Anahtar kelimeler: Şahsen Sahaların İşbirliği Rödovans İmzaladığını Taahhütname Taahhütnamesi Üretim Mühendislerinden Anadolu

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; davacıların, davalı şirket ve ... ... ile 04.06.2010 tarihli rödovans sözleşmesi imzaladığını, yine davalı şirket ile 02.10.2010 tarihinde "işbirliği sözleşmesi" ve yetkilileri ile de şirket adına şahsen sorumlu olduklarına ilişkin taahhütname ve üretim taahhütnamesi imzalandığını, sahaların üretim açısından uygun olduğuna dair şirket mühendislerinden rapor alındığını, ruhsat işlemlerinin tamamlanması için davalı şirkete 30.000,00 TL, ... ...'e 20.000,00 TL ve tekrar para talep etmesine bağlı olarak avans 12.936,00 TL para gönderdiklerini, bir süre sonra davalı şirketin bölgeyi terk ettiğini, ücreti davacı tarafından ödenen çalışan, malzeme, mazot ve kompresör gibi araçları ve işçileri başka bir maden sahasında kullandıklarını öğrendiklerini, mahalline gidildiğinde davalı şirket yetkililerinin başka bir maden firmasına ve esnafa borçlandıklarının öğrenildiğini, rödovans sözleşmesinin (12.) maddesi uyarınca davalıların en başından sözleşmeye aykırı ve kötüniyetli davrandıklarını, şirketin 450.000,00 TL civarında harcama yaptığını, davalıların ise dolandırıcılık denebilecek davranışlarla dürüstlük kuralına aykırı davrandığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, davalıların haksız iktisap ettiği 483.000,00 TL ile temerrüt sebebiyle 500.000 USD cezai şartın davalılardan 3095 sayılı yasa uyarınca işleyecek faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, aksi halde haksız iktisap edilen 483.000,00 TL ile 500.000 USD cezai şartın ödeme günündeki TL karşılığı ile davalılardan 3095 sayılı yasa uyarınca işleyecek faiziyle müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1.Davalılar ... ve ...; taraflar arasındaki sözleşmelerde masrafların davacı ... şirketine ait olduğunun ifade edildiğini, davacı şirketin masraflardan bilgilendirildiğini, henüz işletme izni ve yasal izinleri alınmayan sahada üretim yapmlarının beklenemeyeceğini, işin tek taraflı dudurulmadığını, bu konuda 07.09.2020 tarihinde mutabakata varıldığını, diğer davacı şirketle herhangi bir taaahhüt ya da sözleşme olmadan ortak çalışmalar yaptığını, kendi işe aldıkları işçileri farklı bir sahaya götürdüklerini, sahadan başkaca bir şey çıkarılmadığını, dava dışı şirketlerden kiralanan kompresör ve ekskavatörün kiraya verenlere iade edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.2. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ... tarafından, dava dışı ...'e 32.938,00 TL, davalı ... 52.709,62 TL olmak üzere toplamda 85.647,62 TL ödeme yapıldığı, diğer davacı ... şirketinin 04.06.2010 tarihli rödovans sözleşmesi ile adi ortaklık sözleşmesi mahiyetindeki 02.10.2010 tarihli işbirliği sözleşmesine taraf olmadığı, davacı ... arasında imzalanan işbirliği sözleşmesinden kaynaklanan şirket sorumluluğu ile ilgili olarak diğer davalılar ... ve ... 'nin taahhütname vermek sureti ile davacı ...'ye karşı ... ile birlikte müştereken müteselsilen sorumlu olduklarını kabul ve taahhüt ettikleri, rödovans sözleşmesi ve işbirliği sözleşmesi uyarınca davalı ... sözleşme ile kararlaştırılmış alanda krom madeni çıkarılması için üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği, davacı ...'nin yaptığı giderlerden sorumlu olduğu gerekçesiyle; Davacı ... yönünden alacak davasının kısmen kabulü ile 85.647, 62 TL'nin temerrüt tarihi olan 25.10.2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 2/2 hükmü uyarınca davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; diğer davacı ... yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; rödovans sözleşmesi ve buna bağlı olarak yapılan işbirliği sözleşmesi gereği davalı şirketin sözleşme ile kararlaştırılmış alanda krom madeni çıkarılması için üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği, bu nedenle davacının yaptığı giderlerden sorumlu olduğu, bu hususta dosya içeriğine uygun ve gerekçeli bilirkişi raporu dikkate alınarak raporda belirtilen miktar yönünden davanın davacı ... şirketi yönünden kısmen kabulüne, diğer talepleri ispat edilemediğinden reddine karar verilmesinde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili; davacı ... yönünden husumet red kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davalı tarafa şirket kuruluşu, personel iaşesi, demirbaş ve ekipman satın alımı için ödeme yapıldığı belli iken fazlaya dair istemin reddedildiğini, cezai şart bedeli talebinin ise gerekçesiz olarak reddedildiğini, sözleşme hükmü gereğince cezai şartın koşulları gerçekleştiğinden talebin kabulü gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklı alacak ve cezai şart alacağı isteminde ilişkindir. 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, 04.06.2010 ve 02.10.2010 tarihli sözleşmeler taraf olmayan davacı ... yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olmasına göre; davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Davacı ...'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun (6098 sayılı Kanun) 620. maddesinin birinci fıkrasına göre; adi ortaklık, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, diğerinin kabiliyet ve şahsına güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, ortak amacın gerçekleşmesini sağlayarak katılım paylarını ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.Ortaklığın varlık sebebi olan amaç birlikteliğinin bir sonucu olarak, ortaklar arası ilişki karşılıklı güven ve iyi niyet temeline dayanmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 10.04.1991 tarihli ve ███████-76 E., ████████ K. sayılı kararında da belirtildiği üzere ortaklar öteki sözleşmelerden tamamen farklı şekilde, emeklerini ve katılım paylarını ortak bir amaç için birleştirdiklerinden, aralarında sıkı bir işbirliği kurulur ve güvene dayanan bu işbirliği ilişkisi nedeniyle ortaklar birbirlerinin vekili gibi, ortaklık işlerinden dolayı özenle hareket etmek, ortakları zarara uğratmamak durumdadırlar. Buna bağlı olarak, adi ortaklığa esas doğruluk ve güven ilkesi, kanunda açıkça belirtilmemiş olmasına rağmen, ortakların sadakat ve eşit işlem borcunu da beraberinde getirir. Sadakat borcu gereği ortaklar müşterek amacı engelleyen her türlü davranıştan kaçınmalı, sadece kendi menfaatlerini değil ortaklığın amacını koruyabilmek için diğer ortakların menfaatlerini de gözetmelidir. Eşit işlem borcu da, ortaklara ortaklıkla ilişkilerinde iradi olarak eşit olmayan bir şekilde davranılmaması anlamına gelir ve tıpkı sadakat borcu gibi doğruluk ve güven ilkesinin adi ortaklığa özgü tezahür şeklidir. Somut olayda; davacı ... ile dava dışı ruhsat sahibi ... arasında imzalanan 04.06.210 tarihli rödovans sözleşmesinin "Taraflar" başlıklı (1.) maddesinde rödovansçı ...'nin rödovans sözleşmesine konu madenlerin işletme hakkını sözleşmede işletmeci olarak anılacak olan Hatay Madenciliğe devredeceği, "Yapılacak Çalışmalar" başlıklı (4.) maddesinde ise tüm müracaat ve izinlere ilişkin yasal hadler içindeki tüm harç ve masrafları rödovansçı tarafından karşılanacağı, sözleşme süresince kiralanan yerde madencilik faaliyetlerinin sorumluluğunun tamamen işletmeciye ait olacağı düzenlenmiş; rödovansçı ... ile işletmeci ... arasında imzalanan 02.10.2010 tarihli işbirliği sözleşmesinin "B-Sözleşmenin Konusu" başlıklı maddesinde işbirliği sözleşmesinin konusu, ... ve ... belirlenen alanlarda metal madeni aramaları, bu madenlere ilişkin gerekli izin, ruhsat ve diğer prosedürleri yerine getirmeleri, maden işletmeleri, bulunan madenleri yurt içinde ve yurt dışında pazarlamaları, iç ticaret ve dış ticarete ilişkin prosedürleri birlikte takip etmeleri ve oluşan kârı, her türlü giderler vergi, resim, harç ve karşılıklar ayrıldıktan sonra eşit olarak paylaşmaya ilişkin usul ve esaslar olarak ifade edilmiş, sözleşmede cezai şart hükmüne de yer verilmiştir. Söz konusu işbirliği sözleşmesi, adi ortaklık sözleşmesi niteliğindedir. Davacı; davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmeyerek maden alanını terk ettiğini, yapılan harcamalarla haksız kazanç elde etmeye çalıştığını ileri sürerek alacak ve cezai şart bedeli isteminde bulunmuş, davalı şirket ise iş durdurma kararı alarak arama faaliyetinin mutabakat ile durdurulduğunu, işçi ve ekipmanların başka bir sahaya aktarıldığını savunduğu gözetildiğinde, davacının adi ortaklığa ilişkin taleplerinin ortaklığın fesih ve tasfiyesini içerdiğinin kabulü gerekir. Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık mal varlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, katılım payları ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır.Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir.Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Adi ortaklığın tasfiyesindeki aşamalar şu şekilde gerçekleşecektir:Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde Mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmeli.İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri tasfiye memuru marifetiyle saptanmalı,Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru, tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hâkim, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyip, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davacının talebinin adi ortaklığın fesihi tasfiyesi ile cezai şart bedeli istemine ilişkin olduğu dikkate alınarak, tasfiye hükümlerinin uygulanması, cezai şart hükmünün değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacılar vekilinin davacı .... yönünden temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Davacı ... tarafından Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı ... yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.