarafından tamamlanma oranının %80 olarak kabul edildiği (kaldı ki yukarıda da açıklandığı üzere davacının iddialarını ispatlayamadığı gözetildiğinde Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının iddiaları doğrultusunda 527.093,70-TL'lik üçüncü kişilere yönelik faturalar gözetilerek davalının imalat tamamlama oranı %80 bulunmuş olup, davacının iddialarını ispatlayamadığı gözetildiğinde bu oranın daha da yükseleceği) %80 tamamlama oranına göre davalının hak edişinin 2.400.000,00-TL olduğunun tespit edildiği, 527.093,70-TL'lik bilirkişi raporunda gözetilmeyen meblağ bilirkişi raporundaki tespite eklendiğinde; toplam meblağın 2.927.093,70-TL'ye yükseldiği, davacı tarafından yapılan toplam ödeme miktarının ise 527.093,70-TL'lik bedel dahi gözetilmeden 2.400.000,00-TL'yi dahi karşılamadığı, yani davacının üçüncü kişilere yaptırdığını iddia ettiği eksiklerin bedeli haricinde %80 tamamlanma oranına göre dahi davacının tüm ödemeyi ispatlayamadığı, davacının eksik iş iddiasına göre dahi toplam davalı tarafından yapılan imalat bedelinin tamamını ödediğini ispatlayamadığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafından muayene ve ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğinden bilirkişi raporunda tespit edilen ayıba yönelik kesinti Mahkememizce gözetilmemiştir. Davacı tarafından üçüncü kişilere 527.093,70-TL'lik ödemeler yapılarak eksiklerin giderildiği iddia edilmiş ise de; davacı ile üçüncü kişiler arasındaki 527.093,70-TL'lik faturalarda belirtilen ürünlerin seri numaralarının olmadığı, dolayısıyla fatura tarihleri ile dava tarihi gözetildiğinde ürünlerin faturaya yönelik aidiyetinin tespitinin mümkün olmadığı, yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davacı tarafından davalının işi terk ettiğini iddia ettiği sırada yapılan işlerin durumuna ve taşınmazın durumuna ve eksiklere yönelik bir delil tespiti yaptırılmadığından aradan geçen sürede taşınmazdaki değişikliklerin tespit edilemeyeceği, davalı tarafından yapılan işlerin davacı tarafından sökülerek değiştirilmiş olabileceği ya da davalının zaten yaptığı işlerin davacı tarafından sonradan başka marka ürünlerle değiştirilmesinin mümkün olduğu, nitekim davacı tarafından sunulan bir kısım faturalarda davacının dahi taraf olmadığı, davacının taşınmazı kiraladığı üçüncü kişilerce alım yapıldığı, davacının da dilekçesinde bir kısım işlerin dava dışı kiracıları tarafından yapıldığını iddia ettiği gözetildiğinde bu yöndeki iddialarını da ispatlayamadığı değerlendirilmiş, talebi reddedilmiştir. Davalı tarafından 10.11.2023 tarihli cevap dilekçesi ile karşı dava açılmış ise de karşı dava öncesinde davalının dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu yapmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından karşı davada öne sürülen taleplerine yönelik olarak arabuluculuk başvurusu ve arabuluculuk anlaşamama tutanağı tarihi 28.06.2024 olup, davalı- karşı davacının sunduğu tutanağa göre davalının arabuluculuğa başvuru tarihi karşı dava tarihinden sonra 22.05.2024'tür. Nitekim Mahkememizce davalıya karşı davası için dava tarihinden öncesine ilişkin arabuluculuk tutanağını sunmak üzere kesin süre verilmiş ise de kesin süre içerisinde davalı karşı davacı tarafından öne sürdüğü taleplerine yönelik arabuluculuk anlaşamama tutanağı kesin süre içerisinde sunulmamıştır. 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesi şu şekildedir:"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."İlgili hükümden görülebileceği üzere dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu olup, ilgili eksiklik dava açıldıktan sonra tamamlanabilecek bir eksiklik olmadığından davalı karşı davacının davasının arabuluculuk dava şartı yokluğundan usul yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın REDDİNE,2-Karşı davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usul yönünden REDDİNE,4-ASIL DAVA YÖNÜNDEN:-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harç ve 17.863,53-TL tamamlama harcının mahsubu artan 17.517,98-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.120,00- TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davalı ... kendisini kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 158.443,69-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN:-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 1.707,75-TL harcın mahsubu artan 1.092,35-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davacı tarafça yapılan Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş Sayılı dosyasında yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza